Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Angela Merkel: Kökleri, kariyeri, kişiliği, siyaseti ve mirası

Angela Merkel: Kökleri, kariyeri, kişiliği, siyaseti ve mirası
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Dünyanın en büyük dördüncü ekonomisi olan Almanya'ya direkt, dünyanın en büyük ekonomik birliği olan Avrupa Birliği'ne (AB) dolaylı olarak uzun yıllar liderlik etti.

Birlik içinde onun istemediği hiçbir düzenleme yapılamadı, zora düşen ülkeler, bankalar, firmalar çareyi onda aradı. ABD, Rusya ve Çin başta olmak üzere herhangi bir konuda AB ile görüşmek, müzakere etmek veya anlaşmalar yapmak isteyen aktörler daima önce onunla görüştü.

Kıtasındaki ülkelerin liderleri arasında en uzun süre görevde kalmayı başaranlardan biri oldu ve aldığı kararlarla bu ülkelerde yaşayan insanların hayatlarına kendi siyasetçilerinden bile daha fazla etkisi oldu.

İsmi istikrar ile özdeşleşti. Çoğu için öngörülebilirlik, sağduyu, uzlaşma, soğukkanlılık, ciddiyet, mütevazılık, ağırbaşlılık anlamına gelirken kimileri için hantallık, kemer sıkma, duygusuzluk, içtensizlik ve statükoculuk anlamına geldi.

Peki modern Avrupa'ya şeklini veren Angela Merkel'i hangi unsurlar şekillendirdi? Merkel Almanya'yı, Avrupa'yı ve dünyayı nasıl etkiledi? Bu noktaya nasıl geldi? Bu kadar bilinen bir siyasetçi olarak bu kadar bilinmez kalmayı nasıl başardı? Yaptığı kısa ve öz bir konuşma ile siyasi kariyerine veda eden Alman Şansölyesi hakkında hala pek çok merak edilen ve bilinmeyen var.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında doğan ilk şansölye

Kamuya açık konuşmalarını veya gazetecilerle olan röportajlarını daima Almanca yapan Merkel aslında mükemmel seviyede İngilizce ve Rusça konuşabiliyor. Opera hayranı ve analitik düşünme kabiliyeti yüksek bu kadın siyasetçi soğuk savaş sırasında Temmuz 1954'te Angela Dorothea Kasner ismiyle Hamburg'da dünyaya geldi. Merkel bu sebeple İkinci Dünya Savaşı sonrasında doğan ilk Alman Şansölye olarak da kayda geçti.

Angela Kasner (Merkel)

Merkel'in doğumundan birkaç hafta sonra o dönem Doğu Almanya olarak adlandırılan bölgede Berlin'in 20 km dışında bulunan küçük Templin kasabasına yerleştiler. O günlerde toplumu ikiye ayıracak bir duvar örüleceğini ve yerleştikleri küçük kasabaya hapsolacaklarını bilmiyorlardı elbette. Merkel 18 yaşına kadar burada yaşadı.

Kişisel tutkularını ve inançlarını kendine sakladı

Merkel'in pek varlıklı olmayan mütevazı ailesinde babası bir Lüteriyen papazı, annesi ise bir öğretmendi. Merkel her ne kadar bu yarı-izole kasabada babasının öğretileri ve yaşam tarzı ile yoğrulmuş bir gençlik geçirse de siyasi hayatı boyunca dini görüşlerini kendine saklamayı ve bu konuda başkalarına baskıcı veya buyurgan tavırlar içerisine girmemeyi tercih etti.

Dindar bir aile ortamı kadar soğuk savaşın korkusu ve paranoyası ile geçen bu gençlik yıllarında Merkel tutumlu olmayı, sorumluluğu, en kötüyü düşünüp ona göre plan yapmayı öğrendi. 13 Ağustos 1961'in gece yarısı Doğu Alman askerleri Berlin'i ikiye ayıran ilk tel örgüleri çekince Merkel de ailesi ile birlikte o tarafta kalan yüzbinlerce kişiden biri oldu.

Birkaç gün içerisinde tel örgüler beton bloklarla değiştirildi ve sonradan soğuk savaşın simgesi haline gelen meşhur Berlin duvarı hiç yıkılmayacakmış gibi yükselerek ülkenin ve Merkel'in kaderini şekillendirdi. Merkel pek çok röportajında o günlerde kasabasında yaşanan şoku anlatırken kendisi için de bunların 'ilk siyasi hatıralar' olduğunu kaydediyor.

