Son Dakika

Son Dakika

'Şarbon paniği’ beyaz ete rağbeti artırdı

Okunan haber:

'Şarbon paniği’ beyaz ete rağbeti artırdı

'Şarbon paniği’ beyaz ete rağbeti artırdı
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de şarbon paniğinin giderek artması, başta Tekirdağ bölgesi olmak üzere, İstanbul, Ankara gibi metropol şehirlerde yurttaşların et tüketim alışkanlıklarını değiştirmesine neden oldu. Ülke çapında daha önce sık tüketilen kırmızı et yerine balık ürünleri ve beyaz ete yoğun talep başladı.

Şarbon hastalığının Türkiye’de etkili olmasının en büyük nedeninin başka ülkelerden gelen ithal etler olduğunu dile getiren halk, yetkililerin bu konudaki açıklamalarının yeterli olmadığı görüşünde.

“Türkiye’ye zehir soktular”

Türkiye’de baş gösteren şarbon hastalığı yüzünden et tüketimini değiştirdiğini ifade eden özel sektör çalışanı Erdoğan Sarıgöl, insanların artık kırmızı et yiyemediğini kaydetti. “Türkiye’de son zamanlarda görülen şarbon hastalığı insanların başına bela oldu.” diyen Sarıgöl, “ Türkiye’ye zehir soktular. İşin gerçeği budur. Bilinmeyen bir eti alıp Türk halkına yedirdiler. Bizi zehirlediler. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalar iç açıcı değil. Tatmin olmadık. Türkiye’de çiftçiyi tekrar canlandırmak lazım” şeklinde konuştu.

“Yetkililer kendi çıkarını düşünüyor”

Bilinmeyen ülkelerden et geldiğine işaret eden Sarıgöl, “Hiç bir araştırma ve analiz yapılmıyor. Direkt bunu Türk halkına yediriyorlar. Ben kırmızı eti asla yemiyorum. İnsanlar balığa rağbet etsin. Yetkililer kendi çıkarlarını düşünüyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Saip: Kesik ve yara yolu ile bulaşabilir

Öte yandan İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, halkın korkulu rüyası haline gelen şarbon konusunda Euronews’e açıklamalarda bulundu. Saip, şarbonun insanlardan hayvanlara bulaşan bir hastalık olduğunu aktararak, bu hastalığın 3 türü olduğunu söyledi.

"En yaygını deri şarbonu"

“Hastalığın yüzde 95’i görülen deri şarbonudur” diyen Saip: “Bu daha çok şarbonlu bilinen etlerle cilt yolundan bulaşır. Eğer vücudunuzun herhangi bir yerinde kesik, çizik veya vücut bütünlüğünde bir bozulma varsa oradan bulaşabilir. Daha çok hayvanlarla uğraşan veterinerler, kasaplarda, hayvancılarda ve bu tür işlerle uğraşan kişilerde görülür.” şeklinde konuştu.

"Akciğer şarbonu öldürücü"

Diğer iki hastalık türünün daha az görüldüğü bilgisini veren Saip, bunun yüzde 5’lik dilimi oluşturduğuna işaret etti. Bunların da akciğer şarbonu ve sindirim sistemi şarbonu olduğunu kaydeden Saip; "Sindirim sistemi şarbonu daha çok şarbonlu etlerin sindirim yoluyla tüketilmesinden oluşabilir. Bunlar daha ağır seyirli hastalıklar. Öldürücü olabilir. Diğer yandan, akciğer şarbonu ise solunum yoluyla geçer. Bu da daha çok bu tür hayvansal mamullerin tüyü ile uğraşanlarla geçer. Daha çok biyolojik silah kullanılan bir tür. Ama bu çok yaygın olarak görülen bir tür değil. Deri şarbonu ağırlıkta. Şu an Türkiye’de de söz konusu olan deri şarbonudur." diye konuştu.

“Deri şarbonu öldürücü değil”

“Bu bizim ülkemizde de bazı daha az gelişmiş ülkelerde de endemik olarak yani zaman zaman rastlanan bir şey” diyen Saip şunları söyledi:

“Özellikle Kurban Bayramı sonrasında hayvan hareketliliğinin fazla olması, denetimsiz kesimin olması, veteriner kontrollerinin, aşılarının düzgün olmaması nedenlerinden ötürü görülebiliyor. Erken fark edilirse öldürücü bir hastalık değil. Tedavisi mümkün. Genellikle penisilinlerle tedavi ediliyor. Önce bir cilt yarası şeklinde gelişiyor. Deride bir kızarıklık oluşuyor, daha sonra bu kızarıklık siyahlaşabiliyor. Bölgesel bezelerde şişmeler olabiliyor. Kırgınlık, ateş gibi şikayetler görülüyor. Yüzde 95’i cilt yaraları ile başlıyor. Maruz olunan ette bir şüphe olsa bile, hiç şikayet gelmemesine rağmen ilgili sağlık otoriteleri o bölgedeki insanların tetkikini alıyorlar.”

“Görüntüsünden anlamak çok da kolay değil”

Etin görüntüsünden hastalıklı olup olmadığını anlamanın kolay olmadığına dikkat çeken Prof. Saip, şöyle devam etti:

“Görüntüsünden anlamak çok kolay değil. Burada önemli olan denetimsiz etleri tüketmemek. Bildiğimiz kasaplardan alacağız. Şüphelendiğimiz bir durum varsa etin karnesini isteyebiliriz. Kontrol altında olan etlerden gelip gelmediğine bakabiliriz. Şarbonlu etin zaten tüketilmemesi gerekiyor ve tükettiğimiz etlerin de çok iyi pişmesi gerekiyor. Kıyma gibi etlere dokunurken eldiven giymemiz gerekiyor. Sık sık el yıkamamız gibi tedbirler alınabilir. Yetkililerden bizim de aldığımız bilgilere göre ithal değil de kendi çiftliklerimizden çıkan şarbon durumu var. Ama bu birtakım şeylerin karışmasından da olabilir. O bölgenin aşılandığını ve o çevredeki çiftliklerin aşılandığını biliyoruz. Tabi şu anda Türkiye’de kaçak kesim yok diyemeyiz. Kurban Bayramında insanlar kendilerine önerilen yerlerde kesim yapmıyorlar, bahçelerinde yapıyorlar. Orada bir denetim eksikliği oluşuyor. Bunun kesinlikle bir şekilde yasaklanması lazım. Denetimi mümkün olan yerlerde kesimin yapılması hastalığı önlemek için gerekli."

“Hayvancıların çok iyi eğitilmesi gerekiyor”

Prof. Saip son olarak şu ifadelere yer verdi: "Veteriner kontrolünün mutlaka yapılması lazım. Hayvancıların çok iyi eğitilmesi gerekiyor. İthal etlerde süre var. İlk zamanlarda etlerde hastalık yokmuş gibi görülüp sonradan hastalık çıkabiliyor. O yüzden bir süre bekletildikten sonra veteriner hekimler tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Tedbirler alındığında hiç karşılaşılacak bir hastalık değil. Ama şuanda deri şarbonu da tedavi edilebilir bir hastalık. İnsandan insana bulaşması çok nadir.”

Bu haberler de ilginizi çekebilir

6-7 Eylül Olayları: Türkiye nefret suçlarında ne kadar yol katetti?

Türkiye'de demografik alarm: 22 yıl sonra 'çok yaşlı ülkeler' kategorisi

LeMan'dan zamlanan kağıt fiyatlarına "küçük boyutlu" protesto