Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Kayyum ataması Erdoğan'ın B planıydı; erken seçimde yeniden başkan olmanın yolu İYİ Partiden geçecek

Euronews logo
Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, Euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

"Mart seçimleri geliyor. Bu seçimlerde de bu tür teröre bulaşmış olanlar, olur ya sandıktan çıkacak olurlarsa -öyle bekleyelim, şu olsun bu olsun yok- anında gereğini yapıp kayyum tayinleriyle yolumuza devam edeceğiz. Beklemek yok."

Bu sözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ait. Yerel seçimler öncesinde HDP’nin adayının kazanması durumunda kayyum atayacaklarını tam da bu sözlerle ilan etmişti.

Dediği gibi de oldu; seçimle göreve gelen HDP'li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları kayyumla görevden alındı, yerlerine o kentlerin valileri atandı.

Bu beklendik hamlenin Cumhur İttifakı tabanında olduğu kadar Millet İttifakı cephesinde yaratmış olduğu dip dalgası, aynı zamanda yeni dönemin de nasıl şekilleneceğinin habercisi olacak gibi görülüyor.

Zira bu görevden el çektirmeler yalnızca AK Parti'nin kaybettiği bölgelerde devlet kartını öne sürerek el yükselttiği bir taktik hamleyle sınırlı olmadığı gibi, mart öncesinde "kaybedersek eğer nasıl bir yol izlemeliyiz?" sorusunun üzerine masaya getirildiği anlaşılan; "Erdoğan'ın B planı" şeklinde de tanımlayabileceğimiz stratejinin önemli bir basamağını teşkil ediyor.

Reuters
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğluReuters

İstanbul ve Ankara'nın görevden alınma ihtimali dünün meselesi

Sürece karşı çıkanların dillendirdiği "Bugün bu uygulamalara ses çıkarmazsanız sıra Ankara’ya ve İstanbul'a gelir" argümanı ise, AK Parti iktidarını uzun zaman sonra azametli bir galibiyetle sarsan -ama yıkamayan- Millet İttifakı'nın tüm bileşenlerini ortak zeminde tutum alması amacıyla üretildiği görünümünde olsa dahi; kayyum ataması hadisesi ile ilk kez karşılaşmadığımız için yeterince gerçekçi olmayan ve altı doldurulamayan bir retorik konumunda olduğu ilk bakışta anlaşılıyor.

Çünkü bugün Ankara ve İstanbul'a kayyum atanması ihtimali varsa eğer, bu olasılığın Diyarbakır'ın ya da Van'ın görevden alınması ile aniden ortaya çıkmadığını anımsamak gerekiyor. Bunun için de yakın tarihe hızlı bir göz atmak yeterli olacaktır.

"Metal yorgunluğu" denilerek istifaya "davet edilen" AK Partili belediye başkanları makamlarını terk ettiklerinde Ankara ve İstanbul'a söz edilen uygulamanın bir başka muadilinin zaten daha önce gerçekleştirildiğini görüyoruz. O başkanlar da sandıkla göreve getirilmiş, benzer şekilde gönderilmişlerdi.

AA
Battal İlgezdiAA

Ya da Ataşehir Belediye Başkanı görevden uzaklaştırılırken, Beşiktaş Belediye Başkanı gönderilirken "önce bir yargı kararına bakalım" diyerek sessiz kalmayı tercih eden muhalefet, sükunetiyle sandık iradesinin üstünde bir gücün varlığını meşru kılmış olmakla, sürecin de "yargı kararını bekleyelim" aşamasından "bari yargı kararı olsaydı" dedikleri bu noktaya getirilmesine katkı sunmuş oldular.

Toplumsal muhalefetin önünün kesilmesi hedeflendi

Stratejinin muhteviyatından söz etmeden evvel, öncelikle eksik muhalefetin de katkısıyla sandığa müdahale kapısının açık olması meselesinin AK Parti teorisyenlerini B planının kısa ve uzun vadeli faydalarını yeniden gözden geçirmeye yönlendirdiğini ifade etmekte yarar var.

Reuters
Önümüzdeki dönemde Ak Parti tarafından toplumsal muhalefetin kontrol altında tutulabilmesi amaçlanıyorReuters

Kayyum atamasıyla birden fazla kuş vurmayı gözüne kestiren AK Parti, öncelikle ekonomik ya da ekolojik kriz gibi son zamanlarda şekillenen gelişmeler karşısında yaşanması muhtemel toplumsal olaylar ihtimalini de göz önünde bulundurdu ve stratejiyi taktiksel çerçevede revize ederek Kaz Dağları üzerinden oluşan toplumsal direnişe karşı önlemini alabilmek maksadıyla elini kuvvetlendirmeyi de hedefledi.

