Dışişleri Bakanı Fidan, Doha’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani ile düzenlediği basın toplantısında, tarafların savaşın durmasını ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını istediğini belirterek, 'Problem, bunu nasıl bir önceliklendirme ve ifadelendirme ile kağıda dökeceğimiz,' dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani ile Doha’da ortak basın toplantısı düzenledi.
Bakan Fidan konuşmasında, İran ile ABD arasındaki barış görüşmelerine değinerek, "Başından beri müzakerelere büyük bir destek vermekteyiz. Müzakerelerin zor tarafları var ama ben iyi taraflardan bahsedeyim. Her iki taraf da savaşın durmasını ve Hürmüz’ün açılmasını istiyor. Problem, bunu nasıl bir önceliklendirme ve ifadelendirme ile kağıda dökeceğimiz," dedi.
Müzakerelerde Pakistan’ın üstlendiği yapıcı rolü desteklediklerini ve her türlü katkıyı sunmaya hazır olduklarını belirten Fidan, "Savaşa geri dönülmemeli, savaş kesinlikle bir çözüm değil," diyerek diplomasinin bir neticeye varması için yoğun çaba sarf edildiğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarının ardından ulaşıma kapattığı Hürmüz Boğazı'nın yarattığı küresel krizlere de dikkat çekti: "Hürmüz’ün kapalı olması dünya ekonomisi üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor ve bu durum her alanda hissediliyor."
Taraflar arasında gidip gelen mesajların hassasiyetine değinen Fidan, "Yeniden savaşa dönülmesi yıkımdan başka bir sonuç doğurmaz. Hürmüz Boğazı’nın bir silah olarak kullanılmaması, bölge güvenliği için fevkalade önemli," dedi.
Geçiş emniyetinin sağlanması ve krizin tekerrür etmemesi için tüm girişimlerin arkasında olduklarını ifade eden Bakan Fidan, bölgede yıllardır süregelen sorunların çözümü noktasında Katar ile yüksek düzeyli bir koordinasyon içinde olduklarını da sözlerine ekledi.
'İsrail'in tutumu küresel bir soruna dönüştü'
"İsrail, herkes tarafından odadaki fil olarak tanımlanmakta. Herkes barış isterken İsrail’in tüm sorunlara şiddet ve yayılmacılıkla bir politika ortaya koyduğunu görüyoruz," diyen Fidan, İsrail'in bu tutumunun "küresel bir sorun haline geldiğinin" altını çizdi.
"İsrail yayılmacılığı birinci derecede istikrar ve güvenlik sorunu. Lübnan, Batı Şeria ve Gazze’deki yayılmacı tavır birçok insanın hayatına mal oluyor. İsrail'in Gazze’deki ateşkes işgalleri tavan yapmış durumda," diye ekledi.
'Hürmüz silah olarak kullanılmamalı'
Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman Al Sani de yaptığı konuşmada, İran'ı komşularına gözdağı vermek amacıyla Hürmüz Boğazı'nı silah olarak kullanmaması konusunda uyardı.
"İran bu boğazı Körfez ülkelerine baskı ya da şantaj yapmak için bir silah olarak kullanmamalıdır," diyen Al Sani sözlerini şöyle sürdürdü: "Burası her zaman korunması ve kollanması gereken uluslararası bir su koridoru."
"Boğazın mevcut durumu ve orada yaşananlar asla tekrarlanmamalı," diye ekledi.
Dünya petrol ve doğalgaz arzının önemli bir bölümünün geçtiği bu kritik boğaza dair Al Sani’nin mesajını yineleyen Fidan, şu ifadeleri kullandı: "Hürmüz Boğazı'nın bir silah olarak kullanılmasının engellenmesi, yalnızca bölgesel güvenlik ve istikrar için değil, küresel ekonomi için de son derece kritiktir."
Doha ve Ankara, müzakerelerin tıkanmasıyla savaşın tırmanmasından endişe edilen bir dönemde, Washington ve Tahran arasında ateşkes sağlanmasına yönelik diplomatik girişimlere desteğini yineledi.
Al Sani, "Katar ve Türkiye; kardeş ülke Pakistan'ın savaşa çözüm bulma, ateşkes sağlama, çatışmaları sonlandırma ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisini yeniden tesis etme yönündeki çabalarını ortaklaşa desteklemektedir," diye konuştu.
Katar ve Türkiye ayrıca, Körfez'de deniz güvenliğini tehdit edebilecek "tek taraflı tedbirlere" karşı uyarıda bulundu ve ticari gemilere yönelik saldırıları uluslararası hukukun ihlali, küresel ticaretin ve hayati tedarik zincirlerinin tehlikeye atılması olarak kınadı.
"Diplomasinin sürdürülmesi ilerlemenin tek yoludur," diyen Al Sani, barış girişimine destek için baskı yapmak ve ABD yetkililerini savaşın uzamasının sonuçları konusunda uyarmak üzere iki gün önce Washington'a gittiğini söyledi.
"Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığım ziyaret esas olarak Pakistan'ın çabalarını desteklemeye ve mümkün olan en kısa sürede bir çözüme ulaşılması için bu diplomatik çabalarla olumlu bir ilişki kurulmasını sağlamaya odaklandı," dedi.
Al Sani, ABD'li yetkililere "bu savaşın maalesef bölge üzerinde yarattığı etkiyi ve savaşın uzamasının ne bölgede ne de dünyada kimsenin yararına olmayacağını" anlattığını belirtti.
Söz konusu diplomatik hamle, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın ateşkes önerisine verdiği yanıtı 'tamamen kabul edilemez' bularak reddetmesi ve taraflar arasındaki kırılgan sürecin tehlikeye girmesinin ardından geldi.
İran devlet medyası, Tahran'ın Hürmüz Boğazı üzerinde tam egemenlik, yaptırımların kaldırılması ve savaş tazminatı taleplerini yinelerken, olası yeni ABD saldırılarına askeri karşılık verileceği uyarısında bulundu.
Bölgedeki gerilim, savaşın başında petrol fiyatlarını sıçratan ticari gemi saldırılarının ardından Körfez’de yeni enerji arzı kesintileri yaşanacağı endişesini körüklüyor.
28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail saldırıları ve Tahran’ın karşı bombardımanlarının ardından 8 Nisan’da İslamabad’ın arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes, henüz kalıcı bir anlaşmaya dönüşemedi. Başkan Trump ise bir son tarih belirlemeden mevcut ateşkesi ucu açık şekilde uzatmış durumda.