Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

'Et yiyen bakteri' salgınları dünya genelinde artıyor mu?

Temsili görsel
Temsili görsel ©  Copyright 2019 The Associated Press. All rights reserved.
© Copyright 2019 The Associated Press. All rights reserved.
By Jesús Maturana
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin
Paylaş Close Button

'Et yiyen bakteri' olarak bilinen Vibrio vulnificus ve A grubu streptokok kaynaklı salgınlarda son zamanlarda yüzlerce kişi hayatını kaybetti. 2026 yılında ise Vibrio, denizlerin ısınmasıyla birlikte Akdeniz genelinde yayılırken, onlarca yıldır sessizce ölümlere yol açmayı sürdürüyor.

"Et yiyen bakteri" (Flesh-eating bacteria) ifadesi teknik olarak doğru olmasa da, bu isim hızla doku tahribatına yol açarak saatler içinde uzuv amputasyonuna kadar gidebilen etkisini anlatması açısından yaygın şekilde kullanılıyor. Bu terim aslında nekrotizan fasiit olarak bilinen hastalığa yol açabilen birden fazla bakteri türünü kapsıyor. Bugün en yakından incelenen iki etken ise deniz ortamında yaşayan Vibrio vulnificus ve kişiden kişiye bulaşabilen A grubu Streptococcus pyogenes.

REKLAM
REKLAM

Vibrio sıcak ve acı (tuzlu-tatlı karışık) sularda, nehirlerin denizle birleştiği bölgelerde gelişiyor ve insanlara iki yolla bulaşıyor: Açık bir yaranın kirli suyla teması ya da özellikle çiğ kabuklu deniz ürünleri, özellikle istiridye tüketimi.

Sağlıklı bireylerde enfeksiyon genellikle yalnızca mide ve bağırsak semptomlarına yol açıyor. Ancak risk, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, karaciğer hastaları, diyabet hastaları ve ileri yaştaki kişilerde artıyor. Bu grupta bakteri saatler içinde sepsis ve doku ölümü (nekroz) oluşturabiliyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre ağır enfeksiyon vakalarında ölüm oranı birkaç gün içinde yüzde 20’ye kadar çıkabiliyor.

Streptococcus pyogenes ise farklı bir biyolojiye sahip. Deniz suyu üzerinden değil, solunum yoluyla ya da ciltteki yaralar aracılığıyla bulaşıyor. En ağır formunda streptokokal toksik şok sendromuna (STSS) yol açıyor ve ölüm oranı yaklaşık yüzde 30 seviyesinde.

Onlarca yıldır bilinen ve penisilin ile amoksisilin gibi antibiyotiklere genellikle yanıt veren bu bakteriyle ilgili ağır vaka sayısının son yıllarda belirgin şekilde arttığı dikkat çekiyor. Her iki bakteri de aynı halk arasındaki isimle anılsa da bulaş yolları ve risk profilleri birbirinden oldukça farklı.

Son salgınlar: Florida’dan Japonya’ya, Akdeniz’e uzanan tablo

ABD’de Vibrio vulnificus vakaları en iyi belgelenmiş örnekler arasında yer alıyor. 1988’den bu yana ülkede bu bakteriye bağlı 2 bin 600’den fazla enfeksiyon ve 700’ün üzerinde ölüm kaydedildi.

Vakalar özellikle Florida ve Louisiana başta olmak üzere güney kıyı şeridinde yoğunlaşıyor. 2024’te Eylül ayında karaya ulaşan Helene Kasırgası’nın yol açtığı kıyı taşkınları enfeksiyonları artırdı; Florida’da 82 vaka ve 19 ölüm bildirildi. Yıl genelinde eyalette Vibrio’ya bağlı toplam ölüm sayısı 89’a ulaştı.

2025 yılı da tabloyu değiştirmedi. Ağustos ayına kadar Florida 13 vaka ve 4 ölüm bildirirken, Louisiana’da hastaneye yatırılan 17 vaka ve 4 ölüm kaydedildi. Bu, önceki yıllara göre ölüm sayısında yüzde 400 artış anlamına geldi.

En son vaka 21 Temmuz 2025’te Mississippi’nin Bay St. Louis kentinde görüldü; 77 yaşındaki bir erkek, tekne römorkuyla çalışırken bacağındaki bir çizikten enfekte olarak hayatını kaybetti. Yılın ilk aylarında ABD’de toplam sekiz ölüm kaydedildi.

