Bu adım, New York'un geçen yıl okullarda akıllı telefon kullanımını sıkılaştırmasının ardından geldi ve X gibi sosyal medya platformlarında geniş destek gördü.
New York kenti üretken yapay zekâyı sınıflardan men etmeden aylar önce, Norveç bunu ülke genelinde yasaklamış, böylece AB’nin kendi yapay zekâ mevzuatındaki bir boşluğu gözler önüne sermişti.
Norveç, Haziran ayında ilkokullarında üretken yapay zekâyı yasaklayarak sınıflarda bu teknolojiye karşı kesin bir çizgi çeken ilk ülkelerden biri oldu; Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük okul bölgesi ise aynı yolu izlemeye aylar sonra karar verdi.
Ağustos sonunda yürürlüğe giren Norveç’teki yasak, 1’den 7’ye kadar olan sınıfları kapsıyor ve 16 yaşına kadar yalnızca denetimli kullanıma izin veriyor.
Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, bu teknolojinin çocukların okuma, yazma ve temel matematik öğrenimindeki temel aşamaları atlamasına yol açma riski taşıdığını söylemişti; aynı kaygılar daha sonra Atlantik’in öte yakasında da yankı buldu.
İtalya ise daha yumuşak ama yine de kısıtlayıcı bir yaklaşım benimsedi. 132/2025 sayılı Yasası, geçen yıl ekim ayından bu yana, 14 yaş altının yapay zekâyı kullanabilmesi için ebeveyn onayı şartı getiriyor; teknolojiyi tamamen yasaklamak yerine farklı bir yol izliyor. Böylece bugün AB içinde yürürlükte olan, sınıflarda yapay zekâyı düzenlemeye yönelik ikinci ve ayrı bir model ortaya çıkmış durumda.
Ancak Avrupa Birliği’nin kendi Yapay Zekâ Yasası, her iki ülkenin endişelerinin merkezindeki araca doğrudan değinmiyor.
Yasa, Ek III kapsamında eğitimi ‘yüksek riskli’ bir alan olarak sınıflandırıyor; ancak bu kategori, yalnızca kurumların öğrenciler üzerinde kullandığı sistemleri kapsıyor; örneğin kabul kararları, sınav gözetimi ve öğrenme çıktılarının değerlendirilmesi gibi.
Öğrencilerin bizzat kullandığı, ödev yazımına yardım eden sohbet robotları gibi üretken yapay zekâ araçlarını ise kapsamıyor. Üstelik bu yükümlülükler henüz yürürlüğe bile girmedi; ‘Dijital Omnibus’ olarak bilinen bir revizyon, Ek III’e uyum için son tarihi Aralık 2027’ye erteledi.
Buna karşılık AB genelinde bağlayıcı olan bir kural şimdiden yürürlükte. Yapay Zekâ Yasası’nın 4. maddesi, Şubat 2025’ten bu yana yapay zekâ kullanan şirketlere ‘yeterli düzeyde yapay zekâ okuryazarlığı’ sağlamayı şart koşuyor; bu da New York’un ancak şimdi hayata geçirdiği okuryazarlık derslerinden önce gelen ve onlara oldukça benzeyen bir koşul.
New York arayı kapatıyor
New York kenti, Avrupa’nın izinden giden ABD’deki en büyük okul bölgesi haline geldi.
Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile Okullar Şansölyesi Kamar Samuels, çarşamba günü 2-K’den sekizinci sınıfa kadar olan çocuklar için öğrencilerle doğrudan etkileşimde bulunan üretken yapay zekâya bir yıllık moratoryum ilan ettiklerini duyurdu. Bu karar, kentin devlet okullarına kayıtlı toplam öğrencilerinin yaklaşık üçte ikisine denk gelen, neredeyse 600 bin öğrenciyi etkileyecek.
Kent yönetimi ayrıca, yeni güvenlik standartlarını karşılamayan, daha önce onaylanmış 38’den fazla sınıf içi programdaki yapay zekâ işlevlerini devre dışı bırakacak ve tüm sınıf düzeylerinde yardımcı sohbet robotlarını yasaklayacak.
Öğretmenler ders planlamasında yapay zekâdan yararlanmaya devam edebilecek; ancak not verme ya da kriz yönetimi için kullanamayacak.
Liseler ise ancak sınırlı ölçüde muaf tutuluyor. Okul başına en fazla beş sınıfla, sıkı bir denetim altında yürütülecek pilot programlara en çok 50 bin öğrenci katılabilecek; diğer tüm lise öğrencileri ise yılda iki kez yapay zekâ okuryazarlığı dersleri alacak.
“Teknoloji sektörü, yapay zekâ destekli erken eğitimin yalnızca kaçınılmaz değil, aynı zamanda gerekli olduğuna inanmamızı istiyor” diyen Mamdani, “Biz bunu böyle görmüyoruz” ifadesini kullandı.
ABD’de de parçalı bir yaklaşım
New York’un moratoryumu, ülkenin ikinci büyük okul bölgesi olan Los Angeles Birleşik Okul Bölgesi’nin daha az resmî olsa da benzer bir adımının ardından geldi. Los Angeles, kalıcı bir politika oluştururken, tüm sınıf düzeylerinde öğrencilerin cihazlarından üretken yapay zekâ araçlarına erişimi geçici olarak engelliyor.
Los Angeles ayrıca, daha geniş kapsamlı bir ekran süresi politikasının parçası olarak, en küçük öğrenciler için okullar tarafından verilen cihazları haziran ayında tamamen yasakladı.
En az 37 ABD eyaleti okullar için resmî yapay zekâ rehberleri yayımladı; ancak yapay zekâ okuryazarlığının ne olduğuna dair ortak bir tanım ya da bunun nasıl öğretilmesi gerektiği konusunda bir uzlaşı yok.
New York’un planı ise karmaşık tepkiler aldı. Öğretmenler Birleşik Federasyonu Başkanı Michael Mulgrew, yeni ekran süresi sınırlamalarını memnuniyetle karşıladığını ancak yapay zekâ politikasının, kent Eğitim Dairesi’nin satın aldığı yazılımların yeterli güvenlik önlemlerine sahip olduğundan nasıl emin olacağı da dahil olmak üzere, ‘pek çok soruyu yanıtsız bıraktığını’ söyledi.
Çocuk hakları savunucusu Fairplay adlı kuruluşun icra direktörü Josh Golin ise bir yıllık inceleme süresinin çok kısa olduğunu belirterek, ürünlerinin güvenli, etkili olduğunu ve kopya çekmeyi teşvik etmediğini kanıtlama yükünün yapay zekâ şirketlerine düşmesi gerektiğini savundu.
New York kentindeki devlet okulu öğrencileri önümüzdeki hafta sınıflarına geri dönecek.