Son Dakika

Son Dakika

Kılıçdaroğlu'na saldırıyla ilgili araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

Kılıçdaroğlu'na saldırıyla ilgili araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi
Metin boyutu Aa Aa

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na şehit cenazesinde düzenlenen saldırıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) sunulan araştırma önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi.

Kılıçdaroğlu, Irak sınırında hayatını kaybeden er Yener Kırıkçı’nın 21 Nisan’da Ankara’nın Çubuk ilçesinin Akkuzulu Mahallesi’ndeki cenazesinde bir grubun tekme ve yumruklu saldırısına uğramıştı.

Saldırıyla ilgili gözaltına alınan 8 kişi ilk ifadelerinin ardından fotoğraflarda bizzat yumruk attığı görülen Osman Sarıgün ise hakim karşısına çıktıktan sonra serbest bırakılmıştı.

'Bunlar gerçekten Müslüman mı bunlar gerçekten şehide, şehit ailesine saygı gösteriyorlar mı?'

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Çubuk'ta, şehit Piyade Sözleşmeli Er Yener Kırıkcı'nın cenaze töreninde uğradığı saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şehitlerin, herkesin, 82 milyonun şehidi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şehidin kimliğine, inancına, hangi partiye mensup olduğuna bakmadıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, "Bu ülke, bu vatan, bayrak için bizler, çocuklarımız rahat etsin diye hayatını vermişse şehitlere saygı göstermek hepimizin insani görevidir." dedi.

'Şehitlerimiz hepimizin şehididir'

Cenaze namazlarında ağırbaşlılık olduğuna, cenaze namazlarının huşu ve büyük saygı içinde kılındığına, şehitlerin devlet töreniyle sonsuzluğa uğurlandığına işaret eden Kılıçdaroğlu, kendilerinin de şehitlerin cenaze namazlarına katıldığını, dualar okuyup namaz kıldıklarını ve daha sonra belli saygı içinde evlerine döndüklerini anlattı.

Kılıçdaroğlu, şehit ailelerin evlerinde yangın olduğunu, evlat acısının ne olduğunu çok iyi bildiklerini kaydederek, "Onları teselli eden bir şey vardır; çocuklarının şehit olması, 82 milyonun yüreğinin o cenaze namazında atmış olması vardır. Onları huzura kavuşturan, teskin eden olay da budur. O

açıdan şehitlerimiz hepimizin şehididir." diye konuştu.

'O şehit cenazesine katılan tek Genel Başkan benim'

Çubuk'un Akkuzu Köyü'nde şehit cenazesine katıldığını, köyden CHP Çubuk İlçe Başkanlığına gelenlerin, köy için büyük Türk bayrağı istediğini ve ilçe başkanlığının bunu verdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, ilçe başkanlığının da şehit ailesinin evine giderek, başsağlığı dileğinde bulunduğunu dile getirdi.

Bu şehit cenazesine kendisinin ve arkadaşlarının katıldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Akkuzu köyü sakinlerine bir şey söylemiyorum, saygım vardır, benim gündeme getirmek istediğim provokasyon yapan ve kışkırtan inanlardır. Dolayısıyla Yener Kırıkcı şehidimize hem aileye, hem milletimize Allah'tan rahmet dilemek, başsağlığı dilemek boynumuzun borcudur. Cenazeye gidiyorsanız, o cenazenin ağırlığına uygun bir duruş sergilemek, namazı kılmak, dua etmek görevlerimizden biridir. O şehit cenazesine katılan tek Genel Başkan benim. Daha namazın başında, cenaze gelmiş, sloganlar, hakaretler... Bırakın bari bir namaz kılınsın, bir Fatiha okunsun, bırakın bari helallik olsun. İzin vermiyorlar. İçimden geçirdim; bunlar gerçekten Müslüman mı bunlar gerçekten şehide, şehit ailesine saygı gösteriyorlar mı?"

Kılıçdaroğlu, şehitlerin yüzde 99'unun fakir aile çocukları olduğuna işaret ederek, şehit cenazelerine katıldığında ailenin yakınlarını gözlemlediğini, çoğunun yoksul aile çocukları olduğunu yineledi.

'Verilmiş sadakamız varmış'

Kendisine yapılan linç girişiminden çok, şehit cenazesine yapılan haksızlığı eleştirdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Benim için fark etmez, bir canımız var. Şehit cenazesine yapılan hakaret, benim vicdanımı derinden yaralamıştır. Şehit cenazesi; başka bir şey değil. Bırakın bari namaz kılınsın.

Arkasından linç girişimi. Saldırı, protesto diyorlar; açık ve net söylüyorum bir linç girişimi. Bunu yapmak istiyorlardı, yapamadılar, beceremediler. Rahmetli annem sık kullanırdı; verilmiş sadakamız var diye. Verilmiş sadakamız varmış." değerlendirmesinde bulundu.

Sadece kendisine değil TBMM Başkanvekili Levent Gök ve milletvekillerine de aynı muamele yapıldığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, sığındıkları evin küçük çocuğu Muhammet ve aileye selamlarını, saygılarını iletti. Kılıçdaroğlu, ailenin yaptığı iyiliği unutmayacağını anlattı.

