Tahran yönetimi; ABD'nin dâhil olmadığını iddia ettiği görüşmeler neticesinde, İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçecek gemiler için coğrafi rota üzerinde anlaştığını duyurdu. Aynı anlarda Trump ise İran ile yürütülen Hürmüz müzakerelerinin "gayet iyi ilerlediğini" öne sürdü.
İran ve Umman Çarşamba günü, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçmesi önerilen nakliye rotasının coğrafi koordinatları olarak adlandırdığı hususta nihai anlaşmaya vardı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran ve Umman'ın teknik, hukuki, güvenlik ve çevre odaklı maddeleri içeren anlaşmaya ilişkin ortak bir bildiri hazırlığında olduğunu belirtti.
Bu tür bir anlaşmanın en kritik boyutunu, Tahran'ın stratejik su yolu üzerinde egemenlik hakkı iddia ederek geçiş ücreti talep etme ısrarı oluşturuyor. Bu durum, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca seyrüsefer serbestisinin korunması gerektiğini savunan ABD ve Körfez ülkelerinin tutumuyla doğrudan çelişiyor.
Bekayi, ABD'ye "üçüncü taraf" göndermesinde bulunarak, "Belirli üçüncü tarafların süreci engellememesi kaydıyla, iki ülkenin üzerinde mutabık kaldığı ana hususları ve maddeleri özetleyen ortak bir bildiri metni de gözden geçirilmekte ve son hâline getirilmektedir" dedi.
Ancak Bekayi, "ABD'nin deniz ablukası ile İran ve çıkarlarına yönelik diğer eylemleri sürdüğü sürece" İran-Umman anlaşmasının tek başına Hürmüz'deki seyrüsefer güvenliğini garanti edemeyeceğinin altını çizdi.
Tahran'ın bu açıklaması, İran ile Umman arasında iki aydır süren ve İran tarafının ABD ile Haziran ayında imzalanan Mutabakat Zaptı'na uygun olduğunu belirttiği müzakerelere ilişkin yoğun spekülasyonların ardından geldi.
ABD-İran görüşmelerine dair çelişkili açıklamalar
Çarşamba günü erken saatlerde İran devlet televizyonu, İran-Umman görüşmelerinin Hürmüz Boğazı'nda iki ülkenin kontrolünde olacak bir "orta koridor" oluşturulmasına odaklandığını bildirdi.
Bir diğer İran devlet yayın organı ise anlaşmanın, Tahran'ın "ABD ihlalleri" olarak adlandırdığı durumlar sebebiyle boğazın derhal açılmasıyla sonuçlanmayacağını ve müzakerelerin "ABD ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını" aktardı.
Devlet kanalı IRIB, "Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, ABD'nin tutumunu değiştirmesine ve ihlallerini düzeltmesine bağlıdır," ifadelerine yer verdi.
Buna karşın ABD Başkanı Donald Trump, Salı gecesi ABD'li yayın kuruluşu Fox News'a verdiği röportajda ABD'nin Hürmüz müzakerelerinin bir parçası olduğunu ve sürecin "gayet iyi ilerlediğini" iddia etti.
Trump, "Boğaz çok yakın zamanda açılacak ya da çok sert bir darbe alacaklar ve ardından boğaz yine açılmış olacak" dedi.
Küresel deniz yoluyla petrol ticaretinin yaklaşık dörtte birinin gerçekleştiği hayati enerji geçiş noktası olan su yolu, ABD ve İsrail'in Şubat ayı sonlarında düzenlediği saldırıların ardından İran tarafından fiilen kapatılmış ve enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açmıştı.
İsrail askeri istihbarat araştırma dairesinin eski başkanı Danny Citrinowicz, X platformunda yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Hürmüz Boğazı'nın kriz öncesi statüsüne kavuşturulmasının, ya İran'da bir rejim değişikliğini ya da su yolunda kontrol sağlamak adına kesintisiz bir askerî çabayı gerektireceği ilk günden beri açıktı."
Citrinowicz, "Getireceği devasa maliyetler ve uzun vadeli taahhütler düşünüldüğünde, her iki seçenek de Washington açısından siyasi veya stratejik olarak kabul edilebilir değildi. Bazen en az arzulanan seçenek, tek gerçekçi seçenektir" yorumunda bulundu.