Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü'nde mültecillik ne demek?

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü'nde mültecillik ne demek?
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle 3,6 milyonu kayıtlı Suriyeli olmak üzere 4,6 milyon kadar mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’nin mültecilerin entegrasyonu açısından bu zamana değin yaptığı girişimler yeniden anımsanıyor.

Türkiye, Nisan 2011’de ilk sığınmacı dalgasının gelmesinden bu yana topraklarına sığınan Suriyeli mültecilere 37 milyar dolar harcama yaparken sivil toplum kuruluşlarının girişimleri de önemli bir ağırlığa sahip.

Euronews Türkçe’nin sosyal söyleşi programı RÖP için, 20 yılı aşkın süredir mülteci ve sığınmacıların sorunlarına çözüm yolu bulup ihtiyaçlarını karşılamaya destek veren Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak’la görüştük.

Suriyeli mültecilerin sosyo-ekonomik entegrasyonu açısından son dönemde SGDD başta olmak üzere birçok sivil toplum aktörünün çok fazla projesi söz konusu. Türkiye’de geçici koruma statüsü altında yaşayan mültecilerin Türkçe öğrenmesi, iş gücü piyasasına katılması, sağlık hizmetlerinden yararlanması, şirketler kurması bu açıdan entegrasyonun kilit taşları olarak görülüyor.

Bayramlaşmalar ve seçim kampanyaları gibi kritik dönemeçlerde gündemin ilk sıralarına yerleşen Suriyeli mültecilere yönelik olarak son dönemde “bayramda ülkelerine gidebiliyorlarsa neden geri dönüyorlar?” sorusu ise sık sık sorulmaya başlandı. Suriyeli mülteciler, toplumun bir kısmı tarafından kurbanlaştırılırken, bir kısmı tarafından da düşmanlaştırılabiliyor.

Öte yandan, Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde belediye meclisinin Suriyelilerin plaja girişini yasaklama girişimi birçok tartışmayı da beraberinde getirdi.

Tüm bu gündem maddelerini Kavlak’la etraflıca görüştük. Kavlak özellikle mültecilere yönelik olarak hak-temelli bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğine, toplumun farklı aktörlerinin desteğiyle mültecilere yönelik ortak ve empati temelli bir dil geliştirilmesinin önemine değindi.

Türkiye’nin mülteci sorununu yönetmede ortaya koyduğu yaklaşıma uluslararası toplumun farklı kesimlerinin destek vermesi gerektiği de Kavlak’ın altını çizdiği başka bir unsur oldu.