Asya’da ise tablo farklı bir bakteriye odaklanıyor. Japonya’da Streptococcus pyogenes kaynaklı toksik şok sendromu vakaları 2023’te 941’e ulaştı ve bu, o dönem için rekor seviyede kaydedildi. 2024’te ise bu sayı yılın ilk yarısında bile 977’ye çıktı; 77 ölüm bildirildi.

Avrupa’da ise sorun daha çok deniz kaynaklı olarak öne çıkıyor. 2014–2017 döneminde kıtada yıllık ortalama Vibrio enfeksiyonu 126 iken, 2018’de sıcak yaz koşullarıyla birlikte bu sayı 445’e yükseldi. Vakalar özellikle Baltık ülkelerinde yoğunlaştı.

Haziran 2026 itibarıyla Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), yaklaşan yaz dönemini yüksek riskli sezon olarak sınıflandırdı. İspanya ise bu konuda tamamen yeni değil; Galiçya’da son 20 yılda Vibrio kaynaklı üç önemli salgın yaşandı ve bu olaylar yüzlerce kişiyi etkiledi.

Sıcaklıkla güçlenen tehdit: Termometre yükseldikçe büyüyen risk

Kritik soru, kaç kişinin öldüğü değil, sayının neden artmaya devam ettiği. Yanıtın önemli bir bölümü su sıcaklığında yatıyor. Vibrio cinsi bakteriler, tuzluluk oranı orta seviyedeki sularda 20 derece ile 35 derece arasında en iyi şekilde çoğalıyor.

Eskiden yalnızca tropikal ve subtropikal kıyılarla sınırlı olan bu koşullar, her yaz, 30 yıl önce bu mikroorganizmalar için fazla soğuk sayılan enlemlere kadar uzanıyor. İsveç'teki Umeå Üniversitesi'nden epidemiyolog Jan Carlo Semenza, bu doğrudan ilişkiyi belgelemiş durumda: deniz yüzeyi sıcaklığı arttıkça enfeksiyon vakaları da artıyor.

Avrupa Çevre Ajansı'na göre, Avrupa çevresindeki denizlerin yüzey sıcaklığı küresel okyanus ortalamasından dört ila yedi kat daha hızlı yükseliyor. Bilim dünyasının küresel ısınmaya en hassas bölgelerden biri olarak gördüğü Akdeniz özellikle elverişli. Üstelik sadece sıcaklık nedeniyle değil: Isı etkisiyle su kütlelerinin küçülmesi, geriye kalan suda bakteri yoğunluğunu artırarak maruziyet riskini de yükseltiyor.

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), Temmuz 2024'te bu bakterilere ilişkin kapsamlı bir risk değerlendirmesi yayımladı ve mesaj açıktı: İklim değişikliği nedeniyle, hem Avrupa'da hem de dünyanın geri kalanında deniz ürünlerinde bu bakterilerin görülme sıklığının artması bekleniyor.

Bu öngörü, bakterinin bugün neredeyse hiç tespit edilmediği kıyı bölgelerine doğru coğrafi genişlemesini de içeriyor. ECDC ise deniz sıcaklığı ve tuzluluğuna ilişkin uydu verilerine dayanan, ulusal uyarıları yönlendirmek için gerçek zamanlı risk haritaları üreten bir izleme sistemi geliştirdi.

Etki yalnızca sağlıkla sınırlı değil. Akdeniz için Birlik'in İklim Eylemi ve Enerji Dayanıklılığı analisti Hatim Aznague durumu şöyle özetliyor: "Bakteriler hikâyenin kendisi değil; sadece haberciler. Asıl hikâye, ısı ve kirlilik yüzünden dengesi bozulan bir deniz." Yüksek sezonda kapanan bir plaj, oteller, restoranlar ve tur operatörleri için anında maddi kayıp anlamına geliyor.

Akdeniz dünyanın en çok ziyaret edilen tatil bölgesi; bu da her türlü sağlık uyarısının etkisini katlıyor. Küresel veriler, 2000'li yılların başından bu yana Vibrio enfeksiyonlarının dünya genelinde yüzde 84'ten fazla arttığını gösteriyor. Eğilim değişmezse, bugün mevsimsel ve görece sınırlı bir risk olan bu durum, 2050'ye gelmeden bir halk sağlığı sorunu haline gelebilir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar Google'da Euronews'ü takip edin

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Portekizli şirketten sağlık verisi alanında küresel genişleme hamlesi

Avrupa’da rekor sıcaklar: Belçika’da sağlık alarmı verildi

ABD'de 3,7 milyar dolarlık sağlık dolandırıcılığı suçlamasıyla aranan isim Türkiye'de yakalandı