Hayatına sosyalist bir diktatörlük içinde devam eden Merkel, dönemin gizli polisleri olan Stasi (Ministerium für Staatssicherheit) nedeniyle genç yaşından itibaren dini inançlarını, dünya görüşlerini, hislerini ve tutkularını açık etmemeyi ve her koşulda poker suratlı olmayı bilmek zorunda kaldı. Bu makine gibi sürekli hesaplayan, az-öz konuşan ve hissiz görünen hali daha sonra ileride kendisine pek çok defa eleştiri olarak yöneltilse de Merkel'i Merkel yapan ve uzun vadede ona kazandıran özelliklerden biri olduğu zamanla anlaşıldı.

Gururlu bir komünizm geçmişi

Merkel'in babası sosyalizmin temel argümanlarına ve değerlerine katılan ancak devletin uyguladığı şekline karşı çıkan biriydi ve kamusal alanda yapılamayan politik tartışmalar aile içinde pek çok akşam yemeğinin konusu oluyordu.

Din görevlilerinin çocuklarına karşı negatif ayrımcılık yapıldığını bilen aile, geleceğini düşünerek Merkel'i Komünist Gençlik Organizasyonu'na katılması için teşvik etti.

Aşağıdaki fotoğraf Merkel'in bu organizasyondaki üstün çalışkanlığı, iyi notları ve girdiği sosyalist angajmanları nedeniyle göğsüne takılan gümüş bir madalyayı gösteriyor.

Komünist Gençlik Organizasyonu yılları

Merkel bu organizasyonda yer aldığı için de siyasi kariyeri boyunca eleştiri oklarına hedef oldu ancak Merkel ve ailesi dönemin gerekliliklerini işaret ederek üniversiteye girebilmenin başka yolu olmadığını ifade ettiler ve daima verilen bu kararın arkasında durdular.

Merkel 2005 yılında verdiği bir röportajda, "Eğer şartlar çok kötüye gitseydi herhalde kaçardım oradan ama durum göründüğü kadar kötü değildi" diyor ve bu sayede gençliğinde son derece sosyal olabildiğini ve çevresinde arkadaşlar bulabildiğini aktarıyor. 1973 yılında Leipzig'de üniversiteye giden Merkel bu sayede ailesinin etkisinden ve yörüngesinden tamamen çıkabildi.

Burada fizik ve kimya okuyan genç Merkel 23 yaşında ona meşhur soyadını verecek olan bir başka fizik öğrencisi Ulrich Merkel ile ilk evliliğini yaptı. Çift beş yıl sonra boşandı ancak Merkel soyadını değiştirmedi.

Merkel (solda) üniversite yıllarından bir kare

Merkel bu yıllarda doktorasına başladı ve kuantum kimyası üzerine bir tez yazdı. Dönemin en gözde enstitülerinden Adlershof Pozitif Bilimler Akademisi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve burada binlerce biliminsanı ile birlikte okudu. Burada daha sonra siyasi hayatında da işine yarayacak pek çok kişi ile dostluklar kurdu.

Yeni ama temkinli bir başlangıç

Mart 1985'te Michael Gorbaçov'un Sovyetler Birliği'nin başına geçerek yapısal reform ve ekonomiyi yeniden yapılandırma politikalarını ilan etmesi sonucu Merkel'i ve onun neslini Doğu Almanya'da tutan zincirler de gevşemeye başladı. Duvar hemen yıkılmadıysa da Doğu Berlin'de küçük politik gruplar seslerini yükseltme şansı buldu ve sayıları hızla arttı.

9 Kasım 1989'da dönemin komünist parti sözcüsü 'seyahat sınırlamaları' ile ilgili Moskova'dan gelen bir emri yanlış anlayarak Doğu Berlinlilerin herhangi bir izne gerek olmadan sadece belgelerini göstererek öbür taraf geçebileceklerini duyurdu. O akşam on binlerce kişi duvara ve geçiş noktasına akın etti ve duvarın yıkılmasıyla sonuçlanan olaylar gelişti. Ne var ki, Merkel o gece oraya gidenlerden biri değildi. Olayların heyecanıyla hata yapmak istemeyen Merkel, her Perşembe günü olduğu gibi tüm soğukkanlılığı ile arkadaşlarını önce saunaya ardından bir bara bira içmeye çağırdı ve gelişmeleri uzaktan takip etti.

Merkel ilk siyaset yılları

Siyasetin son derece önemli bir kulvar haline geldiğini gören Merkel o yıllarda kendini yeniden inşa etmeye karar verdi ve ilk yaptığı şeylerden biri gidip bir siyasi partiye üye olmak oldu. Günter Nooke'nin kurduğu ve merkez-sağ aktivistlerden oluşan 'Demokratik Uyanış' partisine üye kaydını yaptıran Merkel, ilk gün gittiği parti ofisinde Batı Almanya Hükümeti tarafından tahsis edilen yeni bilgisayarları ve iletişim aletlerini gördü. "Bunların kurulmasında, kullanımında ve bakımında yardımcı olabilirim" diyerek ilk görevine bu şekilde başladı.

