Newsletter Haber Bülteni Events Etkinlikler Podcasts Video Africanews
Loader
Bize Ulaşın
Reklam

'Saplantı': İnternet çağının karanlık arzularına korku dolu bakış

Inde Navarrette ve Michael Johnston, 'Obsession'da.
Inde Navarrette ve Michael Johnston, “Obsession”da. ©  Focus Features
© Focus Features
By Amber Louise Bryce
Yayınlanma Tarihi Son güncelleme
Paylaş Yorumlar
Paylaş Close Button

Curry Barker’ın 'Şeytanın Pabucu' efsanesine getirdiği şiddet dolu modern yorumunda, körkütük aşk büyük bir yıkıma yol açıyor.

İnternetin en yalnız ve kimi zaman en karanlık köşelerinden bazıları, tek arzusu bir kadının kendisini sevmesi ve ona karşılık vermesi olan genç erkeklerle dolu. Ancak meşhur uyarı cümlesinin ve korku sinemasının defalarca hatırlattığı gibi: Dileklerinize dikkat edin.

REKLAM
REKLAM

"Saplantı," ("Obsession") 26 yaşındaki YouTuber Curry Barker’ın ilk uzun metraj filmi. Barker, 2024’te düşük bütçeli çevrimiçi yapımı "Milk & Serial" ile korku türünün takipçilerinin dikkatini çekmişti.

"Deathdream," "Wishmaster" ve "The Monkey’s Paw" gibi “tersine dönen dilek” anlatılarının izinden giden "Saplantı," bu klasik temayı güncel bir bağlama taşıyor. Film, komik şok anlarını psikolojik karanlıkla dengelerken, çevrimiçi kuşağın aşka ve ilişkilere dair çarpık algısına da sert bir bakış yöneltiyor.

Hikâyenin merkezinde, “iyi çocuk” kalıbının tüm özelliklerini taşıyan Bear (Michael Johnston) yer alıyor: Kalın hırkalar giyen, kedilere duygulanan, insanları eve bırakmayı asla aksatmayan biri. Bear, iş arkadaşı Nikki’ye (Inde Navarrette) umutsuzca âşık ancak bunu defalarca provaya rağmen yüksek sesle dile getirmeye cesaret edemiyor.

Mutsuz ve giderek içe kapanan bir hâlde, “One Wish Willow” adlı bir dilek söğüdü satın alıyor. Tütsüler, kristaller ve astrolojik kitaplar satan yarı mistik bir dükkândan alınan bu nesneye göre dilekler gerçekleşebiliyor. Bear’ın dileği ise oldukça net: Nikki’nin dünyadaki herkesten daha çok onu sevmesi.

Bear’ın dileğinin gerçek olduğu an.
Bear’ın dileğinin gerçek olduğu an. Focus Features

Neredeyse anında dileği gerçekleşmiş gibi görünür ancak Nikki artık eski Nikki değildir. Dengesiz, kafası karışık ve adeta hareketleri üzerindeki kontrolünü yitirmiş bir kukla oynatıcısını andıracak kadar savrulmuştur. İlişki hız kazandıkça bu durum daha da kötüleşir, Nikki giderek daha sahiplenici, ürkütücü ve şiddete meyilli bir hâl alır.

Bear’ın paniği büyüdükçe, bunun geri dönüşü olmadığını da öğrenir. Önünde yalnızca iki seçenek vardır: Bu durumla bir ömür yaşamak ya da hayatına son vermek.

Elbette, o dilek söğüdünün arkasındaki şartlar ve koşulları okumuş olsaydı her şey çok farklı olabilirdi.

"Saplantı"yı asıl ilgi çekici kılan şey, merkezindeki fikir değil, beklentilerle oynama biçimi. Başlangıçta film, Bear’ın karşılıksız aşkın ya da kontrolden çıkmış bir “manic pixie dream girl” fantezisinin kurbanı olacağını düşündürür. Ancak anlatı kısa sürede yön değiştirir, odağını Nikki’ye kaydırarak çok daha karanlık bir düzleme geçer.

Hem bir varlığın hem de aslında ona sahip olduğunu sanan bir erkeğin etkisi altına giren Nikki, kendi bedeninde tutsak birine dönüşür; iradesi elinden alınmış, yalnızca cinsellik ve hizmet için kullanılan bir nesneye indirgenir. Bazı sahnelerde yüzü neredeyse eriyormuş gibi görünür, sanki bir zamanlar olduğu kişinin kurumuş bir kabuğu hâline gelmiştir.

