Son Dakika

"Faiz kararı sonrası Merkez Bankası bir açmazda olduğunu ima ediyor"

Euronews logo
Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu 25 Nisan tarihinde yaptığı toplantıda politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faz oranını değiştirmeyerek %24 seviyesinde sabit tutmuştur.

Her ne kadar Merkez Bankasından (MB) faiz oranında bir değişikliğe gitmesi beklenmiyorsa da bu karar sonrasında bir süredir hareketli olan ABD Doları hızla yükseldi ve bu yazının yazıldığı saatlerde 5.98 seviyelerini geçti.

Merkez Bankasının açıklama metinlerinde genellikle yer alan “ ihtiyaç duyulması halinde ek sıkılaştırma yapılacaktır” ifadesini kullanmamış olması, bankanın karşılaştığı durumu nasıl yöneteceğine ilişkin belirgin bir politikaya sahip olmadığı anlamına da gelmektedir
Prof. Dr. Yalçın Karatepe

Kurların hareketlenmesine yol açan unsurları Merkez Bankasının söz konusu karara ilişkin yaptığı açıklamanın detaylarında görüyoruz.

MB, “Finansal koşullardaki sıkılığın etkisiyle iktisadi faaliyet yavaş bir seyir izlemektedir.” diyerek Türkiye ekonomisinin küçülmeye devam ettiğini vurgulamıştır. Her ne kadar banka “ekonomideki dengelenmenin devam ettiğini” söylese de dengelenme sözcüğünden uzun zamandan beri ekonomik yavaşlamanın kastedildiğini biliyoruz.

Açıklamanın devamında banka “İç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyonda bir miktar iyileşme gözlenmektedir” diyor. Bu ifade uzun zamandan beri azalmakta olan iç talebin gerilemeye devam ettiğini, bu nedenle enflasyon üzerinde talep kaynaklı bir baskının olmadığı anlamına geliyor. İç talepteki daralma son iki çeyrekte yaşanan ekonomik küçülmenin temel nedenleri arasında yer alıyordu. Bugünkü açıklama gösteriyor ki vatandaşın talep yaratma kapasitesi oldukça sınırlanmıştır. Özellikle artmakta olan işsizlik verileri ile birlikte değerlendirdiğimizde banka yakın zamanda iç talepte bir artış olacağı yönünde bir beklentiye sahip olmadığını söylüyor. Bu da bize ekonomik küçülmenin hem içinde bulunduğumuz çeyrekte hem de takip eden çeyreklerde devam edeceğini gösteriyor.

Genellikle Merkez Bankaları ekonomik aktiviteyi hızlandırmak için faiz oranlarında indirime giderek parasal genişlemeyi sağlarlar. Bunun örneklerini Avrupa Merkez Bankası ve FED’in kararlarında sıkça görüyoruz.

Ancak TCMB burada bir başka açmaz ile karşı karşıya olduğunu da kur ve enflasyon kaynaklı risklere vurgu yaparak belirtmiş.

Merkez Bankası “Gıda fiyatları ve ithal girdi maliyetlerindeki artışlar ile enflasyon beklentilerindeki yüksek seyir fiyat istikrarına yönelik risklerin devam ettiğini göstermektedir.” diyor. Bu ifade, her ne kadar iç talepten kaynaklı bir baskı olmasa da, kurlar üzerinden enflasyonun yüksek seyredeceğinin beklendiğini düşündürüyor. Diğer bir ifade ile kurlarda yükselişin devam edeceğine ilişkin bir beklentinin varlığı olarak yorumlanabilir.

Bu açıklamalar piyasa tarafından bankanın karar almakta zorlandığı şeklinde yorumlanmıştır. Bir taraftan küçülmekte olan ekonomik faaliyetler nedeniyle faizleri indirmek gerektiğini kastederken, diğer taraftan artan kur ve enflasyon baskısı nedeniyle faizleri artırması gerektiği seçenekleri arasında sıkışıp kaldığını, ancak bu durumda ne yapacağını da açıkça bilmediğini ima eden bir açıklama olarak yorumlanabilir. Özellikle bankanın açıklama metinlerinde genellikle yer alan “ihtiyaç duyulması halinde ek sıkılaştırma yapılacaktır” ifadesini kullanmamış olması, bankanın karşılaştığı durumu nasıl yöneteceğine ilişkin belirgin bir politikaya sahip olmadığı anlamına da gelmektedir.

Merkez Bankasının bu kararsız tutumunun belirsizliği artırdığı ve kurların yukarı doğru hareket etmesinde önemli bir etken olduğu düşünülmektedir.

Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.