Avrupa Komisyonunun mart ayında açıkladığı orman yangını stratejisi yetersiz kalırken İspanya ve Fransa'da geniş çaplı tahliyeler yapıldı, binlerce hektar alan yandı. AB ülkeleri ise orman yönetimine ilişkin temel düzenlemelerde ilerlemeyi engelledi.
Avrupa Komisyonu’nun mart ayında açıkladığı ve uzun süredir beklenen orman yangını stratejisi, yaklaşımda önemli bir değişiklik olarak sunulmuştu. Strateji, yangınlar çıktıktan sonra yalnızca söndürmeye odaklanmak yerine önleyici tedbirlere öncelik verilmesini öngörüyordu.
Aradan dört ay geçerken İspanya ve Fransa, son yılların en kötü orman yangını sezonlarından biriyle karşı karşıya kaldı. Bu durum, Brüksel’in hedefleriyle sahada kaydedilen sınırlı ilerleme arasındaki farkı gözler önüne serdi.
Alevlerin Güney Avrupa’ya yayılmasıyla birlikte Avrupa Komisyonu, acil müdahale yerine yangınları önlemeye öncelik verme sözünün bu yaz herhangi bir değişiklik yaratamayacak kadar geç verilip verilmediği konusunda artan eleştirilerle karşı karşıya.
Mart ayında açıklanan strateji, düşünce biçiminde önemli bir değişime işaret ediyordu. Brüksel, Avrupa Birliği’nin (AB) giderek şiddetlenen yangınları önlemek yerine uçak, itfaiyeci ve acil müdahale ekipleriyle söndürmeye dayanan maliyetli bir döngüye sıkıştığını kabul etmişti.
Ancak AB yönetiminin orman yangınlarıyla mücadele stratejisindeki temel önlemlerin büyük kısmı hâlâ kâğıt üzerinde ve uygulamaya geçirilmeyi bekliyor.
Komisyon; onlarca yıldır terk edilen tarım arazilerinin, bakımsız ormanların, uzun süreli kuraklığın ve yükselen sıcaklıkların kıta genelinde çam ve okaliptüs gibi kolayca tutuşabilen geniş bitki örtüsü alanları oluşturduğunu kabul etti. Komisyonun çözümü, bu alanları yanmadan önce uygun şekilde yönetmekti.
Bunun için çiftçilere ve ormancılara ormanları seyreltmeleri, hayvanları otlatmaları ve terk edilmiş arazileri yeniden kullanıma kazandırmaları karşılığında ödeme yapılması önerildi. Ayrıca nemi korumak ve yangınların yayılmasını doğal yollarla yavaşlatmak amacıyla sulak alanların, turbalıkların ve taşkın ovalarının restore edilmesi planlandı.
Ancak bu önlemlerin hiçbiri, bu yaz hâlihazırda devam eden yangınların oluşturduğu riski azaltabilecek durumda değil.
AB Çevre Komiseri Jessika Roswall, 26 Mayıs’ta Brüksel’de düzenlenen tarım bakanları toplantısında Komisyonun "orman yönetimine ilişkin yeni bir girişim planlamadığını" ve "bu aşamada ilave göstergeler ya da yönergeler hazırlamayacağını" söyledi.
Bunun yerine Avrupa, Komisyon'un artık yeterli olmadığını daha önce kabul ettiği acil müdahale araçlarına yeniden başvurdu. Ülkelerin art arda yardım talep etmesi üzerine rescEU yangın söndürme uçakları görevlendirildi, sınır ötesi itfaiye ekipleri gönderildi ve sivil koruma kaynakları harekete geçirildi.
Avrupa’nın orman yangını politikasındaki temel zayıflık ise sürüyor. Büyük yangınların ardından siyasi ilgi ve finansman hızla artarken sonuç vermesi yıllarca düzenli yatırım gerektiren önleyici arazi yönetimi geri planda kalıyor.
Komisyon da geçmişte acil müdahaleye kıyasla yangınların önlenmesine çok daha az önem verildiğini kabul etmişti. Mart ayında açıklanan plan, Avrupa’nın giderek ağırlaşan orman yangınlarının nedenleri yerine sonuçlarıyla mücadele ettiğinin fiilen itirafı niteliğindeydi.
