Euronews is no longer accessible on Internet Explorer. This browser is not updated by Microsoft and does not support the last technical evolutions. We encourage you to use another browser, such as Edge, Safari, Google Chrome or Mozilla Firefox.

Son Dakika

Son Dakika

Türkiye nakiti azalınca nereden para bulacak? 5 farklı senaryoda IMF de var

Türkiye nakiti azalınca nereden para bulacak? 5 farklı senaryoda IMF de var
Copyright
REUTERS/Murad Sezer
Metin boyutu Aa Aa

Türk Lirası son iki yılda yüzde 40’tan fazla değer kaybederken Türkiye’nin döviz rezervleri de hızla eridi. Türk hükümeti giderek ağırlaşan krize çare bulmaya çalışıyor ancak yatırımcı ve analistlere göre bu hiç de kolay olmayacak. Reuters’e konuşan yabancı yatırımcılar Türkiye’nin nakitinin azalması durumunda önünde 5 farklı senaryonun olduğunu düşünüyor. Siyaseten zor bir karar olsa da Türkiye’nin önündeki önemli seçeneklerden birisi Uluslararası Para Fonu’na (IMF) başvurmak.

Merkez Bankası’nın para sıkılaştırmasına başvurması da önde gelen seçeneklerden birisi ancak bu da mevcut politika ve söylemin değişmesi demek. Diğer senaryolar ise borçlanarak zaman kazanma, dost ülkelerden yardım ve sermaye kontrolleri.

850 milyar dolarlık bir ekonominin ihtiyaçları da büyük. Analistler Türkiye’nin borcunu ödeyemeyen devlet durumuna düşmemesi için 40 ila 90 milyar dolar bir para bulması gerektiğini tahmin ediyor.

Yıllara dayanan yabancı borç birikimi ve ödemeler dengesi açığındaki artış bir yerli ve yatırımcı güven kaybıyla birden bire buluşuyor. Yerel para değer kaybediyor, enflasyon artıyor ve durumu kontrol etmek için merkez bankasını faizleri yükseltmeye zorluyor.

Faiz oranları ve para birimi şokları derin bir ekonomik durgunluğu ve bankacılık sisteminde sorunları tetikliyor. Şirketler ve insanlar kredileri ödemekte zorlanıyor, yüksek faiz oranları sürdürülemez bir hal alıyor ve para birimi daha dayanıksız hale geliyor.

Bir çok ekonomist Türkiye’nin yaşadığı bu durumu gelişmekte olan ekonomilerin başına gelen döviz krizinin adeta bir ders kitabı niteliğinde olduğunu vurguluyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumda yabancı yatırımcılara göre Türk hükümetinin önündeki bazı seçenekler şunlar:

1) Zaman kazanma: Sermaya piyasalarında borçlanma ama bunun maliyeti yükseliyor

Türk hükümeti sermaye piyasalarında borçlanma yoluna başvurabilir ancak Türkiye için borçlanmanın maliyeti giderek artıyor. Türkiye Ocak’ta 10 yıl vadeli 2 milyar dolarlık bonolara yüzde 7,68 faiz ödemek zorunda kaldı. Bu oran bir yıl öncesinin yaklaşık iki katı. Hazine bonolarında kazanç oranı şimdi yüzde 8’i aşmış durumda. Borçlanma maliyetlerinin artması ekonomide bir sıkışmaya yol açıyor. Moody’s göre liranın değer kaybetmesiyle birlikte Ankara’nın geçtiğimiz seneki faiz ödemelerin anlamda yüzde 30,4 arttı; bu oran bu senenin ilk çeyreğinde ise yaklaşık yüzde 50 gerçekleşti. Faiz ödemeleri 2017’de hükümet gelirlerinin yüzde 5,9’unu oluştururken bu oranın yüzde 8,2’ye çıkması bekleniyor. Giderek ağırlaşan şartlarda borçlanma gelecek için cezalandırıcı bir bir geri ödeme yüküne yol açabilir.

2) IMF yardımı

Türkiye, IMF’den yardım isteyebilir ancak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan buna şiddetle karşı çıkıyor. Türkiye son 50 yılda değişen oranlarda IMF’den yaklaşık 20 defa yardım aldı. Ankara’nın IMF ile anlaşması 2008’de sona erdi ancak kemer sıkma politikaları hala akıllarda. Analistler çok az borç kaynağının IMF’nin sunabileceği imkanlara sahip. IMF programı yabancı yatırımcılar için güveni de artırıyor.

