Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Avrupa'da genç aktivistler genel sosyal medya yasaklarına karşı çıktı

Fransa, İrlanda ve Hollanda'da öğrenciler ile gençlik savunucuları, sosyal medyanın kuşaklarının sosyalleşme ve öğrenme biçimine derinden işlendiğini söylüyor.
Fransa, İrlanda ve Hollanda'da öğrenciler ile gençlik savunucuları, sosyal medyanın kuşaklarının sosyalleşme ve öğrenme biçimine derinlemesine işlendiğini söylüyor. ©  Canva
© Canva
By Anna Desmarais
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Avrupa genelinde gençlik aktivistleri, yasa koyuculardan platformları daha güvenli kılmalarını, dijital okuryazarlığa yatırım yapmalarını ve mevcut yasaları uygulamalarını istiyor.

Avrupa hükümetleri 16 yaş altındaki çocuklar için daha sıkı sosyal medya kurallarını tartışırken, gençler kendilerini doğrudan ilgilendiren bir tartışmanın dışında bırakıldıklarını söylüyor.

REKLAM
REKLAM

Önerilen yasakların destekçileri, bunların çocukları çevrimiçi zararlardan korumak için gerekli olduğunu savunuyor; ancak Avrupa genelindeki gençlik aktivistleri, toptan bir yasağın çözüm olmadığı görüşünde.

Bunun yerine, siyasetçilere daha sıkı düzenlemeler, daha etkin uygulama ve dijital okuryazarlık eğitimiyle platformları daha güvenli hale getirme çağrısı yapıyorlar.

Fransa, İrlanda ve Hollanda’da öğrenciler ve gençlik savunucuları, sosyal medyanın kendi kuşaklarının sosyalleşme, öğrenme, örgütlenme ve topluma katılma biçimlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söylüyor.

“Tamamen özgür kalan az sayıdaki kamusal alandan biri”

Thomas Yaqoubi Reboul ve Noe Hamon, Fransız Parlamentosu’nun 15 yaş altındaki çocuklar için sosyal medyayı kısıtlayan yasa tasarısını oylamaya sunma kararı öncesinde, Ctrl+Alt+Reclaim adlı gençlik hareketlerindeki 20 kişiyi seferber etti.

Grup, genç kullanıcıları bütünüyle yasaklamak yerine platformların düzenlenmesini öngören değişiklik önergeleri hazırlayarak doğrudan senatörlere gönderdi.

Yaqoubi Reboul’un anlattığına göre, tasarı ikinci kez Senato’ya geldiğinde büyük ölçüde değiştirilerek Fransa’da iki tür platform kategorisi tanımlandı: “çok sorunlu” olanlar ve “dijital araç” sayılan diğerleri.

Ayrıca tartışmayı kamuoyuna taşımak için Le Monde gibi büyük gazetelerde görüş yazıları yayımladılar. Ülkenin dört bir yanındaki gençlerle de bir araya gelerek kısıtlamaların onları nasıl etkileyebileceğini dinlediler.

Gençler dijital yaşamlarının kısıtlanabileceğini bilmiyordu; bu konuda bilgilendirildiklerinde ise şoke oldular, diye anlattı Yaqoubi Reboul.

“İlk başta ‘Tamam, yasak iyi bir şey, bizi koruyacak…’ diyorlardı. Ama onlara artık Roblox’a, Fortnite’a, Instagram’a ya da TikTok’a giremeyeceklerini anlattığımızda, ‘Aman Tanrım, bu olamaz, başka bir yol bulmamız lazım’ tepkisini veriyorlardı,” dedi Yaqoubi Reboul.

Konuştukları gençlerin sosyal medyada risk altında olduklarının farkında olduklarını, ancak kendi sosyal alanlarının daraltılmasını istemediklerini de sözlerine ekledi.

“Sosyal medya, gençler için tamamen özgür ve erişilebilir halde kalan az sayıdaki kamusal alandan biri,” dedi Hamon.

