Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.
Son Dakika

Yeni yasama yılı başladı: Başkanlık sistemi meclise nasıl yansıyor?

Yeni yasama yılı başladı: Başkanlık sistemi meclise nasıl yansıyor?
Telif hakkı
AFP / ADEM ALTAN
Euronews logo
Metin boyutu Aa Aa

Geçen yıl devreye giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ardından 1 Ekim’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Türkiye’nin bu yeni yönetim düzeninde yasama süreçlerinin nasıl işleyeceği konusu yeniden gündemde.

Eski sistemdeki 550 milletvekili sayısının 600’e çıkarıldığı, Bakanların parlamento dışından atandığı TBMM’de halihazırda 9 siyasi parti temsil ediliyor ve sayısal bakımdan hiçbir siyasi parti kanun çıkarma gücüne sahip değil.

Yeni yasama yılında Cumhurbaşkanı bütçe kanunu teklifi dışında kanun teklifi veremeyecek; yürütme yetkisine ilişkin konularda ise Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek, nitelikli geri gönderme (veto) yetkisine sahip olacak.

Ancak klasik parlamenter sistemin aksine yeni sistemde yürütmenin parlamentoya karşı siyasi sorumluluğu bulunmuyor; dolayısıyla kabinenin Meclis içerisinden çıkarılmaması sebebiyle yeni sistemde güvenoyu ve gensoru uygulamaları yok, onun yerine Meclis araştırması, genel görüşme, Meclis soruşturması ve yazılı soru yollarıyla bilgi edinme gibi seçenekler mevcut.

Parlamento hukukunun kaynakları, eski sistemde olduğu gibi Anayasa, TBMM İçtüzüğü, kanunlar, TBMM teamülleri, Anayasa Mahkemesi kararları ve doktrin olacak.

Soru önergeleri hızlı yanıtlanmıyor

Sabancı Üniversitesi Sanat-Sosyal Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Ersin Kalaycıoğlu, geçtiğimiz yasama yılında muhalefetin sistemli ve oldukça etkili eleştirileri olduğunun, ancak muhalefetin sorduğu sorulara yanıt verilmediğini veya geciktirildiğini belirtti.

Son istatistiklere göre, TBMM'ye geçtiğimiz yasama yılında milletvekilleri tarafından 15 bin 493 yazılı soru önergesi verildi. Meclis İçtüzüğü’ne göre, soru önergelerinin 15 gün içinde ilgili bakanlıklar veya kurumlar tarafından cevaplandırılması gerekiyor. Ancak bu önergelerin sadece 840'ı ilgili bakanlıklar tarafından süresi dahilinde cevaplandırılırken, 5 bin 43'üne en az 3-4 ay sonra cevap yazıldı ve 7 bin 389 yazılı soru önergesi ise yanıtsız bırakıldı.

Meclis Başkanı Şentop, Temmuz ayında bakanlara ve Cumhurbaşkanlığına yazdığı yazıda, milletvekillerinin soru önergelerinin cevaplanmasında 15 günlük sürenin aşılmaması konusunda uyarıda bulunmuştu.

Halka hesap verebilirlik boyutu

Prof. Kalaycıoğlu’na göre, gensoru ve sözlü soru gibi mekanizmaların ortadan kalkması da yasama süreçlerinin demokrasinin “halka hesap verebilirlik” boyutunu zedeliyor; “yazılı soru alındığında ise uygun görülen bir zamanda uygun görüldüğü kadarıyla yanıt veriliyor”.

Kalaycıoğlu, “Demokrasinin başkanlık rejimlerinde yasa yapımı sadece Kongre veya Parlamento gibi yasama organlarında olduğu için, burada temel sorgulama ve tartışma mekanı komisyonlardır. Zaten ABD’nde C-Span gibi kanallardan komisyon toplantıları yayınlanarak halk bilgilendirilir, saydamlık sağlanır. Bizde hala komisyon toplantıları saydam değil, TRT 3 gibi kanallardan yayınlanmıyor. Çünkü, komisyonlar temel siyasal etkileşim mekanı değil, hala onlar yürütmenin de denetimine sahip olan siyasal partinin denetiminde veya vesayetinde çalışıyorlar. Bugün de Meclis Genel Kurul’u temel siyasal etkileşim alanı olarak tanımlı. Oysa, bu tür bir yapısal uygulama demokrasinin başkanlık rejimiyle uyumlu değil,” diye belirtiyor.