Doğru yerde doğru zamanda

İletişim aygıtlarını kullanabilen Merkel'in parti sözcüsü pozisyonuna gelmesi uzun sürmedi. Daha oturmuş ve geniş tabanlı desteğe sahip partilerin başlattığı 'Birleşmiş Almanya' kampanyası içinde yer alan Demokratik Uyanış partisi ve onun sözcüsü Merkel doğru zamanda doğru yerde olarak bu kampanyayı başlatan hukukçu Lothar de Maizière'in 1990 yılında iki sözcüsünden biri haline geldi.

Böylece Merkel 'Almanya Müteffikliği' hareketinin sözcü yardımcısı oldu ve ilk kez seçim kampanyası çalışmaları tecrübesi elde etti. Merkez-sağ partileri ve hareketleri birleştiren bu oluşumda Merkel tarafsız ve objektif bir tutum sergileyerek 'moderatör' rolü üstlendi ve herkesi memnun edecek orta yollar bulmaya gayret etti. Bu yıllarda daima kendisini geri planda tutmaya özen gösteren Merkel, herkes tarafından 'az konuşup çok iş yapan' ve yükseklerde gözü olmayan biri olarak görüldü.

Düşük profil ile yüksek hedefler

Merkel yararlı ve düşük bir profil çizmesinin yanı sıra giyimi ve tarzı ile de halka ve tabana yakın olduğunu gösteren bir tutum sergilemeye devam etti. Gösterişli kıyafetlerden veya dramatik jest ve mimiklerden kaçındı.

Maiziere seçimleri kazanıp başbakan olunca Almanya'nın birleşmesine Avrupa'daki diğer güçler de müsade gösterdi ancak bir şartları vardı; Maastricht Anlaşması'nın imzalanması. Almanya'nın bu imzayı atması ile sadece Almanya değil Avrupa da siyasi bir birleşme yaşamış oldu ve Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) olarak bililnen organizasyon tek para birimine (Euro) geçişi de öngören günümüzün siyasi oluşumu Avrupa Birliği'ne dönüştü.

Birleşik Avrupa içerisinde birleşik Almanya olgusu Merkel'in siyasi geleceği yönlendiren ve motive eden motor gücü oldu. İki Almanya'nın birleşmesiyle siyasi ligde de seviye atlayan Merkel Batı Almanya'daki en büyük parti olan Hristiyan Demokratlar'a (CDU) katıldı ve o günlerde partinin çok az sayıdaki kadın yüzlerinden biri oldu. Erkek egemen muhafazakar bir partinin sosyalist geçmişli bir Doğu Almanyalı kadını parti saflarına taşıması o günlerde oldukça dikkat çekmiş ve Merkel ismi medyada çokça yankı bulmuştu.

Angela Merkel ve Helmut Kohl

Kohl'ün 'küçük kızı'

Almanya'nın birleşmesinin arkasındaki en önemli aktörlerden Şansölye Helmut Kohl partinin lideriydi ve son derece karizmatik bir siyasetçiydi. Seçimlerini kazanmasının ardından kabinesini oluşturan Kohl, birleşimin sembolü olarak bir Doğu Almanyalı'ya görev vermek istiyordu ancak bu kişinin aynı zamanda burnunu onun işlerine fazla sokmayacak sessiz sakin biri olmasını arzu ediyordu. Geri kalan herkesin erkek olduğu bir kabinede ayrıca bir de kadın olması önemliydi. Merkel bu noktada Kohl için mükemmel seçenekti.

Merkel bunu Kohl'den gelen bir telefonla öğrendi; 'Kadın, Gençlik ve Spordan Sorumlu Bakan' olacaktı. Merkel 2004 yılında bir Alman televizyon kanalına verdiği röportajda "Haberi öğrendiğimde çok şaşırdım, açıkçası bunu beklemiyordum" diyor. Kohl'un Merkel'den 'Küçük Kızım' diye bahsettiği ve Merkel'in de Kohl'ün siyasi görüşlerini güçlü şekilde benimsediği biliniyor.

Kısa süre sonra 1994'te Merkel'i Çevre Bakanı yapan Kohl, onun uzlaşmacı ve çözüm üretici tarafından yararlanmak istedi. Nükleer güvenlik ve doğal hayatın korunması gibi büyük tartışmaların yaşandığı alanlarda Merkel'e sorumluluk veren Kohl pişman olmadı. Merkel erkek siyasetçilerin hükmedici ve emredici didaktikj tarzlarından farklı bir tonda konulara yaklaştı ve meselelerin çözümü için bizzat nükleer tesislerin civarında yaşayan halkın görüşlerine başvurdu.