Sorumluluk yalnızca Komisyon'da değil
Ancak önerilerin büyük bir bölümü Brüksel’den çok üye ülkelerin atacağı adımlara bağlı.
Orman yönetimi, arazi kullanımının planlanması ve sivil koruma büyük ölçüde ulusal yetki alanında kalmayı sürdürüyor. Önleyici tedbirlere ayrılacak finansmanın önemli bir bölümünün ise AB’nin tarım fonları ve gelecekteki bütçeleri üzerinden sağlanması bekleniyor.
Komisyon teşvikte bulunabilir, koordinasyon sağlayabilir ve finansman sunabilir. Ancak uygulama konusundaki asıl sorumluluk hükümetlere, bölgesel yönetimlere, çiftçilere ve arazi sahiplerine ait.
AB Konseyi’nde yıllardır orman yönetiminin Birlik düzeyinde düzenlenmesine karşı çıkan ve kararları engelleyebilecek büyüklükte bir azınlık bulunuyor.
İsveç ve Finlandiya, AB’nin orman politikalarındaki etkisinin artırılmasına yönelik itirazlara geleneksel olarak öncülük ederken Fransa da önemli düzenlemelerde sık sık bu ülkelere katıldı. Sürdürülebilir orman yönetiminin büyük ölçüde ulusal yetki alanında kalması gerektiğini savunan Paris, 2024’te Doğa Restorasyonu Yasası’nın ilerlemesinin önünde duran ülkelerden biri oldu. Fransa ayrıca Brüksel’in üye ülkelerin ormanlarını yönetme biçimleri üzerindeki etkisinin artırılmasına defalarca karşı çıktı.
Birçok AB ülkesi, 2024 boyunca Komisyonun önerdiği Orman İzleme Yasası’na da güçlü biçimde itiraz etti. Bu ülkeler, düzenlemenin Brüksel’e ulusal orman politikaları üzerinde gereğinden fazla yetki vereceğini savundu.
AB ülkelerine yönelik bütünleşik orman yangını risk yönetimi tavsiyesi 29 Haziran’da kabul edildi ancak bağlayıcı niteliği bulunmuyor. Komisyonun sulak alanları ve yeniden canlandırılan ekosistemleri doğal yangın şeritleri olarak kullanma hedefinin arazi yapısını değiştirmesi ise yıllar alacak.
Fern adlı sivil toplum kuruluşunun orman ve iklim kampanyacısı Martin Pigeon, Gironde bölgesindeki çam plantasyonlarında binlerce hektarı küle çeviren büyük yangının "kesinlikle öngörülebilir" olduğunu söyledi.
"Bugün yanan bazı alanlar dört yıl önce de yanmıştı ancak bu bölgelere yeniden çam dikildi. Ana akım ormancılık sektörü, tek tip ağaç plantasyonlarının kurulup tamamen kesilmesine dayanan bir döngüye sıkışmış durumda. Bu döngünün maliyetini toplumun tamamı ödüyor. Buna karşın sektörün orman politikası üzerindeki etkisi, AB’nin orman yönetimine ilişkin anlamlı bir düzenleme yapmasını bugüne kadar engelledi," diyen Pigeon, Euronews’e şu değerlendirmede bulundu:
"Toplum, bu sektörün görece sınırlı kârları uğruna ortaya çıkan devasa ekonomik, iklimsel ve sağlık maliyetlerini daha ne kadar ödeyecek?"
İklim bilimciler, Avrupa’daki yangın sezonunun giderek uzadığı, şiddetlendiği ve daha öngörülemez hale geldiği konusunda defalarca uyarıda bulundu.
Komisyonun stratejisinde de ormanlar ve kırsal alanlar yangınlara karşı daha dayanıklı hale getirilmedikçe acil müdahale kapasitesinin tek başına yeterli olmayacağı kabul ediliyor.
Bir Komisyon yetkilisi de özel bir görüşmede, "Önümüzdeki yıllarda durumu iyileştirmek için ele almamız gereken en önemli konunun orman yönetimi olduğunu kabul etmeliyiz," dedi.