Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Şatolar, waffle ve karides avcıları: Belçika’nın gizli rotaları

Angela Dansby’nin en önemli önerileri arasında toplu taşımadan yararlanmak, 'French fries' demekten kaçınmak ve yapılacaklar listene şato avını eklemek var.
Angela Dansby’nin başlıca önerileri, toplu taşımadan yararlanmak, "French fries" ifadesinden kaçınmak ve yapılacaklar listesine şato avını eklemek. ©  Photo by Venti Views on Unsplash
© Photo by Venti Views on Unsplash
By Fakhriya M. Suleiman
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Belçika uzmanı Angela Dansby, ülkede görülmesi gereken başlıca yerleri ve tadılması gereken yiyecek ve içecekleri içeren seyahat önerilerini paylaşıyor.

Brüksel’in daha fazla ziyaretçiyi hak edip etmediği tartışmalı olabilir ancak Belçika başkentinin sakinleri bu soruya net bir “evet” yanıtı veriyor.

REKLAM
REKLAM

Bu yaz Avrupa’nın popüler turizm merkezleri uluslararası ziyaretçi akınına hazırlanırken, iVOX’un Ovide-Airbnb için gerçekleştirdiği araştırma Brüksellilerin kentlerine dair dikkat çekici bir görüşe sahip olduğunu ortaya koydu. Brüksel’in 19 belediyesinde yaşayan bin kişiyle yapılan ankette katılımcıların yüzde 74,6’sı, şehirlerini “hak ettiği değeri görmeyen” bir destinasyon olarak tanımladı.

2025 yılında Brüksel’i ziyaret edenlerin sayısı 3,7 milyon olarak kaydedildi. Bu rakam, 2024’teki 3,71 milyon ziyaretçinin biraz altında kaldı. Buna rağmen ankete katılanların yüzde 79’u, turizmin yerel işletmeleri ve genel ekonomiyi desteklediği için kent açısından “hayati önem” taşıdığını düşünüyor.

'Best of Belgium: The Complete Travel Guide Through Expat Eyes' kitabının yazarı Angela Dansby, Euronews Travel'e verdiği röportajda, “Brüksel’in ve genel olarak Belçika’nın turizm açısından ne kadar harika olduğunu yeterince insan bilmiyor,” dedi.

“Brüksel’de turist eksikliği olduğunu düşünmüyorum. Ancak şehrin bir destinasyon olarak hak ettiği ilgiyi görmediğine inanıyorum. Bugüne kadar ağırladığım ve sayı gerçekten çok fazla tüm misafirlerim şehirden hoş bir şaşkınlıkla ayrıldı ve sonunda benimle aynı fikirde oldu.”

2015’ten bu yana Belçika’da yaşayan yaşam tarzı gazetecisi Dansby, Nisan 2026’da yayımlanan son kitabı için elinde DSLR fotoğraf makinesiyle ülkenin 32 şehrini dolaştı, yüzlerce kilometre yürüyerek hem fotoğraflar çekti hem de gözlemlerini kaleme aldı.

Kendisini “Belgitude sahibi bir profesyonel” olarak tanımlayan yazarın 200 sayfalık rehberi, yaklaşık 100 farklı noktayı kapsıyor. Rehber, çok dilli ve çok kültürlü yapısıyla Belçika’nın neden her gezginin Avrupa rotasında yer almayı hak ettiğini anlatmayı amaçlıyor.

Dansby’nin Belçika macerası ise yaklaşık 15 yıl önce başladı. Chicago’daki bir halkla ilişkiler ajansında çalışırken Brüksel merkezli bir müşteri için çalışma vizesi aldı. Başlangıçta yalnızca “bir yıllık bir deneme” olarak planlanan bu taşınma, zamanla kalıcı bir yaşama dönüştü.

Peki, onu bu kadar uzun süre Belçika’da tutan neydi?

Dansby bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Zaman içinde çifte vatandaş oldum. Belçika’ya ve bir Belçikalıya âşık oldum."

Euronews Travel, Dansby ile Belçika’da görülmesi gereken şehirleri, en iyi yeme-içme duraklarını, yerel sanat ve kültür deneyimlerini ve turistlerin çoğunlukla gözden kaçırdığı bölgeleri konuştu.