Önümüzdeki dönemde Ak Parti tarafından toplumsal muhalefetin kontrol altında tutulabilmesine ilişkin B planı çerçevesinde üretilecek olan söylemlerin, egemen ideolojinin dilini yayın politikası haline getiren ana akım medyadaki propagandistler aracılığıyla iletileceğini izleyeceğiz.

Erdoğan'ın B planı nedir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan için AK Parti'nin pek de önemi kalmadığını söylesek yanılmış olmayız. Elbette önemi vardır, ancak CHP ya da MHP kadar vardır... Yani Erdoğan için kurucusu ve genel başkanı olduğu AK Parti dahi vazgeçilmez değil, gerekirse kendi elleriyle kapatmaktan çekinmeyecektir.

Ama Erdoğan yine de bu riski göze almak istemiyor ki, hedefi yüzde 50 barajına odaklamış görünüyor. Bu rotada da esas amaç Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu gibi AK Parti içinden çıkacak oluşumları sistemin dışında tutmak.

Erbakan'dan ayrılarak Milli Görüş gömleğini çıkaran ve yolunu çizen Erdoğan'ın kendi yol ayrımında olduğu gibi Babacan'ın da benzer şekilde karşısına çıkarak AK Parti'den ayrılacağını ilan etmesi hadisesi "davaya ihanet" cümleleriyle geçiştirilse de, görmezden gelinecek kadar basit bir olay olarak yorumlanmıyor.

Erdoğan ile arasını düzelterek siyaset sahnesinden ismini sildirmeye yakın dönemde niyeti olmadığını herkese ispatlayan Bülent Arınç da meselenin ciddiyetine dem vurarak "Şimdi yaralıyız, sıkıntılarımız var" diyerek parti kurmaktan vazgeçmeleri yönünde çağrı yapmıştı.

Bu nedenle ana hedef yüzde 50 barajının aşılmasını engellemek için Millet İttifakı'ndaki en kırılgan yapı olarak gördükleri İYİ Parti'yi saf değiştirmeye zorlamak ve erken seçime giderek kendisini yeniden Başkan seçtirmek olarak belirlenmiş görünüyor.

B planında CHP nasıl bir noktada konumlandırılıyor?

AK Parti'nin CHP’yi her dönem kırmak yerine eğmeyi seçtiğini söylemek, pek çok süreçte söylemlerini öncelikle CHP karşıtlığı üzerinden tanımlamayı yöntem olarak tercih eden iktidar partisi için pek de yanlış bir ifade olmayacaktır.

Aslında Cumhurbaşkanlığı hükümet sitemine geçtikten sonra AK Parti'nin artık "Camileri ahır yaptılar" hikayesine ihtiyacı kalmamıştı. Ancak daha önce başarılı olan bu hikayeden vazgeçmeyen Erdoğan, mart seçimlerinde de gençlerin hatırlamadığı Sözen'li dönemleri anlatarak oy toplamaya çalışıyordu.

Bu demode hikayeyi Ateş İlyas Başsoy'u -ilk kez gerçekten- dinleyerek boşa düşürmeyi başaran CHP, kurumsal kimliğini geri planda tuttu ve Ekrem İmamoğlu da Millet İttifakı'nın adayı olarak CHP’ye yönelik eleştirilere yanıt vermedi. Böylelikle "CHP demek çamur demek, çöp demek" söylemleri bitirilmiş oldu.

"Bir hikaye yaratmak" meselesinde oldukça mahir olan AK Parti, CHP'yi doğrudan karşısına almak yerine bu kez görece yeni sayılabilecek bir hikayenin içerisine yerleştirmeyi planlıyor.

Reuters
Mustafa Kemal Atatürk / Recep Tayyip ErdoğanReuters

AK Parti'nin yeni hikayesi CHP'nin terörle işbirliği içerisinde olduğunu söylemek üzerine kurulacak ve ana muhalefet partisinin Mustafa Kemal Atatürk'ten uzaklaştığı yönündeki söylemler ön plana çıkartılarak "CHP demek HDP demek, HDP demek PKK demek" şeklinde bir propagandaya çevrilecek gibi görünüyor.

Halihazırda 3 başkan adayı bulunan Millet İttifakı seçim öncesinde dağılabilir mi?

24 Haziran seçimlerinde CHP, HDP, Saadet Partisi ve İYİ Parti'nin kendi adayları ile seçime katılması nedeniyle rahat bir şekilde ilk turda seçimi kazanabilen Erdoğan, yeni bir seçimde Millet İttifakı'nın çatı aday ile hareket etmesi durumunda bu kez sıkıntıya düşeceğinden oldukça emin görünüyor.

