Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Binali Yıldırım mı, Ekrem İmamoğlu mu? Açık oturumun galibi kim? Uzmanlar yanıtlıyor

Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım
Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım -
Telif hakkı
AA
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye siyasi tarihinde 17 yıl sonra ilk kez seçim öncesinde iki rakip siyasi partinin İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adayları Pazar akşamı canlı yayında buluştu.

Böylelikle, Türkiye seçmeninin yüzde 28’i, Millet İttifakı ortak adayı Ekrem İmamoğlu ve Cumhur İttifakı adayı Binali Yıldırım’ı siyasi bir tartışma ortamında ilk kez karşı karşıya görmüş oldu.

Münazara sırasında adayların gençlere, kadınlara, Suriyeli göçmenlere, engellilere, yaşlı bakımına, Kürt seçmenlere, kent yoksulluğuna dek farklı alanlardaki vaatleri masaya yatırıldı.

Her adaya soru başına üç dakika tanınan münazarada adayların performansı konusunu uzmanlar euronews Türkçe için değerlendirdi.

Ülgen: Beklentilerin altındaydı

İstanbul merkezli Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi (EDAM) Başkanı ve eski diplomat Sinan Ülgen’e göre, yaratılan beklenti göz önüne alındığında münazara beklentilerin biraz altında oldu.

“Nispeten durgundu ve çok fazla ön plana çıkan çok az sayıda tema söz konusuydu. Amerikan tarzı bir münazara olmadı,” diye düşünüyor Ülgen.

Ülgen, her iki adayın daha ikna edici olduğu alanlardan da söz etti:

“Örneğin Ordu havalimanında İmamoğlu’nun VIP salonunu kullanımının engellenmesi tartışmasında Ekrem İmamoğlu daha az ikna ediciyken, Binali Yıldırım’ın Sayıştay’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi raporunu okumadığını söylemesi daha zayıf bir görüntü vermesine yol açtı”.

Montaj endişesi

Ülgen’e göre, İmamoğlu yayın boyunca kullandığı ifadelerin yayından sonra farklı şekillerde montajlanarak dolaşıma sokulması gibi senaryolara malzeme vermek de istemedi.

27 Mayıs tarihinde Habertürk’ün konuğu olan İmamoğlu'nun, yayın sırasında sorulan “PKK’ya, FETÖ’ye ve özellikle yabancı basının Türkiye üzerinde İstanbul seçimleri üzerinden tartıştığı konuştuğu meselelere ilişkin bir mesajınız olur mu?” sorusu üzerine "Gelin Türkiye’yi hep beraber yönetelim” sözleri çok tartışılmıştı İmamoğlu görüntülerin montaj olduğunu söylemiş, birlikte yönetme çağrısının Cumhurbaşkanı ve AK Partili yetkililer olduğunu kaydetmişti.

“Bu münazara sırasında sözlerinden kesilip biçilerek sirkülasyona sokulmaması konusunda çok dikkatli davrandı,” diye ekliyor Ülgen.

Keza İmamoğlu münazara sırasında ısrarla, ““Devletine inanan, devletinin güçlenmesine inanan bir ahlaktan geliyoruz. Hiçbir terör örgütüyle alakamız olamaz,” vurgusunu yaptı.

Ancak uzmanlara göre nihai tahlilde bu münazaranın oy tercihleri üzerinde etkisi olmayacak. İptal edilen 31 Mart İstanbul seçim sonuçlarında iki aday arasındaki oy farkı 13.000 civarındaydı.

Ülgen, “münazaranın durgun geçmesi, seçmenlerin farklı adaylar arasında mobilizasyonunu engeller”, diye düşünüyor.

Sabancı Üniversitesi’nden sosyal psikoloji uzmanı Prof. Nebi Sümer’e göre de münazarada iki aday da fark yaratacak, diğer partinin seçmeninin oyunu kazanacak güçte bir performans sergileyemediler.

"Çok söz kesmek, bir şey anlatamamak demektir"

“Başlangıçta her iki taraf da gergindi. Moderatör akıcılığı sağlayamadı ilk aşamada. Moderasyon kurallara uyum konusunda İmamoğlu daha tutarlıydı. Yıldırım’ın onun sözünü çok kez kesmesi ise, psikolojide bir şey anlatamama anlamına gelir. Size verilecek süreyi beklemeden konuşmak, kendini kontrol etmek konusunda sabırsızlığa karşılık gelebilir. Bu yüzden Yıldırım, izleyici gözünde daha defansif göründü,” diyor Sümer.

Sümer, Yıldırım’ın seçim gecesi İstanbul'un dört bir yanına “Gönül Belediyeciliği” afişleri asılması konusundaki soru gibi zor sorulara iyi cevap verdiğini düşünürken, vücut dili açısından Yıldırım’ın gergin, İmamoğlu’nun da en başta kaygılı, daha sonra güleryüzlü ve rahat olduğunu kaydediyor.

Dini vurgular

Sümer’e göre, İmamoğlu’nun “kul hakkı yememek”, “belediyelerde alkol satışının olacağına dair söylentileri yalanlamak” gibi ifadelerle AK Parti seçmenine seslendiğini de vurguluyor.

“Zira kutuplaşan insanlar, kafalarındaki “öcü”den korkarlar,” diyor Sümer.

Sümer, bu münazaranın toplumdaki kutuplaşmanın azaltılmasında önemli katkısı olduğu görüşünde.

İmamoğlu’nun, programın ardından kendi ve Yıldırım’ın ailesiyle birlikte bir fotoğraf çekilmesi önerisinde bulunarak, “toplumun buluşması ihtiyacına” vurgu yapması da kutuplaşmayı azaltan önemli bir adım olarak görülüyor.

İmamoğlu, münazara sırasında da insanların birbirlerinden selam alıp vermeyecek hale gelmesini eleştirerek, “biz bu milleti barıştırmaya, eşitlemeye, Bağcılar’daki çocukla Bakırköy’deki çocuğu eşit kılmaya geliyoruz,” diye ifade etmişti düşüncelerini.

Sümer, “bunun yararını toplum olarak hep birlikte göreceğiz,” diyor.

Kent yoksulluğu vurgusu

Uzmanlar ayrıca İmamoğlu’nun kent yoksulluğu vurgusunu yapmasını önemsiyor.

İmamoğlu, üç gençten birinin, iki üniversite mezunu gençten ise birinin işsiz olduğu İstanbul’da belediyenin parasının israf edilmeksizin tasarrufla birlikte değere dönüştürülmesi ve şehrin yoksulluğuyla mücadele edilmesi konusunda somut öneriler getirmesi, bu açıdan 16 milyon İstanbullu arasından özellikle gençlere verilen bir mesaj olarak görülüyor.

Buna karşılık Yıldırım'ın gençlere daha yaygın internet kullanımı kolaylıkları tanımaya ve ücretsiz 10 GB internet vermeye yönelik projeleri, yasaklı internet sitelerine dair endişeleri yeniden gündeme getirdi.

Öte yandan, İstanbul Ekonomi Araştırma, münazara sırasında canlı bir anket hazırlayarak gece boyunca aktif tuttu. Adayların performanslarına dair kamuoyu yoklaması amacını taşıyan ankete 10.000'in üzerinde katılım oldu. Anket sonuçları Pazartesi günü kamuoyuyla paylaşılacak.