Doğu Akdeniz'de doğalgaz bilmecesi, bölgede kilit ülke Mısır

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Yazar: Mehmet Cem Demirci - Güvenlik uzmanı

Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri; çıkarılacak gazın hangi güzergâh üzerinden, nasıl taşınacağı gibi konular bölgenin güvenlik ortamını ve jeopolitiğini değiştirdi. Yeni aktörler ve mekanizmalar oyuna dahil oldu. Peki, bölgede Türkiye’nin yalnızlaşmasına, üçlü koalisyonların ve yeni iş birliği mekanizmalarının kurulmasına, ExxonMobil gibi enerji devinin sondaj faaliyetlerine başlamasına neler sebep oldu? Yeni aktörlerin oyuna dahil olması ve yaşanan son gelişmeler bölgeyi nasıl etkileyecek?

Doğu Akdeniz’de kilit ülke Mısır

Mısır, 2003 yılında Güney Kıbrıs ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırma anlaşmasını imzaladıktan sonra Doğu Akdeniz’de kilit ülke konumuna geldi. Türkiye, Doğu Akdeniz’de en uzun sahil şeridine sahip ikinci ülke olan Mısır ile ikili ilişkilerini geliştirerek, nihayetinde bir MEB sınırlandırma anlaşması imzalamayı dış politikada öncelik olarak belirledi. Zira, Türkiye’ye göre, Mısır ve Türkiye arasında bir MEB sınırlandırma anlaşması imzalanmadan yapılan diğer ikili anlaşmalar, uluslararası hukuka ve onun temel prensiplerinden olan hakkaniyet ilkesine aykırıydı.

Muhammed Mursi’nin yönetime gelmesiyle birlikte Mısır-Türkiye yakınlaşması başladı. Doğu Akdeniz’de her yıl dönüşümlü olarak bir ülkenin ev sahipliğinde yapılan deniz tatbikatları ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs Yönetimine, bölgede Mısır-Türkiye’nin içerisinde yer almadığı bir oluşumun sonuca ulaşamayacağı mesajı verilmeye çalışıldı. Ancak, 2013 yılında Mısır’da Sisi’nin yönetimi devralması ile birlikte ikili ilişkilerdeki bahar havası sona erdi; askeri ve diplomatik ilişkiler askıya alındı.

Mısır, 2012 yılından itibaren doğalgaz ithal etmeye başladı. 2015 yılında Zohr sahasında bulunan 850 milyar metre küp (bcm)’lik doğalgaz rezervi, yıllık 30 bcm’lik üretim kapasitesi ile Mısır’a uluslararası bir oyuncu olma şansını verdi. Yıllık üretim kapasitesi 19 bcm olan Idku ve Damietta LNG terminalleri tekrar faal hale geldi.

Mısır, doğalgaz dağıtım merkezi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor

2018 yılında yürürlüğe giren doğalgaz piyasası düzenleme kanunu ile özel sektöre doğrudan gaz ithal etme yetkisi verilerek Mısır'ın doğalgaz dağıtım merkezi olma yolunda önemli bir adım atıldı. İsrail ile 15 milyar dolarlık anlaşma yapıldı. Buna göre İsrail Mısır’a 10 yıl süre ile yıllık 7 bcm doğalgaz satacak; Gelecek gazın bir kısmı iç piyasada kullanılacak, kalanı ise LNG olarak ihraç olarak edilecek.

Türkiye, Doğu Akdeniz’de daha önce Mısır ile yaşadığı sürece benzer bir süreci İsrail ile de yaşadı. ABD-İsrail-Türkiye arasında askeri alanda başlatılan ve Doğu Akdeniz’de her yıl yapılan “Güvenilir Deniz Kızı Tatbikatı” ile şekillenen yakın iş birliği, Mavi Marmara olayının yaşandığı 2010 yılına kadar devam etti. İsrail için Türkiye, 320 bcm kapasiteli Tamar ve 640 bcm kapasiteli Leviathan sahalarından çıkarılacak doğalgaz için hem bir pazar hem de Avrupa piyasasına çıkış noktası idi. Ancak iki ülke arasındaki diplomatik ve askeri ilişkilerin askıya alınması bu seçeneği zora soktu. İsrail, Güney Kıbrıs ile MEB sınırlandırma anlaşması imzaladı.