Çünkü Erdoğan'ın karşısında daha önce denenmiş ve yalnızca CHP çatısındayken dahi yüzde 30 oy bandını aşmış olan Millet İttifakı'ndan Muharrem İnce halihazırda yeniden aday olmak için bekliyor.

Reuters
Muharrem İnceReuters

Muharrem İnce'nin ikinci turda çatı üzerindeki etkisinin gözlenememesi talihsizliğinin ötesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi kozmopolit bir bölgede çatı adaylığı görevini üstlenerek millet ittifakını bir araya toplayabilmiş Ekrem İmamoğlu var.

Olası erken seçimde İmamoğlu'nun İBB'yi bırakıp Cumhurbaşkanı adayı olarak, kazanamaması halinde İstanbul'u AK Parti'ye bırakma riskini göze alabilir mi bilinmez ama Erdoğan'ı tedirgin eden ise bu iki olası adayla Millet İttifakı'nın çatıda uzlaşması ihtimalinin çok da uzakta olmadığı.

Reuters
İBB Başkanı Ekrem İmamoğluReuters

Bu iki ismin haricinde eşitliğin sağ tarafında AK Partili isimlerin adaylık hususunda tedirgin oldukları Abdullah Gül ismi var ki; 11'inci Cumhurbaşkanı, çatı aday olursa eğer Cumhurbaşkanlığı için yarışacağı mesajını önceki seçimlerde vermiş ve oldukça aksiyonlu bir ev ziyaretinin ardından adaylık meselesini rafa kaldırmıştı.

Reuters
Eski Cumhurbaşkanı Abdullah GülReuters

AK Parti'den kopan yeni partiler Erdoğan'a kaybettirebilir

Ancak yine de dengeler bu şekilde kurulduğunda Millet İttifakı üyesi partiler; yüzde 50 barajının Babacan ve Davutoğlu'nun kuracakları siyasi partilerin AK Parti tabanından oy devşirmesiyle Erdoğan'ı yenebileceklerini hesaplıyorlar.

Reuters
Ali BabacanReuters

Ancak oldukça gerçekçi analizler yaparak dengeyi lehlerine değiştirmeyi hedefleyen AK Parti teorisyenleri, rejimin kurumsallaşması meselesini ana temaları olarak belirliyorlar ve büyük şehirlerin tamamına yakınını elinde tutan Millet İttifakı'nın psikolojik üstünlüğünü de hesaba katarak, İYİ Parti'nin ittifaktan kopartılması ve kendi saflarına katılması için düğmeye basmış görünüyorlar.

Erken seçim öncesi terör söylemi ön planda tutulacaktır

Erdoğan kayyum hamlesiyle hem Suriye'nin kuzeyinde yaşananlara yönelik olarak etki tepki içerecek bir adım atmış olmayı hem de terör söylemi üzerinden iç kamuoyunun ve milliyetçi kanadın yanında yer alabileceğini öngörmüş oldu.

Üstelik bu hamle CHP ile HDP'nin yüksek sesle dillendirilmeyen ittifakını görünür kılacağı için olası erken seçimde ihtiyaç duyacakları kamplaştırma stratejisinin en önemli adımının bu yolla atılacağını hesapladı.

Eğer AK Partinin kayyum atamasıyla başlattığı ve söylem bazında 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki süreci aratmayacak görünen "Ya benden yanasın ya da terörden" stratejisi operasyon haberleri ve egemen ideolojinin dilini yayın politikası haline getiren propagandist medya eliyle yoğunlaştırılarak sürdürülürse eğer İYİ Parti saf değiştirmek zorunda kalabilir.

Reuters
Osman Baydemir / CizreReuters

Millet İttifakı'nın İYİ Parti kullanılarak dağıtılması hedefleniyor

Yeni sistemde kurulan ittifakların "düşmanımın düşmanı dostumdur" fikri üzerine inşa edildiği hususunda hemfikirsek, İYİ Parti'nin bu husustaki kırılganlığı meselesinde de ortak bir zeminde buluşabiliriz. Çünkü İYİ Parti tabanında aslında MHP’nin tabanına dair bir tereddüt ya da uzlaşmazlık durumu mevzubahis değil. İki parti de varlığını ve ideolojik felsefesini birebir aynı temellerle örmüş durumda.

