AB ülkeleri, güvenlik tehdidi olarak değerlendirilen veya ağır suçlardan hüküm giymiş düzensiz göçmenlerin geri gönderilmesi amacıyla Afganistan’daki Taliban yönetimiyle temas kuruyor. Ancak böyle bir anlaşmanın siyasi maliyetler doğurabileceği, bazı tavizler gerektirebileceği belirtiliyor.
Avrupa Birliği’nin (AB) düzensiz göçmen statüsündeki Afganları geri gönderme çabaları, temel bir ikilemi beraberinde getiriyor. Bir yandan uzun süredir çözülemeyen Afganların geri gönderilmesi meselesine çözüm bulunmaya çalışılırken, diğer yandan 2021’de iktidarı ele geçiren ve AB tarafından resmen tanınmayan Taliban yönetiminin meşrulaştırılmasından kaçınılıyor.
Birleşmiş Milletler (BM) ve göç uzmanları, AB’nin Afganların geri gönderilmesine ilişkin siyasi açıdan hassas süreci yönetirken, diplomatik meşruiyet arayışındaki Taliban yönetimine yönelik boykotu sürdürmesinin giderek daha zor hale geleceği uyarısında bulunuyor.
Bu gerilim, salı günü Avrupa Komisyonu ve 15 üye ülkeden yetkililerin, düzensiz Afgan göçmenlerin geri gönderilmesini hızlandırmak amacıyla Brüksel’de Taliban heyetiyle gizli bir görüşme yapmasıyla ortaya çıktı. Görüşmede, özellikle “ciddi suçlar işlemiş veya güvenlik tehdidi oluşturan” kişilerin geri gönderilmesinin önceliklendirildiği belirtildi.
Tartışmalı toplantı, beş ay önce Kabil’de yapılan ilk temasın ardından gerçekleşti ve Taliban temsilcilerinin ilk kez Brüksel’e davet edilmesiyle dikkat çekti. Görüşme, insan hakları çevrelerinden sert tepki aldı.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Euronews’e yaptığı açıklamada, “Afganistan’daki çok ciddi insan hakları durumu nedeniyle zorla geri göndermelere karşıyız,” dedi. Türk, suç işlemiş kişilerin Avrupa’da yargılanması gerektiğini ancak insanların işkence riski bulunan ülkelere geri gönderilemeyeceğini vurguladı.
Son verilere göre, geçen yılın ilk dokuz ayında AB ülkelerinde 14 bin 270 Afgan için ülkeyi terk etme kararı verildi, ancak yalnızca 340 kişi geri gönderildi. Bu oran yaklaşık yüzde 2’ye denk gelirken, AB ortalaması olan yaklaşık yüzde 29’un oldukça altında kaldı.
Uluslararası yükümlülük tartışması
Tartışmalı toplantının ardından AB İçişleri Komiseri Magnus Brunner, düzenlediği basın toplantısında Afganistan’daki Taliban yönetiminin kendi vatandaşlarını geri kabul etmesinin “uluslararası bir yükümlülük” olduğunu söyledi.
İsveç Göç Bakanı Johan Forssell ise ülkesinin çıkarlarını korumak için müzakere yürütmek zorunda olduklarını belirterek görüşmeyi savundu.
Prensipte ülkelerin kendi vatandaşlarını geri kabul etmesi beklenirken, Afganistan’ın bugüne kadar bu konuda iş birliği yapmadığı ve herhangi bir anlaşma ya da teşvik olmadan bunu yapmasının düşük ihtimal olduğu ifade ediliyor.
Komiser her ne kadar Taliban’a yönelik herhangi bir “taviz” ihtimalini reddetse de, fiili yöneticilerle müzakerenin kolay olmayacağı değerlendiriliyor.
Meşruiyet arayışı
Taliban’ın AB ile yürütülen temaslarda öne sürdüğü taleplerden biri, Avrupa’da Afgan konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılması oldu. Afgan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abdul Kahar Balkhi, bunun hedeflerinin “çok sayıda zorlukla karşı karşıya olduğunu” söyledi.
Uzmanlara göre, konsolosluk hizmetleri ve diplomatik temsilciliklerin kurulması, Taliban yönetimi için hem iç meşruiyet sağlamak hem de uluslararası normalleşme sürecini ilerletmek açısından kritik önem taşıyor. Bu adımlar aynı zamanda yurt dışındaki muhalifler üzerinde kontrol sağlama amacı da taşıyabilir.
Afganistan dışındaki birçok büyükelçilik ve konsolosluğun hâlâ Kabil ile bağlantısının bulunmadığı, çünkü personelin eski hükümet tarafından atandığı belirtiliyor.
Afganistan üzerine çalışan Amnesty International araştırmacısı Zaman Sultani, Taliban’ın bazı bölgelerde konsoloslukları devraldığını ve benzer bir sürecin Avrupa’da da yaşanabileceğini söyledi.
İnsan hakları aktivisti Behrouz Asadi ise Afganların kimlik doğrulama işlemleri için bu konsolosluklara başvurduğunu, ancak Taliban açısından bunun insan hakları savunucuları ve muhaliflere dair verilere erişim anlamına gelebileceğini ifade etti.
'Operasyonel temas'
Brüksel’deki toplantının tartışmalı hale gelmesi nedeniyle Avrupa Komisyonu ve AB ülkeleri görüşmeyi büyük ölçüde kamuoyundan gizli tuttu ve bunu “operasyonel temas” olarak tanımladı.
Brüksel merkezli European Policy Centre’dan göç uzmanı Virginie Jacob, sürecin kamuoyu tepkisinden kaçınmak için “operasyonel görüşmeler” olarak çerçevelendiğini söyledi.
Bir AB diplomatı ise konunun birçok üye ülke açısından oldukça hassas olduğunu belirtti.
Belçika’da Dışişleri Bakanı Maxime Prévot’un Taliban heyetinin davet edilmesine karşı çıktığı, ancak Göç Bakanlığı temsilcilerinin görüşmeye katıldığı aktarıldı.
Sivil toplum kuruluşları da toplantıyı sert şekilde eleştirdi ve Avrupa Komisyonu önünde protesto düzenlendi.
Jacob, AB ülkelerinin sınır dışı politikalarını artırma hedefi doğrultusunda diplomatik kanallar kurmaya hazır göründüğünü ancak bunun kamuoyu açısından tartışmalı olduğunu söyledi.
Uzmanlara göre AB’nin Taliban yönetimine finansal bir destek sunması şu aşamada düşük ihtimal olarak görülüyor.
Ancak olası geniş çaplı geri dönüşlerin hem Afganistan’ın mevcut koşulları hem de geri dönen bireyler açısından yeni bir insani krize yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Birleşmiş Milletler’in kasım ayında yayımladığı rapora göre Afganistan, mevcut koşullar altında geri dönen vatandaşları topluma entegre etme kapasitesine sahip değil.
Zaman Sultani, ülkedeki insan hakları ihlallerine dikkat çekerek, Afganistan’ın geri gönderimler için uygun bir ülke olmadığını söyledi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı’nın bu haber için görüşüne başvuruldu.