Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Modern kadınlığın listedeki yükü: İnci Türkay 'Liste' ile sahnede

İnci Türkay 'Liste' oyununda.
İnci Türkay 'Liste' oyununda. ©  Salt & Pepper Project
© Salt & Pepper Project
By Buse Keskin
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Ünlü oyuncu İnci Türkay, modern anneliğin 'delilik' ve yabancılaşma ile örülü sınırlarını sorgularken, seyirciyi listelerin maddeleri arasına gizlenmiş insani bir kırılganlığa davet ediyor.

Listeler. Modern dünya bizi listelerle hayatta tutmaya zorluyor. Alınacaklar, yapılacaklar, aranacaklar. Her şey kontrolümüz altında olmalı. Peki ya hayatın akışı, o titizlikle hazırladığımız maddelerin arasına sığmayacak kadar düzensizse?

REKLAM
REKLAM

Jennifer Tremblay’in ödüllü metni ve ünlü oyuncu İnci Türkay’ın incelikli oyunculuğuyla hayat bulan "Liste," ('The List') oyunu bize listelerin maddelerindeki mükemmeliyetçilik içinde sıkışmış kırılgan bir kadını anlatıyor. Gerçek bir hikâyeden yola çıkan bu sarsıcı metin, ana karakterin listesindeki en trajik maddesini işaretleme çabasını gözler önüne seriyor.

Kadın: 'Evin meleği'

Oyunun geçtiği ıssız banliyö mahallesi, aslında karakterin iç dünyasındaki yalnızlığının da bir yansıması. Eşinin isteğiyle taşındığı bu ıssızlıkta, kadının tek sığınağı ve aynı zamanda hapishanesi o steril mutfağı ve listeleri oluyor.

Viktorya döneminden miras kalan "evin meleği" ("angel in the house") idealinin modern bir kurbanı olarak karşımıza çıkıyor; evi çekip çeviren, düzeni sağlayan ama kendi arzularını yapılacaklar listesi maddeleri altına gömen bir kadın.

19. yüzyıl Viktorya ideolojisinin kadını; boyun eğen, saf, besleyici ve kendini ailesi için feda eden, evi kocası ve çocukları için "huzurlu ve ahlaki bir liman" haline getirmekle görevli kutsal bir varlık olarak idealleştirmesi, bu oyunda modern bir trajediye dönüşür.

Sosyalleşebileceği tek alanın, birbirinden uzak ve kopuk komşu evler olduğu bu alanda, zorla götürüldüğü o "mutlu hafta sonu barbeküleri", aslında çökmüş bir banliyö hayatının parıltılı ama içi boş bir sembolü gibi.

İnci Türkay’ın performansı, bu "cam tavan" ("glass ceiling") altında sıkışmış kadının, toplumsal rollerin ağırlığıyla nasıl silikleştiğini ustalıkla hissettiriyor. Dışarıdan bakıldığında imrenilecek o düzenli hayatın arkasında; her maddesi tik atıldıkça daha da ağırlaşan bir "ideal kadın" yükü yatıyor.

Etkileyici bir sahne diliyle, Türkay her hatırladığı maddeyle birlikte lastiği bileğine çarptırıyor. Bu tekrar eden hareket, listenin maddelerini seyircinin zihnine birer çivi gibi çakarken, karakterin hissettiği acıyı da fiziksel bir boyuta taşıyor.

İnci Türkay 'Liste' oyununda.
İnci Türkay 'Liste' oyununda. Salt & Pepper Project

'Delilik' ve annelik

Bu oyun, sadece bir vicdan muhasebesi değil, aynı zamanda modern anneliğin getirdiği o görünmez, sessiz yükün de bir portresi.

Karakter, çocuklarından bağımsız farklı bir benliği hayal edemiyor. Çünkü listesi çocuklarla ilgili yapılacak şeylerle dolu. Oyunun başında gösterilen kısa görüntüde bir doğum günü partisi görüyoruz. Mutlu bir sahne olan bu partinin bir diğer alternatif görüntülerinde ise anne her şeyi deviriyor, yıkıyor. Annenin de çocuklardan bağımsız bir birey oluşma sanıcısını gösteren bu oyun, aslında kadınların yaşadıkları zihinsel yorgunlukları "delilik" olarak adlandıran topluma da gönderme yapıyor.

Her birey bir anneyken aynı zamanda bu zihinsel zorlukları da yaşayabilir. Ancak fiziksel listelerde mükemmel bir ev, mükemmel bir düzen ve her şeyin tıkır tıkır işlediği bir hayat peşinde koşarken, kendine yabancılaşan bir anneyi izliyoruz.

Bu yabancılaşma, oyunun ilerleyen dakikalarında Caroline’ın ölümüyle birleşerek kadının içindeki boşluğu ve suçluluk hissini daha da büyütüyor.

Listede tek bir ihmal

Oyunun kalbinde, listenin arasına sıkışıp unutulmuş, ertelenmiş küçük bir rica var: Bir doktorun telefon numarası. Kahramanımız, arkadaşı Caroline’ın beşinci doğumundan sonraki paniğini ciddiye almaz.

"21. yüzyıldayız, her köşede bir doktor var," der içinden. Oysa o numara, Caroline’ın hayata tutunacağı tek halattır. Listenin en altına itilen o küçük madde, bir ölümün sessiz ortağına dönüşür. Oyun boyunca kendimize sorduğumuz o korkunç soru, mutfakta yankılanıyor: Eğer o maddeyi zamanında işaretleseydi, arkadaşı şu an yaşıyor olur muydu?

Oyunun sonunda, kadının o bitmek bilmeyen listesinde artık tek bir imkânsız madde kalıyor: "Caroline’ı geri getir." Sahnedeki kar efekti ve karakterin giderek daralan iç dünyası, izleyiciyi de o soğuk vicdan azabına ortak ediyor. İnci Türkay, bir anlatıcıdan ziyade, seyirciyi mutfağındaki bir sırdaşa, hatta bu trajik davanın sessiz bir jürisine dönüştürüyor.

"Liste," sadece bir ihmalin değil, mükemmeliyetçilik zırhı ardına gizlenmiş insani bir kırılganlığın hikâyesi. Perde kapandığında zihnimizde asılı kalan soru ise karakterin mutfağından çıkıp bizim hayatlarımıza sızıyor: Kendi yaşamlarımızı fiziksel maddelere bölerken, kendimizin veya başkalarının isteklerini listenin kaçıncı sırasına itiyoruz?

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Savaş anksiyetesi: Ekonomik kriz ve belirsizlikle nasıl başa çıkılır?

Milyonluk soygun: İtalya'daki müzeden Cezanne, Matisse ve Renoir tabloları çalındı

Haritalardan Ay yolculuğuna: Kadınlar modern bilgisayar biliminin temellerini nasıl attı?