Finlandiya Eğitim Bakanı Anders Adlercreutz, “Dünyanın bu hale geleceğini öngörmemiştik. Kurumlarımızın ve demokrasimizin dezenformasyon yoluyla bu denli zorlanacağını tahmin etmemiştik,” dedi.
Finlandiya’da yalan haberle mücadele, okul öncesi sınıflarda atılan adımlarla başlıyor. Nordik ülke, medya okuryazarlığını — farklı medya türlerini analiz edebilme ve dezenformasyonu tanıyabilme becerisini — 3 yaşından itibaren öğrenciler için ulusal müfredata onlarca yıldır entegre etmiş durumda.
Bu dersler, özellikle 1.340 kilometrelik Rusya sınırından taşan propaganda ve yanlış bilgilere karşı Fin toplumunu daha dirençli kılmayı amaçlayan kapsamlı bir dezenformasyonla mücadele programının parçası. Rusya’nın yaklaşık dört yıl önce Ukrayna’yı tam ölçekli işgalinin ardından Avrupa genelinde dezenformasyon faaliyetlerini artırması, bu yaklaşımı daha da önemli hale getirdi.
Finlandiya’nın 2023’te NATO’ya katılması da Moskova’nın tepkisini çekmişti. Rusya ise başka ülkelerin iç işlerine müdahale ettiği iddialarını defalarca reddediyor.
“Hem çok güçlü bir yurttaşlık becerisi hem de ülkemizin güvenliği ve demokrasimizin korunması açısından medya okuryazarlığını hayati görüyoruz,” diyen Helsinki Belediyesi pedagojik uzmanı Kiia Hakkala, bu yaklaşımın önemine dikkat çekti.
Yapay zekâ okuryazarlığı da müfredata giriyor
Helsinki’nin kuzeyindeki sakin bir mahallede bulunan Tapanila İlkokulu’nda öğretmen Ville Vanhanen, dördüncü sınıf öğrencilerine sahte haberleri nasıl ayırt edeceklerini anlatıyor. Televizyon ekranında “Gerçek mi, kurgu mu?” başlığı yer alırken, 10 yaşındaki öğrenci Ilo Lindgren soruyu değerlendiriyor: “Biraz zor,” diyor.
Vanhanen’e göre öğrenciler yıllardır sahte haber ve dezenformasyon üzerine eğitim alıyor; dersler başlıklar ve kısa metinlerle başlıyor. Son derslerden birinde, öğrencilerden çevrim içi haberlerin güvenilirliğini anlamak için dikkat edilmesi gereken beş madde belirlemeleri istendi. Şimdi ise hızla önem kazanan yapay zekâ okuryazarlığına geçiliyor.
“Bir fotoğrafın ya da videonun yapay zekâ ile üretilip üretilmediğini nasıl anlayacağımızı da inceliyoruz,” diyen Vanhanen, bu becerinin artık temel hale geldiğini vurguluyor.
Fin medyası da sürece katkı sağlıyor. Her yıl düzenlenen “Gazete Haftası” kapsamında gençlere gazeteler ve haber içerikleri ulaştırılıyor. 2024’te Helsinki merkezli Helsingin Sanomat, üst ortaöğretime başlayan ülkedeki tüm 15 yaşındakilere dağıtılan yeni bir “Medya Okuryazarlığı ABC Kitabı” hazırlanmasına katkı sundu.
Gazetenin genel yayın yönetmeni Jussi Pullinen, “Doğrulanmış, güvenilir ve şeffaf biçimde üretilmiş bilginin adresi olarak görülmemiz bizim için çok önemli,” diyor.
Dezenformasyon demokrasiyi zorluyor
Medya okuryazarlığı Finlandiya’da 1990’lardan bu yana eğitim müfredatının bir parçası. Ayrıca yanlış bilgilere karşı daha kırılgan olabilecek yetişkinler için de ek kurslar bulunuyor. Bu kültürel yerleşiklik sayesinde, 5,6 milyon nüfuslu ülke, 2017–2023 yılları arasında Sofya merkezli Açık Toplum Enstitüsü tarafından hazırlanan Avrupa Medya Okuryazarlığı Endeksi’nde düzenli olarak üst sıralarda yer aldı.
Finlandiya Eğitim Bakanı Anders Adlercreutz, “Dünyanın bu hale geleceğini öngörmemiştik. Kurumlarımızın ve demokrasimizin dezenformasyon yoluyla bu denli zorlanacağını tahmin etmemiştik,” dedi.
Yapay zekâ araçlarının hızla gelişmesiyle birlikte, eğitimciler ve uzmanlar gerçeği sahteden ayırt etme becerisini hem öğrencilere hem de toplumun geneline kazandırmak için yoğun çaba harcıyor. Helsinki merkezli Hibrit Tehditlerle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nde hibrit etki direktörü olan Martha Turnbull, “Bilgi alanında gerçeği ayırt etmek şimdiden çok daha zor,” diyor.
Turnbull’a göre şu anda yapay zekâ üretimi sahte içerikleri tespit etmek nispeten kolay olsa da bu durum uzun sürmeyebilir: “Teknoloji geliştikçe ve özellikle ‘ajan yapay zekâ’ gibi alanlara ilerledikçe, sahteleri ayırt etmek çok daha güç hale gelebilir.”