Uçuş takip sistemi Flightradar24, uçuş fiyatı karşılaştırma sitesi işleten İsveçli Mikael Robertsson ve Olov Lindberg'in, iki alıcı alıp Stockholm’de bir çatıya anten kurmasıyla başladı.
Gerilim tırmandığında ya da felaketler yaşandığında, milyonlarca kişi olup biteni izlemek için tek bir uygulamaya yöneliyor: Flightradar24.
Uçuş takip platformu, herkesin uçakların hareketlerini dijital bir harita üzerinde canlı olarak izlemesine, irtifa, hız, rota ve uçak tipi gibi bilgileri görmesine imkân tanıyor.
Bu sistemin arkasında, büyük bölümü gönüllülerce barındırılan yaklaşık 58 bin alıcıdan oluşan küresel bir ağ var. Bu alıcılar, ticari uçakların sürekli yayımladığı ADS-B sinyallerini topluyor. Okyanusların ve ücra bölgelerin üzerindeki boşluklar ise uydu verileriyle dolduruluyor.
Orta Doğu’da son dönemde yaşanan askeri gerilim sırasında, hava sahalarının kapatılması ve uçakların farklı güzergahlara yönlendirilmesi dünyanın en işlek hava koridorlarını yeniden şekillendirirken, platformun trafiği de fırladı.
Havayolu pilotu Chris Lomas gibi havacılık profesyonelleri içinse artık vazgeçilmez. Lomas, “Havacılığın operasyonel tarafında çalışıp da bunu kullanmayan kimse tanıdığımı sanmıyorum” diyor ve ekliyor: “Yaptığımız işin o kadar ayrılmaz bir parçası haline geldi ki,” dedi.
Platform aslında bir merakın ürünü. Bir uçuş fiyatı karşılaştırma sitesi işleten İsveçli Mikael Robertsson ve Olov Lindberg, iki alıcı satın alıp Stockholm’de bir çatıya anten kurdu; çok geçmeden uçuş takip hizmetlerinin, asıl işlerinden çok daha fazla ilgi gördüğünü fark ettiler.
Platform, uçakların dijital bir harita üzerinde gerçek zamanlı hareketini gösteriyor; irtifa, hız, rota ve uçak tipi gibi bilgileri de eşzamanlı olarak ekrana yansıtıyor.
Lomas, bu tür araçların artık havacılık sektörünün geneline yayıldığını söylüyor.
Hem ticari pilot hem de uçuş takip uygulaması kullanıcısı olan Lomas’a göre platform, havacılık profesyonelleri arasında son derece yaygın.
“Tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki, en azından işin operasyon tarafında çalışıp da bir şekilde Flightradar24 kullanmayan kimse tanımıyorum,” diyor.
Uygulamanın, pilotların “durumsal farkındalık” dediği şeyi güçlendirmeye yardımcı olduğunu belirtiyor.
Lomas, “Bir havacılık profesyoneli ve artık pilot olarak, bunu en çok bir durumsal farkındalık aracı olarak faydalı buluyorum. Genel olarak durumsal farkındalık, pilotlar ve uçuş ekibi için temel bir yetkinlik. Sahada neler olup bittiğine dair daha iyi bir fikir edinmemizi sağlayan her türlü ek araç son derece yararlı” diye devam ediyor.
“Mesela uçağınız gecikmişse ve onun gelmesini bekliyorsanız, kabaca nerede olduğunu görebiliyoruz. Bu da ne kadar gecikeceğimize dair bir fikir veriyor. Benzer şekilde, rüzgarın yön değiştirdiği, pistlerin değiştiği bir havalimanına uçacaksak, Flightradar24’e hızlıca bakıp şu anda hangi pistin kullanıldığına dair bir fikir edinebiliyoruz.”
Uygulamanın arkasında, uçakların yayınladığı sinyalleri toplayan küresel bir alıcı ağı bulunuyor.
Çoğu modern yolcu uçağı, Automatic Dependent Surveillance Broadcast’in kısaltması olan ADS-B isimli sistemle konumunu sürekli olarak yayımlıyor.
Uçaktaki transponder, uçağın konumu, irtifası, hızı ve kimliği gibi verileri gönderiyor.
Bu sinyaller, genellikle yaklaşık 300 kilometrelik bir menzil içinde yer istasyonlarındaki alıcılar tarafından yakalanabiliyor.
Flightradar24, dünya genelindeki yaklaşık 58 bin alıcıdan gelen verileri bir araya getiriyor. Bu alıcıların önemli bir bölümü, evlerine ya da işyerlerine anten kuran gönüllüler tarafından barındırılıyor.
Robertsson, ağa katkıda bulunmak için alıcı kurmak isteyenlerden her gün birkaç yüz başvuru aldıklarını söylüyor.
