Avrupa Komisyonu, 17 Temmuz’da AB’nin iklim aracı Emisyon Ticaret Sistemi’ni (ETS) yenilemeyi önerdi. Euronews, ETS’nin ne olduğunu, neden güncellendiğini ve neden AB gündeminde tartışma yarattığını açıklıyor.
Avrupa Komisyonu’nun Avrupa Birliği’nin karbon piyasası olan Emisyon Ticaret Sistemi’ne (ETS) ilişkin revizyon önerisi 17 Temmuz’da açıklandı. Düzenleme, sistemi tamamen kaldırmak isteyen kesimlerin aylar süren yoğun lobi faaliyetlerinin yanı sıra ETS’nin mevcut haliyle korunması veya yalnızca sınırlı değişiklikler yapılması gerektiğini savunan görüşlerin ardından gündeme geldi.
ETS’nin gözden geçirilmesi; iklim hedefleri, sanayinin rekabet gücü ve enerji maliyetleri arasındaki kesişim noktasında yer alması nedeniyle AB’nin en önemli iklim politikası tartışmalarından biri olmaya hazırlanıyor.
Euronews’in hazırladığı açıklayıcı haberde ETS’nin temel işleyişi, düzenlemenin geleceği açısından nelerin tehlikede olduğu ve ETS’nin neden AB gündeminde bu kadar önemli bir konu haline geldiği ele alınıyor.
ETS nedir?
ETS, AB’nin toplam emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ından sorumlu ağır sanayi sektörlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltmak amacıyla kullanılan bir emisyon ticareti sistemi. Sistem kapsamında belirli sektörlerin atmosfere saldıkları karbon için ödeme yapması gerekiyor. Buna göre şirketlerin saldıkları her bir ton karbondioksit (CO2) için ETS kapsamında emisyon tahsisatı satın alması gerekiyor.
Bazı sektörlere ise ücretsiz emisyon tahsisatı veriliyor. Bu uygulama, şirketlerin daha gevşek çevre kurallarına sahip ülkelere taşınmasının, yani karbon kaçağının, önüne geçmeyi amaçlıyor.
Önceki ETS tasarımında, ücretsiz tahsisatların 2039 yılına kadar tamamen kaldırılması öngörülüyordu.
Emisyonların AB’nin iklim hedefleriyle uyumlu şekilde azaltılmasını sağlamak amacıyla toplam tahsisat miktarı her yıl düşürülüyor.
Komisyon ise sanayinin rekabet gücüne ilişkin endişeleri gidermek amacıyla sistemi 2039 sonrasına da uzatmayı ve sanayi sektörlerine belirli koşullara bağlı olarak ücretsiz tahsisat vermeye devam etmeyi önerdi. Bunun nedeni, çok sayıda sanayi sektörünün bu tarihten sonra da bir miktar emisyon üretmeye devam etmesinin beklenmesi.
Komisyon ETS’yi neden revize ediyor?
ETS, AB’nin Kyoto Protokolü kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesine yardımcı olmak amacıyla 2005 yılında hayata geçirildi. Kyoto Protokolü, sera gazı emisyonlarını azaltmayı hedefleyen dünyanın ilk yasal olarak bağlayıcı uluslararası anlaşmasıydı. ETS, o tarihten bu yana kapsadığı sektörlerdeki sera gazı emisyonlarını yaklaşık yüzde 50 azalttı.
Mevcut ETS sistemi, AB’nin 2030 iklim hedeflerine dayanıyor. Bu hedefler, 2021’de kabul edilen Avrupa İklim Yasası kapsamında, 1990 seviyelerine kıyasla sera gazı emisyonlarının yüzde 55 azaltılmasını öngörüyor. AB ayrıca 2050 yılına kadar yasal olarak net sıfır emisyona ulaşmakla yükümlü.
AB şimdi bunun yanı sıra 2040 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını yüzde 90 azaltmayı öngören bağlayıcı bir ara iklim hedefi de kabul etti.
Komisyon, yatırımlar için öngörülebilirlik ve istikrar gerektiğini, ETS’nin de yeni hedefe ulaşılabilmesi için buna uygun şekilde yeniden ele alınması gerektiğini belirtiyor.
ETS’nin dördüncü yasama revizyonu kapsamında Komisyon, ücretsiz emisyon tahsisatı ve piyasanın işleyişi gibi temel unsurların AB’nin iklim hedefleri ile rekabet gücü arasındaki dengeyi sağlamaya devam edip etmediğini değerlendirecek.
Hangi sektörler ETS kapsamında?
Demir-çelik, çimento, kimya, petrol rafinerileri, kağıt ve kağıt hamuru, cam, seramik ve alüminyum sektörleri ETS kapsamında bulunuyor. Havacılık ve deniz taşımacılığı da sistemin kısmen kapsamında.
Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) içindeki uçuşlarda şirketlerin neden oldukları emisyonlar için ödeme yapması gerekiyor. Komisyonun yeni önerisine göre, Avrupa’ya 5 bin kilometreye kadar mesafedeki noktalardan gelen uluslararası uçuşlar da 2029’dan itibaren CO2 emisyonları için ödeme yapmak zorunda olacak.
AB limanlarına uğrayan büyük gemiler ise 2024’ten bu yana ETS kapsamına dahil. Denizcilik şirketlerinin bildirdikleri emisyonların tamamından sorumlu hale gelmesi ise kademeli olarak gerçekleşiyor.
ETS’den elde edilen gelirlerin, ağır sanayinin karbonsuzlaştırılması da dahil olmak üzere temiz teknolojilere yönlendirilmesi amaçlanıyor. Genellikle karbonsuzlaştırılması daha zor olan ağır sanayi sektörlerinde yeşil dönüşümü hızlandırmak hedefleniyor.
