Yetkililer, planlanmış bir kan plazması uzaklaştırma işlemi için gittiği özel bir klinikte geçirdiği kalp durması olayından önce neler yaşandığını araştırıyor.
Yunanistan ve Kıbrıs'ta gündemi meşgul eden dava, ülkenin en büyük müzik starlarından ve aynı zamanda Balkanlar'da da büyük bir popülariteye sahip olan bir ismi kapsıyor. Yetkililer, planlı bir kan plazması değişimi (plazmaferez) prosedürü için gittiği özel bir klinikte geçirdiği kalp krizi öncesinde yaşananları araştırıyor.
Son otuz yılın en popüler Yunan şarkıcılarından biri olan Giorgos Mazonakis'in ani ölümüne ilişkin soruşturma, her iki ülkede de kamuoyunun merkezinde yer alıyor.
54 yaşındaki sanatçının ölümü her iki ülkede de haberlerin başında yer almaya devam ederken, Balkanlar genelindeki medya kuruluşları da dacha ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor.
Dikkatler şimdi ölümünden önce yaşanan koşullara çevrildi. Giorgos Mazonakis, kan plazmasını uzaklaştırmaya yönelik özel bir terapötik prosedür olan planlı plazmaferez öncesinde aniden fenalaşarak Atina'nın merkezindeki özel bir tıp merkezine gitmişti.
Yetkililerin şimdi yanıtlaması gereken bir dizi kritik soru bulunuyor: Tam olarak ne planlanmıştı, prosedür aslında başlamış mıydı, süreçten kim sorumluydu, öncesinde hangi tıbbi değerlendirme yapılmıştı ve tesisin gerekli ruhsata, uygun ekipmana ve uzman personele sahip olup olmadığı.
Aynı zamanda adli tıp incelemesinin ölüm nedenini belirlemesi ve klinikte yaşananlarla herhangi bir bağ olup olmadığını netleştirmesi bekleniyor.
Yunan müzik sahnesinde otuz yıl
Giorgos Mazonakis, 1972 yılında Pire'nin Nikaia semtinde doğdu ve 30 yılı aşkın süre Yunan müziğinin ön saflarında yer aldı.
Çok genç yaşta profesyonel olarak şarkı söylemeye başladı. 1992 yılında Patras'taki bir gece kulübünde sahne alırken PolyGram plak şirketi tarafından keşfedildi ve ertesi yıl ilk albümünü çıkardı.
Yıllar geçtikçe, 50'li ve 60'ların pop-folk Yunan müzik tarzı olan çağdaş Yunan laïko müziğinin en tanınan figürlerinden biri haline geldi; çok sayıda ticari hit parça çıkardı ve ülkenin gece hayatı ile canlı müzik sahnesinde sürekli bir varlık sürdürdü.
Yunanistan'ın ötesinde, Mazonakis'in Kıbrıs'ta ve Almanya, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Yunan diasporası toplulukları arasında güçlü bir hayran kitlesi vardı.
Son yıllarda popüler program The Voice of Greece'te jüri üyeliği de yapmıştı.
Sanatçının cazibesi, özellikle Balkanlar'da olmak üzere Yunanca konuşan kitlelerin ötesine uzandı. 2012 gibi erken bir tarihte Sofya'da sahne almış ve 2023'te bir konser için geri dönmüştü; Aralık 2024'te ise Tiran'da performans sergilemişti.
Ölüm haberi Bulgaristan ve Arnavutluk'taki medya kuruluşları tarafından derhal duyuruldu.
Yetkililerin netliğe kavuşturması gereken temel konulardan biri, kalp krizi öncesinde tam olarak ne olduğu ve planlanan tedavinin başlayıp başlamadığıdır.
Yunan medyasındaki haberlere göre, Mazonakis'in tedavisinden sorumlu olduğu söylenen doktor, plazmaferezin henüz başlamadığını ve sanatçının durumunun prosedür hazırlıkları sırasında aniden kötüleştiğini ifade etti.
Aynı haberler, doktorun ifadesine dayandırarak Mazonakis'in bir önceki gün de kliniği ziyaret ettiğini belirtiyor. Doktorun, sanatçının durumunu halihazırda yıpranmış olarak nitelendirdiği ve konuşmasındaki zorluklara değindiği söyleniyor.
Bu nedenle yetkililerin hangi semptomların kaydedildiğini, hangi testlerin yapıldığını, hangi tıbbi geçmişin alındığını ve planlanan prosedürün ilerleyebileceğinin hangi temelcide düşünüldüğünü incelemesi bekleniyor.
