Son Dakika
This content is not available in your region

Libya: Türk birlikleri zorlu bir denklemle karşı karşıya

Libya'nın başkenti Trablus'ta halk, Hafter'e karşı protestoda buluştu
Libya'nın başkenti Trablus'ta halk, Hafter'e karşı protestoda buluştu   -  
©
AA - Hazem Turkia
Metin boyutu Aa Aa

Libya'nın doğusunu kontrol altında tutan General Halife Hafter yönetimindeki Libya Ulusal Ordusu, pazartesi günü BM tarafından tanınan Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin (UMH) kontrolündeki kıyı kenti Sirte'yi ele geçirdiklerini açıkladı.

Sirte, dokuz yıl önce NATO destekli askeri bir müdahale sonucunda devrilen eski Libya Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin doğup büyüdüğü ve öldürüldüğü kent olması açısından sembolik öneme sahip.

Açıklama, Türkiye’nin de Fayez el Sarraj'ın başkanlık ettiği UMH’yi desteklemek üzere Türk askerlerini peyderpey göndermeye başlamasının bir gün sonrasına denk geldi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk askerlerinin Libya'da muharip güç olmayacağını, sahadaki askeri koordinasyonu sağlayacaklarını belirtmişti.

Türkiye'nin Libya'ya asker göndermesinin zeminini hazırlayan Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, geçen hafta olağanüstü toplanan TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmişti.

Cezayir’de üçlü görüşme

Pazartesi günü Sarraj’ın liderliğindeki üst düzey bir heyet, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecit Tebbun ile Cezayir’de sürpriz bir görüşme için bir araya geldi. Bu ziyaret Libya’nın komşusu Cezayir’i de ittifaka dahil etme adımı olarak yorumlanıyor.

Aynı gün içerisinde Almanya Başbakanı Angela Merkel de bir yandan Erdoğan ile telefon görüşmesi yaparak Libya meselesini ele alırken, Libya konusunda önümüzdeki dönemde Berlin'de düzenlenecek uluslararası bir konferansa Cezayir'i davet etmek üzere pazartesi günü Tebbun'u aradı.

Ancak Batılı ülkeler, Türkiye’nin güçlerini konuşlandırmasının çatışmayı daha da tırmandırmasından ve iç savaştan kaçan Libya vatandaşlarının İtalya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine akın etmesinden endişe duyuyorlar.

Kısa süre önce Twitter hesabı üzerinden endişelerini dile getiren ABD’nin Libya büyükelçiliği, Libya’da Türkiye’nin desteklediği Suriyeli savaşçıları eleştirmişti.

Jeopolitik kayıplar sahada telafi edilir mi?

Libya çatışması üzerine çalışmalar yapan güvenlik analisti Oded Berkowitz’e göre, Türkiye Mısır, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ve Yunanistan’ın işbirliğine konu olan Doğu Akdeniz’deki boru hatları gibi jeopolitik kayıplarının bazılarını sahada telafi etmek üzere bir atılım içerisinde.

euronews Türkçe’ye konuşan Berkowitz, “Libya’daki Türk güçleri, yerelde UMH’yi destekleyecek, ancak ülkedeki nüfuz ve denetimlerini önemli oranda artırmada en azından ilk aşamalarda yardımcı olamayacak” diyor; zira Trablus ve Misrata’daki başlıca hava ve deniz limanları halen Libya Ulusal Ordusu’nun ve onu destekleyen bölge güçlerinin etkisi altında.

“Dolayısıyla, Türkiye açısından hava ve deniz varlıklarına yönelik önemli operasyonlar düzenlemek zor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki bölgesel rakipleri karşısında etkin bir güç sergilemesi için Libya’da çok güçlü, geniş ve güvenli bir operasyon üssüne ihtiyacı var”

Hollanda merkezli düşünce kuruluşu Clingendael Enstitüsü’nde Libya araştırmacısı olan Jalel Harchaoui ise, “Şu an için Türkiye’nin temel amacı, Trablus’a askeri yetkilileri gönderdiğini tüm dünyaya göstermek. Ancak bu askerler konuşlandığında, resmi olarak varlık sergilemeleri için gerekli hava savunma ve dron sinyallerini boğma yeteneklerine sahip olmaları lazım.” diyor.

Ankara’daki kimi kaynaklar Türkiye’nin Libya’ya özel operasyon güçlerinin yanı sıra KORAL gibi elektronik savaş araçlarını da konuşlandırmaya hazırlandığını belirtiyor. ASELSAN tarafından geliştirilen KORAL, daha önce Suriye’nin kuzeyinde Barış Pınarı Operasyonu’nda da kullanılmış, radarları kör edip iletişimi kesmek, diğer bilgisayar sistemlerini devre dışı bırakmak konusunda etkili olmuştu.

