Son Dakika

Son Dakika

Brexit: İki yılda neler oldu?

Okunan haber:

Brexit: İki yılda neler oldu?

Brexit: İki yılda neler oldu?
Metin boyutu Aa Aa

Birleşik Krallık, iki yıl önce 23 Haziran'da Avrupa Birliği ile yollarını resmen ayırma yoluna girdi. Kararı sandık belirledi. Halkın yüzde 48,1'i ittifaktan kopmak istemezken yüzde 51.9'u 'AB ile buraya kadarmış' dedi.

Sandıktan çıkan sonucu siyasi arenadaki istifalar takip etti, bu karara zemin hazırlayan dönemin başbakanı David Cameron'un siyasi kariyerinin de sonunu getirmiş oldu.

Referandum vaadiyle AB karşıtlarının da oyunu toplayan, iktidardaykense AB yanlısı kampanya yürüten Cameron, sonuçların açıklanmasının ardından "Gemiyi sarsıntıdan kurtarıp sabitlemek için elimden geleni yaparım ancak bu yeni rotada kaptan ben olmamalıyım" diyerek veda etmişti makamına.

Gemiye kaptan bulundu. Dönemin İçişleri Bakanı Theresa May, dümeni devraldı. Sorumluluklarının en başında da AB ile ayrılma süreci vardı. Şüphesiz bu 'boşanma' tek celsede olmayacaktı.

Peki iki yıldır devam eden 'yolları ayırma pazarlığı'nda nereye gelindi? Avrupa Komisyonu ne istedi, Londra ne teklif etti?

Brexit sürecine genel bakış

Referandum 2016'da yapılsa dahi, ayrılma sürecini başlatacak olan Lizbon Anlaşması'nın 50'nci maddesi Mart 2017'de devreye sokuldu, dolayısıyla iki yıllık müzakere süreci ve tamamen bağları koparmak için geri sayım başladı.

Birleşik Krallık'ın, anlaşma gereği Mart 2019'da AB'den resmen ayrılmış olması gerekiyor. Yani bir yıldan az bir sürede tarafların tüm pürüzleri gidermesi şart.

AB, bu ay sonu yapılacak zirvede, Birleşik Krallık'tan henüz çözülemeyen sorunlar için somut öneriler bekliyor. Ancak görünüşe göre müzakerelerin eylül ayına sarkması sürpriz olmayacak.

Tarafların anlaşmaya dair hazırlayacağı taslak metin, önümüzdeki ekim ayında AB Liderler Zirvesi'nde, 27 üyenin onayına sunulacak. Metnin kabulü için en az 20 üyenin onayı gerekiyor.

Benzer oylama Birleşik Krallık'ta da yapılacak, Westminster Parlamentosunun her iki kanadı taslak metinle ilgili kararını verecek.

Bugünlerde ise Westminster parlamentosunda Brexit ile ilgili meclisin ne kadar söz hakkına sahip olduğu tartışılıyor.

Taraflar ne istiyor?

Birleşik Krallık'ın ipleri eline aldıktan sonra, AB üyesiyken uymakla yükümlü olduğu kuralların hangilerinden vazgeçeceği henüz belli değil. Sorunun kaynağı da bu. Referandumun yapılmasına ve çıkan sonuca tepkili Avrupa Birliği 'Siz kararınızı verdiniz, ayrılıyoruz', karşı tarafsa 'Ayrılsak da ilişkileri koparmayalım' diyor.

Kısacası Birleşik Krallık'ın 'hem pastam dursun hem karnım doysun' tutumuna AB taviz vermiyor.

Brüksel Londra'yı ne istediği konusunda net olmamakla suçluyor.

Brexit yanlıları birlikten ayrılmayı yasaların, bütçenin ve sınırların kontrolünü geri almak olarak görüyor. Başbakan Theresa May ise ülkesi ile AB arasında sıkı ortaklığın devam etmesinden yana.