1998'de CDU'nun seçimi Sosyal Demokratlara kaybetmesi ile muhalefete kanadına geçen Kohl'ün kısa bir süre sonra 'bağış' adı altında gizli bir hesaba aktarılan parti fonlarını kendisi ve çevresindekiler için kullandığı ortaya çıktı. CDU tabanında tepkiler büyüdü ancak hiç kimse Kohl'e karşı bayrak açma cesareti gösteremedi. Tam tersine parti içerisinde skandalın üstü örtülmek istendi.

Durdurulamayan yükseliş ve istikrarın gücü

İşte tam bu noktada Angela Merkel beklenmeyeni yaparak Frankfurter Allgemeine gazetesinde Kohl'ün içinde bulunduğu durumu tasvip etmediğini belirten bir başyazı kaleme aldı ve resmen Kohl'ü istifaya çağırdı. Halkın farklı kanatlardan siyasetçilerin takdirini toplayan Merkel kısa süre içinde parti genel sekreteri seçildi ancak yine de acele etmeyerek Kohl'ün koltuğuna hemen talip olmadı.

Kendisinin henüz genç ve tecrübesiz olduğunu bilen Merkel bundan daha önemlisi o dönem iktidarda bulunan Sosyalist Demokratların lideri Gerhard Schröder'in zamanının dolmadığını ve Schröder'in söylemlerinin hala toplumda karşılık bulduğunu görüyordu. Bir başka partilinin liderlik girişimine sessizce destek verdi ve o da 2002 seçimlerinde Schröder karşısında yenilgiye uğrayınca Merkel sahneye çıkarak CDU'nun liderliğini aldı.

2005 seçimleri sonrası Angela Merkel

Eylül 2005 seçimlerinde yalnızca yüzde 1 farkla Schröder'i geçen Merkel büyük koalisyon hükümeti kurarak Almanya'nın ilk kadın şansölyesi oldu. Merkel şansöyle seçildiği gün bir konuşma yaparak yıkılan duvara atıfta bulundu ve şunları söyledi:

"Berlin'deki duvar yıkıldığında bu bana inanılmaz fırsatlar ve yeni bir başlangıç sunmuştu. Ben de şimdi bu ülkenin tüm vatandaşlarına benzer fırsatları sunarak ülkeme borcumu ödemek istiyorum."

Kapsayıcı yaklaşımlar

O günden bu yana sıkı bir serbest piyasa taraftarı ve özgürlükçü olarak nam salan Merkel aynı zamanda sendikal hakların büyük bir savunucusu ve iş verenler ile çalışanların eşit olarak görüldüğü bir sosyal düzenin kurulumunda büyük rol oynamış biri. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin büyük oranda ücretsiz olduğu Almanya bugün Avrupa'nın en büyük sosyal refah toplumlarından biri konumunda ve bu özelliği ile de büyük oranda göç çekiyor. Bu durumun uzun vadede Merkel'in kariyerine yaradığı söylenemez ancak göçmen karşıtı siyaset ve yükselen aşırı sağ gibi unsurlar sadece Almanya değil tüm kıtada etkisini gösteriyor.

Fikir ve yön değiştirebilme

Bununla birlikte belli konularda uzun süre sahip olduğu görüşleri yeni veriler ve argümanlar ışığında değiştirebilmesi de Merkel'in istikrarı ve iktidarı koruyabilmesinin bir başka nedeni oldu. Örneğin siyasi hayatı boyunca nükleer enerji taraftarı politikalara sahip olan Merkel, Japonya'da yaşanan felaketinden ardından yeşiller hareketinin yakaladığı ivmeyi sezdi ve nükleer güvenlik konusunda en yeni raporları inceleyerek ülkedeki tüm nükleer enerji santrallerinin belli süre içerisinde kapatılacağını açıkladı.

Yunanistan'ın ekonomik krizi ve Euro bölgesinin içine girdiği krizin aşılmasında da elini taşın altına koyan Merkel, tıpkı göç konusunda olduğu gibi yeri geldiğinde toplumun çoğunluğunu karşısına alabildiğini gösterdi.

Merkel iktidarda kaldığı yıllar boyunca sürekli daha entegre bir Almanya ve Avrupa yaratma yolunda siyaset yaptı. Ketum tavırları ve mütevazı tarzını pek değiştirmedi. Sıradan bir apartman dairesinde kimyager olan ikinci eşi ile yaşayan, kendi alış verişini kendi yapan ve gerekirse tarifeli uçakla da seyahat eden bir dünya lideri oldu.

CDU liderliğini parti içi seçimle Genel Sekreter Annegret Kramp-Karrenbauer'e bırakan Merkel, başbakanlık görevini 2021 yılındaki seçimlere kadar sürdürecek ancak bu başbakan olarak son dönemi.

Almanya'da 2021'den önce erken seçime gidilmesi halinde ise Merkel bir daha başbakan ya da milletvekili adayı olmayacak ve bu şekilde siyasi kariyerine veda edecek.