Son Dakika

Son Dakika

Türk dizileri İsrail’de Türkiye’nin kültür elçisi olur mu?

Türk dizileri İsrail’de Türkiye’nin kültür elçisi olur mu?
Copyright
Viva Channel
Metin boyutu Aa Aa

İsrail-Türkiye ilişkilerinde son dönemde gündemde ne Kıbrıs açıklarındaki doğal gaz kaynaklarının sondajı, ne de dondurucuya kaldırılan siyasi sorunlar var. İsraillilerin büyük çoğunluğu için şu anda Türkiye demek İstanbullu Gelin demek.

Balkanlar’dan Latin Amerika ülkelerine dek çok geniş bir coğrafyada yayınlanan dizi adeta Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerinde bir “yumuşak gücü” ve kültür elçisi haline gelmiş durumda.

ABD ile birlikte dizi ihracatında lider ülkeler arasında yer alan Türkiye için, zaman zaman kronik düzeylere varan siyasi sorunlar yaşadığı İsrail pazarına girmek sembolik öneme sahip.

Genç yaşta annesiz babasız büyümenin verdiği sorumlulukla kendi ayakları üzerinde duran güzel ve gururlu Süreyya’nın hayatına tesadüf sonucu giren zengin ve yakışıklı işadamı Faruk’a tutularak Bursa’ya gelin gitmesiyle başlayan çarpıcı bir aşk hikayesine kilitlenmiş durumda İsrail izleyicisi.

2013 yılından beri Türk dizileri yayınlanıyor

İsrail’in kablolu TV yayın kanallarından Viva Plus, 2013 yılından beri Türk dizileri yayınlıyor. Ancak, Türkiye’de en yüksek reyting oranlarına sahip olan ve geçtiğimiz sene 46. Uluslararası Emmy ödüllerine “en iyi dizi” kategorisinde aday gösterilen İstanbullu Gelin dizisi ile birlikte İsrailli izleyicilerin Türk dizilerine olan ilgisinde ciddi bir sıçrama yaşandı.

Öyle ki tur şirketleri, dizinin çekildiği Bursa ve İstanbul’daki setlerde birkaç kare fotoğraf çektirmek amacıyla “İstanbullu Gelin” turları bile düzenliyorlar. Dizi oyuncularının kıyafet seçimleri, moda dergilerinin baş sayfalarına taşınıyor.

Geçtiğimiz haftalarda dizi oyuncularından Berkay Hardal İsrail’e yaptığı bir ziyaret sırasında, hayranlarından yoğun bir ilgi gördü. İsrailli bir moda şirketi için katıldığı etkinliğe 5 bin hayranı gelirken, hayranlarının bir kısmı da onunla fotoğraf çektirmek için oteline akın etti.

Mirit Meged (40), İsrail’in Petah Tikva kentinde yaşayan bir bankacı. Türk dizileri ile olan ilk tanışması dokuz ay kadar önce “Anne” dizisi ile olmuş. Ardından İstanbullu Gelin ve Meryem isimli dizilerinin, kendi tabiriyle “müptelası” olmuş.

Facebook’ta 70 binin üzerinde İsrailli takipçi

Anne dizisi, üç çocuk sahibi olması sebebiyle ilgisini çekmiş. Ardından, sosyal medyada gördüğü reklamlar onu diğer Türk dizilerine yönlendirmiş. İsrail’de İstanbullu Gelin dizisini takip edenlerin oluşturduğu Facebook grubunun 70 binin üzerinde takipçisi var.

Euronews Türkçe’ye konuşan Meged, “Bu dizilerde görüp kendime yakın hissettiğim, aile kavramının çok öne çıkıyor olması. Bunun dışında özellikle İstanbullu Gelin dizisindeki ve genel olarak dizilerde kullanılan fon müziklerini dinlemeyi çok seviyorum. Beni çok heyecanlandırıyorlar,” diye ifade ediyor duygularını.

Meged’e göre, Türk dizilerinin İsrail’de gösteriliyor oluşu iki toplumun kültürü arasındaki benzerliklerin anımsanması açısından bir fırsat.

“Öncelikle aile kavramı, büyüklerimize karşı duyduğumuz saygı ve onlara gösterdiğimiz özen ve ihtimam bana çok tanıdık geliyor. Bunun haricinde geniş aile sofraları, nişan ve kına gecesi törenleri de çok tanıdık ve ortak öğeler içeriyor,” diyor Meged.

Eşleri tarafından dizinin ana karakterlerinden anlayışlı, karizmatik ve romantik Faruk ile kıyaslanan İsrailli kocalardan birinin sitem dolu videosu da dizi kadar olmasa da izlenme rekorları kırıyor.

Dori Media Ot firması bünyesinde Türk dizilerine altyazı çevirileri yapan ekibin üyesi Soni Kohen Yanarocak, bugüne kadar 16 Türk dizisinin çevirisinde görev aldı. Bunlar arasında Fatmagül’ün Suçu Ne, İstanbullu Gelin, Anne, Kadın gibi ailesinin de yakından takip ettiği birçok çarpıcı dizi yer alıyor.