May, göreve geldiğinde Birleşik Krallık'ın Avrupa Adalet Divanı hükümlerini rafa kaldıracağını, serbest dolaşım hakkını ve AB bütçesine Birleşik Krallık'ın katkısını sonlandıracağını vaadetmişti.

Muhafazakar başbakan ülkesinin, serbest dolaşım hakkı tanıyan tek pazardan da ayrılacağını fakat yeni anlaşmalarla bu pazara erişimin sağlanacağını iddia ediyor.

Londra'nın hedefinde AB'nin yanı sıra birliğe üye olmayan diğer Avrupa ülkeleri de var. Dolayısıyla gümrük birliğinden de ayrılmayı istiyor.

Brüksel'in amacıysa tek pazar ve gümrük birliği gibi anlaşmaları korumak. AB liderleri Londra'nın bu anlaşmaların avantajlarından faydalanıp, sorumluluklarını üstlenmeme lüksünün olmadığını, 'seçmece' davranamayacağını söylüyor. Aksi halde anlaşmaların baltalanacağı uyarısı yapılıyor.

AB, Birleşik Krallık'la, üyeliğin getirdiği imtiyazları sunmadan serbest ticaret anlaşması yapmak istiyor.

Avrupa Komisyonu 2019'dan sonra nasıl bir yol izleneceğine odaklanmadan önce, ayrılma sürecinin getirdiği sorunları belirleyerek müzakereleri bu maddeler üzerine inşa etti.

Hangi konularda anlaşıldı?

Ayrılık sürecini çıkmaza sürükleyen ilk pürüzler Aralık 2017'de giderildi. Finansal anlaşmalar, oturum izinleri ve İrlanda sınırıyla ilgili konularda taraflar uzlaştı.

Geçtiğimiz mart ayındaysa geçiş sürecinin Mart 2019'dan 2020'nin son gününe kadar sürmesi planlandı. Yeni uygulamalar hayata geçirilene kadar eski yasaların yürürlükte kalması kararlaştırıldı. Birleşik Krallık'ın yapacağı yeni ticaret anlaşmaları ise 2012'den itibaren geçerli olacak.

Birleşik Krallık 2020'ye kadar AB bütçesine katkıda bulunmaya devam edecek. Londra, faturanın 40-45 milyon Euro civarinda olacağını tahmin ediyor.

İrlanda ile Kuzey İrlanda sınırı açık kalacak, gümrük kapısı veya kontrol noktaları inşa edilmeyecek. Tarafların nihai uzlaşıya varamaması halindeyse Birleşik Krallık tek pazar ve gümrük birliği kurallarına uyarak sınırın açık kalmasını sağlayacak.

Birleşik Krallık'taki AB vatandaşları ile AB'deki Birleşik Krallık vatandaşları geçiş sürecinin biteceği 2020'nin sonuna kadar mevcut ulaşım ve çalışma haklarından yararlanmaya devam edecek.

Anlaşmalar Londra'nın Brüksel'e karşı daha fazla taviz verdiğine işaret ediyor. İngiliz Başbakan Theresa May, bağlayıcılığı olmasa dahi Avrupa Adalet Divanı yasalarının Birleşik Krallık üzerinde etkili olacağını kabul ediyor.

Neden yeni ticaret anlaşmalarına gerek duyulacak?

Brexit kampanyasının öncülerinden, Uluslararası Ticaretten Sorumlu Bakan Liam Fox ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson, ülkelerinin gümrük birliğinde kalması halinde Birleşik Krallık'ın ticaret politikalarını Brüksel'in tekeline bırakacağını savunuyor.

İkiliye göre, AB'den ayrılmak Birleşik Krallık'a yeni ticaret fırsatları yaratacak, özellikle de hizmet ve dijital sektörde.

Boris Johnson / İngiltere Dışişleri Bakanı (Reuters)

Dışişleri Bakanı Johnson, AB'nin ticari hususta Birleşik Krallık için önemini yitirdiğine inanıyor. Rakamlar, son on yılda Birleşik Krallık'ın AB'ye ihracat oranının düştüğüne işaret ediyor.

Birleşik Krallık'ın, son dönemde Güney Kore'ye ihracatı ikiye katlaması bu ülkeye ilgiyi artırdı. Oysa bu başarıda en büyük rolü AB'nin Seul ile imzaladığı ticaret anlaşmaları oynadı. Brexit'ten sonra Londra'nın bu anlaşmaları kaybetme riski bir hayli yüksek olsa da AB karşıtları uygulamanın devam edebileceğini savunuyor.

Brexit yanlılarına göre, Birleşik Krallık'ın tek başına diğer ülkelerle ticari ilişkiler geliştirmesi AB'den ayrıldıktan sonra çok daha kolay olacak, zira teze göre söz konusu anlaşmalarda 27 ülkenin çıkarını düşünmek zorunda kalınmayacak.

Serbest ticaret anlaşmaları için adaylar da konuşulmaya başlandı. ABD, Kanada, Çin, Hindistan, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın isimi telaffuz ediliyor. AB yanlıları ise Londra'nın bu ülkelere çok fazla ödün vermesinden endişe ediyor.

İrlanda sınırının önemi ve neden bir muamma?

Birleşik Krallık'ın ileride geliştireceği ticari ilişkiler, tarafların Kuzey İrlanda ve İrlanda sınırında katı kontrollerin uygulanmaması hedefi için de büyük öneme haiz.

Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık'ın bir parçası olarak Mart 2019'dan itibaren AB'den ayrılarak Birleşik Krallık'la AB arasındaki tek kara sınır oluşacak.

Sınırın yarattığı sorunlar, Londra-Brüksel hattından daha çok 30 yılı aşkın bir süre ulusal bir mesele olarak hep gündemde kaldı. İrlanda ile Birleşik Krallık arasındaki gerginlik zaman zaman sıcak çatışmalara dönüştü.

1998'de imzalanan 'Hayırlı Cuma' olarak da bilinen Belfast Anlaşmasıyla sınır açılmış, tüm kontroller kaldırılmıştı.

Sınırın tekrar kontrole tabi tutulma ihtimali, İrlandalı ulusalcılarla Kuzey İrlandalı Londra yanlıları arasındaki gerilimin fitilini tekrar ateşleme riskini de doğuruyor.

Burada yanıt arayan soru: "Birleşik Krallık, sınırda kontrol yapılmadan tek pazar ve gümrük birliğinden nasıl ayrılacak?" Brüksel, sorunu çözmek için AB ile Kuzey İrlanda arasında "ortak denetim alanı" oluşturulmasını teklif etmiş, May hükümeti Kuzey İrlanda'nın Birleşik Krallık'ın bölünmez bir parçası olduğunu belirterek öneriye şiddetle karşı çıkmıştı.

Londra ise AB ile sınır kontrolü içermeyen yeni bir serbest ticaret ve gümrük anlaşması istiyor. Haliyle Brüksel şaşkın.

Uzlaşılması gereken diğer konular neler

Mart ayında yayınlanan taslak metin uzlaşılandan çok hala bir soru işareti olan konuların altını çiziyor. Brexit ile ilgili söz hakkı, Adalet Divanı'nın adadaki etkisi ile nükleer, fikri mülkiyet, güvenlik ve savunma alanlarında işbirliği tartışılan konu başlarından sadece bir kaçı.

Birleşik Krallık'In AB'nin uydu programı Galileo'ya erişimi halen belirsizliğini koruyor. Bilimsel alanlarda işbirliğinin geleceği de bir muamma.

Vatandaşlık ve oturum hakları ile ilgili uzlaşı sağlansa da bu çözümün yüzeysel olduğu ve kafa karışıklığına yol açtığı da bir gerçek.

Birleşik Krallık, ülkedeki AB vatandaşlarına oturum hakkı tanıyacağını söylüyor, kriterlerin netlik kazanmaması sürecin adil işlememesi endişelerini de artırıyor.