“Tehlikeli bir bahis”

Öte yandan, Uluslararası Kriz Grubu’nda kıdemli Libya analisti Claudia Gazzini, Türkiye’nin Libya’ya peyderpey gönderdiği birliklerin “tehlikeli bir bahis” olduğu görüşünde, zira böylelikle görevin asli amacından sapabileceğinden ve barıştan ziyade Libya’da çatışmayı tırmandıracağından endişe ediyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Gazzini, “Türkiye’nin Libya’ya müdahale kararı, tehlikeli ve beklenmedik sonuçlar doğuruyor. Örneğin yerel Arap aşiretlerini, Türkiye’nin müdahalesini bir “işgal” olarak nitelendiren Haftar ve diğer Libyalı aşiret liderlerinin açıklamalarına karşı harekete geçirebilir” diyor.

Son olarak Hafter'in denetimindeki Libya Temsilciler Meclisi "pervasız Türk müdahalesi" olarak tanımladığı TBMM tezkeresinin ardından 4 Ocak'ta yaptığı olağanüstü toplantının ardından Türkiye'yle ilişkilerin koparılması yönünde oy birliğiyle karar almış, karşı silahlanma ve mücadele etme çağrısında bulunulmuştu.

Libya Temsilciler Meclisi kararı

Avusturya Avrupa ve Güvenlik Politikası Enstitüsü’nde (AIES) kıdemli araştırmacı olan Dr. Michael Tanchum, Libya Temsilciler Meclisi’nin kararının iki açıdan önemli olduğu görüşünde.

euronews Türkçe’ye konuşan Tanchum, “Bu karar, uluslararası açıdan bakıldığında, Serraj’ın meşru hükümet olduğu söylemini çetrefilleştiriyor ve belki de gelecekteki zımni uluslararası desteğin yapılma biçimini değiştirecek şekilde onu zedeliyor. Ülke içinden bakıldığında ise, insanları Libya milliyetçiliği etrafında birleştirmek Haftar’ın elindeki en iyi koz. Zaten UMH’den hoşnutsuz olan gruplar, vatanseverlik kisvesi altında Trablus’la ilişkilerini gerebilirler. Bu da Haftar’ın Arap dünyasındaki imajına yardımcı olur” diyor.

Benzer şekilde, Gazzini’ye göre, Libya’da Arap milliyetçilik damarının yeniden güçlenmesi ihtimali de göz önünde bulundurulmalı.

“Türkiye’nin askeri müdahalesi, Trablus merkezli hükümet ile Haftar’ı destekleyen Orta Doğu başkentleri arasında gerilimi tırmandırıp Türkiye’yle ilişkilerin gerilmesine yol açabilir” diyen Gazzini, Türk birliklerinin peyderpey konuşlandırılmasının çatışmayı dondurmak yerine daha geniş bir alana yayabileceğini, mevcut ayrışmaları körükleyip farklı kesimleri müzakere masasına getirmeye dönük herhangi bir ciddi girişimi baltalayabileceğini kaydediyor.

Avrupa Birliği’nin tutumu

Öte yandan, sürecin Avrupa Birliği boyutu da dikkatlerden kaçmamalı. Avrupa Birliği, Trablus dolaylarında şiddetin tırmanmasından endişeli. AB'nin dışişleri yüksek temsilcisi Josep Borrell, "Avrupa Birliği tüm tarafları Birleşmiş Milletler önderliğinde siyasi bir sürece girmeye çağırıyor" şeklinde bir açıklamada bulundu.

Gazzini, geçmişte UMH’e sempatiyle yaklaşan Brüksel’de Türkiye’nin Libya politikasına yönelik olarak özellikle Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında 27 Kasım'da deniz yetki alanları sınırlandırmasına dair imzalanan ve Yunanistan’ın Akdeniz’deki iddialarına ters düşen mutabakat muhtırasının ardından bir rahatsızlık doğduğunu söylüyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve Uluslararası Göç Örgütü'nün verilerine göre yaklaşık 50 bin kayıtlı mülteci ve sığınmacının bulunduğu Libya'dan savaşın şiddetini artırmasıyla birlikte yaşanabilecek bir göç dalgası, Suriyeli göçmenlerin ardından Avrupa’da ikinci bir kriz alarmına yol açabilir

Qries
Euronews artık Internet Explorer üzerinden erişilebilir değil. Bu tarayıcı artık Microsoft tarafından güncellenmiyor ve en son teknik yenilikleri desteklemiyor. Sizi; Esge, Safari, Google Chrome veya Mozilla Firefox gibi başka tarayıcıları kullanmaya davet ediyoruz.