Kalaycıoğlu, Meclis’in ABD ve Almanya’nın aksine komisyon ağırlıklı çalışmadığını, bu açıdan Türkiye’nin hala parlamenter demokrasi esprisinde çalıştığında olduğu gibi Britanya modelinden ilham aldığını belirtiyor.

Daimi komisyonun çalışmalarına devam

Ayrıca Meclis çalışmalarına destek olmak üzere toplamda 18 daimi (standing) komisyon yasama faaliyetlerine yeni dönemde de devam ediyor.

Meclis komisyonlarında Adalet ve Kalkınma Partisi en yüksek üye sayısına sahip, ancak ABD’deki uygulamaların aksine komisyon başkan yardımcısı muhalefet partisinden belirlenmiyor.

“Genel Kurul ağırlıklı meclislerde, kamuoyunu bilgilendirecek şekilde hükümetin politikaları meclise sunulur ve muhalefet tarafından bir tartışma zemini açılır. Bu tartışmalar da halkın gözü önünde, saydam olarak yapılır. Bu tür meclislerde komisyon etkinlikleri pek izlenmez. Türkiye’de 1990’ların sonuna kadar Komisyonlar teknik toplantıların yapıldığı yerlerdi. Ancak 28 Şubat sürecinde Refah Partili milletvekillerinin Eğitim Komisyonu’nu basıp kavga çıkarmasının ardından komisyonlar da, muhalefeti kamu politikası yapımına daha etkili katılıma davet etmek yerine, zaman zaman tribünlere mesaj verilmeye çalışılan yerlere dönüştü,” diyor Prof. Kalaycıoğlu.

Kalaycıoğlu, yeni yasama yılında cumhurbaşkanının birçok alanda meclis çoğunluğu desteğiyle KHK çıkarmasının devam edeceğine de dikkat çekiyor:

“Bu uygulama ne ABD’de ne Latin Amerika’da var. Orada başkan sadece yürütme kararnamesi çıkartabilir, kanun hükmünde kararname çıkartma yetkisi yoktur. Kongre uygun görürse, başkanlık (yürütme) kararnamesini de iptal ederek yerine yasa çıkartabilir; yasayı Kongre yapıyor. Başkanlık sisteminde yürütmenin yasa yapma yetkisi olmamalı. KHK bu sistemin temeline aykırı."

Kalaycıoğlu, yasama erkinin yürütme eliyle kullanıldığı bu sistemin demokrasinin başkanlık rejiminin en önemli unsuru olan kuvvetler ayrılığı ilkesine tamamen ters düştüğünün de altını çiziyor.

Haziran 2018 - Haziran 2019 döneminde Meclis’te 34 adet kanun çıkarılırken, buna karşılık 38 adet Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarıldı.

Uzmanlar, yeni sistemin yasama organı olarak meclisin etkinliğini önemli ölçüde zayıflattığı görüşünde.

"Cumhurbaşkanlığı "yürütme kararnamesi" çıkartarak yürütmenin ajanlarına yol gösterecek direktifler verebilir, o kadar. Başkanlık "kanun" yapmaya başladığında demokrasinin başkanlık sistemi sona erer. Özellikle ABD başkanlık sisteminde yürütme ve yasama erklerinin alanı katı sınırlarla ayrılmıştır,” diye belirtiyor Kalaycıoğlu.

Yeni yasama yılında meclis çoğunluğuna ihtiyaç duyulacağı için AKP – MHP koalisyonunun mecburen devam edeceğini de kaydeden Kalaycıoğlu, iki partiden oluşan bir yasama denetiminin ve bunun yürütmedeki uzantısı olarak iki partiden oluşan bir hükümet biçiminin ortaya çıktığını belirtiyor.