Moody’s Ülke Riskleri Direktörü Yves Lemay, Erdoğan’ın IMF’ye şiddetle karşı çıkmasından dolayı Türkiye’nin fikir değiştirmesi kolay veya olası değil. UniCredit ise yılın ikinci yarısında IMF ile bir anlaşma olasılığını ihtimallerine eklerken BlueBay Varlık Yönetimi Yatırımlardan Sorumlu Yetkilisi Mark Dowding de Türkiye’nin IMF’den kurtarma paketi isteme ihtimalinin arttığını düşünüyor.

REUTERS/Mike Blake
IMF Başkanı Christine LagardeREUTERS/Mike Blake

3) Dost ülkelerden küçük yardımlar

Konu borç para olunca Körfez ülkeleri de akla gelen seçeneklerden birisi. Zor durumdaki dost ülkelere yardım eli uzatan Körfez ülkeleri içinde Ankara’nın en yakın dostu Katar. Türkiye 2018 yazında döviz krizinin etkisiyle zor günler yaşarken Katar Türkiye’ye 15 milyar dolar yardım taahhüdünde bulundu.

Katar’ın en büyük bankalarından ikisi olan Qatar National Bank ve Commercial Bank’ın Türkiye’de varlıkları bulunuyor.Ancak kaynaklar Katar ile görüşmelerden somut bir sonuç çıkmadığını aktarıyor.

Ankara’nın başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere diğer Körfez ülkeriyle ilişkileri ise son önemde sıkıntılı. Bu ülkeler Katar’a ambargo uygularken Türkiye açık şekilde Katar’ın yanında yer almıştı.

AB ise Yunanistan tecrübesinden sonra mali yardımlarda IMF’nin de yer almasını benimsiyor. AB’de zaten Türkiye’ye yardım yapılması yönünde siyasi bir irade bulunmuyor. Geriye kalan Rusya ve Çin’den de umut görünmüyor. Bu iki ülke; Rusya, Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika'dan oluşan BRICS bankasının (Yeni Kalkınma Bankası) parçaları. Ancak, yalnızca 100 milyar dolar sermayeye sahip olan bu banka ülkeleri kurtarmak için mali yardımdan ziyade altyapı projelerini finanse etmek amaçlı.

4) Sermaye kontrolleri

Hiçbir ülke aslında sermaye kontrolleri tedbirine başvurmak istemese de krize düşenlerin birçoğu bunu yapmak zorunda kalıyor. Türkiye, yerel bankaların mart ayında yabancı bankalarla lira işlemlerine kısa bir süreliğine durdurmasıyla bu fikre sıcak bakacağını göstermiş durumda.

Türkiye son aylarda dolar alım satımlarında bazı küçük kısıtlamalar getirdi. Bu durum şartlara göre Türkiye’nin benzer adımları atabileceği fikrini doğuruyor.

Öte yandan sermaye kontrollerine başvurmanun maliyetnin ağır olacağı da açık. Analistler Türkiye’nin geniş kapsamlı bir sermaye kontrollerine gitmesi halinde yabancı yatırımların durabileceği, kamu harcamaları kısılacağı ve ekonomik durgunluğun daha da güçleneceği uyarısında bulunuyor.

5) Merkez Bankası kartı: Parasal sıkılaştırma

Türkiye’nin bir alternatifi de Rusya’nın takip ettiği yolu izlemek. Rusya 2014 yılında enflasyonu hedef alan para sıkılaştırma durumu kontrol etti. Bu aslında birçok büyük Merkez Bankası’nın kullandığı bir araç.

Ancak Merkez Bankası’nın benzer yolu takip etmek istemesi durumunda Türkiye’nin bir tür U-dönüşü yapması gerekecek. Ancak bu da her fırsatta faizlerin düşürülmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kontrolü almak gibi oldukça zorlu bir adımı gerektiriyor. Erdoğan’ın buna ikna olup olmayacağı büyük soru işareti.

Reuters
Merkez Bankası Başkanı ÇetinkayaReuters

Pictet Varlık Yönetimi kıdemli ekonomisti Nikolay Markov, “Merkez Bankası ülkeyi kurtarmak için kilit bir aktör olmalı. Krizle başa çıkmanın tek yolu enflasyon ile mücadeleye sahip çıkmak, enflasyonu hedeflere doğrultusunda düşürmek ve liranın değer kaybını kontrol altına almak için faizleri artırmak” yorumunda bulundu.