Son Dakika

Son Dakika

YÖK’ün yeni "yabancı öğrenci kararı" ne anlama geliyor?

YÖK’ün yeni "yabancı öğrenci kararı" ne anlama geliyor?
Copyright
AA
Metin boyutu Aa Aa

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 6 Nisan Pazartesi günü aldığı kararla Türkiye’deki devlet ve vakıf üniversitelerinin en fazla yüzde 50’sine kadar yurt dışından öğrenci kabul etme sınırlamasını kaldırdı. Tıp ve Diş Hekimliği fakülteleri için istisnai şartlar getirildi; belirli oranın üstünde yurt dışından öğrenci kabul etmek isteyen üniversitelerin "ayrı bir sınıf" açabileceği kaydedildi.

YÖK Başkanı Yekta Saraç, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Kaliteden ödün vermeden ülkemizi yüksek öğretimde bir cazibe merkezi haline getirmek için adımlar atıyoruz. ‘Yeni YÖK’ olarak, ülkemiz yükseköğretiminin uluslararasılaşmasına büyük önem veriyoruz.”

1982-2014 yılları arasında 15 ülke ile yükseköğretim alanında iş birliğine yönelik mutabakat zaptı imzalayan Türkiye’nin son dört yılda mutabakat zaptı imzaladığı ülke sayısı 34’e ulaştı.

2015’te 40 bin civarındaki yabancı öğrenci sayısının bugün 148 bine ulaşmasını “Yeni YÖK’ün izlediği uluslararasılaşma politikasının açık bir başarısı” olarak gördüğünü belirten Saraç, “Üniversitelerimize uluslararası öğrenci çekme bağlamında son yıllarda yakaladığımız artış oranlarının, Batı Avrupa ülkelerinde bile benzeri görülmemekte. ‘Yeni YÖK’ olarak ülkemizi yükseköğretimde bir cazibe merkezi haline getirmeye çalışırken, bunu kaliteden ödün vermeksizin gerçekleştirmenin ne denli önemli olduğunun da bilincindeyiz." şeklinde konuştu.

‘Türkiye’nin pazarlayabileceği tek şey diploma’

Eğitim Sen Yüksek Öğretim Uzmanı İlker Akçasoy, Türkiye’nin 2009’dan bu yana üniversite sayısını büyük oranda artırdığını ama "niteliği" ıskaladığını söylüyor:

“Türkiye, yükseköğretim hizmetinin niteliğini artırmaktan ziyade öğrenci, akademisyen ve üniversite sayısını, yani sayısal gücünü artırmaya odaklandı. En nitelikli akademisyenlerini bir çırpıda, bir gecede KHK’larla ihraç etti. En köklü üniversiteler nefret söyleminin hedefi oldu, üniversite yönetimleri üzerinde baskı kuruldu. Cumhurbaşkanı, rektörleri doğrudan atayarak yükseköğretim alanını bilimsel özgürlüğü ortadan kaldıran, akademik özgürlükleri tırpanlayan bir sisteme dönüştürdü. Olması gereken, hizmetin niteliğini artırmaktır.”

YÖK’ün bu kararla Türkiye’deki üniversiteleri pazarlamak istediğini söyleyen Akçasoy, “Ama pazarlayabileceği tek şey diploma.” diyor, “Verilen eğitimin niteliği, içeriği veya üniversitelerinin çok demokratik bir yapıya sahip olması değil. Türkiye’den niye bu kadar çok öğrenci Avrupa’ya gitmek istiyor? Daha özgürlükçü bir alanda öğrenim görmek istiyor.”