Bu, tek başına bile rahatsız edici bir fikirken, Inde Navarrette’in güçlü performansı sayesinde çok daha sarsıcı bir etki yaratır. Sürekli bir duygusal çöküşün eşiğinde duran karakteri, donuk gülümsemeleri ve gölgelerin içinde seğiren hareketleriyle hem bir ele geçirilme hâlini hem de özbenliğin kaybının mutlak umutsuzluğunu bedenselleştirir.

Bu açıdan bakıldığında, filmin en yıkıcı takıntısı hiçbir zaman Nikki’ye değil, en başından beri Bear’ınkine aittir.

Bear tüm seçimlerinden pişman.
Bear tüm seçimlerinden pişman. Focus Features

Obsesif arzunun dehşet verici sonuçlarını geçmişte pek çok film ele aldı; başta “Fatal Attraction” ve “Single White Female” olmak üzere. Ancak Barker’ın hikâyesi, bu örneklerden farklı olarak uç bir istisnadan ziyade, bugün milyonlarca kez dinlenen podcast’leri ve çevrimiçi tartışmaları dolduran sinsi inançlara dair bir yorum gibi duruyor.

Tüyler ürpertici bir sahnede Bear, yatak odasının kapısında dururken Nikki’nin sesini, yani gerçek Nikki’nin sesini duyuyor; zayıf ve yalvaran bir tonla ondan kendisini öldürmesini istiyor. Buna rağmen filmin büyük bölümünde Bear, Nikki’nin ona yönelttiği bu ani ve aşırı sevginin doğaüstü ya da rahatsız edici bir boyutu olabileceğini kabullenmeyi reddediyor; arkadaşlarının, kırılgan bir durumdaki birinden faydalandığına dair endişelerini de görmezden geliyor.

Bear’ın adı bile, ormanda yalnız kalmayı tercih ettiklerini söyleyen kadınların viral tartışmasında “bir erkek yerine ayıyı seçerim” söylemine bir gönderme gibi okunabilir. Peki ya “ayı postuna bürünmüş erkekler”? Daha sevecen görünen ama bu yumuşaklığın altında ürkütücü güvensizlikler taşıyanlar?

Filmin zayıf kaldığı nokta, Nikki’nin bakış açısına daha derinlemesine inmeyi tercih etmemesi; bunun yerine giderek empati kurması zorlaşan ve tek boyutlu bir karaktere dönüşen Bear’a odaklanması.

Filmde bolca kanlı sahne yer alıyor; ne zaman geleceği belli olan ama yine de etkisini yitirmeyen o pencere ve kafa sahnesi de bunlardan biri. Ancak asıl rahatsız edici anlar, Inde Navarrette’in öngörülemez fiziksel performansından doğuyor; sanki parazitlenmiş bir ekranın bozulmuş görüntüsüne bakıyormuş hissi yaratıyor.

Gerilim zaman zaman daha hafif, neredeyse çocuksu esprilerle dağılsa da Barker’ın rahatsız edici atmosferi kurma konusundaki becerisi açıkça hissediliyor. Film, internet kültürünün karanlık, çarpık hayal dünyalarına batmış bir hissiyat taşıyor; “Reddit kuşağı”ndan yeni yönetmenler ortaya çıktıkça bu tür örneklerin daha da çoğalacağı anlaşılıyor. (Backrooms ile şimdiden gördüğümüz gibi).

Filmin şu ana kadarki başarısı, Blumhouse gibi stüdyoların da artık doğaüstü bebekler ve CGI şeytanlar yerine daha özgün korku fikirlerine öncelik vereceği anlamına geliyor olabilir.

"Saplantı" şimdi sinemalarda.

Erişilebilirlik kısayollarına git
Paylaş Yorumlar

Bu haberler de ilginizi çekebilir

'Backrooms': İnternette doğan korku fenomeni Hollywood’a taşındı

Galaksiye dönüş: 'Mandalorian ve Grogu' Yıldız Savaşları için yeni bir başlangıç mı?

Aynı haftada iki vizyon: 'Mother Mary' eleştirmenlerin gözdesi