“Ayrıca onlara sosyalleşme, yeni şeyler öğrenme, üretme, bir topluluk duygusu geliştirme imkânı tanıyor” diye ekledi ve fiziksel dünyanın gençler için “giderek daha erişilmez” hale geldiğini vurguladı.

Bu nedenle, çevrimiçi platformların daha iyi düzenlenebilmesi için, Dijital Piyasalar Yasası (DMA) ve Dijital Hizmetler Yasası (DSA) gibi Avrupa’da hâlihazırda yürürlükte olan kuralların daha sıkı uygulanmasını öneriyorlar.​

“18 ya da 19 yaşına geldiklerinde platformlar kendiliğinden daha güvenli olmuyor”

19 yaşındaki Lauren Bond, Avrupa’daki okul öğrenci birliklerini temsil eden ve destekleyen Avrupa Okul Öğrenci Birlikleri Örgütü’nün (OBESSU) yönetim kurulu üyesi.

Bond’un aktardığına göre, öğrenci birlikleri ortaöğretim düzeyinde yıllardır bu konu üzerinde çalışıyor; zira öğrenciler, yasakların gündelik yaşamlarını nasıl değiştirebileceğinden endişe ediyor.

“Daha güvenli bir dijital dünya yaratma sorumluluğu ve hatta suçun onlara yüklendiğini hissediyorlar” dedi Euronews Next’e.

Bond, bu tür toptan yasakların öğrencilerin yaşadığı gerçekliği dikkate almadığını belirterek, öğrencilerin seslerinin duyulmadığını düşündüklerini söyledi.

“Toptan bir yasağın kulağa çok cazip gelebileceğini anlıyorum… ancak gençlerin kullandığı sosyal medya platformları, onlar 18 ya da 19 yaşına geldiğinde kendiliğinden daha güvenli hale gelmiyor” dedi.

Görüştüğü gençler, çözümün daha sıkı düzenlemeler ile dijital okuryazarlığa daha fazla yatırımın bir arada uygulanmasında yattığına inanıyor.

Bond, kendi lisesinin dijital okuryazarlığa yaptığı yatırım sayesinde sosyal medyayla sağlıklı bir ilişki kurabildiğini söyledi. 11 yaşındayken öğretmenleri, dijital dünyada neler yaşanabileceğine dair gerçek hayat örnekleri üzerinden alıştırmalar yapıyor ve bu durumlarla nasıl başa çıkılacağını öğretiyordu.

Aynı durum, akranlarının çoğu için geçerli değil; bu yüzden Bond, Avrupa genelinde eşgüdümlü bir eğitim ihtiyacı olduğunu savunuyor.

“Okullarda dijital vatandaşlığı nasıl öğrettiğimize dair asgari temellerin oluşturulması gerektiğini düşünüyorum; çünkü pek çok genç bu konuda hiçbir bilgi almıyor” dedi. “Önce bu kavramı gerçekten okullara taşımaya başlamalıyız.”

“Sosyal medya gerçekten bir toplumun temelini oluşturabilir”

Niels Zagema, genç Hollandalı akranları tarafından oyla seçilerek Avrupa kurumları nezdinde onların sesini temsil etmekle görevlendirildi ve Avrupa Komisyonu Başkanının Gençlik Danışma Kurulu’nda Hollanda temsilcisi olarak yer alıyor.

Göreve gelir gelmez önceliklerinden birinin sosyal medya politikaları üzerinde çalışmak olduğunu anladığını söyledi.

“Genç insanların hayatını sosyal medyadan daha fazla etkileyen çok az şey var” dedi Euronews Next’e. “Sosyal medya, bilgi edinmenin, bağlantı kurmanın ve katılım sağlamanın yolu olarak gerçekten bir toplumun temelini oluşturabilir.”​

Görevini yerine getirmek için, liselerde binin üzerinde gençle ve uzmanlarla görüşerek sosyal medya kısıtlamalarının hangi yöne doğru gittiğini tartıştığını anlattı.

