Dünya genelinde uluslararası yardımlardaki kesintiler sürerken, yeni bir araştırma 2030’a kadar 5,4 milyonu beş yaş altı çocuk olmak üzere 22,6 milyon kişinin öleceğini öngörüyor.
Yeni bir araştırma, uluslararası yardımlardaki mevcut kesintilerin sürmesi halinde, 2030'a kadar düşük ve orta gelirli 93 ülkede aralarında beş yaşın altındaki 5,4 milyon çocuğun da bulunduğu yaklaşık 22,6 milyon kişinin hayatını kaybedeceği uyarısında bulunuyor.
Dünyanın en büyük bağışçıları resmi kalkınma yardımlarından (Official Development Assistance; ODA) milyarlarca doları kesmeye devam ederken, Rockefeller Vakfı tarafından finanse edilen Barselona Küresel Sağlık Enstitüsü'nün (ISGlobal) yeni bir çalışması, mevcut eğilimin sürmesi durumunda 2030'a kadar ilave 22,6 milyon ölüm daha yaşanacağını tahmin ediyor.
Analiz, birlikte dünya nüfusunun %75'ini oluşturan 6,3 milyar insanın yaşadığı ve fonlardaki azalmadan etkilenen 93 ülkeye odaklanıyor.
Sonuçları nicel olarak ortaya koymak için araştırmacılar, 2002-2021 dönemine ait yirmi yıllık veriyi kullanarak farklı finansman senaryoları altında ortaya çıkacak sonuçları modelledi.
Euronews Health'e konuşan ISGlobal'dan çalışmanın koordinatörü Davide Rasella, “Bunun yeni normal haline gelmesini istemiyoruz, bu durumu, bu sürekli kesintileri kabul etmek istemiyoruz” dedi.
2023'te toplam ODA 250,3 milyar dolara (212,3 milyar avro) ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı; Fransa, Almanya, Japonya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri toplamın yaklaşık %70'ini tek başlarına sağladı.
Japonya dışındaki tüm bu büyük bağışçılar, 2024'te 30 yıl sonra ilk kez ODA katkılarını azalttı. Küresel ölçekte uluslararası yardım hacmi de altı yıl sonra ilk kez düştü.
Amerika Birleşik Devletleri, 2025'te uluslararası kalkınma ajansı USAID'i tasfiye eden ilk ülke oldu. Ancak diğer ülkelerden gelen kesinti kararları da bunu izledi.
İki yılda bir kaynak toplamak için yeniden taahhüt konferansı düzenleyen AIDS, Tüberküloz ve Sıtma ile Mücadele Küresel Fonu'nun bütçesinde, 2022'deki 15,7 milyar ABD dolarından 2025'te 11,34 milyar dolara düşerek keskin bir düşüş yaşandı. Avrupa Birliği gibi bazı bağışçılar ise ne kadar taahhütte bulunacaklarını hâlâ netleştirmedi.
“İnsanlar ölecek. Finansman düzeyini eski haline getirmezsek gerçekten milyonlarca insan ölecek. Bundan hiç kuşku yok” diye ekledi Rasella.
Bir sonraki zorluğun ise elde kalan paranın nasıl dağıtılacağını belirlemek olacağını söyledi.
The Lancet'te yayımlanan çalışma, 2002-2021 döneminde resmi kalkınma yardımı programlarının çocuk ölümlerini %39 oranında azalttığını, HIV/AIDS'e bağlı ölümleri %70 oranında önlediğini, sıtma ve yetersiz beslenmeye bağlı ölümleri ise %56 düşürdüğünü ortaya koydu.
İki senaryo: kötü ve daha kötü
Araştırma ekibi, kesinti eğilimlerinin 2030'a kadar küresel sağlık ve kalkınmayı nasıl etkileyebileceğini incelemek için iki farklı senaryo öngördü.
Hafif küçülme öngören senaryoda, son iki yılın ortalaması olan %10,6'lık bir azalma dikkate alındığında, bu kesintiler aralarında 2,5 milyon beş yaş altı çocuğun da bulunduğu 9,4 milyon önlenebilir ölüme yol açabilir.
İkinci senaryoda ise kesintilerin giderek derinleştiği ağır küçülme durumunda, aralarında beş yaşın altındaki 5,4 milyon çocuğun da bulunduğu 22,6 milyondan fazla ek ölüm yaşanabilir.
Araştırmacılar, “Bu gezegende yaşayan her dört kişiden en az üçü, kalkınmada son yirmi yılda elde edilen kazanımların tersine dönebileceği, hastalıklarla mücadelede sağlanan ilerlemenin yok olabileceği ve önlenebilir can kayıplarının yeniden yaşanabileceği ülkelerde yaşıyor” dedi.
Yazarlar, bu öngörülerin 2030'daki ölüm oranlarına ilişkin kesin tahminler değil, ODA'daki değişikliklerin etkisini yalıtmak amacıyla hazırlanan farklı finansman patikalarının birbirleriyle göreli karşılaştırmaları olduğunu vurguluyor.
Can kurtarmanın ötesinde
Yardım kesintileri yalnızca sağlık hizmetlerinin sunumunu etkilemiyor; sahada çalışan doktor sayısını ve ülkeler arasındaki bilgi alışverişini de kısıtlıyor.
Araştırmacılar, ODA'nın sağladığı pek çok faydanın daha az görünür kanallar üzerinden ortaya çıktığını savunuyor. Bunların arasında epidemiyolojik sürveyans, salgınlara ve iklim kaynaklı şoklara hazırlık gibi pek çok unsurun dikkate alınması gerektiğini belirtiyorlar.
Rockefeller Vakfı'nın küresel ekonomik toparlanmadan sorumlu başkan yardımcısı Eric Pelofsky, Euronews Health'e, “Çalışma, bunu [uluslararası yardımı] yapmamızın nedenlerinden birinin, harcanan para miktarıyla kıyaslandığında inanılmaz bir ölçekte hayat kurtarması olduğunu gösteriyor” dedi.
Ama kalkınmaya yatırım yapmanın, tüm dünyanın faydalanabileceği bir istikrar ve refah getirdiğini de ekledi.
Pelofsky'ye göre sorunun büyük bir bölümü, dış yardımın iç politikada ele alınış biçiminden kaynaklanıyor; çoğu zaman yurtiçindeki harcamalar ile ulusal çıkarlardan uzakmış gibi sunulan konulara yapılan harcamalar arasında bir tercih meselesi olarak görülüyor.
“Gerçekte ise yurt dışında harcanan para çoğu zaman ya ülke içindeki insanları korumak için tasarlanıyor ya da yurttaki insanlar için değerli olan küresel ekonomiyi veya dünya istikrarını desteklemeyi amaçlıyor” diye ekledi.