Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Yüzbinlerce özel gereksinimli çocuk eğitimden ne bekliyor?

Yüzbinlerce özel gereksinimli çocuk eğitimden ne bekliyor?
Telif hakkı
AFP / ADEM ALTAN
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Resmi ve özel okullarda 18 milyonun üzerinde öğrenci 2019 – 2020 eğitim-öğretim yılı için Pazartesi günü ders başı yaptı. Bu çocukların aralarında zihinsel engelli, işitme engelli, öğrenme güçlüğü olan, otizmli, down sendromlu, hiperaktif veya dikkat dağınıklığı olan özel gereksinimli çocuklar da vardı. Dolayısıyla okullar onlar için de açıldı, ama nasıl?

Özel eğitime ihtiyacı olan çocukların ne kadarının eğitime erişebildiği ve eğitim kademelerinde ilerledikçe hangi aşamalarda okuldan uzaklaştıkları gözardı edilse de giderek kronikleşen bir mesele.

Türkiye’de özel gereksinimli öğrencilerin genel eğitim sınıflarında akranlarıyla birlikte kaynaştırma öğrencisi olarak eğitim görmeleri, yasal temele sahip.

Ancak uygulamada eksiklikler devam ediyor; keza sosyal etkileşim kurmayı öğrenip günlük yaşam becerilerini geliştirmeleri için sınıf öğretmenlerinin de bu yönde bir hizmet-içi eğitimden geçmesi gerekiyor.

Lisede okullaşma düşüyor

İlkokul ve ortaokulda kaynaştırma eğitimi alan öğrenci sayısı lisede belirgin bir düşüş sergiliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ilkokulda kaynaştırma eğitim alan çocuk sayısı 115 bin 556 iken, ortaokulda bu rakam 130 bin 624 öğrenciye yükseliyor.

Ancak lisede kaynaştırma eğitimi alan çocuk sayısı birden 48 bin 257’ye geriliyor. Son rakamlara göre Türkiye’de yaklaşık 398 bin özel eğitim öğrencisi bulunuyor.

Nesrin Bilkan, Ankara’da Beyaz Koza isimli özel gereksinimli çocuklara yönelik özel bir okulun on yıla yakın süredir kurucusu ve yöneticisi. Kurumda iki sene Montessori eğitimi ağırlıklı, doğayla bütünleşik, kişiselleştirilmiş eğitim alan ve akranlarıyla aynı düzeye getirilmesi için üzerinde çalışılan çocukların bu senenin sonunda kaynaştırma okullarına yönlendirilmesini amaçlıyor.

Okuldaki 18 öğrenciye, beden eğitiminden buz patenine, at biniciliğinden basit düzeyde okuma-yazma ve matematiğe kadar birçok beceri veriliyor.

“Ancak birçok velimiz beş-altı okul gezdikten sonra çocukları için kabul alabiliyorlar. Bazen okul açılmadan bir gün önce kabul aldıkları okuldan aranıp, ekseriyetle okuldaki eğitimin etkileneceğini düşünen velilerin tepkisi sonucunda çocuklarının reddedildiğini öğreniyorlar. Bu yorucu süreç devam ettikçe de özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar eğitim sistemi dışına itiliyorlar, çünkü zaten yaralı olan ailelerin sabrı tükeniyor,” diyor euronews Türkçe’ye konuşan Bilkan ve ekliyor:

“Bazı okullarda senelerce ipe boncuk dizmek öğretilince aileler de artık bunun çocuklarının gelişimine bir faydası dokunmadığını fark edip pes ediyorlar.”

Devlet rehabilitasyon merkezlerine destek veriyor

Milli Eğitim Bakanlığı, velilerin çocuklarını haftalık olarak ücretsiz götürebildikleri özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine bu sene 2 milyar 538 milyon 448 bin 897 liralık destek sağladı.

Bakanlık’ın 2023 Eğitim Vizyonu’na göre ise özel gereksinimli çocukların tespiti için Türkiye genelinde il bazlı taramalar yapılarak ihtiyaç haritaları oluşturulması hedefleniyor.

Özel eğitim merkezlerinde takip edilen eğitim programlarında da güncellemeye gidilmesini öngören Bakanlık, otizm, disleksi gibi konularda çalışan farklı kurumlarla ortak çalışmaların özendirilmesini ve yeni kaynaştırma modellerinin geliştirilmesini de amaçlıyor.

Kaynaştırma programlarına sıkı denetim şart

Eğitimci Bilkan, Bakanlığın özel gereksinime sahip çocukları olan ailelere yönelik anne-baba eğitimi programları açılması, devlet okulları ve özel okullardaki kaynaştırma programlarına devletin sıkı bir denetim getirmesi, Sağlık Bakanlığı’nın da özellikle otizm konusunda erken teşhisi temel alan stratejiler geliştirmesi gerektiğini düşünüyor.

“Her çocukta olduğu gibi bu çocuklar da birer proje. Eğer 20 yaşında topluma sağlıklı bir birey olarak katılmalarını istiyorsak, eğitim süreçlerinin her aşamasına yoğun bir yatırım yapmamız gerekiyor,” diye düşünüyor Bilkan.

Ceren Duman, 7 yaşında atipik otizmli bir kızı olan Ankaralı bir anne. Kızının gelişimi için devlet ve özel eğitim kurumlarını denemiş, ama en sonunda maddi özverilerde bulunarak özel eğitimden yana tercihini kullanmış.

