Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

Washington'ın Grönland ısrarı Avrupa ile ticaret savaşını körüklüyor

AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Brüksel'de Danimarka Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt ve Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen ile birlikte, 19 Ocak 2026
AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Brüksel'de Danimarka Dışişleri Bakanı Vivian Motzfeldt ve Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen ile birlikte, 19 Ocak 2026 ©  Geert Vanden Wijngaert/Copyright 2026 The AP. All rights reserved
© Geert Vanden Wijngaert/Copyright 2026 The AP. All rights reserved
By Una Hajdari
Yayınlanma Tarihi
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Washington’ın gümrük vergilerini açıkça Grönland üzerindeki jeopolitik taleplerle ilişkilendirmesi üzerine, AB başkentleri daha önce hiç kullanılmamış bir mekanizmayı değerlendirmeye aldı.

Washington'ın Grönland konusundaki giderek düşmanlaşan söylemleri, bazı AB başkentlerini nispeten yeni ve hiç kullanılmamış ekonomik imha gücüne başvurmayı düşünmeye sevk etti.

Henüz test edilmemiş olan “Ekonomik Baskıya Karşı Koruma Aracı”, Aralık 2023’ün sonlarında yürürlüğe giren bir yasa kapsamında oluşturuldu.

Bu düzenleme, bir üye devletin ticaret veya yatırımı etkileyen önlemler uygulanarak ya da bu önlemlerle tehdit edilerek belirli bir tercihe zorlanması durumunda, AB’ye kolektif bir yanıt verme imkanı tanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, kilit Avrupa güçlerinin Grönland'ı satın alma veya üzerinde bir tür kontrol sağlama yönündeki yenilenen çabasına hemen onay vermemesine görünüşte şaşırarak, 1 Şubat'tan itibaren Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Hollanda, Finlandiya ve İngiltere'den gelen mallara ek yüzde 10 gümrük vergisi getirme tehdidinde bulundu.

Direnmeye devam etmeleri halinde bu vergi 1 Haziran'da yüzde 25'e çıkacak.

Bu yeni vergiler, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in İskoçya'daki Turnberry golf sahasında Trump'ı yakalayıp bir anlaşma imzalamasının ardından, 2025 yazında yüzde 50'lik bir tehditten güçlükle müzakere edilerek düşürülen mevcut yüzde 15'lik AB vergisinin üzerine eklenecek.

Son tehditlere yanıt olarak, bloğun en büyük ekonomilerinin başını çeken Almanya ve Fransa’nın maliye bakanları kamuoyu önüne çıkarak, ABD taleplerine uymaya zorlamak amacıyla "ekonomik şantajın kullanılmasına izin vermeyeceklerini" belirttiler.

Trump’ın ticaret açığı anlaşmazlıkları çerçevesinde sunulan önceki gümrük vergisi tehditlerinden farklı olarak, bu adımlar doğrudan siyasi bir bağlantı taşıyor ve Ekonomik Baskıya Karşı Koruma Aracı’nın tanımladığı biçimiyle jeopolitik bir sonucu dayatmaya yönelik ekonomik baskı niteliğinde. Bu durum, Avrupa Birliği ve üye devletlerin meşru egemen tercihlerine yönelik haksız bir müdahale anlamına geliyor.

Grönland bir AB üyesi olmasa da, bir üyeye, yani Danimarka'ya bağlı.

Grönland’ı hedef alan baskı, bir AB üye devletinin güvence altına alınmış bağımsız karar alma süreçlerini hedef alan bir baskı işlevi görebilir. Bu da söz konusu aracın tam olarak hangi senaryo için tasarlandığını ortaya koyuyor.

Etkili biçimde bu mekanizma, AB’nin bir veya birden fazla üye devleti korumak amacıyla ekonomik gücünün tamamını devreye sokarak ilişkileri koparma tehdidini bir araç olarak kullanabilmesi için tasarlandı.

Bir başkenti siyasi bir karar almaya zorlamak için ekonomik baskı uygularsanız, yalnızca o ülkeyle değil, tüm tek pazarla karşı karşıya gelmiş olursunuz.

Bu tanıdık geliyorsa, nedeni NATO’nun, birine yönelik saldırının hepsine yapılmış sayıldığı 5. Madde taahhüdünü ürkütücü biçimde andırması. Tek fark, askeri karşılıklar yerine yanıtın ekonomik savaş ya da başka araçlar yoluyla verilmesi.

Ve NATO’nun aksine, AB, ABD’nin üye olmadığı bir yapı. Bu da Ekonomik Baskıya Karşı Koruma Aracı kapsamında Washington’a karşı atılacak bir adımın, bir NATO çatışmasında olduğu gibi tüm ittifakı otomatik olarak riske atmayacağı anlamına geliyor.

