EPO raporuna göre kadınların inovasyon ve patent alanındaki ilerlemesini sınırlayan çeşitli engeller bulunuyor. Kadınlar ekip çalışmalarında yer alsalar bile takım liderliği pozisyonlarında hâlâ yeterince temsil edilmiyor.
Kadın mucit denildiğinde akla genellikle Marie Curie, teknoloji alanında Ada Lovelace veya tıp dünyasında Rosalind Franklin gibi birkaç isim geliyor. Ancak uzmanlara göre bu liste hâlâ oldukça sınırlı.
Avrupa Patent Ofisi’nin (EPO) yayımladığı yeni rapora göre Avrupa’da kadın mucitlerin oranı 2022 yılında yalnızca yüzde 13,8 seviyesinde kaldı. Bu oran 1970’lerin sonunda yaklaşık yüzde 2, 2019’da ise yüzde 13 civarındaydı.
EPO Sürdürülebilirlik Direktörü ve sözcüsü Roberta Romano-Götsch, Euronews Health’e yaptığı açıklamada ilerlemenin çok yavaş olduğunu söyledi: “Toplumsal cinsiyet farkı inovasyon sisteminin tamamında görülüyor. Üniversiteye başladığınız günden ekip lideri olduğunuz veya kendi girişiminizi kurduğunuz güne kadar bu eşitsizlik devam ediyor.”
Önemli bilimsel buluşların arkasındaki kadınlar
Son yıllarda özellikle tıp ve biyoteknoloji alanında çalışan birçok Avrupalı kadın, önemli bilimsel gelişmelere imza attı.
Rochelle Niemeijer, bakteriyel enfeksiyonları hızlı tespit edebilen yapay zekâ destekli taşınabilir bir test kiti geliştirdi.
Laura van’t Veer ve ekibi, meme kanserinde tümör dokusunu analiz ederek hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini ölçen gen temelli bir test geliştirdi. Bu test sayesinde kemoterapiye gerçekten ihtiyaç duyan hastalar belirlenebiliyor.
2023 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi Katalin Karikó, mRNA’nın insan vücudunda güvenli şekilde kullanılmasını sağlayan yöntemler geliştirdi. Bu çalışmalar COVID-19 aşılarının yanı sıra kanser ve kalp hastalıklarına yönelik yeni tedavilerin önünü açtı.
Araştırmalar, kadın bilim insanlarının özellikle endometriozis, adet sağlığı ve menopoz gibi uzun süre yeterince incelenmemiş kadın sağlığı konularına daha fazla odaklandığını gösteriyor.
“Sızıntılı boru hattı” sorunu
Veriler, kadınların bilimde tamamen eksik olmadığını ortaya koyuyor. Avrupa Birliği’nde bilim insanı ve mühendis olarak çalışan kadın sayısı şöyle:
- 2008’de 3,4 milyon,
- 2014’te 5,2 milyon,
- 2024’te ise 7,9 milyon oldu.
Tıp ve sağlık bilimlerinde kadınlar araştırmacıların yüzde 54’ünü oluşturuyor.
Ancak bilim dünyasında sıkça kullanılan “sızıntılı boru hattı” (leaky pipeline) kavramı, kariyer ilerledikçe kadınların sistemden ayrıldığını ifade ediyor. Kadınların oranı eğitim aşamalarında yüksek olsa da liderlik ve üst düzey pozisyonlara ilerledikçe hızla düşüyor.
Kadınların karşılaştığı engeller
EPO raporuna göre kadınların inovasyon ve patent alanındaki ilerlemesini sınırlayan çeşitli engeller bulunuyor. Kadınlar ekip çalışmalarında yer alsalar bile takım liderliği pozisyonlarında hâlâ yeterince temsil edilmiyor.
Romano-Götsch ayrıca bilim dünyasında “Matilda etkisi” olarak bilinen soruna dikkat çekti. Bu kavram, kadınların bilimsel katkılarının yeterince tanınmaması veya başkalarına atfedilmesi anlamına geliyor.
Örneğin bazı durumlarda kadın araştırmacılar bilimsel makalelerde yazar olarak yer almıyor ya da patent başvurularında mucit olarak gösterilmiyor.
“Kadınlar bilgi üretimine katkı sağlıyor ancak mucit olarak isimleri çoğu zaman yer almıyor,” diyen Romano-Götsch, bu durumun hâlâ sıkça yaşandığını vurguladı.
Eşitsizliği azaltmak inovasyonu güçlendirebilir
Rapora göre kadınların araştırma ve buluş potansiyeli erkeklerle aynı seviyede. Bu nedenle patent sayısındaki farkın yetenek veya üretkenlikten kaynaklanmadığı belirtiliyor.
Romano-Götsch, bu eşitsizliklerin giderilmesinin yalnızca bir eşitlik meselesi olmadığını vurguladı: “Kadın mucitlerin eksikliği teknolojik ilerlemeyi ve kapsayıcılığı daraltıyor. Bu yalnızca bir eşitlik sorunu değil, aynı zamanda rekabet gücü sorunu.”
Kadınların inovasyon ekosistemine daha fazla dahil edilmesi durumunda daha güçlü araştırma ekipleri, daha fazla patent ve daha yenilikçi girişimler ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.