Sistemin temel amacı, sanayiyi daha az kirletmeye teşvik ederken elde edilen gelirleri de yeşil dönüşümün finansmanında kullanmak.
Ne söz konusu?
Karbon piyasasındaki değişikliklerin ardından, karbonun pahalı mı ucuz mu fiyatlanacağına bağlı olarak hem kazananlar hem kaybedenler olacak. Revizyon, Avrupa'nın yeşil dönüşümünün hangi hızla finanse edileceğini de belirleyebilir.
ETS, hayata geçirildiğinden bu yana toplam 265,7 milyar euro gelir sağladı. Bunun büyük bölümü doğrudan AB ülkelerine aktarıldı. Gelirin bir kısmı ise temiz teknolojilere yönelik inovasyon ve enerji dönüşümünü destekleyen AB fon programlarına kanalize ediliyor.
2013'ten 2025 sonuna kadar ETS açık artırmalarından 258 milyar avronun üzerinde gelir elde edildi. Yalnızca 2025'te gelir 43 milyar euroyu aştı. Bunun yaklaşık 24 milyar avrosu doğrudan üye ülkelere gitti. Ancak bu kaynakların tamamı enerji dönüşümüne ayrılmadı.
Komisyon şimdi üye devletlerin ETS gelirlerinin en az yüzde 50'sini yurt içi sanayinin karbonsuzlaştırılmasına ayırmasını istiyor. Bu talep siyasi açıdan önemli, zira birçok maliye bakanlığı bugüne kadar ETS gelirlerini genel bütçeyi desteklemek için kullandı.
Kim kaldırılmasını, kim korunmasını istiyor?
Çok sayıda sanayi kolu, özellikle kimya sektörü, ETS'yi yüksek elektrik fiyatlarının başlıca sorumlularından biri olarak işaretleyerek gündemin ön sıralarına taşıdı.
Bu kesimler, yüksek enerji fiyatlarının Avrupa'da fabrikaların kapanmasına yol açtığını, ucuz Rus gazından vazgeçildikten sonra üretimin tam olarak toparlanamadığını savunuyor. Karbon maliyetlerinin elektrik faturalarına yansıtılması, Çin ve ABD karşısında zaten zayıflayan rekabet güçlerini daha da aşındırdığı iddia ediliyor.
Sanayinin bu talepleri, İtalya'nın ETS'nin tamamen kaldırılmasını açıkça istemesiyle bazı AB ülkelerinden de destek buldu. Fosil yakıtlara geleneksel olarak daha bağımlı olan Avusturya, Çekya, Slovakya, Macaristan ve Polonya da yüksek karbon maliyetlerine karşı safta yer aldı.
Portekiz, İspanya, Danimarka, Finlandiya ve büyük miktarda yenilenebilir enerji üreten ülkeler ise, karbonsuzlaşmaya ihtiyaç duyan sektörler için önemli gelir sağladığını vurgulayarak, Komisyon nezdinde ETS'nin korunması ve iklim hedeflerinden geri adım atılmaması için kulis yaptı.
İlginç bir şekilde, ağır sanayi içinde faaliyet gösteren ve operasyonlarını karbonsuzlaştırmak için halihazırda temiz teknolojilere yatırım yapmış bazı şirketler de sistemi tamamen kaldırmak yerine daha güçlü bir ETS'den yana tutum aldı; yatırımlarının boşa gitmesinden ve düzenleyici çerçevedeki öngörülebilirliğin kaybolmasından endişe ediyorlar.
Ancak ETS'yi destekleyenler arasında bile, çok sayıda AB ülkesi, zayıf seyreden rekabet ortamı nedeniyle sanayiye daha fazla ücretsiz tahsisat verilmesini talep ediyor.
ETS neden tartışmalı hale geldi?
Tartışmanın özü, temel bir denge arayışına dayanıyor.
Destekçiler, kirliliği pahalı hale getirip daha temiz teknolojileri ödüllendirdiği için emisyonları azaltmanın en maliyet etkin yolunun ETS olduğunu savunuyor.
Eleştirmenlere göre ise güçlü destek mekanizmalarıyla takviye edilmediği sürece sistem enerji maliyetlerini artırabilir, Avrupa sanayisini dezavantajlı konuma düşürebilir ve hanehalkını orantısız biçimde etkileyebilir; zira AB, karayolu taşımacılığı ve binalar için yakıt tedarikçilerini kapsayan ayrı bir mevzuat olan ETS2'yi 2028'den itibaren başlatmayı planlıyor.
Tüketiciler ETS tahsisatlarını doğrudan satın almayacak; ancak yakıt tedarikçilerinin karbon maliyetinin bir kısmını benzin, dizel, doğal gaz ve kalorifer yakıtı gibi ürünlerin fiyatlarına yansıtması bekleniyor.
Sonraki adımlar
Şimdi bayrak, yaz tatilinin ardından siyasi müzakerelere başlayacak olan AB'nin ortak yasa koyucuları Avrupa Konseyi ile Avrupa Parlamentosuna geçmiş durumda.
Bununla birlikte Komisyon, kapsamlı ETS reformunun AB'nin en tartışmalı iklim dosyalarından birine dönüşmesini beklediği için, enerji yoğun sanayilere verilecek ücretsiz karbon tahsisatlarına ilişkin kararların hızlandırılmasını istiyor. Şirketlerin, geniş kapsamlı reform tamamlanmadan çok önce yatırım açısından net bir çerçeveye ihtiyaç duyduğunu savunuyor.