Üye devletlerin baskısı altında kalan Avrupa Komisyonu, düzensiz gelişlerle mücadeleyi iki katına çıkarmaya hazırlanıyor. Masada üç ana seçenek var ve bunlar yaklaşan Birliğin Durumu konuşmasında açıklanabilir.
Ceuta krizinin ardından Avrupa Komisyonu'nun göç politikasını daha da sertleştirmesi bekleniyor. Önümüzdeki aylarda önemli değişikliklerin kabul edilmesi ve bunların, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen tarafından bu hafta yapacağı Birliğin Durumu konuşmasında açıklanması muhtemel.
30 Temmuz'da yaşananlar, son yıllardaki en büyük düzensiz göçmen akınına sahne oldu; sadece bir günde yaklaşık 80 bin kişi İspanya'ya ait eksklav toprak parçası Ceuta'ya girdi. Bu durum, göç kurallarının AB çapındaki yasalarla sıkılaştırılmasına yönelik zaten belirgin olan siyasi girişim üzerindeki baskıyı daha da artırdı.
2023'ten bu yana AB'de hem düzensiz geçişlerde (kaynak İngilizce) hem de sığınma başvurularında istikrarlı bir düşüş görülmesine rağmen, Euronews'e konuşan çeşitli AB yetkilileri, diplomatlar ve AP üyelerine göre, Birliğin dış sınırlarını güçlendirmek ve düzensiz göçmenlerin geri gönderilmesini artırmak için masada üç yeni seçenek bulunuyor.
"Bu yaz gördüğümüz görüntüler Avrupalılar için fazlasıyla sarsıcıydı" diyen bir AB yetkilisi, "Göç konusunda mutlaka büyük bir şeyin açıklanması gerekiyor" ifadesini kullandı.
Bu seçenekler birbirini dışlamıyor ve von der Leyen nihayetinde birden fazlasını aynı anda hayata geçmeyi tercih edebilir.
Sığınma hakkının geçici olarak askıya alınması
Şu anda tartışılan en sarsıcı öneri, ani ve kitlesel gelişler durumunda iltica kurallarının geçici olarak askıya alınmasını öngörüyor.
Bu, Ceuta'da yaşanana benzer koşullarda düzensiz yollardan gelen kişilerin sığınma başvurularını işleme almak konusunda AB ülkelerinin artık yükümlü olmayacağı anlamına geliyor.
Bir başka AB yetkilisi ise Euronews'e konuşarak "Bu fikir gündemde, ve çok önemli bir değişiklik olur" ifadelerini kullandı.
Mevcut kurallara göre, Avrupa'ya hangi yolla girdiğine bakılmaksızın, bir AB ülkesinde bulunan her yabancı uyruklu, başvurusu bireysel olarak değerlendirilen bir sığınma talebinde bulunma hakkına sahip.
Bu değişiklik, son yıllarda benzer önlemleri zaten hayata geçiren bazı üye devletler tarafından güçlü biçimde destekleniyor.
Yunanistan, Temmuz 2025'te Libya'dan deniz yoluyla gelen göçmenlerin sığınma başvurularının işlenmesini üç ay süreyle askıya aldı; Polonya ise Mart 2025'ten bu yana Belarus sınırını geçen göçmenler için benzer bir yasağı yürürlükte tutuyor.
Bu adım, geçen haziranda yürürlüğe giren ve güvenli kabul edilen ülkelerden gelenler için "sınır usulü" ile iltica sürecini hızlandıran yeni kurallardan sonra sığınma haklarının daha da kısıtlanması anlamına gelecek.
Frontex'e daha fazla yetki
AB sınır ajansı Frontex'in hem yetkilerini hem de personel sayısını artırma isteği Avrupa Komisyonu için yeni değil; ancak bir AB yetkilisine göre Ceuta'da yaşananlar bu plana yeni bir ivme kazandırdı.
Von der Leyen, Temmuz 2024'te Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı yeniden seçilme konuşmasında, AB sınır ajansının personel sayısını üç katına çıkarma ve 30 bin görevliye ulaştırma sözü verdi (kaynak İngilizce). Frontex ayrıca AB'nin bir sonraki yedi yıllık bütçesinde, önceki döneme kıyasla iki kat artışla 12 milyar euro pay almaya hazırlanıyor.