Aynı kaygı ve berlisizlik AB'deki Birleşik Krallık vatandaşları için de geçerli.

Bir de AB taraftarı İskoçya ve talepleri var.

Bağımsızlık tartışmalarının henüz dindiği İskoçya'da suları Brexit tekrar hareketlendirdi. Adanın AB'den nasıl ayrılacağı İskoçya'daki bağımsızlık yanlılarının da atacağı adımları belirleyecek.

Brexit'in ekonomiye etkisi

İş dünyasında Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılsa dahi Avrupa pazarından çok uzaklaşmaması uyarıları sıkça duyuluyor.

Avrupa'nın en büyük sanayi firmalarından isimler, geçtiğimiz mayıs ayında İngiliz Başbakan May ile bir araya geldi. Sektörlerin öncüleri Brexit ile ilgili belirsizlik giderilmediği sürece Birleşik Krallık'a yatırım yapmayacakları uyarısında bulundu.

May hükümetinin yaptığı ekonomik araştırma gümrük birliğinden ayrılmanın ülkenin büyüme oranına darbe vuracağına işaret ediyor.

İngiltere Endüstri Konfederasyonu da Birleşik Krallık ekonomisinin yüzde 80'ini oluşturan hizmet sektörü için tek pazara erişimin elzem olduğunu söylüyor.

Otomotiv sektörü için tedarik zinciri ile sorunsuz logistik olmazsa olmazlardan. Avrupalı otomotiv üreticilerinin Brexit sonrasında parça alımı için Breşik Krallık seçeneğinin üstünü çizeceği söylentileri duyulur oldu. Lojistik sektörü olası aksamalardan dolayı kaygılı.

Birleşik Krallık, Avrupa İlaç Kurumu ile yakın ilişkileri sürdürme niyetinde ancak ilaç sektörü ile ilgili sorular halen yanıt bekliyor.

Westminster yönetimi, AB'nin Ortak Tarım Politikaları'ndan ayrıldıktan sonra tarım, yiyecek ve çevre ile ilgili devlet desteğini yeniden düzenleyeceğini vadediyor.

Balıkçılık sektörü de karasuları sınırının kontrolünü geri almayı sabırsızlıkla bekliyor. Birleşik Krallık geçiş sürecinde AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası'na tabi kalacağı için adadaki balıkçılar en az 2 yıl beklemek zorunda.

Birleşik Krallık'taki bir çok şirket AB'den gelen iş gücüne bel bağlamış durumda. İnşaattan sağlığa, geniş bir yelpazede işçi açığı çoktan alarm vermeye başladı.

Referandumda Brexit sonucunun çıkmasındaki faktörlerden biri de AB'nin getirdiği serbest dolaşım ve çalışma hakkıydı. 'Yabancılar işlerimizi elimizden alıyor' kaygısı sandığa yansıdı, fakat Birleşik Krallık daha büyük bir soruyla karşı karşıya.

Ocak-Mart verilerine göre adada çalışan Birleşik Krallık vatandaşlarının sayısı bir önceki yıla göre 417 bin arttı, çalışan AB vatandaşlarının sayısı ise 28 bin azaldı.

Başbakan Theresa May & Sağlık Bakanı Jeremy Hunt

Rakamlar Brexit yanlılarını haklı çıkarır görünse dahi madalyonun arka yüzünde Ulusal Sağlık Hizmeti'nin (NHS) karamsar rakamları yatıyor.

NHS'e bağlı doktorların neredeyse yüzde 10'u AB ülkelerinden geliyor. Geçen yıl kayıt olan doktorların yüzde 44'ü Birleşik Krallık dışından.

Business Insider'da yer alan bir habere göre NHS'te 9 bin 500 kadro yeni doktorlar tarafından doldurulmayı bekliyor.

Birleşik Krallık'ta yetişen sağlıkçıların sayısı ise ne bu açığı kapatacak ne de NHS'te sürdürülebilirliği sağlayacak kadar yeterli.