İki doktor çarşamba gecesi ifadelerinin ardından serbest bırakılırken, ön soruşturma devam ediyor.
Yunan medyası tarafından şimdiye kadar yayınlanan bilgiler, plazmaferezin başlayıp başlamadığı konusunda henüz tamamen tutarlı bir tablo sunmuyor. Tam olarak ne yapıldığı, kim tarafından ve hangi koşullar altında gerçekleştirildiği, yetkililerin yanıtlaması gereken ana sorular arasında yer alıyor.
Yunan Sağlık Bakanı: 'Çok zahmetli bir prosedür'
Tesisin ruhsatlandırma ve işletme koşullarına yönelik ayrı bir denetim sürdürülüyor.
Yunanistan Sağlık Bakanı Adonis Georgiadis, tesisin klinik olarak değil, basit bir dahiliye muayenehanesi olarak kayıtlı olduğunu söyledi.
İlk açıklamalarında, kendisine göre böyle bir muayenehanede plazmaferez yapılmasına izin verilmediğini belirtti ve Atina Tabipler Odası tarafından derhal bir denetim yapılmasını emretti.
Perşembe günü konuya yeniden dönen Bakan, plazmaferezi "çok ağır" bir prosedür olarak nitelendirdi ve bunun "yalnızca hastane ortamında" gerçekleştirildiğini söyledi.
Bakan, ölümün kesin nedenlerinin ve herhangi bir sorumluluk olup olmadığının adli tıp ve geniş kapsamlı soruşturma sonucunda ortaya çıkması gerektiğini baştan beri vurguladı.
'Özel tıbbi prosedür'
Atina Tabipler Odası Başkanı Giorgos Patoulis ise muayenehanenin ruhsatına ve ekipmanlarına odaklanıyor.
Kamu yayın kuruluşu ERT'ye konuşan Patoulis, tesisin dahiliye muayenehanesi olarak ruhsatlandırıldığını, ancak Oda'nın dosyasında "böyle bir plazmaferez makinesinin kayıtlı olmadığını" söyledi. Önceki iki denetimde hiçbir plazmaferez makinesinin bulunmadığını ve Oda'nın yeni bir komitesinin şu anda tesisi kontrol ettiğini ekledi.
Ayrıca plazmaferezin, yalnızca uygun makineleri değil aynı zamanda uzman personel ve belirli standartları gerektiren "özel bir tıbbi prosedür" olduğunu vurguladı.
Öte yandan doktorların avukatı, makinelerin Tabipler Odası'na usulüne uygun olarak bildirildiğini ve muayenehanenin yasalara uygun şekilde çalıştığını belirtti.
Aynı zamanda Yunan basınında, özel muayenehanelerdeki uzmanlaşmış tıbbi prosedürleri düzenleyen kurumsal çerçeveye ilişkin sorular da gündeme getiriliyor. Merkezi Sağlık Konseyi'nin konuyu ve bu tür terapötik müdahalelerin hangi koşullar altında gerçekleştirilebileceğini incelemesi bekleniyor.
Plazmaferez Nedir?
Terapötik plazmaferez (terapötik plazma değişimi), kanın, plazmayı ayıran ve uzaklaştıran özel bir cihazdan geçirildiği, bu sırada kırmızı ve beyaz kan hücreleri ile trombositlerin vücuda geri döndürüldüğü bir prosedürdür. Uzaklaştırılan plazmanın yerini özel bir solüsyon alır.
Atina-Makedonya Haber Ajansı'na konuşan Atina Üniversitesi Terapötik Kliniği'nden doktorlar Konstantinos Giannakas ve Thanos Dimopoulos'a göre, bu yöntemin belirli ciddi hematolojik, nörolojik ve immünolojik hastalıklar dahil olmak üzere spesifik terapötik endikasyonları bulunmaktadır.
Yöntem, önceden hastanın durumunun değerlendirilmesini ve kan basıncı, kalp atış hızı ile oksijen satürasyonunun sürekli izlenmesini gerektirir. Öngörülen koşullar altında gerçekleştirildiğinde genellikle güvenli kabul edilir, ancak kan basıncında düşüş ve hipokalsemiden, daha nadir olarak alerjik reaksiyonlara, kanamaya veya aritmilere kadar değişen olumsuz etkilere neden olabilir.