Aile yapısı benzerliği cazip geliyor

Yanarocak’a göre, İsrailli izleyici, kendisine çok yakın gördüğü sıkı aile bağları ve kalabalık bayram sofraları kıvamındaki aile sahnelerini çok seviyor.

“Bu sahnelerde kendinden çok şeyler buluyor çünkü. Özellikle de son on yıl öncesine kadar her fırsatta ziyaret ettikleri Türkiye’nin büyüleyici manzaraları, konak ve yalıları ise özledikleri güzel Türkiye’yi evlerine getiriyor,” diye ekliyor.

Kendisi de bu dizinin müptelalarından.

Öyle ki, dizinin Türkiye’de yayınlanan üçüncü sezonu henüz İsrail’de tercüme edilmeye başlanmadıysa da, Cuma aksamları Türkiye’de yayınlanan dizinin yeni bölümünü en geç Cumartesi akşamı izlemeden gözünü uyku tutmuyor. Kendi tabiriyle, “İsrailli izleyici sevdi mi tam sever.”

Yanarocak, dizilerin kültürel bağları güçlendirdiğine, halklar arası etkileşimlerin müzikle, sanatla, dansla, sinema ile pekiştiğine dikkat çekiyor.

“Gönül ister ki İstanbullu Gelin ve diğer tüm Türk dizileri İsrail halkında ezelden beri süregelen Türk ve Türkiye hayranlığını daha da pekiştirsin, ve yine gönül ister ki bu köprü tek şeritli olmasın, Türk halkı da İsrailliyi, müziğiyle, sanatıyla, sinemasıyla ve gerekse İsrail’de ziyaret ederek yakından tanısın ve sevsin,” diye ekliyor.

1 milyondan fazla izlenmiş

İsrail’de Kablolu TV istatistiklerine bakılırsa, ‘İstanbullu Gelin’ dizisinin bölümleri, 1 milyondan fazla kez izlenmiş.

Dizinin başrol oyuncularından Aslı Enver ve Özcan Deniz ikilisinin 6-7 Nisan’da Tel Aviv kentinde verecekleri konser biletleri ise (yaklaşık 30 bin adet) birkaç saat içerisinde tükenmiş.

Tel Aviv Üniversitesi, Moşe Dayan Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’nden Türkiye uzmanı Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak ise, söz konusu dizinin şiddet veya cinsellik içermemesinin İsrail’deki tüm yaş gruplarına hitap etmesini sağladığını düşünüyor.

Euronews Türkçe’ye konuşan Cohen-Yanarocak, İsraillilerin bir çoğunun daha önceden Türkiye'de bir şekilde gerek turizm gerekse de iş sebebiyle bulunmuş olmasından dolayı, o günlere özlem duyduklarını belirtiyor.

“Türkiye'ye ve kültürüne, diline açılan bir pencere olarak modernite ile geleneğin iç içe geçtiği bir hayatı gözlemleme şansı edinmelerinin kendilerini bu diziye yakınlaştırdığını düşünüyorum,” diye ekliyor.

'Ülkelerin karşılıklı algıları da düzeltilmeli'

Ancak, uzmanlara göre bu olumlu işleyen süreçte Türkiye’deki İsrail algısının üzerinde de çalışılması gerekiyor.

“Halkların birbirlerini daha iyi tanıması için elitlerden ziyade toplumların tabanına hitap edecek organizasyonların düzenlenmesi gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra devletlerin de bu konuda desteği şart,” diyor Tel Aviv Üniversitesi’nden Cohen-Yanarocak.

İstanbul Üniversitesi’nden antropolog Doç. Dr. Mehtap Demir’e göre; İsrail, Doğu Avrupa kökenli Sefarad Aşkenazi ve Doğulu Yahudilerin Mizrahit kökeninin oluşturduğu farklı kültürel kökenlerden gelen sosyolojik bir yapıya sahip.

“Son zamanlarda Türk yapımı dizilerin sevilmesi bana 1980’li yıllarda video kasetler aracılığı ile İsrailliler arasında yaygınlaşan Türk filmleri ve arabesk müzik etkisini hatırlattı. İsrail’in Akdenizlilik ekseninde bir kültür politikası çizdiğini söylemek mümkün,” diyor Demir.

Demir, ayrıca, gerek aile ilişkileri gerekse dini ve seküler geleneklere bağlılığı önemseyen ne çok “batılı” ne de çok “Orta Doğulu” bir yörüngede olan Türk dizilerinin İsrail halkında moda, müzik, makyaj gibi farklı boyutlarıyla da örnek olduğunu düşünüyor.

2014 yılında İsrail’de Muhteşem Yüzyıl dizisi de izlenme rekorları kırmıştı. Kanuni Sultan Süleyman dönemini konu alan dizinin kostümleri, hikaye örgüsü, başarılı oyunculuğu ve entrikalar İsrail halkının ilgisini çekmeyi başarmış, hatta teknik bir arızadan dolayı dizinin bir bölümü yayınlanmadığında kanal telefon yağmuruna tutulmuştu.

WhatsApp'ta ücretsiz bültenimize abone olun, Türkiye ve dünya gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın