Pandemi sonrasında Avrupa genelinde hızla yükselen enflasyon, büyük ekonomilerde ilan edilen ücretlerin alım gücünü düşürdü. Bazı ülkelerde ücretler artık bu kaybı telafi etmiş durumda, ancak bazılarında hâlâ geriden geliyor.
Avrupa'da enflasyon, 2022'de son 40 yılın en yüksek seviyelerine çıktı. AB'de yüzde 11'in üzerine ulaşan enflasyona, büyük ölçüde Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından enerji fiyatlarında yaşanan artış yol açtı.
Bu yükseliş, tüketici fiyatlarının ücretlerden daha hızlı artması nedeniyle gelişmiş Avrupa ekonomilerinde çalışanların alım gücünü aşındırdı.
Peki ücretler toparlandı mı? Henüz değil. Indeed Wage Tracker'ın kendi platformundaki ilan edilen ücretlere dayanan analizine göre, birçok büyük Avrupa ekonomisi toparlanmaya yaklaşmış olsa da ücretler hâlâ 2021'in başındaki seviyelerin altında.
Indeed, Ocak 2021'i 100 kabul ederek kümülatif reel ücret endeksi oluşturdu.
100'ün üzerindeki değerler, ilan edilen ücretlerdeki kümülatif artışın enflasyonu geride bıraktığı anlamına geliyor. 100'ün altındaki değerler ise çalışanların alım gücünün hâlâ daha düşük olduğunu gösteriyor.
Ocak 2026 itibarıyla, iş ilanlarına dayalı reel ücretler Avrupa'nın yedi büyük ekonomisinde hâlâ Ocak 2021 seviyelerinin altında bulunuyor. Ancak İtalya ve İspanya hariç çoğu ekonomi toparlanmaya yakın. Euro Bölgesi'nde endeks 96,2 seviyesinde.
Hollanda 99,7 ile en güçlü toparlanmayı gösterirken, onu 99,5 ile İngiltere izliyor. İrlanda ve Almanya da 99,1 ile 100 seviyesine oldukça yakın. Fransa'da ise endeks 98,1 düzeyinde.
İspanya, 96,2 ile Euro Bölgesi ortalamasına eşit seviyede bulunurken, İtalya 89,9 ile en düşük düzeyde yer alıyor.
Bu da, bir çalışanın Ocak 2021'de 1.000 euro (51 bin TL) kazanması halinde, nominal ücret artışı ve enflasyon hesaba katıldığında reel ücretinin Ocak 2026'da 899 euroya (45 bin 849 TL) denk geleceği anlamına geliyor.
Avrupa'da reel ücretler neden toparlanmadı?
Indeed Ekonomik Araştırmalar Direktörü Pawel Adrjan, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin enerji ve gıda fiyatlarında sıçramayı tetiklediğini, bunun da 2022'de Euro Bölgesi enflasyonunu yüzde 10'un üzerine taşıyarak Avrupa genelinde reel ücret açığını ortaya çıkardığını vurguladı.
Adrjan, Euronews Business'a yaptığı açıklamada, "Bu açığın uzun süre devam etmesinin ve bazı ülkelerde hâlâ sürmesinin birkaç nedeni var," dedi.
Adrjan'a göre bunun iki temel nedeni bulunuyor. İlki, Avrupa'da ücret belirleme mekanizmasının yavaş ve kademeli işlemesi; toplu pazarlık döngülerinin ücret artışlarını birkaç yıllık dönemler için sabitlemesi.
Enflasyon hızla yükseldi ve başlangıçta öngörülenden daha kalıcı hale geldi. Bu nedenle ücretlerin açığı kapatması uzun bir zamana yayıldı.
İkinci neden ise Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi merkez bankalarının enflasyonu düşürmek için sonunda faiz oranlarını artırması oldu.