İsrail, Türkiye’den sonra rotayı Mısır’a çevirdi

İsrail’in yıllık doğalgaz ihtiyacı 2023 yılına kadar 19 bcm/yıl olacak. Tamar ve Leviathan sahaları tam kapasite ile üretime geçtiğinde, İsrail yıllık 40 bcm doğalgaz üretim kapasitesine ulaşacak. Büyüyen iç talebi, Asya ve Afrika arasındaki köprü konumu, kullanıma hazır LNG alt yapısı,1200 km’lik Arap Doğalgaz Boru Hattı ile diğer Arap ülkelerine doğalgaz satış imkanına sahip olması, Mısır’ı, İsrail açısından iyi bir “partner” haline getirdi.

İsrail de Mısır gibi bölgede doğalgaz dağıtım merkezi olmayı hedefliyor. 2019 Temmuz ayında 5 blok ve 19 saha için ihale yapılacak. ExxonMobil, İsrail ile doğalgaz üretimi konusunda iş birliğini artırmayı düşünüyor.

6’ıncı Filosunun desteğiyle ExxonMobil, oyunun kurallarını değiştirebilir

ABD enerji devi ExxonMobil, İsrail ve Körfez ülkeleri arasındaki gerginlik nedeniyle Basra Körfezi'ndeki karlı yatırımları riske atmamak adına şimdiye kadar Doğu Akdeniz’e karşı mesafeli bir duruş sergiledi. Ancak İsrail ve Körfez ülkeleri arasında başlayan yakınlaşma ExxonMobil’in İsrail ile doğalgaz üretimi konusunda iş birliğinin önünü açtı. Bu gelişme bölgedeki dengeleri etkileyebilme potansiyeline sahiptir. Özellikle derin su sondajından sahip olunan teknolojik yeterlilik ve ABD donanmasının desteği bölgede ExxonMobil ile çalışacak ülkelere avantaj sağlayacaktır.

ExxonMobil, Kıbrıs’ın güneyinde 10 numaralı parselde sondaj hakkını elde etti. ExxonMobil, ABD 6’ıncı Filosunun desteğiyle bölgede faaliyetlerine başladı. Bu destek Total ve ENİ firmalarının tartışmalı bölgelerde yapacakları faaliyetleri için de, ileride İtalyan ve Fransız Donanmasının destek için bölgede bulunabileceği ihtimalini kuvvetlendirdi. Fransa’nın Mari’de deniz üssü kurmak istemesi ve son dönemde Doğu Akdeniz’deki artan donanma varlığını da bu minvalde değerlendirmek gerekiyor.

28 Şubat tarihinde ExxonMobil, Kıbrıs Adası’nın güneyindeki 10 numaralı parsele yönelik ilk sondaj bilgilerini kamuoyu ile paylaştı. Yapılan açıklamada; 10 numaralı parselde Glafkos sahasında 133 metre derinlikte 5 ile 8 trilyon trilyon fit metreküp (tfc) doğalgaz rezervinin tespit edildiği ifade edildi. ExxonMobil Başkanı Steve Greenle Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yapılan açıklamaların aksine, daha dikkatli ve temkinli bir dil kullanarak ilk elde edilen sonuçların teşvik edici olduğunu, nihai değerlendirmenin daha sonra yapılabileceğini ifade etti.

İlave kaynak olmadan Kıbrıs’ın doğalgaz piyasasında büyük oyuncu olması zor

Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, Mısır ve İsrail’in aksine, Güney Kıbrıs tarafından ihaleye açılan sahalarda bulunan rezervler beklentilerin çok altında gerçekleşti. Afrodid sahasında 120 bcm, Calypso Sahasında 170-230 bmc’lik rezervler olduğu açıklandı. İlave kaynaklar bulunmadan Kıbrıs Adasına LNG terminali inşa edilmesi veya bir boru hattının inşası bu aşamada mümkün değildir. Bu nedenle, Total, Eni ve ExxonMobil’in sondaj faaliyetlerine devam etmesi ilave gaz rezervleri bulması gerekmektedir. Aksi durumda mevcut rezervler için piyasa koşullarında en ekonomik güzergâh gazın Mısır LNG terminallerine taşınmasıdır.