Euronews Türkçe’ye konuşan Duman, “Biz bu çocukların bireysel gelişimlerini, tek başlarına hayata tutunabilmelerini istiyoruz. İlk başta kızımı devlet okuluna gönderdim. Sınıfta özel gereksinime sahip başka çocuklar da vardı. Sayıları fazla ancak eğitmen sayısı ve kalitesi yetersizdi. Böyle olunca eğitimciler katkı sunamıyorlar. Türkiye’de devlete ait okullarda ciddi bir kalifiye eleman ve programlama sıkıntısı var,” diyor.

Duman’a göre, Bakanlık’ın özel gereksinimli çocukların eğitimine ilişkin sistemi de gözden geçirmesi ve uzun vadeli programlar uygulaması gerekiyor: “Bu konuda iki kitap okuyup iki sertifika programına katılanlar, üniversiteden daha dün mezun olanlar derhal eğitimci oluyor. Ücretler kalifiye elemanı bir kurumda uzun süre tutacak düzeyde olmayınca çocuklar öğretmen değişikliğinden bir kat daha etkileniyor.”

Ankaralı başka bir anne olan Berna Hatunoğlu’nun kızı da sekiz yaşında, konuşmuyor ve gelişim geriliği var. 2,5 yaşından beri özel eğitim alıyor.

“11 yaşından sonra muhtemelen özel bir eğitim kurumunda eğitimine devam edeceğiz. Zira birçok okul kontenjanları dolduğu bahanesiyle kaynaştırma sınıfına almıyor ve devlet okullarında eğitimcilerin bu konu hakkındaki yeterlilik düzeyi düşük,” diyor euronews Türkçe’ye konuşan Hatunoğlu.

Kendisi, eşiyle birlikte maddi olanakları olmayan ancak özel gereksinime sahip çocukları olan aileler için sponsorlar eşliğinde maddi olanaklar yaratmak üzere “Başaran Kalpler” isimli bir dernek kurmak üzere son hazırlıkları tamamlamış durumda.

Eğitim Reformu Girişimi araştırmacısı Özgenur Korlu’ya göre, özel gereksinimli çocuklarda ortaokuldan sonra kaynaştırma eğitimine katılanların sayısının kısalığı maddi yoksunluklarla ve eğitim sisteminin sınav odaklı olarak bireysel ihtiyaçları önceliklendirmemesiyle ilgili olabilir.

Euronews Türkçe’ye konuşan Korlu, “Genel anlamda Türkiye’de ortaöğrenimden sonra okullaşma oranları düşüşe geçiyor. Bu düşüşte etkili olan faktörler akademik başarısızlık ve ekonomik nedenlerle okul terki olabilir. Bu açıdan 14-17 yaş okullaşmada zaten en sorunlu yaş aralığı,” diyor.

İki kere sınıfta kalan çocuklar açıköğretime yönlendirildikleri için bu aşamadan sonra okula devam edip etmediklerinin takibi zor.

Son dönemde devletin desteklediği “açık ortaokul” uygulaması da özel gereksinimli çocuklar için bir alternatif haline gelmiş durumda. Evden ortaokulu bitiren bu çocuklar, geri kalan sürelerinde spor okullarında bedensel beceriler almaya çalışıyorlar.

Bireyselleştirilmiş eğitim müfredatı gerekiyor

Ancak Korlu, söz konusu uygulamanın yeterince takip edilmediğini ve ölçme-değerlendirme açısından özel gereksinimli çocukların ihtiyaçlarına göre bireyselleştirilmiş bir eğitim müfredatının olmadığını kaydediyor.

“Her okulun bu çocuklara yönelik bireyselleştirilmiş eğitim modülleri geliştirmesi gerekiyor, ancak bunlar hazırlanırken de çok sorun yaşanıyor. Okullarda yeterli kapasite olmadığı gerekçesiyle çocukların başvuruları reddediliyor. Devlet politikalarında bu alanda çalışan nitelikli personel desteklenmeli, hizmet-öncesi ve hizmet-içi eğitim almalı,” diyor Korlu.

Öte yandan akran zorbalığının kökeninde velilerin özel gereksinimli çocukların sınıftaki varlığı konusundaki tepkilerine dikkat çekiliyor.

“Sınıf öğretmenlerine, okul yöneticilerine olduğu kadar velilerin de eğitim alması önemli,” diyen Korlu’ya göre, birçok zorbalığın sebebi, diğer velilerin tepkileri ve çocuklarını da bu şekilde yönlendirmeleri sonucunda özel gereksinimli çocukların ötekileştirilmesi.

“Ayrıca bir rehber öğretmeni başına yaklaşık 500 öğrenci düşüyor ve rehber öğretmenlerin genel problemlerle de ilgilendiğini düşünürsek, özel gereksinimli çocuklara yönelik destek personelleri ve otizmli öğrenciler için sorunlarını kişisel olarak çözmeye yönelik “kaynak odalarının” tüm devlet okullarına yaygınlaştırılması gerekli,” diye ekliyor Korlu.

Eğitim Reformu Girişimi’nin yürütücülüğünü yaptığı Öğretmen Ağı, öğretmenler arası her alanda deneyim paylaşımı için bir fırsat sunuyor.

“Öğretmenlerin bu çocuklarla karşılaşmaya hazır olup olmamaları, daha önce özel gereksinimli çocuklarla karşılaşmamış öğretmenlerin sınıfta güçlendirilmesi önemli bir mesele. Bu Ağ sayesinde genel anlamda sınıf ortamlarının daha kapsayıcı hale gelmeleri sağlanıyor ve öğretmenler öğrencilerle ilgili farklı alanlardaki endişelerini de paylaşabiliyorlar,” diyor Korlu.

Sadece özel gereksinimli çocuklara yönelik olmayan, daha genel bir kitleyi içeren Öğretmen Ağı, öğretmenler-arası deneyim paylaşımında özel gereksinimli çocukları da içeren bir güçlenmeye katkı sunabiliyor.