İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, göç akışlarına daha sıkı denetim talep eden ortak bir belge yayınladı.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, pazartesi günü Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile ortak bir bildiri yayınlayarak, "kontrolsüz göçle" mücadelede ortak bir cephe oluşturduklarını teyit etti ve Avrupa'nın Hristiyan kültürel mirasını "koruma" sözü verdi.
Açıklamada, ikilinin Avrupa hükümetlerinin tek kadın liderleri olduğuna ve farklı siyasi geçmişlerden ile coğrafi gerçekliklerden gelmelerine rağmen Avrupa'yı savunma konusundaki kararlılıklarıyla birleştiklerine dikkat çekildi.
Meloni, Facebook üzerinden yaptığı paylaşımda, "Avrupa'ya yönelik kontrolsüz göçü kabul etmiyoruz; hem kendi ülkelerimizde hem de Avrupa genelinde sıkı bir göç politikası teşvik ettik" ifadelerini kullandı.
Paylaşımda şu ifadelere yer verildi: "Yasa dışı göçün toplumlarımız üzerindeki olumsuz etkilerini kimse inkar edemez: Artan suç oranları, kamu hizmetleri üzerindeki baskının tırmanması ve kamu güveninin zedelenmesi. Ülkelerimizde kalma hakkı bulunmayan yasa dışı göçmenlerin şiddet suçları işlemesi, uyuşturucu ticareti yapması veya cinsel şiddetten sorumlu olması özellikle ciddi bir durumdur."
Frederiksen ve Meloni, bilhassa on binlerce düzensiz göçmenin saatler içinde sınırı geçtiği İspanya'nın Ceuta ekslavındaki krizden bu yana, AB bünyesinde daha katı bir göç politikasının en yüksek sesli savunucuları olarak öne çıktı.
Buna karşılık İtalya ve Danimarka; yasa dışı göçle mücadele etmek, dış sınırları güçlendirmek ve "çekici faktörler" olarak adlandırılan etkenlerle mücadele etmek amacıyla AB kurumlarına hitaben yazılan ve toplam 22 üye ülke tarafından imzalanan açık mektuba öncülük etti.
İki lidere göre, sıradan vatandaşlar kontrolsüz göçün bedelini uzun süredir çok ağır ödedi. Ciddi suçlar işleyen göçmenlere karşı daha katı bir yaklaşım benimsenmesinin, toplumlar için daha fazla güvenlik ve koruma anlamına geleceğini savunuyorlar.
Paylaşımın devamında, İtalya'nın Arnavutluk'ta denediği ve yakın zamanda tartışmalı bir AB yasasına da giren geri dönüş merkezlerine atıfta bulunularak şu ifadeler yer aldı: "Peki daha başka ne yapabiliriz? Üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezlerinin yanı sıra Avrupa dışında başka yenilikçi çözümler de kurmamız gerekiyor. Bu konu üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyoruz."
Açıklamada ayrıca, "Ancak bu yeterli değil. Yasalarımıza uyulması, Avrupa değerlerine saygıyla el ele gitmelidir. Bu durum düzensiz göçmenler için olduğu kadar ülkelerimizde ve Avrupa genelinde yasal olarak yaşayan milyonlarca yabancı uyruklu kişi için de geçerlidir" denildi.
İki başbakan için göç meselesi nihayetinde Avrupa'nın Hristiyan kültürel mirasına ve ortak değerlerine saygı gösterilmesi noktasına dayanıyor ve her iki lider de bu değerleri savunma sözü veriyor.