Görüştüğü gençlerin çoğunun, telefonlarında çok fazla zaman geçirmek gibi zararlı bazı davranışları kontrol etmeye yardımcı olabileceğini kabul etseler de, sosyal medya kısıtlamalarını desteklemediğini söyledi.

Zagena, çözümün, ebeveynlerin ve karar vericilerin çocukların yaşına göre teknolojileri yavaş yavaş tanıttığı kademeli bir maruziyet modelinde yattığını söyledi.

Hollanda’daki kılavuzların (kaynak İngilizce) Avrupa için iyi bir model olduğuna inanıyor. Orada ebeveynlerden, çocuklarına önce sohbet üzerinden nasıl iletişim kuracaklarını göstermeleri, ardından 15 yaş sonrasında kademeli olarak sosyal medyaya geçirmeleri isteniyor.

“Sosyal medyayla büyüdük, hayatımızın günlük bir parçası haline geldi”

İrlanda kırsalında büyüyen Aisling Maloney için sosyal medya, bir saat uzaklıkta yaşayan arkadaşlarıyla iletişimde kalmasını sağlayan adeta bir “can simidi”ydi.

Sosyal medya aynı zamanda, okulunda ele alınmayan ilgi alanlarını ve konuları keşfedebildiği daha geniş bir dünyaya açılan kapıydı.​

“Önümde pek çok kapı açtı” dedi Maloney Euronews Next’e.

Şimdi İrlanda Ulusal Gençlik Konseyi temsilcisi olan Maloney, diğer çocukların da çevrimiçinde nelerden hoşlandıklarını güvenli ve bilinçli bir şekilde keşfetme fırsatına sahip olması gerektiğini söylüyor.

“Gençlerin, bu tartışmaya hiç dâhil olma şansı bulamadan dışarıda bırakılmasını istemiyorum” diye konuştu.

Bu nedenle, çocuklar için sosyal medyaya tam yasak mı yoksa kısıtlama mı getirilmesi gerektiği tartışılırken karar vericilerin gençlerle birlikte çalışmasını talep ettiğini söylüyor.

Maloney bir süredir savunuculuk çalışmalarının içinde; ilk olarak gençlere çevrimiçi alanlarda yol gösteren İrlanda’daki gençlik bilgi hizmetleri aracılığıyla bu alana girmiş.

“Benim kuşağım sosyal medyayla büyüdü; çevrimiçi güvenlik tartışmaları başlamadan çok önce, çok küçük yaşlardan itibaren sosyal medya hayatımızın günlük bir parçası haline geldi” dedi. “Karar vericilerin, sosyal medyayı nasıl kullandığımızı onlara adım adım anlatabilmemiz için bir diyalog kurulmasına ihtiyaç var.”

Ona göre çözüm, toptan bir yasak değil; platformları daha güvenli hale getirecek yasalar ile dijital okuryazarlık eğitimlerinin bir arada uygulanması.

​Gençlere yardımcı olabilecek araçların bir kısmı aslında hâlihazırda var; örneğin uygulama içi zaman sınırları koymak gibi. Ancak Maloney, sosyal medya şirketleri bu özellikleri yeterince öne çıkarmadığı için gençlerin bunlar hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığını söylüyor.

Maloney’ye göre, Dijital Adalet Yasası (DFA) gibi yakında yürürlüğe girecek düzenlemeler, bağımlılık yaratan tasarım veya veri istismarı gibi sosyal medya uygulamalarındaki zararlı özellikleri sınırlamak için kullanılabilir.

Ancak Maloney, platformların kendi istekleriyle daha güvenli hale gelmek istemeyeceğine inandığı için bu tür önlemlerin mutlaka yasal olarak zorunlu kılınması gerektiğini vurguluyor.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Instagram'da büyük tasfiye operasyonu: Milyonlarca takipçi silindi

Pentagon belgeleri: Apollo astronotları, Ay'da 'UFO' mu gördü?

Araştırma: Yapay zekâ modelleri bilgisayarlara sızıp kendini kopyalayabiliyor