Uydu verileriyle birleştirildiğinde bu sistem, dünya genelindeki hava trafiğine dair canlı bir tablo ortaya koyuyor.
Şirket, 66 uyduluk bir takımyıldız işleten bir uydu sağlayıcısından veri satın alarak ağını tamamlıyor. Böylece karasal alıcıların az olduğu okyanuslar, çöller ve diğer ıssız bölgelerde kapsama alanını genişletiyor.
Flightradar24 ayrıca, üretici, uçak yaşı ve seri numarası gibi ayrıntıları içeren, dünya genelinde yaklaşık 1,2 milyon uçağı kapsayan bir veri tabanı tutuyor.
Şirket, aslında bir uçuş fiyat karşılaştırma sitesi işleten Mikael Robertsson ve Olov Lindberg tarafından İsveç’te kuruldu.
Bugün platformu havacılık profesyonelleri, gazeteciler ve sıradan kullanıcılar takip ediyor; büyük olaylar sırasında ilgi adeta patlama yapıyor.
28 Şubat 2026’da Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, İran hedeflerine saldırılar düzenleyip bunun üzerine İran’ın misilleme niteliğinde füze ve İHA saldırıları başlatması ve birçok ülkenin geçici hava sahası kısıtlamaları getirmesiyle, havayolları bölge genelinde uçuşları hızla yeniden planladı ya da iptal etti.
Havayolları olası tehlike bölgelerinden kaçınmaya çalışırken, İran, Irak, İsrail ve çevre ülkelerde uçuşlar durduruldu ya da farklı güzergahlara yönlendirildi.
Şirketin verilerine göre Flightradar24’ün internet trafiği, sitede günlük ortalama yaklaşık beş milyon ziyaretçi varken, tek bir günde 20 milyona çıkarak dört katına fırladı.
Flightradar24’ün kurucu ortağı Mikael Robertsson, çatışmanın Avrupa ile Asya arasındaki uçuş rotalarını kökten değiştirdiğini söylüyor.
“Şu anda Orta Doğu’daki, İran’daki çatışmaya baktığımızda bence en ilginç şey, Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan üzerinden geçen koridor,” diyor.
“Bu koridor gerçekten çok dar, çünkü daha önce İran ve Irak üzerinden geçen uçuşlar artık yapılamıyor. Dolayısıyla Avrupa ile Asya arasındaki uçuşlar için ana koridor burası ve giderek daha da daralıyor.”
Platform, havacılık kazalarını anlamada da rol oynadı.
Flightradar24 o tarihten bu yana büyük havacılık olaylarında kritik bir rol oynadı. 2014’te MH370 kaybolduğunda, takip verileri arama çalışmalarının Çin yerine Malezya ile Vietnam arasındaki denize kaydırılmasına yardımcı oldu. Ertesi yıl Germanwings kazasında elde edilen irtifa verileri, uçağın Fransız Alpleri’nden ürpertici biçimde sabit bir alçalışa geçtiğini ortaya koydu.
2026 Şubat’ında ABD ile İsrail’in İran’ı vurduğu son saldırılar sırasında da, havayolları bölgedeki uçuşları yeniden planlamak için yarışırken, site trafiği tek günde 20 milyon ziyarete çıkarak dört katına yükseldi.
Sistem elbette kusursuz değil. Çatışma bölgelerinde bu sinyaller bazen karartılabiliyor ya da yanıltılabiliyor. Bu da haritalarda görülen zikzaklı uçuş izlerine yol açıyor.
Bu da uçakların gerçekte olmayan konumlar yayınlayabileceği anlamına geliyor.
Robertsson bunu şöyle açıklıyor: “Kötü veri aldıklarında, o kötü veriyi hesaba katıyorlar. Diyelim ki burada bulunan bir uçak, kendini aslında şurada sanıyor ve bu konumu yayımlıyor; uçağıyla uçmaya devam ederken bir anda kendini başka bir yerde zannediyor. Haritada gördüğünüz şey de uzayda oradan oraya zıplayan bir uçak gibi oluyor.”
Dünya genelinde on binlerce alıcı bulunmasına rağmen kapsama alanında hâlâ boşluklar var; uzak bölgeler ve okyanuslar da sorun olmaya devam ediyor.
Kapsamı iyileştirmek için, örneğin Antarktika’ya gönderilecek bu cihaz gibi alıcılar ıssız bölgelere kuruluyor.
Hobi meraklılarından profesyonellere kadar pek çok kişi için uçakları gerçek zamanlı izleme imkânı, dünyanın dört bir yanında hangi uçağın indiğini, kalktığını ya da rotasını değiştirdiğini takip etme biçimimizi kökten değiştirdi.