Son Dakika

Son Dakika

AB, mülteci ve anti-İslam propagandası arasında Macaristan seçimleri

Okunan haber:

AB, mülteci ve anti-İslam propagandası arasında Macaristan seçimleri

AB, mülteci ve anti-İslam propagandası arasında Macaristan seçimleri
Metin boyutu Aa Aa

Macaristan 8 Nisan tarihinde seçimlere gidecek. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre, şu an da hükümette bulunan Fidesz (Macar Yurttaş Birliği) ve Hristiyan Demokratik Halk Partisi (KDNP) koalisyonun yaklaşık yüzde 45 oranında oy alarak birinci geleceği tahmin ediliyor.

Bu sonuçlar Brüksel tarafından 'bête noire' yani sevilmeyen adam olarak ilan edilen Başbakan Viktor Orban'ın koltuğunu koruyacağı anlamına geliyor. Viktor Orban, seçim sonucunda Macaristan'da ya ulusal hükümetin ya da George Soros'un kuracağı uluslararası hükümetin göreve geleceğini iddia etmişti.

Seçimlere gidecek ana partiler ve isimler neler?

199 sandalyeye sahip Macaristan Ulusal Meclisine 5 partinin yüzde 5'lik barajı aşarak girmesi bekleniyor.

Fidesz (Macar Yurttaş Birliği): Başbakan Viktor Orban'ın yönettiği parti, Hristiyan Demokratik Halk Partisi (KDNP) ile birlikte 2010 yılından beri ülkeyi idare ediyor. 54 yaşındaki Orban partisi Fidesz'i 1988 yılında kurdu ve yaklaşık 10 sene sonra başbakanlık koltuğuna oturarak siyasi arenada kendisini gösterme fırsatı yakaladı.

Jobbik: 2014 yılındaki seçimleri üçüncü sırada bitiren Macaristan Jobbik Partisi'nin yüzde 20 civarında oy alarak ana muhalefet partisi olması bekleniyor.

Aşırı sağ bir politika izleyen, Neo-Nazi ve Yahudi karşıtı olarak bilinen partinin lideri Gabor Vona. Radikal milliyetçi olmasına rağmen uzmanlar Vona'nın ılımlı yaklaşımı dolayısıyla merkezdeki oyları alacağını düşünüyor.

Sosyalistler: Halihazırda ana muhalefette bulunan Macaristan Sosyalist Partisi'nin (MSZP) ise seçimlerde yaklaşık yüzde 15 oy alarak üçüncü parti olması bekleniyor.

Macar Yeşiller Partisi: Şu anda mecliste 6 milletvekili olan partinin yüzde 7 oranında oy alması bekleniyor.

Demokratik Koalisyon (DK): Yeni kurulan bu parti liberal, sosyalist ve Avrupa Birliği yanlısı siyasetiyle ön plana çıkıyor. Eski Başbakan Ferenc Gyurcsány partinin liderliğini üstleniyor. Bu yeni oluşumun yüzde 8 ile dördündü dördüncü parti olması bekleniyor.

Macaristan seçimleri neden bu kadar önemli?

Uzmanlar Macaristan'da son yıllarda aşırı sağ görüşün hakim olmasının yanı sıra Rusya ve Türkiye'deki gibi basın özgürlüğü ve insan hakları ihlalleri yapılmasının, bunun yanında ülkede bulunan yabancı sivil toplum örgütlerinin kapatılması gibi olayların endişe verici olduğunu düşünüyor.

Seçimlerden sonra ülke siyasetinde bir değişiklik yaşanmazsa Brüksel ile Budapeşte arasındaki iplerin kopması an meselesi. Birçok Avrupalı siyasi Macaristan'ın Avrupa Birliği'nin elinden tuttuğunu ancak AB değerlerine, insan haklarına ve temel değerlere sahip çıkmadığını düşünüyor.

Macaristan ayrıca Avrupa'da baş gösteren popülist aşırı sağ hareketlerinin en başı çektiği ülke durumunda. Ülkede aşırı sağ partilere verilen oy oranı yüzde 65. Bu oranla Macaristan Avrupa'da başı çekiyor.

Seçimlerde, anketlerdeki rakamlara yakın bir sonuç çıkarsa, Avrupa'da yükselen aşırı sağın ne kadar ciddi boyutlara yaklaştığı da açığa çıkmış olacak. Tıpkı geçtiğimiz İtalya seçimlerinde olduğu gibi...