Yurt dışından gelen öğrencilerin "stratejik önemi"

Türkiye’nin uzun erimli stratejileri, bölgesel ve küresel politikaları gereği, başta komşu ülkeler olmak üzere, yakın ve orta doğu ile Afrika’dan öğrenci çekmek istediğini, yurt dışından gelen öğrencileri bir kaynak olarak gördüğünü söyleyen Çukurova Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Gümüş, YÖK’ün yeni kararının sınır bölgelerdeki üniversiteler açısından olumsuz sonuçları olabileceğini düşünüyor:

“Mesela, Mardin Artuklu Üniversitesi veya Kilis 7 Aralık Üniversitesi Türkiye’den yeterince öğrenci bulamıyor çünkü her ilde üniversitemiz var. Ama Suriye’den, Irak’tan bol miktarda öğrenci bulabilirler. Bu olumsuz bir şey gibi gözükmemekle beraber üniversitelerin biraz din, biraz Türk milliyetçiliği ağırlıklı politikaları Türkiye’nin stratejik öncelikleriyle birleştiğinde, bu uygulamanın farklı sonuçları da olur. Diyelim Suriye İdlib’de Türkiye’nin bir varlığı var, orada bize uygun insanlar yetiştirmek Türkiye’nin stratejik olarak önceliğidir. Özellikle Irak ve Suriye sınırındaki illerimizde bulunan üniversitelere yurt dışından gelen pek çok öğrencinin akraba topluluk bağı oluyor, dini veya milliyetçi eğilimleri yüksek oluyor, tarikat veya cemaatlerle bağı oluyor. Gelen öğrencilerin yarısı kendiliğinden geliyorsa, diğer yarısı bazı kültürel bağlarla hazır halde geliyorlar. Gelecek olanların epey bir kısmı, akademik ortama seküler ya da laik bir kültürle katılmış olmayacaklar.”

Bilimsel, akademik eğitim verildiği sürece, bölge ve komşu ülkelerin gençlerinin Türkiye’de okumasının sakınca yaratmayacağını söyleyen Gümüş, ekliyor: “Ama bunu ideolojik ve stratejik boyutlarıyla düşündüğümüzde, farklı uzantıları olabilir ki bugünden öngörebilme şansımız yok.”

Bölge ülkelerden çok, Avrupa’dan az öğrenci geliyor

Gümüş, yurt dışından gelen öğrencilerin Türkiye’nin üzerinde iktisadi anlamda yük olduğunu, binlercesine burs verilen bu öğrencilerin Türkiye’ye şu anda maddi bir katkısı olmadığını belirtiyor ve “Bu öğrenciler bize bir kaynak aktarmıyor. Tersine, bu öğrencilerin eğitimini Türkiye finanse ediyor.” diyor.

2016’da 142 ülkeden 3 bin 995 yabancı öğrenciye burs verildiğini söyleyen Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (ÜNİVDER) Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, Türkiye’de yoksul öğrenci sayısının çok fazla olduğunu, kontenjanların hep açık kaldığını, bazı öğrencilerin yoksulluk yüzünden bir kentten bir diğerine yerleşme imkanları olmadığı için okumakta zorluk çektiklerini söylüyor. “Türkiye’deki öğrencilere burs imkanı çok azken, devletin yabancı öğrencilere bu bursu sağlamada nasıl bir yol izleyecek?” diye soruyor.

Bölge ülkelerden Türkiye’ye binlerce öğrenci gelirken, Fransa, İngiltere, ABD gibi ülkelerden gelen öğrenci sayısı çok az. Bu da YÖK’ün uluslararasılaşma hedefi ile pek örtüşmüyor.

“Uluslararasılaşmada en önemli nokta, üniversitenin niteliğinin yükseltilmesi ve daha gelişmiş ülkelerdeki nitelikli öğrencilerin Türkiye’ye çekilmesidir.” diyor Yeşildere: “Bunu görmediğimiz gibi, ABD, Almanya, İngiltere ve Fransa’dan gelen öğrencilere baktığımızda, oradaki göçmenlerimizin Almanya, Fransa vs vatandaşı çocukları olduklarını görüyoruz. Tanıdığım bir hocanın ABD’de doğmuş ABD vatandaşı iki oğlu vardı. Onlar burada tıp fakültesine, hem de sınavsız girdiler. Bu uluslararasılaşmayı getirmeyen bir durum. Bu, devletin yurt dışındaki Türkiyeli vatandaşlarına kıyakçılığı.”

