Berlin, AB'nin "Avrupa ile üretim" kurallarının ticaret ortaklarını da kapsamasını istiyor. Bu talep, kamu ihalelerini Avrupa'da üretilen mallarla sınırlamak isteyen Fransa'nın yaklaşımıyla çatışıyor.
Alman hükümeti, Euronews tarafından ulaşışan bir belgeye göre, Avrupa Birliği'nin (AB) hazırladığı "Avrupa ile üretim (Made with Europe)" kurallarının AB dışındaki ülkeleri de kapsamasını istedi. Bu yaklaşım aynı zamanda Almanya'yı Fransa ile karşı karşıya getiriyor.
Almanya, Sanayiyi Hızlandırma Yasası (IAA) taslağında daha açık bir piyasa yaklaşımını savunuyor. Taslak, çelik, batarya ve elektrikli araç gibi ürünlerin kamu tarafından satın alınmasında, AB içinde üretime ilişkin asgari koşulları karşılayan ürün ve şirketlere öncelik tanınmasını öngörüyor.
Avrupa Komisyonunun ilk metni "Avrupa'da üretim" yaklaşımını benimserken Berlin, "Avrupa ile üretim" modelini istiyor. Almanya, ürünlerin AB'de üretilmesini zorunlu tutmak yerine, menşe kurallarının Birliğin ticaret ortaklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesini savunuyor. Bunun koşulu ise bu ülkelerin Avrupa şirketlerine karşılığında aynı pazar erişimini sağlaması.
Belgede, "Almanya korumacılığı ve ayrımcılığı reddediyor. Jeopolitik ve jeoekonomik zorlukların yaşandığı bir dönemde AB, dayanıklılığını ve rekabet gücünü artırmak için yakın ortaklıklara, özellikle de küresel serbest ticaret anlaşmaları ağına dayanıyor," deniliyor.
Berlin ve Paris'in farklı yaklaşımları
Belge, AB ülkelerinin sanayi bakanlarının sanayi politikasını ele aldığı, perşembe günü Brüksel'de düzenlenen Rekabetçilik Konseyi toplantısı öncesinde üye ülkelerle paylaşıldı.
Girişim, Berlin'in açık piyasa yaklaşımı ile Paris'in kamu ihalelerini Avrupa şirketlerini desteklemek için kullanma isteği arasındaki ayrılığı ortaya koyuyor. Avrupa şirketleri, "Çin şoku 2.0" olarak adlandırılan yeni rekabet dalgasıyla mücadele ediyor.
İki ülke arasındaki bu stratejik görüş ayrılığı, sanayi politikasının ötesinde savunma alanında da kendini gösteriyor.
Belgede, "AB, serbest ticaret ortakları için güvenilir bir ortak olmayı sürdürmeli ve uluslararası yükümlülükleriyle uyumlu biçimde hukuki sorumluluklarını yerine getirmeli," ifadeleri yer alıyor.
Berlin, AB menşe kurallarının Dünya Ticaret Örgütünün (DTÖ) Kamu Alımları Anlaşması'na taraf ülkeleri de kapsamasını istiyor. Bu anlaşma, tarafların kamu ihalelerini birbirlerinin şirketlerine açmasını öngörüyor. Almanya ayrıca AB ile serbest ticaret anlaşması veya gümrük birliği bulunan ülkelerin de kapsama alınmasını savunuyor.
Alman hükümetine göre bu yaklaşım, ortak ülkeleri kapsamlı ticaret anlaşmaları yapmaya ve kendi pazarlarını Avrupa şirketlerine açmaya teşvik edecek.
Berlin ayrıca AB'deki kamu ihalelerine daha fazla şirketin katılmasının, kamu kurumları açısından maliyetleri düşürüp kaliteyi artıracağını savunuyor.