Yetki alanında kapsamlı bir reformun yıl sonuna kadar beklenmesine rağmen, ayrıntılar hâlâ net değil.
"Değişiklikler, göçmenlerin geri gönderilmesine doğrudan katılımı, üçüncü ülkelerle daha geniş işbirliğini ve gözetimde daha aktif bir rolü içerebilir" diyen bir Frontex yetkilisi, somut bir teklifin muhtemelen ekim ayında sunulacağını da sözlerine ekledi.
Bu aşamada, ajansın yönetim kurulu bile Komisyonun planlarından tam olarak haberdar değil ve Direktör Hans Leijtens'a, von der Leyen'in ofisi tarafından konuşmanın içeriği hakkında bilgi verilmiş değil.
"Kilit soru, Frontex'in Ceuta'dakine benzer kriz durumlarında ulusal makamların yerini alıp alamayacağı" diyen, dosyaya hâkim kıdemli bir AP üyesi, bunun gerçekten mümkün olacağı konusunda şüpheleri bulunduğunu belirtti.
Bunun yerine ajansa, sonbaharda resmen kabul edilmesi beklenen yeni Geri Dönüş Tüzüğünün de öngördüğü üzere, düzensiz göçmenleri menşe ülkeleri dışındaki üçüncü ülkelere sınır dışı etme rolü verilebilir.
Geri dönüş merkezlerine AB parası
Tüzükle mümkün hâle gelen geri gönderme merkezleri, Komisyonun daha iddialı bir adım atabileceği bir diğer alan.
Yasa, söz konusu "geri dönüş merkezlerine" ev sahipliği yapacak üçüncü ülkelerle yapılacak anlaşmaların çerçevesini belirleme konusunda üye devletlere geniş bir hareket alanı tanıyor. Beş AB üyesi ülke ise, isimleri açıklanmayan bazı ortak ülkelerle, sınır dışı işlemlerine 2026'ya kadar başlayabilmek için şimdiden ileri düzeyde müzakereler yürütüyor.
Mevcut kurallar, bu anlaşmalara AB'nin mali katkısını öngörmüyor. Merkezlerin tamamen ulusal hükümetler tarafından finanse edilmesi ve ortak ülkelere ek fon, ticari ortaklıklar ya da diğer teşviklerin de sunulabilmesi bekleniyor.
Yeni ve önemli bir gelişme ise, bu merkezlerin AB bütçesinden finanse edileceği vaadi olabilir; zira Komisyonun teklifinde 2028-2034 dönemi için göç yönetimine 74 milyar avro ayrılması öngörülüyor.
"Üye devletlerin çoğu bu tür projelere ilgi gösterdi. Gelecekte bunların ortak bir şekilde finanse edilmesi ihtimali göz ardı edilemez" diyen bir AB yetkilisi, haziran tarihli ve 19 AB ülkesinin düzensiz göç akışlarını azaltmaya yönelik "yenilikçi çözümleri" övdüğü ortak mektuba (kaynak İngilizce) atıf yaptı.
Çoğu üye devletin desteğinin ötesinde, üç önerinin de Avrupa Halk Partisi'nin (EPP) arkasında olması, bunların Avrupa Parlamentosu'nda onaylanmasını kolaylaştırabilir.
Mevcut yasama döneminde göçle ilgili tüm dosyalarda olduğu gibi, EPP bu değişiklikler için de sağ muhafazakâr ve aşırı sağcı AP üyelerinin desteğine dayanarak çoğunluğu sağlayabilir.
Öte yandan, STK'lar, diğer sivil toplum örgütleri ve sol siyasi grupların, Komisyonun son göç politikası yönergelerini zaten sert biçimde eleştirmiş olmaları nedeniyle, Birliğin Durumu konuşmasında açıklanacak her türlü adımı da sorgulamaları bekleniyor.
Yeşiller AP üyesi Mélissa Camara da Euronews'e konuştu: "Aynı çizgide devam etmek büyük bir hata olur."