Tahminler, Brexit yanlılarının bile yüzünü güldürecek bir anlaşma sağlansa dahi bürokrasinin piyasalara keseceği faturanın 23 milyon Euro civarında olacağı yönünde.

Anlaşma olmaması ne anlama geliyor?

Theresa May'ın Brexit mottosu 'anlaşmaya varılmaması kötü bir anlaşmadan daha iyidir.'

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk'a göreyse anlaşma olmadan ayrılmak her iki tarafın zararına.

Her iki taraf da sorunlar çözülmeden yolları ayırmanın, en iyi ihtimalle kısa vadede, ekonomik, siyasi ve hukuki kaosa yol açacağında mutabık.

Anlaşmaya varılmaması halinde oluşacak risklerin en başında Birleşik Krallık'ın ayrılmanın faturasını ödemeyi reddetmesi ve AB'nin bütçede büyük kayba uğraması yer alıyor.

Birleşik Krallık'taki AB vatandaşları ile kıtadaki Birleşik Krallık vatandaşlarının kendilerini arafta bulacağına risk olarak değil kesin gözüyle bakılıyor.

Tarafların el sıkışmaması ticari konularda Dünya Ticaret Örgütü'nün kurallarının, dolayısıyla değişken tarifelerin devreye girmesi anlamına geliyor. Uzmanlara göre bu durumun ithalat ve ihracat maliyetlerini artıracağı için özellikle de gıda fiyatlarının artması kaçınılmaz olacak.

AB'nin altını çizdiği hususlardan biri, anlaşmadan yolları ayırmanın her iki tarafa, en başta da AB üyelerinden İrlanda'ya zarar vereceği.

Ekonomik açıdan Birleşik Krallık'la yakın ilişkisi bulunan İrlanda için kördüğümün odağı da denilebilir.

AB'ye taviz verilmemesi için bastıran Brexit yanlıları da Birleşik Krallık'ın İrlanda kozunu oynamasını istiyor. Söz konusu kesim, Brüksel'i alttan almaya zorlamak için Londra'nın görüşmelerden çekilme tehdidini kullanması gerektiğini söylüyor.

Brexit'in Birleşik Krallık'ın iç politikasına etkisi

Brexit, Birleşik Krallık'ın Avrupa Ekonomik Topluluğuna girdiği 1973'ten hatta İkinci Dünya Savaşı'ından bu yana ülkedeki en büyük değişim olarak adlandırılıyor.

AB'den ayrılmak Birleşik Krallık içinde de bölünmelere ve gerilime yol açtı. 2014 yılındaki referandumda halkın kabul etmediği bağımsızlık talebi İskoçya'da yeniden duyulur oldu.

İrlanda sınırıyla ilgili tartışmaladar da hararetlendi.

Bu karmaşanın ortasında yapılan erken seçimlerde de hükümet yapmak istediğinin aksine oy kaybederek elini zayıflattı. May liderliğindeki Muhafazakarlar, Kuzey İrlandalı Demokratik Birlik Partisi'nin (DUP) desteğiyle iktidarı koruyabildi.

Muhafazakarları içindeki bölünmede de taraflar May'i görevden almanın kaosa yol açmasından ve muhalefetteki İşçi Partisinin iktidarı devralmasından endişe ederek başbakanlığa devam etmesinde mutabık kaldı.

Brexit'in etkileri kıtada da hissedildi. AB ilk kez bir üyesini yitirmekle kalmayıp bütçesinde de büyük kayba uğrayacak.

Brexit ayrıca AB'nin Euroscepticismle (Avrupa şüpheciliği) ilk büyük sınavı niteliğinde.


Bu haberlerimiz de ilginizi çekebilir

Ankara Anlaşması'na başvuruda yüzde 6 bin artış

İngiltere'de Majesteleri ile seçilmiş yöneticilerin anlamlı tiyatrosu

Brexit ile ilgili tüm haberlerimiz