İran savaşının getirdiği ekonomik belirsizlik, çok sayıda kişinin ruh sağlığını etkileyen sosyal kaygıların artmasına neden oluyor. Uzmanlar, sosyal ilişkilere özen gösterilmesini, günlük rutinlerin sürdürülmesini ve bu konulara aşırı maruz kalmaktan kaçınılmasını tavsiye ediyor.
İran’da devam eden savaşın yol açtığı sorunlar, duygusal refahı da derinden etkiliyor. Japon asıllı İspanyol psikiyatr Kazuhiro Tajima, savaşın beraberinde getirdiği ekonomik problemler ve belirsizliklerin kontrol kaybı hissi yaratarak anksiyete ve yoğun stres belirtilerini tetikleyebileceğine dikkat çekiyor.
“Ekonomik belirsizlik durumunda bu kontrol kaybı hissini yaşamamız ve bunun anksiyete sorunlarına yol açması son derece doğal,” diyen Tajima, bu süreçle başa çıkmak için kriz hakkında yeterli ve ölçülü bilgi edinmenin yanı sıra sosyal ilişkileri güçlendirmenin önemine vurgu yapıyor.
Tajima ayrıca alışkanlıkların ve günlük rutinlerin sürdürülmesini öneriyor: “Boş zaman, spor ya da diğer faaliyetler açısından rutinlerimizi bozmamalıyız.”
Ona göre, kriz anlarında birçok insanın ilk yaptığı şey rutinleri terk etmek oluyor; bu da sıkıntı hissini daha da artırıyor.
Sosyal bağların korunmasının kritik olduğunu vurgulayan Tajima, “Sosyalleşme, ruh sağlığımıza zarar verebilecek etkileri hafifletir. Bu ekonomik belirsizlik ortamında yalnızlaşmayı önlemek için ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz," diye konuştu.
Rutinlerin ve sosyal etkileşimin olmadığı durumlarda insanların sorunlar etrafında döngüsel düşünme eğilimine girdiğini belirten Tajima, ekonomik kaygıların da bu tabloyu ağırlaştırdığını ifade ediyor.
Kriz dönemlerinde birçok kişi tasarruf amacıyla boş zaman etkinliklerini ve sporu bıraksa da Tajima bunun tersini öneriyor: “Boş zamanları değerlendirmek ve spor yapmak zihinsel olarak sıfırlanmamıza yardımcı olur. Bunlardan vazgeçmek bir hatadır; aksine bunları sürdürmek hatta teşvik etmek gerekir.”
Psikiyatrist ayrıca, kişinin kendini faydalı hissetmesinin önemine dikkat çekiyor: “İşe yaramaz hissetmekten daha kötü bir şey yoktur.” Bu nedenle, bireylerin kendilerini iyi hissettiren sosyal ya da üretken faaliyetlere yönelmelerini öneriyor.
Bu belirsizlik ortamında iş birliğine dayalı ekonominin yeniden önem kazandığını da belirten Tajima, “Toplum olarak kendimizi faydalı hissetmemize yardımcı olan bir takas anlayışı yeniden canlanıyor, adeta dijital bir takas rönesansına tanıklık ediyoruz," ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşım, onun başka bir girişimciyle birlikte kurduğu Saco platformunda da somutlaşıyor, burada zaman birimi para yerine geçiyor, beceriler hizmetlerle takas ediliyor.
Jeopolitik gerilimlerin ve hayat pahalılığının arttığı bir dönemde Tajima, ruh sağlığını korumanın ve ekonomik zorluklarla başa çıkmanın, kolektif dayanıklılığı güçlendirmek açısından her zamankinden daha kritik olduğunu vurguluyor.