'PKK'dan hiçbir farkı yok'

Kılıçdaroğlu, hayatında iki kez polisin Akrep denilen zırhlı aracına bindiğini, bunlardan ilkinin Artvin'in Ardanuç ilçesinden Şavşat'a giderken bir erin şehit edildiği, PKK saldırısından sonra gerçekleştiğini söyledi.

Akkuzu köyünde de yine bir Akrep aracına bindiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Orada da saldırı vardı. Onların PKK'dan hiçbir farkı yok. Onlar da PKK'nın aynı. PKK ülkeyi bölmek, parçalamak istiyor. Bunlar da ülkeyi bölmek, parçalamak istiyor. Aynı amaçla hareket ediyor. Aynı yolun yolcularılar. Biz sakinliğimizi koruduk, ne yaparlarsa yapsınlar. Evde iki kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem Bey ile görüştüm. Orada bir olayın olmaması için toplantının, mitingin bir an önce sonlanmasını, yumuşak, herkesi kucaklayan bir dil kullanılması gerektiğini ifade ettim. Çünkü yüzbinlerin olduğu bir yerde provokasyonu engellemek çok daha zordur. Sanıyorlar ki biz geri adım atacağız onlar bastırdığında veya lince kalkıştıklarında. Hiç kimse unutmasın bu partinin koltuğunda ilk oturan kişi Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Boynunda idam fermanıyla Türkiye'nin bağımsızlığını sağladı. Tarihin bize yüklediği sorumluluk vardır, cumhuriyeti güçlendireceğiz, demokrasiyle taçlandıracağız, ülkemizi ekonomik ve siyasal bağımsızlığını koruyacağız. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye inşa edeceğiz. Biz bırakın bir milim geri adım atmayı, her adımımızı ileriye, demokrasiye, insanlara, hakka, hukuka, adalete doğru atacağız. "

'İnsan değil onlar'

Kılıçdaroğlu, son şehidin de fakir bir ailenin çocuğu, piyade sözleşmeli er olduğunu dile getirdi.

Sözleşmeli erlerin kurduğu derneğin temsilcilerinin daha önce kendisini ziyaret ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, 19 Şubat 2019'daki partisinin grup toplantısında sözleşmeli erlerin sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirdiğini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, sözleşmeli erlerin 7 yıl süreyle bu görevi yaptıktan sonra kapının önüne konulduğunu, oysa kamu kurumunda çalışmaları gerektiğini, bunun için çıkarılması gereken yönetmeliğin ise bir türlü çıkmadığını söyledi. Bu kesimin derdini kendisinin dile getirdiğini, alçakça linç girişiminde bulunanların bundan, bu sorundan haberlerinin olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ama onlar iktidara 'neden bunu yapmıyorsun' diye soracaklarına soran kişiye saldırıyorlar." dedi.

Ocak 2018'de herkese 400 lira zam verilirken sözleşmeli erlere yansıtılmadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, bunu dile getirenin de linç edilmek istenenin de kendisi olduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Linç girişiminde bulunan o alçaklara sormak istiyorum -insan değil onlar- ben onların hakkını savunurken sen neredeydin? Bir kamu görevlisinin tayini çıktığında yol parası verilirken, verilmeyen tek grup sözleşmeli er. Bunu dile getiren ben. O alçaklara sormak istiyorum ben onların sorununu dile getirirken sen neredeydin? Bir kamu görevlisinin tayini çıktığında eşi de çalışıyorlarsa ailenin birliği açısından eşinin tayini de oraya çıkar. Sözleşmeli erlerde bu da yok. Bir sözleşmeli er; '5-6 ay geçiyor evimize gidiyoruz, çocuğum eşime anne gelen bu adam kim diye soruyor' dedi. Bu sorunu dile getiren kim; biz. O alçaklar bunun farkında değil. Eğer vicdan sahibi, insansalar oturup düşünmeleri lazım. Şehit ve gaziler arasında ayrım yapılmaz. Şehit öldüğünde ailesine 5 bin 600 lira veriliyor şehit sözleşmeli er öldüğünde 4 bin 200 lira veriliyor. Bunu dile getiren ben, linç girişimine uğrayan ben. O alçaklar bunun farkında mı? Sorunu, çözümü dile getirdiğiniz için linç girişimine uğrayan da sizsiniz. Bunu milletin vicdanına emanet ediyorum. Eğer milletimiz, bu ülkenin vicdanı bunu kabul ediyorsa, oturup düşünmemiz lazım. Şehitlerimize, gazilerimize saygıyı asla elden bırakmayacağız. Kim olursa olsun, herkese, hangi siyasi görüşten olursa olsun insanca davranmak bizim insani görevimizdir. Herkesin düşüncesine, kimliğine, inancına, coğrafyasına saygı göstermek zorundayız. İster Hakkarili olsun ister Edirneli, ister Edirneli olsun ister İzmirli; 82 milyonu kucaklayacağız ve yolumuza böyle devam edeceğiz."