Mısır, İsrail ve Türkiye ilişkilerinde yaşanan sorunlar yeni iş birliği mekanizmalarını doğurdu

Bölgede Mısır, İsrail ve Türkiye arasında yaşanan sorunlar, Kıbrıs meselenin henüz bir çözüme kavuşturulmamış olması, Güney Kıbrıs’ın uluslararası alanda 13 parsel için sondaj ihalesine çıkması, bulunan rezervlerin çıkarılması ve pazarlanması bölge ülkelerini iş birliğine zorladı. Bu durum Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin dışlandığı yeni koalisyonların ve iş birliği alanlarının önünü açtı.

ABD’nin diplomatik olarak desteklediği; İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi arasında enerji güvenliği, askeri alanda işbirliği, deniz alanlarının güvenliğinin sağlanması, Eastmed doğalgaz boru hattının inşası, İsrail ve Kıbrıs gazının AB’ye taşınması gibi konularda iş birliğini içeren üçlü koalisyon dönemi başladı.

Bölgesel bir iş birliği mekanizması olarak Doğu Akdeniz Gaz Forumu; İsrail, İtalya, Filistin Yönetimi, Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır, Ürdün ve Yunanistan’ın katılımı ile 14 Ocak 2019 tarihinde Mısır başkenti Kahire’de kuruldu. Forumun kuruluş amacı; Doğu Akdeniz doğalgaz rezervlerinin ve mevcut kaynakların optimal kullanımı konusunda üye ülkeler arasında koordinasyon sağlanması, üye ülkelerini amaçlarına hizmet edecek şekilde bölgesel bir gaz piyasasının kurulması olarak belirlendi. Türkiye, Suriye ve Lübnan forumun dışında bırakıldı.

ABD, denkleme dahil oldu

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da katılımıyla, 20 Mart 2019 tarihinde Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail arasında 6’ıncı Üçlü Zirve Kudüs’te yapıldı. Zirve sonrası yapılan açıklamada; “ABD, İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetleri; Doğu Akdeniz bölgesinde refah, güvenlik, barış ve istikrarı teşvik etme konusundaki taahhütlerini tekrarlamaları amacıyla bugün (20 Mart 2019’da) Kudüs’te bir araya geldiler” denildi.

Yaşanan bütün bu gelişmeler bütüncül bir bakış açısıyla analiz edildiğinde; Asya ve Afrika arasındaki köprü konumu, hazır alt doğalgaz boru hatları ve LNG terminalleri ile Mısır’ın hem İsrail hem de Kıbrıs gazı için en ekonomik güzergâh olduğu söylenebilir. İlave kaynaklar bulunmadan Kıbrıs ve İsrail gazının EastMed boru hattı üzerinden Avrupa’ya ihracı ve kendisinden 2.5 kat daha ucuz olan Rus gazı ile rekabet etmesi ise mümkün değildir.

Bölge sıcak çatışmalara gebe; Türkiye, Mısır ve İsrail ile ilişkileri düzeltmeli

ExxonMobil’in oyuna dahil olması, İsrail’de yeni sondaj sahaları için istekli olması ve mevcut rezervlere rağmen Eastmed için olumlu hava oluşturulması, İsrail gaz rezervlerinin açıklanandan daha fazla olma ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Total ve ENİ firmalarının önümüzdeki dönemde 6,8 ve 11, ExxonMobil’in ise 7 numaralı bloklarda sondaj yapmayı planlamaları ve Türkiye’nin olası müdahalesi, bölgede sıcak çatışmaya dönüşebilecek kontrolsüz gerginliklerin çıkmasına neden olabilir. Türkiye açısından bölgedeki yalnızlığı gidermenin yolu Mısır ve İsrail ile diplomatik ilişkileri yeniden tesis etmekten geçmektedir.

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'ün editoryal görüşünü yansıtmaz.