Ryugu'dan gelen bulgular, DNA ve RNA’nın yapı taşlarının Güneş Sistemi’ndeki başka cisimlerde yaygın olabileceğine dair güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor.
Japonya’daki Hokkaido Üniversitesi'nden araştırmacılar, "162173 Ryugu" asteroidinden Dünya'ya getirilen örneklerde yaşamın temel yapı taşlarını oluşturan beş nükleobazın tamamını tespit etti.
Bulgular, DNA ve RNA’nın yapı taşlarının Güneş Sistemi’ndeki başka cisimlerde yaygın olabileceğine dair güçlü bir kanıt olarak değerlendiriliyor.
Araştırma sonuçları, saygın bilim dergisi Nature Astronomy’de yayımlandı.
İkinci güçlü kanıt: Bennu’dan sonra Ryugu
Benzer bir keşif, daha önce Bennu asteroidinden OSIRIS-REx göreviyle yapılmıştı. OSIRIS-REx'in getirdiği örneklerde de benzer moleküller bulunmuştu.
Son çalışma Bennu'nun ardından ikinci büyük doğrulama niteliğinde. Bilim insanlarına göre bu durum, yaşamın kimyasal bileşenlerinin Güneş Sistemi’nin ilk zamanlarında yaygın şekilde oluştuğunu gösteriyor.
Yaklaşık 900 metre çapındaki Ryugu, 1999'da keşfedilen Dünya’ya yakın bir asteroit.
Japonya’nın uzay ajansı JAXA tarafından yürütülen Hayabusa2 görevi, 2014’te fırlatılmış ve 2018’de asteroide ulaşmıştı. Görev kapsamında Aralık 2020’de Dünya’ya yaklaşık 5,4 gram örnek getirilmişti.
Bilim insanları o zamandan beri bu örnekleri inceleyerek önemli bulgular elde ediyor. Son araştırma da bu örnekler üzerine yapıldı.
Yaşamın kökenine dair ipuçları
Araştırma, “Panspermia” hipotezini de yeniden gündeme taşıdı. Bu teoriye göre yaşamın yapı taşları asteroitler, kuyruklu yıldızlar ve meteorlar aracılığıyla evrende taşınmış ve sonunda Dünya'ya ulaşmış olabilir.
Her ne kadar panspermia, yaşamın ilk nasıl ortaya çıktığını açıklamadığı gerekçesiyle eleştirilse de, yeni bulgular en azından yaşamın kimyasal bileşenlerinin Dünya’ya uzaydan taşınmış olabileceği fikrini destekliyor.
DNA’nın temel bileşenleri tespit edildi
Araştırmacılar, Ryugu örneklerini olası bulaşma ve kirlenmeye karşı korumak için son derece steril koşullarda analiz etti. Numunelerden organik bileşikler su ve hidroklorik asit kullanılarak çıkarıldı ve ardından saflaştırıldı.
Analiz sonucunda DNA ve RNA’nın temel bileşenleri olan nükleobazlar belirlendi. Bunlar iki gruba ayrılıyor:
- Pürinler: adenin ve guanin
- Pirimidinler: sitozin, timin ve urasil
Ryugu örneklerinde bu iki grubun yaklaşık eşit oranlarda bulunması dikkat çekti. Bu durum, daha önce Bennu ve bazı meteoritlerde gözlemlenen dengesiz dağılımdan farklıydı.
Güneş Sistemi’nde yaygın olabilir
Bilim insanlarına göre bu farklılık, asteroitlerdeki amonyak seviyelerinden kaynaklanıyor olabilir. Eğer bu doğrulanırsa, erken Güneş Sistemi’nde nükleobazların oluşumuna katkı sağlayan yeni kimyasal süreçler keşfedilebilir.
Daha önce Dünya’ya düşen iki meteoritte de nükleobazların bulunmuş olmasıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu moleküllerin Güneş Sistemi genelinde yaygın olduğu düşünülüyor.
Uzmanlar, bu tür çalışmaların farklı gök cisimlerindeki kimyasal ortamların yaşamın temel bileşenlerini nasıl oluşturduğunu anlamada kritik rol oynayacağını belirtiyor.