Bouillon Şatosu her yıl 135 bin ziyaretçi çekiyor.
Bouillon Şatosu her yıl 135 bin ziyaretçi çekiyor. Photo by Dylan Leagh on Unsplash

Dünyanın dört bir yanından insanlarla tanışın

Fiili olarak Avrupa’nın kalbi kabul edilen Belçika, yaklaşık 11,9 milyon kişilik nüfusuyla aynı zamanda son derece kozmopolit bir ülke. Ülkede yaklaşık 180 farklı milliyet temsil ediliyor. Bu nedenle Angela Dansby’nin Belçika’ya seyahat edeceklere verdiği ilk tavsiye oldukça net: “Özellikle Brüksel’de, dünyanın dört bir yanından insanlarla tanışın.”

Peki bu “dünya vatandaşlarıyla” en iyi nerede karşılaşabilirsiniz? Dansby’ye göre işe şatoları keşfederek başlamak gerekiyor. Parlamenter monarşiyle yönetilen Belçika’da, masallardan çıkmış gibi görünen şato ve kalelerle karşılaşmak hiç de zor değil.

“Belçika, kilometrekare başına en fazla şatoya sahip ülke,” diyen yazar, ülke genelinde yaklaşık 3 bin şato bulunduğunu belirterek, özellikle Bouillon, Beloeil ve Veves şatolarını öne çıkarıyor: “Onları keşfetmeye bayılıyorum. Gerçekten büyüleyiciler.”

Dansby’nin önerdiği üç şato da, ülkenin güneyindeki Fransızca konuşulan Valon bölgesinde yer alıyor. Bölge, tarihi şato ve kalelerini büyük ölçüde korumayı başarmış durumda. Her yıl yaklaşık 135 bin ziyaretçi ağırlayan Bouillon Şatosu’nda ise ziyaretçiler, ortaçağ kasabasını 360 derecelik panoramik bir manzarayla izleme fırsatı buluyor.

Ancak Belçika’nın sundukları yalnızca tarihi yapılarla sınırlı değil. Dansby’ye göre sanat, kültür ve miras açısından ülkenin neredeyse her köşesi keşfedilmeyi hak ediyor.

Yine de eve gerçekten benzersiz bir hikâyeyle dönmek isteyenlere özel bir önerisi var: Kuzey Denizi kıyısındaki Oostduinkerke kasabasına gidip at sırtında çalışan karides avcılarını görmek.

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bu gelenekte, balıkçılar güçlü Brabançon atlarıyla denize girerek ağlarla karides avlıyor. Yaklaşık 500 yıldır sürdürülen bu yöntem, bugün hâlâ yılda yaklaşık 40 kez uygulanıyor ve Belçika’nın en sıra dışı kültürel deneyimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Angela Dansby ülkede Liège usulü waffle’ı tavsiye ediyor
Angela Dansby ülkede Liège usulü waffle’ı tavsiye ediyor Photo by daniel mironov on Unsplash

Belçika’nın en lezzetli adresleri

Angela Dansby’ye göre Belçika’da yapılacak en keyifli şeylerden biri yemek yemek. Üstelik bunda haksız da sayılmaz. Ülke, Michelin Rehberi’ne giren yüzlerce restoranı ve 100’ün üzerinde yıldızlı mekânıyla Avrupa’nın en güçlü gastronomi duraklarından biri olarak öne çıkıyor. Dansby, Belçika’nın Michelin yıldızlı restoran yoğunluğunda “dünyada üçüncü sırada” olduğunu özellikle vurguluyor.

Yemek deneyimi için biraz daha yüksek bütçe ayırmaya hazır gezginlere ise Brüksel, Anvers, Brugge ve Knokke-Heist’i öneriyor. Ona göre bu şehirler, Belçika’nın modern gastronomi sahnesini deneyimlemek için en iyi adresler arasında yer alıyor.

Ancak ülkenin mutfak kültürü yalnızca fine dining restoranlardan ibaret değil. Dansby, doğudaki Eupen kentinin Alman mutfağından etkilenen lezzetleri tatmak için ideal olduğunu söylüyor. Özellikle marine edilerek ağır ağır pişirilen klasik rosto yemeği sauerbraten ile kuru üzümlü, oval biçimli bir brioche türü olan ve iri şeker taneleriyle süslenen Eupener Platz’ı tavsiye ediyor.

Kahve, köfte ve waffle denildiğinde ise rotayı Liège’e çevirmek gerektiğini belirten Dansby’ye göre, kremalı tavuk ve sebzelerle hazırlanan geleneksel waterzooi çorbası için Gent’e, taze deniz ürünleri içinse Ostend’e gitmek gerekiyor.