Bu durum, Almanya, Fransa ve Hollanda gibi büyük ekonomilerde Indeed İş İlanları Endeksi'nin 2022-23 döneminden itibaren gerilemesinde görüldüğü üzere iş gücü piyasasını soğutmaya başladı.
Ancak bu aynı zamanda sendikaların ve bireysel çalışanların sonraki ücret pazarlıklarındaki müzakere gücünü zayıflattı ve reel anlamda toparlanmayı daha da geciktirdi.
Enflasyona karşı zayıf ücret artışı
Adrjan, enflasyon şokunun her yerde ortak bir etken olduğunu, ancak ücretlerin buna ne ölçüde yanıt verdiğinin ülkelere göre değiştiğini belirtti.
ABD ve İngiltere'de, çalışan talebinin yüksekliğinin sıkılaştırdığı iş gücü piyasaları, ayrıca İngiltere'deki büyük asgari ücret artışları ve iş gücü arzındaki kısıtlar nedeniyle nominal ücret artışı farkı büyük ölçüde kapatacak kadar güçlü oldu.
Almanya ve Hollanda'da ise gecikmeli ama güçlü toplu pazarlık zamları, bu ülkeleri tam toparlanmaya oldukça yaklaştırdı.
Fransa ve İspanya'da tablo daha dengeli. Bu ülkelerde ücret artışı son dönemde enflasyonun üzerine çıkmış durumda.
İtalya negatif ayrışıyor
Adrjan, "İtalya en uç örnek. Buradaki sorun ezici biçimde ücret artışı tarafında. İlan edilen ücretler neredeyse hiç artmadığı için fark aslında hâlâ oldukça geniş," dedi.
Paradoks ise şu: İtalya'da iş ilanları pandemi öncesi seviyelerin oldukça üzerinde. Ancak işe alım talebindeki bu güçlü seyrin ücret artışına yansımadığı görülüyor. Bu da, iş gücü piyasasının diğer büyük Avrupa ekonomilerindeki kadar sıkı olmamasıyla örtüşüyor.
Ücret artışındaki gecikmeden en çok düşük gelirliler etkilendi
Indeed verileri, reel ücretlerin mesleklere göre nasıl değiştiğini göstermiyor. Adrjan, genel olarak standartlaştırılmış işlerde çalışan düşük ücretli kişilerin daha uzun uyum gecikmelerine en açık kesim olduğunu söyledi. Bunun nedeni, bu gruptaki ücretlerin daha seyrek güncellenmesi ve asgari ücret tabanına daha sıkı bağlı olması.
Çalışanların reel ücretlerde toparlanmayı ne zaman gerçekçi biçimde bekleyebileceği ve Orta Doğu krizinin etkisi sorulduğunda Pawel Adrjan, İran çatışmasına bağlı olası risklere işaret etti.
Adrjan, İran savaşı öncesinde kuzey Avrupa ekonomilerinin çoğunun tam toparlanmanın bir ya da iki puan uzağında olduğunu, Avrupa Komisyonu'nun da AB genelinde reel ücretlerin bu yıl ya da gelecek yıl açığı kapatacağını öngördüğünü belirtti.
Adrjan, "Çatışma, bu takvimin tutmaması riskini artırdı. Alım gücünün büyük ölçüde toparlandığı ülkelerde reel ücretler yeniden gerileyebilir. Mevcut yüksek enerji fiyatları, ilki henüz tam olarak sindirilmeden gelen ikinci bir enflasyon şoku niteliğinde," dedi.
Çatışmanın kısa sürmesi halinde, toparlanma finiş çizgisine yaklaşmış ülkeler için yalnızca birkaç ay gecikebilir.
Ancak Adrjan, "Aksama yaz aylarındaki depolama yenileme sezonu boyunca sürerse, 2022'deki dinamiğin yeniden yaşandığını görebiliriz. Bu da birçok çalışan için toparlanmayı 2027-2028'e itebilir," diye ekledi.