Bununla birlikte Almanya, bir ortak ülkenin karşılıklı pazar erişimi sağlamayı bırakması durumunda AB'nin hızla harekete geçebilmesini istiyor. Önerilen mekanizma, söz konusu ülkenin düzenlemenin kapsamından çıkarılmasına imkân tanıyacak.
Karşılıklılık şartı
Belgede, "Bu yaklaşım, karşılıklılık temelinde eşit rekabet koşulları sağlar ve pazarların karşılıklı olarak açık tutulması için teşvik oluşturur," deniliyor. Avrupa Komisyonunun, herhangi bir anlaşmazlığı öncelikle mevcut çözüm mekanizmaları üzerinden gidermeye çalışması gerektiği de belirtiliyor.
Belge şöyle devam ediyor:
"Bir ortak ülke, kamu alımlarında veya destek tedbirlerinde AB şirketlerine kendi şirketleriyle eşit muamele yapmakla yükümlüyse ve bu yükümlülükler yerine getirilmiyorsa, AB'nin kamu alımları pazarlarına ve destek programlarına erişim de engellenmeli."
Berlin, AB Konseyi dönem başkanlığını yürüten İrlanda'nın kısa süre önce hazırladığı uzlaşma önerisini destekliyor. Öneri, üçüncü ülkeleri ikincil mevzuat yoluyla düzenlemenin kapsamına alma veya kapsamdan çıkarma yetkisini Komisyona veriyor. Ancak Almanya, bu kararların hangi ölçütlere göre alınacağının daha açık belirlenmesini istiyor.
Belgede, "Belirli ülkelerden gelen belirli ürünlerin 'AB ile üretim' yaklaşımına girip girmediğini bürokrasi yaratmadan belirlemek için Avrupa Komisyonu, ürün bazında bir ülke listesi veya bu amaçla kullanılabilecek araçlar hazırlamalı," deniliyor.
Böyle bir liste, işletmelerin ve kamu kurumlarının kendi kontrollerini yapmasını gerektirmeden, hangi ürünlerin menşe kurallarını karşıladığını netleştirecek.
Berlin'e göre bu yaklaşım, yasanın temel hedeflerinden biri olan tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye de daha iyi hizmet edecek. AB'nin henüz yeterli ölçekte üretemediği batarya gibi kritik ürünlerde dışa bağımlılığın azaltılması da bu hedefler arasında.
Kuralların dolanılması riski
Almanya, düzenlemenin amacını boşa çıkarabilecek uygulamalara karşı da uyarıyor. Buna göre üçüncü bir ülke, AB'nin ticaret ortaklarından birinde, özellikle o ortağın daha elverişli menşe kurallarından yararlanmak amacıyla üretim kurabilir. Böyle bir durum, yasanın azaltmayı hedeflediği bağımlılıkları daha da pekiştirebilir.
Bu kaygı, Çinli şirketlerin AB kısıtlamalarını aşmak için üretimlerinin bir bölümünü Fas gibi ülkelere taşıyabileceğine ilişkin Brüksel'deki daha geniş endişeyi yansıtıyor.
Almanya bu riske karşı iki aşamalı bir yaklaşım öneriyor.
İlk aşamada Komisyon, otomatik olarak işlem başlatan eşikler yerine çeşitli göstergelere dayalı bir ön değerlendirme yapacak. Bir ortak ülkeden ithalatın artması, doğrudan yabancı yatırımların yükselmesi veya ihalelere yabancı şirketlerin katılımının çoğalması bu göstergeler arasında yer alacak.
İkinci aşamada ise Komisyona kısa süre içinde kanıt sunulmasını isteme, sıkı uygunluk denetimleri uygulama ve belirli şirketleri ya da ülkelerin tamamını menşe kurallarının kapsamından çıkarma yetkisi verilecek.
Alman hükümetinin belgesi, bazı durumlarda ispat yükünün inceleme altındaki şirket veya ülkeye aktarılmasını da öneriyor. Böylece Komisyonun kuralları uygulamasının kolaylaştırılması amaçlanıyor.