Belçika mutfağına dair en şaşırtıcı detaylardan biri ise salyangoz kültürü olabilir. Salyangoz tüketiminin yalnızca Fransa’ya özgü olduğunu düşünenler için, Valon bölgesindeki Namur ilinden çıkan Petit-Gris de Namur salyangozları dikkat çekici bir örnek sunuyor. Genellikle sarımsaklı tereyağı, otlar ve mantarla hazırlanan bu yerel lezzet, alışılmadık görünümüne rağmen ülkenin sevilen gastronomik tatları arasında gösteriliyor.

Belçika uzmanı, ziyaretçilerin ülkenin toplu taşımadan yararlanmasını ya da kenti yürüyerek keşfetmesini öneriyor
Belçika uzmanı, ziyaretçilerin ülkenin toplu taşımadan yararlanmasını ya da kenti yürüyerek keşfetmesini öneriyor Photo by Filip Cop on Unsplash

Brüksel’in ötesine geçin

Dansby’ye göre Belçika’nın sunduğu en iyi deneyimlerin bir kısmı, alışıldık turistik rotaların epey dışında kalıyor.

Brüksel gibi bir şehir yerel gastronomiyle özdeşleşmiş olsa da, ülkenin Flaman bölgesindeki Hasselt’in de son derece canlı bir yeme-içme sahnesi olduğunu söylüyor Dansby.

Şehrin Tripadvisor’da öne çıkan ilk 3 restoranı arasında, Michelin tarafından listelenen iki mekân bulunuyor: Belçika ve Hollanda mutfağı sunan Ross ile İtalyan ve Fransız yemekleriyle tanınan La Fontella.

“De Haan da güzel bir sahil kasabası, burada birkaç ayını geçiren Albert Einstein’ın adını taşıyan villalar bile var,” diye ekliyor.

Tarihle yoğrulmuş bir diğer yer ise Ploegsteert. Ülkenin Valon bölgesinde bulunan köy, I. Dünya Savaşı sırasında düşman askerlerin silah bırakıp futbol maçı yaptığı 1914 Noel Ateşkesi’ne sahne olmasıyla da biliniyor.

Kartpostallık Ardennes ve Hallebos ormanları gibi yerler, yürüyüş yapmayı seven ziyaretçiler için Dansby’nin önerileri arasında
Kartpostallık Ardennes ve Hallebos ormanları gibi yerler, yürüyüş yapmayı seven ziyaretçiler için Dansby’nin önerileri arasında Perrine Aguiar via Wikimedia Commons

Yapılacaklar ve kaçınılacaklar

Patates kızartısından söz ederken gülerek, atıştırmalığın kökeni üzerindeki tartışmalar nedeniyle “French fries” ifadesini kullanmamanızı öneriyor Dansby. “Onun yerine onlara sadece frîtes deyin! Ve ketçap yerine mayonezle yemeyi deneyin; Belçikalılar böyle yapar” diyor.

Belçika’ya dair diğer seyahat ipuçları arasında, ülkeyi keşfetmek için toplu taşıma ağından yararlanmak da var. Belçika’daki otobüs hatları üçe ayrılıyor: Flaman bölgesinde De Lijn, Valonya’da TEC ağdan sorumlu; Brüksel’de ise STIB hem otobüs hem metro ulaşımını işletiyor.

Ülke, yürüyerek keşfetmek için de son derece elverişli. Belçika’nın çeşitlilik gösteren topoğrafyasında yürüyüşe çıkmak, Dansby’nin en sevdiği aktivitelerden biri. “Özellikle Ardennes Ormanı, Almanca konuşulan Ostbelgien bölgesi ya da her ilkbahar Hallebos ormanını kaplayan çan çiçeklerinin mor ‘halıları’ arasında yürümeyi çok seviyorum” diyor.

Dolaşırken, haftalık açık hava pazarlarını ve yerel festivalleri de gezi programına eklemeyi öneriyor: “Bu etkinlikler, Belçika’nın geçmişi ve bugünü hakkında harika birer pencere sunuyor.”

Dansby’nin son tavsiyesi ise şu oldu: “Aklınıza takılan her şeyi yerel halka sormaktan çekinmeyin."

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Video: Martı çığlığı yarışmasında taklitçiler yarıştı

Brüksel festivalinde nadir Art Deco ve Art Nouveau eserleri gün yüzüne çıktı

Şatolar, waffle ve karides avcıları: Belçika’nın gizli rotaları