Bu durum, uluslararası krizlere verdiği sakin ve zaman zaman yetersiz bulunan tepkiler nedeniyle bilinen ve kimi zaman alay konusu olan bir birlikten beklenmedik ölçüde sert bir yanıt anlamına geliyor.

Buna rağmen, pek çok açıdan bu AB'nin bir yanıtı: Üye ülkeler iç işler ve orduları söz konusu olduğunda egemenliğini korur, ancak AB’nin tek pazarı dokunulmazdır.

Sonuçta 27 üyeli blok, serbest ticaretin kıtada gelecekteki çatışmaları caydırabilecek nihai araç olduğu düşüncesiyle öncelikle bir ekonomik birlik olarak kuruldu.

NATO’ya benzer biçimde, bu araç ABD gibi sarsılmaz müttefiklere karşı değil; esas olarak bir ülkeye siyasi bir tutum dayatmak amacıyla baskıcı ekonomik uygulamalara başvuran Çin veya Rusya gibi aktörlere karşı kullanılmak üzere tasarlandı. Buna örnek olarak, Vilnius’un Tayvan Temsilciliği Ofisi’nin ülkede faaliyet göstermesine izin vermesinin ardından Pekin’in 2021 yılında Litvanya’dan ithalatı engellemesi gösterilebilir.

O dönemde hem AB hem de Litvanya, Dünya Ticaret Örgütü nezdinde Çin’e karşı dava açtı. Ticaretin yeniden başlamasının ardından bu dava 2025’in sonlarında geri çekildi. Litvanya ise o tarihten bu yana, AB bünyesinde bir ekonomik baskı karşıtı aracın hayata geçirilmesini savunan başlıca ülkelerden biri haline geldi.

Yasa, aracın kapsamını tanımlamakla kalmıyor; aynı zamanda bir şikâyetin iddiadan somut eyleme nasıl taşınacağına ilişkin oldukça sıkı bir yol haritası da ortaya koyuyor.

Süreç, Komisyon'un kendi inisiyatifiyle bir dava açmasıyla veya bir üye devletin talebiyle başlayabilir.

Komisyon, iddia edilen zararı genellikle dört ayı aşmayan bir süre boyunca inceler. Bu inceleme kapsamında, üçüncü ülkenin AB içinde ya da başka bir yerde benzer müdahale kalıplarına sahip olup olmadığı, hangi politika tercihlerini etkilemeyi amaçladığı ve ticari ya da yatırıma dayalı baskıya başvurmadan önce hedefine başka yollarla ulaşıp ulaşmaya çalışmadığı da değerlendirilir.

Eğer Komisyon baskı tespit eder ve eylem önerisinde bulunursa, AB Konseyi’nin baskının varlığını resmen tespit etmesi için yaklaşık iki aylık bir süresi bulunur. Bu süre sekiz haftaya kadar, en fazla ise 10 hafta olabilir.

Komisyon, bunun ardından üçüncü ülkeden söz konusu önlemleri durdurmasını talep eder ve aynı zamanda bu ülkeyle temas kurmaya çalışır.

Bu girişimlerin sonuç vermemesi halinde, son çare olarak AB, üçüncü ülkeyi geri adım atmaya zorlamak amacıyla tasarlanmış karşı önlemleri devreye sokabilir.

Bu önlemler; AB pazarına erişimin kısıtlanmasını ve mallar, hizmetler, doğrudan yabancı yatırımlar, finansal piyasalar, kamu alımları, ticaretle bağlantılı fikri mülkiyet hakları, ihracat kontrolleri ve diğer alanlarda çeşitli ekonomik yaptırımların uygulanmasını kapsar.

Her türlü misilleme önlemi, üye devletlerin bir inceleme prosedürü kapsamında görüşlerini bildirmesinin ardından, Komisyonun bir uygulama tasarrufu yoluyla yürürlüğe konur.

Komisyon ayrıca, uluslararası kamu hukuku çerçevesinde ekonomik baskı sonucu ortaya çıkan zararlar için tazminat talep etmeye karar verebilir. Önlemlere artık gerek kalmadığında ise uygulanan yanıt sona erdirilir.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Putin'in temsilcisi Davos'ta Trump'ın ekibiyle görüşecek

Bulgaristan’da erken seçimler öncesi kritik hamle: Cumhurbaşkanı Radev görevini bırakıyor

Avrupa Sayıştayı: 'Ulaşım hedefleri tehlikede'