Popülizm ve aşırı milliyetçi görüş yükselişte olsa da Macaristan'da Avrupa Birliği'ne destek veren ve bu değerleri savunan oldukça geniş bir kitle mevcut. Pew Research Center adlı kurumun 2017 yılında yaptığı araştırmaya göre Macaristan nüfusunun yüzde 67'si Brüksel'in aldığı kararları destekliyor.

Seçimlerdeki kampanyalar mültecilere yoğunlaşıyor

2015 yılında Avrupa'da yaşanan mülteci krizi sonrası Macaristan'da en çok konuşulan konu göçmenler oldu.

Macaristan'a 2015 yılında 174 bin 435 kişi iltica talebinde bulundu ancak bunların sadece 425'i kabul edildi. İki sene önce ülkede başlayan mülteci akını şu anda durmuş durumda... Eurostat verilerine göre ülkeye geçen sene başvuruda bulunan mülteci sayısı sadece 3.115...

Bu başvuruların da yaklaşık üç biri kabul edildi.

Başbakanın bitmek bilmeyen mülteci ve anti-İslam propagandası

Başbakan Viktor Orban başta olmak üzere birçok hükümet yetkilisinin, Avrupa'nın sığınmacılar tarafından istila edildiği, kiliselerin kapatılarak yerlerine camilerin açıldığı, sığınmacıların yaşadığı bölgelerde kendi kanunlarını yürürlüğe soktuğu gibi iddiaları, dikkatleri yaklaşık 3 yıldır sığınmacı konusunda katı siyaset izleyen Macaristan'a çekti.

Yaklaşık 10 milyonluk bir nüfusa sahip olan Macaristan'da, bin 781 mülteci ve 20 bin civarında Müslüman bulunmasına rağmen düzenlenen sığınmacı karşıtı kampanyalar dolayısıyla, ülke sanki sığınmacılar ve Müslümanların saldırısı altındaymış gibi bir hava estiriliyor.

Sırbistan sınırına 174 kilometrelik dikenli tel

Uzmanlar hükümetin, özellikle 2014 yılı sonbaharında başlayıp ve 2015 yılı ilkbaharına kadar devam eden hükümet karşıtı protesto gösterilerine karşı, dikkatleri ülkeyi 'istila etmek isteyen sığınmacılara' karşı Macaristan'ı koruduğu şeklinde propaganda yürüttüğünü ve o dönem ciddi anlamda kaybettiği oyu geri kazanmayı başardığını belirtiyor.

Macaristan-Sırbistan sınırına çekilen 174 kilometrelik tel örgü ile Avrupa'nın korunamayacağını, sığınmacı akının Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında 2016 yılında varılan mutabakat çerçevesinde durdurulduğunu Macar hükümetinin de bildiğini kaydeden uzmanlar, sığınmacı karşıtı propagandanın sadece iç siyasete yönelik olduğuna işaret ediyor.

Sığınmacıların 'Avrupa'yı işgal ettiği', 'Hristiyanlık değerlerini tehdit ettiği' gibi argümanlar kullanan Başbakan Orban, sığınmacıları neden kabul etmek istemediklerini yaptığı konuşmalarda şu şekilde açıklamıştı:

''Batı Avrupa'da, eski büyük Avrupa ülkeleri, göçmen ülkelere dönüştüler. Kültürel değerlerin değişmesi, Hristiyan kültürüne sahip nüfusun azalmasıyla, büyük şehirlerin İslamlaşması günden güne ilerliyor.'', ''Müslüman sayısı her geçen gün daha da artacak. Avrupa tanınmaz hale gelecek.'', ''Tel örgü inşa ederek, hukuki ve fiziki sınır korumasıyla, Sandor Pinter (İçişleri Bakanı) ve polislerimizin olağanüstü çabalarıyla Güney sınırlarımızı korumayı başardık. İslam dünyasının Güney'den bizi istila etmesini engelledik. Bu bölgede Latin yani Batı Hristiyanlığının son ülkesiyiz.''

Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen: Çocuklarımın Müslümanlarla yaşamasını istemiyorum

Ülkede ılımlı siyasetçi olarak bilinen Macaristan Meclis Başkanı Laszlo Köver, 8 Mart'ta katıldığı bir toplantıda, herhangi bir araştırmaya dayanmayan sadece aşırı sağcılara ait olan 'Londra'da 2001 yılından bugüne 500 kilisenin kapandığını, buna karşın 423 cami inşa edildiği'' iddiasını, gerçekmiş gibi dillendirip, faaliyet gösteren bir tane bile caminin bulunmadığı Macaristan'ın bu durumdan kaçınması gerektiğini ima etmesi, ülkedeki durumu ortaya koyuyor.

Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen ise nüfusun sadece yüzde 0,2'sini Müslümanların oluşturduğu Macaristan'da, sürekli olarak ülkenin 'şeriat tehlikesi' altında olduğunu öne sürerek, "Çocuklarım ve torunlarımın şeriatın gölgesinde yaşamasını istemiyorum. Bir yerde Müslümanlar toplu halde yaşadıkları zaman eninde sonunda İslam hukukunun yürürlüğe sokulmasını isteyeceklerdir. Bu, sadece Müslümanlar için değil, o bölgede yaşayan herkes için geçerli olacak. Biz Aziz Istvan'ın ülkesinin halifelik olmasını istemiyoruz." şeklinde konuşması halkta Müslümanlara karşı korkuyu körüklemesine neden olduğu belirtiliyor.

Jobbik Partisi'nin ılımlı Türkiye ve KKTC siyaseti

Daha önce Macaristan Parlamentosuna taşınan, 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarına yönelik tasarısı, Macar Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde hükümet partisi Fidesz ve Jobbik'in oylarıyla reddedilmişti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne uygulanan ambargonun haksızlık olduğunu belirtip kaldırılmasını isteyen Jobbik, Mavi Marmara baskınının hemen ardından da Macaristan Ulusal Meclisinde İsrail’i kınayan bir bildiri okumuştu.

Jobbik ayrıca, Ermeni güçlerinin, 26 Şubat 1992'de Karabağ'ın Hocalı kasabasında 83'ü çocuk, 106'sı kadın 613 sivili katletmesinin 25. yılı dolayısıyla mesaj yayımlamıştı.

BM'nin sığınmacı yasası Soros'dan kopyalanmış suçlaması

Macaristan hükümeti, Birleşmiş Milletler ve Macar asıllı Amerikalı iş adamı George Soros'un Macaristan'a sığınmacıları getirmek istediğini de iddia ediyor. Örneğin Başbakan Orban, BM'nin sığınmacı krizinin çözümü için hazırladığı taslağın Soros'un ''planı'' ile birebir benzerlik gösterdiğini, ülkesinin görüşmelerden çekilebileceğini belirterek, ''BM'nin göç taslağı sanki Soros planından kopyalanmış. Göç taslağının açıklanmasından sonra hükümet söz konusu doküman ile ilgilenecek. Görüşmelerden çekilip çekilmeme kararını daha sonra verecek.'' şeklinde konuştu.

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ise 25 Ocak'ta yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in göçe destek verdiğini iddia edip, ''BM Genel Sekreteri, hükümetlerin göçü desteklemesini istiyor ama biz bunu reddediyoruz. Macar hükümeti, göçün kötü ve tehlikeli olduğunu düşünüyor.'' diye konuştu.

Macaristan'da sığınmacılara karşı alınan diğer önlemler

Macaristan, sığınmacılara karşı alınan önlemler kapsamında Vişegrad Grubu'ndaki ortakları Çekya, Polonya ve Slovakya'nın desteğiyle sınırlarına asker ve polis takviyesi yapmıştı. Macaristan, sığınmacı akınını durdurmak amacıyla Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına jiletli tel örgü çekmiş, sınır bölgelerinde olağanüstü hal ilan ederek yasa dışı geçişler için uygulanan cezaları artırmıştı.

Parlamentoda geçen yıl kabul edilen yasayla aralarında çocukların da olduğu sığınmacıların, iltica başvurusu süresince sınırda oluşturulacak kamplarda tutulması zorunlu kılınmış, ülke genelinde yakalanan sığınmacıların da tel örgülerle çevrili sınırdan Macaristan dışına çıkarılacağı duyurulmuştu.

Sivil toplum kuruluşları ise Macar güvenlik güçlerini, ülkeye girmeye çalışan sığınmacılara şiddet uygulayarak Sırbistan'a geri göndermekle suçluyor.

AB'nin sığınmacı krizine çözüm olarak sunduğu kota sistemi kapsamında bin 294 mülteciyi kabul etmesi öngörülen Macaristan hükümeti, 2016'da referandum düzenlemiş ve halka, "AB'nin, Macar vatandaşı olmayan kişileri, Ulusal Meclisin onayı olmadan Macaristan'a yerleştirmesine karar vermesini kabul ediyor musunuz?" sorusu sorulmuştu.​