İYİ Parti'nin böyle bir konumda SHP vizyonu ortaya koyması beklenen CHP’den tamamen koparılması gerektiğini düşünen AK Parti'nin teorisyenleri, bu hedef çerçevesinde MHP ile İYİ Parti'nin tabanının geçişkenliğini ve İYİ Parti'nin kırılganlığını Millet İttifakı'nın dağılması için kullanacaklardır.

Reuters
İYİ Parti Genel Başkanı Meral AkşenerReuters

Şöyle ki… Kayyum atamalarına itiraz edemeyen İYİ Parti ve bu görevlendirmeleri topyekun reddeden ittifakın diğer kanadında yer alan CHP ve HDP bir arada düşünüldüğünde, AK Parti'nin İYİ Parti üzerinde iki hedefinin olduğu açıklıkla görülebiliyor:

İYİ Parti ya kayyum atamalarına karşı çıkarak MHP'den devraldıkları milliyetçi tabanlarının tepkisini yönetimin üzerine çekecek ya da kayyumu destekleyerek Millet ittifakı içinde yalnızlaşacak.

B planı için Bahçeli'nin İYİ Parti'ye çağrısıyla düğmeye basıldı

Yerel seçimin kaybedilmesi durumunda AK Parti'nin devreye sokmayı planladığı B planının ilk aşaması Erdoğan – Bahçeli buluşmasıydı.

Bahçeli'nin evinde gerçekleştirilen ziyaretin ardından MHP lideri ilk kez İYİ Partililere el uzatmış ve "evinize dönün" demişti.

AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Bahçeli'ye ev ziyaretiAA

Bu salvoyu Twitter üzerinden paylaştıkları Meral Akşener’in kahkahası ile geçiştiren İYİ Partililer şimdi de B planının ikinci aşaması olan kayyum hadisesi ile test edilecek gibi görünüyorlar.

Zira televizyonların bir köşesinde "terörist cenazesine katıldılar" KJ’leri yer almaya başladığında bu durum Meral Akşener'i oldukça zorlu günlerin bekleyeceği anlamına gelecektir. Ancak yine de Akşener'in bu tuzağa kolayca düşeceğini düşünmek de tecrübeli siyasetçinin zekasını hafife almak olurdu.

Zira yerel seçimlerde özellikle Iğdır ve Ahlat'ta Cumhur İttifakı'nın adayını destekleyebileceklerini belirterek; "İYİ Parti'nin çekilmek istediği çukura girmeyeceğiz. HDP ile ahbaplığı ben yapmadım. Hiçbir HDP’li bizim partimizi bugüne kadar ziyaret etmedi, biz de onları hiç ziyaret etmedik. İki partinin de böyle bir girişimi olmadı. Biz HDP’nin oylarına talip değiliz. Bu şekilde yansıtılması doğru değil" ifadelerinde bulunmuştu.

İYİ Parti’ye yönelik hedeflenen bu siyasi operasyonun önümüzdeki günlerde yüzde 50 - yüzde 50 arasında ip üstünde yürümek zorunda kalan ittifakların dengesini Erdoğan'ın elini rahatlatacak şekilde yeniden dizayn etmek maksatlı büyütüleceğini söylemek hiç de zor değil.

En büyük argüman: CHP - HDP yakınlaşması

B Planında bundan daha önemlisi ise CHP'nin HDP'ye olduğundan daha yakın gösterilmesi, üstü kapalı kurulan ittifakın adının koyulması için hamleler yapılması olarak karşımıza çıkıyor.

CHP – HDP yakınlaşmasını AK Parti'nin İYİ Parti tabanını ikna edebilmek için argüman olarak kullanılacağı görülüyor. "Terörün yanında ne işiniz var?" söylemleri üzerinden çağrı yapılacak olan İYİ Parti tabanının CHP’den rahatsızlık duyarak Millet İttifakı'nı sorgulamaları, tüm bu sürecin sonunda da ittifaktan kopması hedefleniyor.

Kılıçdaroğlu, B planının farkında, temkinli hareket ediyor

CHP'nin özellikle kurmay kadrosunun HDP ile yakınlaşma meselesine "büyük şehirleri birlikte kazandık, bu müttefiklik ortak çıkar çerçevesinde sürdürülmeli" şeklinde heveskar yaklaşsalar da Kılıçdaroğlu'nun HDP meselesinde oldukça temkinli hareket ettiği dikkatlerden kaçmıyor.

Kayyum atandıktan sonra özellikle itidal içerikli bir konuşma yapan ve "sokak" tartışmalarını yanlış bulduğunu söyleyerek denge siyaseti güden Kılıçdaroğlu, HDP ile CHP'nin ittifak içerisinde olduğuna ilişkin kurulabilecek her cümleyi başka cümlelerle boşa düşürmeyi hedefliyor.

