Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Motorlu araçların hayatımızı tehdit eden partiküller salmasına engel olunabilir mi?

euronews_icons_loading
Motorlu araçların hayatımızı tehdit eden partiküller salmasına engel olunabilir mi?
Metin boyutu Aa Aa

Motorlu araçların saldığı partiküller soluduğumuz havayı zehirliyor. Avrupa Birliği'nde her yıl yarım milyon kişinin erken ölümüne neden oluyor. Avrupalı Araştırma Projesi Downtoten de çalışan bilim insanları soruna çözüm arıyor.

Hava kirliliği trafiğin yoğun olduğu pek çok şehrin en büyük sorunlarından biri. Motorlu araçlardan salınan partiküller hava kirliliğine neden olan etkenlerin başında geliyor. Son model araçlarda karbondioksit salınımları eski modellere göre daha düşük, fakat uzmanlar daha fazla partikül saldıklarından şüpheleniyor. Bu nanopartiküller çok küçük olduğundan hesaplamaya fırsat vermiyor.

Avrupalı Araştırma Projesi Downtoten'in koordinasyonunu üstlenen Zissis Samaras sorunu şu şekilde açıklıyor:

"Bu araçların bazıları, örneğin direkt benzin enjeksiyonlu araçlar veya bazı motorsikletler çok yüksek miktarda nano partiküller salabiliyor. Bu nanopartiküller o kadar küçük ki, var olan araçlar ve metotlarla hesaplamamız mümkün değil. Bu nedenle güncel düzenlemeler bu tip partikülleri içermiyor."

Araba egzozlarından çıkan nanopartiküller havada bulunan farklı maddelerle etkileşime giriyor. Çapı 23 nanometrenin altındaki partiküller akciğerlerimizden geçerek kan dolaşım sistemimize ulaşıyor ve pek çok hastalığa neden oluyor.

Avrupalı araştırma projesi Downtoten çevresel yaşlanma olarak adlandırılan süreci laboratuvarda yeniden oluşturuyor. Profesör Samaras projeyle çevresel yaşlanma sürecinin nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalıştıklarını ifade ediyor:

"Yaşayan canlılar olarak bu tarz zincir reaksiyonlardan zarar görüyoruz. Burada yapmaya çalıştığımız şey, süreci daha iyi anlamak. Kullandığımız teknolojiler ve yakıtlara dair ve aynı zamanda onların insanlar ve insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında veri topluyoruz."

Araştırmacılar test aracının egzoz borusunu nanopartikülleri ölçen aygıtlarına bağlıyor. Atmosferde günler alabilen çevresel yaşlanma süreci burada hızlandırılmış bir şekilde gerçekleştiriliyor. Buna paralel olarak bilgisayar simülasyonlarından faydalanılıyor.

Sistem, laboratuvar ortamı dışında, gerçek hayat salınımlarını da ölçebilmek amacıyla bir arabanın içine sığacak şekilde tasarlandı. Bu şekilde test aracı araştırma merkezinden çıkabiliyor ve trafikteki salınımları ölçebiliyor.

Bir sonraki adım ise teknolojiyi pazara taşımak. Araştırmacılar motorlu araç üreticilerinin downtoten yardımıyla daha az partikül salan, daha iyi motorlar üretmek için kullanmasını umuyor.

"Hedef, içten yanmalı motorun 0 salınım yapan makinalar haline gelmesini sağlamak." diyor Profesör Samaras, "aksi halde onlardan tamamen kurtulmamız gerekecek. Bunlar yerine farklı motorları kullanmak zorunda kalacağız."

  • Euronews Türkçe, WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın

Omega 3 ihtiyacını karşılamada devrim yaratacak besin kaynağı: Mikroalgler

euronews_icons_loading
 Omega 3 ihtiyacını karşılamada devrim yaratacak besin kaynağı: Mikroalgler
Metin boyutu Aa Aa

Mikroalgler artan insan nüfusunun besin ihtiyacını karşılamada devrim yaratacak bir besin kaynağı. Bugüne kadar pek bilinmeyen ve kullanılmayan bu mikroskobik yosunlar özellikle omega 3 yağ asidi açısından oldukça zengin. Omega 3 yağ asidinin antioksidan özelliği dolayısıyla, mikroalgler kozmetik sektörünün de oldukça ilgisini çekiyor.

İspanya'nın kuzeyindeki Gijon kenti yakınlarında bulunan Neoalgae Araştırma Merkezi bünyesinde yoğun omega 3 yağ asidi bulunan 3 mikroalg türü üzerinde incelemeler yapıyor. Merkez mikroalgleri doğal deniz ortamı dışında yetiştiriyor. Biyolog David Suarez, mikroalglerin ihtiyaç duyduğu 3 etkeni şu şekilde sıralıyor:

"Mikroalglar küçük bitkiler. Yani büyümek için bir ışık kaynağına ihtiyaçları var, doğal veya yapay. Isı da oldukça önemli. Sabit ısı koşulları oluşturmak için sera kullanıyoruz. Üçüncü önemli etken ise çalkalama. Mikroalgların devamlı harekete ihtiyacı var. Böylece ışık eşit bir şekilde dağılabilir ve metabolizmaları düzgün bir şekilde çalışabilir."

Avrupalı araştırma projesinde çalışan bilim insanları omega 3 yağ asidi elde etmek için "süper kritik sıvılar" adını verdikleri karmaşık bir teknolojiden faydalanıyor. Mikroalgların içindeki besinleri koruyan zarı parçalamak için karbondioksit kullanılıyor. Neoalgae Araştırma Merkezi'nde besin uzmanı olarak görev yapan Victor Casado süreci şu şekilde açıklıyor:

"Çok yüksek ısı ve basınç koşullarında mikroalgın içine karbondioksit enjekte ediyoruz. Basınç 300-400 barı bulabiliyor. Bu şekilde içinde hem gaz hem de mikroalg bulunan çözünebilir bir birleşim elde ediyoruz. Daha sonra bu çözeltiyi normal atmosfer basıncı seviyesine getiriyoruz. Karbondioksit havaya karışıyor ve yeniden kullanılmak üzere geri dönüşmüş oluyor. Daha ağır olduğu için mikroalg yağı konteynırın dibine çöküyor."

En doğal omega 3 kaynağı

Bugüne kadar omega 3 yağ asidini temel olarak balıklardan sağlıyorduk. Fakat günümüzde pek çok balık türü aşırı avlanma nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bilim insanları gittikçe artan dünya nüfusunun besin ihtiyaçlarına cevap vermek için mikroalgların önemli bir alternatif olduğunun altını çiziyor.

Araştırma Projesinin yöneticisi Maria Alvarez "mikroalglardaki omega 3 konsantrasyonu balıklardakinden çok daha yüksek ve doğal" diyor, "balıklar omega 3 üretmiyor, mikroalgları tüketerek bünyelerinde depoluyorlar. Mikroalgları direkt tüketerek omega 3 ihtiyacımızı kaynağından sağlamış oluyoruz."

  • Euronews Türkçe, WhatsApp'ta Ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın

Omega 3 ihtiyacını karşılamada devrim yaratacak besin kaynağı: Mikroalgler