‘Üniversiteler uluslararası hale gelmez, nitelik daha da düşer’

Yabancı öğrenci sayısının artmasıyla Türkiye’nin kendi öğrencisine veremediği imkanları sağlamakta daha fazla zorluk çekeceğini söyleyen Yeşildere, öğretim üyesi sayısı eksikse niteliğin düşeceğini söylüyor.

Yeşildere, “Suriye’den, Afganistan’dan gelen öğrenciler niteliği yükseltebilecek mi?” diye soruyor: “Türkiye’de örgün öğretimde zaten çok öğrenci var. Üniversite sayısı çok arttı. 129 devlet, 172 vakıf üniversitesi var. Ama öğretim üyesi sayısı o kadar artmadı. Son yıllarda da 7 bine yakın öğretim üyesini, nitelikli "Barış Akademisyenleri"ni, 2 bine yakın öğretim üyesini üniversitelerden uzaklaştırdılar. Yurt dışına giden öğretim elemanları var. Yani, Türkiye’nin üniversitelere dair çok fazla sorunu var. Bu sorunlar ve Türkiye’de üniversiteye girmeye çalışan öğrenci sayısı her yıl artarken, öğrencilerin üniversiteyi kazansa dahi gidememeleri gibi durumlar ortadayken, yabancı öğrenci sayısını özgür bırakmak Türkiye’deki üniversiteleri uluslararası hale getirmez, niteliği daha da düşürür.”

"Türkiye’deki üniversite ortamı bize daha özgür geliyor"

Hüseyin 22 yaşında, Iraklı. Üç yıldır Türkiye’de yeni medya okuyor. Üniversitelerde yurt dışından gelen öğrencilere yönelik kontenjan sınırlamasının kalkmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyor: “Böylece Türkiye başka ülkelerdeki gençler için bir çekim merkezi olabilir. Bu, Türkiye’nin dünyada daha fazla tanınmasına katkı sunabilir. Burada okuyan öğrenciler bu kültürü tanıyıp gittikleri yerlerde tanıtabilir. Bu karar, sadece Türkiye için değil, yurt dışından gelecek öğrenciler için de bir fırsat. Az parayla Türkiye’de hem okuyup hem yeni bir kültürü tanıyabilirler. Bizim geldiğimiz ülkelerde demokrasi yok, dolayısıyla Türkiye’de üniversite ortamı bize daha özgür geliyor.”

"Bizi çalıştırmıyorlar; burs almayanlarımız için hayat zor"

Ali, Malezya’dan 7 yıl önce Türkiye’ye lisans eğitimi almak için gelmiş. Üçüncü üniversitesine gidiyor. YÖK’ün yeni kararı sonucunda yurt dışından gelen öğrenci sayısının artacağını düşünüyor ama yaşadığı zorluklara da değinmeden geçemiyor: “Çoğumuzun çok parası yok ve Türkiye toplumu bizim çalışıp paramızı kazanmamıza pek sıcak bakmıyor. Devletten burs alan yabancı öğrenciler belki yaşam maliyetini düşünmek zorunda kalmadan eğitimlerine odaklanabiliyorlar ama burs almayanlarımız için hayat daha zor. Ben turist rehberi olarak çalışıyorum. Kanunlarınız buna izin veriyor. Ama yerel halk beni çalıştırmak istemiyor. Bunun dışında, yabancı öğrenciler ekonomik anlamda istismar ediliyor. Kalacak yer konusunda, yabancı öğrencilerden daha fazla para alınıyor. Yani hem bizi ülkenize davet ediyorsunuz hem de bizden faydalanıyorsunuz. Burada okumanın en iyi yanı ise Doğu Avrupa’daki en iyi kültür ve tarihi öğrenmek. Türkiye’nin her yeri muazzam, inanılmaz bir tarihi ve kültürel çeşitliliği var.”