Kılıçdaroğlu, HDP ile dış politikada Batı blokunda yer alınması gibi konularda ortak noktalar bulsa da iç politikada "sandıkta müttefiklik" meselesinin bir adım ötesinin Millet İttifakı'nın zararına olacağını öngördüğü için kurmayları kadar hevesli olmadığını belirtmek yanlış olmayacaktır.

Reuters
Diyarbakır / 2015Reuters

Saadet Partisi'ni Meclis'e taşıyan, İYİ Parti'nin grup kurmasını sağlayan ve Millet İttifakı'na en büyük emeği verdiği gözlenen CHP liderinin de bu noktada olası bir erken seçime kadar ittifakın sağlam kalması için uğraşacağını söylemek yerinde olacaktır.

İYİ Parti - MHP birleşmesi sağlanmaya çalışılacak

Bu da olasılıklar düşünüldüğünde Meral Akşener'in MHP’ye yaklaşması, Meral Akşener'in İYİ Parti'nin liderliğinden ayrılması ya da -çok zorda kalınırsa- Bahçeli'ye MHP'nin genel başkanlığından ayrılması teklif edilerek birleşmenin koşulsuz sağlanması şeklinde üç ihtimal olarak karşımıza çıkabilir.

AA
İyi Partili yöneticilerAA

AK Parti'nin teorisyenleri yüzde 50 bandının bu şekilde cumhur ittifakı lehine kayabileceğini, Babacan ve Davutoğlu ikilisinin ancak bu şekilde mesele olmaktan çıkabileceğini öngörüyor gibi görünüyorlar.

B planının finalinde erken seçim var, yoksa Erdoğan yeniden başkan olamaz

AK Parti'nin iktidar olduğu seçim dahil olmak üzere tüm erken seçimlerin ilanını yapan Devlet Bahçeli AK Parti'nin kendisinden bu şekilde vazgeçme ihtimalini hesaba katıyordur elbette.

Ancak Meral Akşener’i yıkabileceğine ve İYİ Parti'yi dağıtabileceğine ilişkin inancını o kadar yüksek tutuyor ki, sayılarla arası oldukça iyi olan MHP lideri yakın tarihte makamından ayrılmayacağına Erdoğan'ı da inandırmış gibi görünüyor.

Reuters
MHP lideri Devlet BahçeliReuters

Yine de Bahçeli erken seçime kadar İYİ Parti'yi bünyesine katamaz ya da dağıtamazsa eğer kendi koltuğunun sıkıntıya düşeceğini öngörmek yanlış olmaz. Yine tecrübeyle sabittir ki, İYİ Parti'nin sendelediği anda erken seçim için ilk çağrıyı da Bahçeli yapacaktır.

Erken seçim ne zaman olacak?

Erdoğan'ın yeniden aday olabilmesinin tek şartı, seçim çağrısının Meclis'ten gelmesi olarak görünüyor. Çünkü anayasanın mevcut haliyle Erdoğan yeniden aday olamıyor. Ancak anayasanın 116. Maddesi'nde yer alan "Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir" ifadeleri Erdoğan'ı aday yapabiliyor.

Reuters
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ErdoğanReuters

Seçim çağrısını yapma iradesini elinde bulunduran milletvekilleri, bu değerli çağrı için parlamentodaki iki yıllarını doldurup özlük haklarına kavuşmayı bekleyecektir. Genel seçimlerin 23 Haziran 2018’de yapıldığını hesaba katarsak eğer erken seçimin de bu nedenle en erken 2020 Haziran’da gerçekleşebileceğini söyleyebiliriz.

Ya Erdoğan masayı devirirse?

Tabii 24 saatin siyasette oldukça uzun bir zaman olduğunu hesaba katarsak eğer AK Parti'nin yeni bir stratejiyi devreye sokmayacağını kim öngörebilir?

AA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan / CHP Genel Başkanı Kemal KılıçdaroğluAA

Şu bir gerçek ki, AK Parti iktidara geldiğinden beri oyun kurucu pozisyonunu hiç kaybetmedi.

O nedenle her ne kadar B planı devreye sokulmuş gibi görünse de, masayı beğenmediğinde dağıtmaktan çekinmediğini bildiğimiz Cumhurbaşkanı Erdoğan "Türkiye ittifakı" meselesini C planı olarak hala cebinde tutuyor.

Ve böylesi bir Türkiye İttifakı masaya geldiğinde Kılıçdaroğlu’nun alacağı tutum tüm kartları yeniden karacak demektir…