Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Altınordu: Türkiye'nin en büyük 'futbolcu fabrikası'nın hikayesi

euronews_icons_loading
Altınordu tesisleri
Altınordu tesisleri   -   ©  Mariia Askarova
Metin boyutu Aa Aa

Altınordu Futbol Kulübü, Türkiye’nin en köklü kulüplerinden biri. Cumhuriyetle yaşıt olan kulüp bugün mülteci sorunlarıyla sık sık anılan İzmir’in Basmane semti çevresinde kuruldu. Kurucusu, Eczacıbaşı Topluluğu'nun da temellerini atan Süleyman Ferit Eczacıbaşı, kulüp ismini, eski Türk devleti Altın Ordu Devleti’nden ilham aldı.

Altınordu bugün özellikle altyapısının başarılarıyla adından söz ettiriyor. Cengiz Ünder, Çağlar Söyüncü gibi altyapısından çıkardığı oyuncuları Avrupa'nın en iyi liglerine ihraç eden kulüp bu başarısını neye borçlu?

Altınordu'nun başarıları, Seyit Mehmet Özkan’ın 2012 yılında kulübün yönetimini devralmasıyla birlikte yeniden gündeme geldi. Altyapıya yaptığı yatırımlar sayesinde Cengiz Ünder ve Çağlar Söyüncü gibi yetenekleri şimdiden Avrupa futboluna kazandırdılar.

Spor sosyolojisi konusunda çalışmalarıyla bilinen Profesör Ahmet Talimciler, Altınordu’nun futbolda uyguladığı modeli şu sözlerle özetliyor: "Ağustos 2012’de bir şirketleşme modeliyle karşımıza çıkan Altınordu, bu şirketleşmesiyle yeni bir tarzı hayata geçirdi . Burada bir piramit modeli söz konusudur. Kendilerine vizyon olarak dünya standartlarında tanınmayı ve Türk gençlerine futbol oynatmayı hedeflediler. Bunun için de ileri bir futbol eğitimi üstlendiler. Bu doğrultuda hedefleri, cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye Süper Ligi ve Avrupa Ligi’nde mücadele etmek, farklı kategorilerde gençlerin spor yapmasını sağlamak ve o ileri düzeyde futbol eğitimi aşama aşama almalarını sağlamak."

Altınordu’nun sadece bir futbol kulübü olmadığının altını çizen Talimciler, kulübün futbolcuların eğitim misyonunu üstlendiğinin altını çiziyor.

"Eğitimi sadece futbol sahasında vermiyorlar"

Kulüp bünyesine katılan gençlerin eğitimi futbolla sınırı değil. Gençlere aynı zamanda yabancı dil, konuşma eğitimi, farklı spor dallarında eğitimler de veriliyor. Avrupa'da uygulanan bazı antrenman metotlarının Altınordu’nun tesislerinde de uygulandığına değinen Talimciler göre "bütün bunlar bir araya geldiğinde çok sayıda ulusal ve uluslararası turnuvaya katılan bir model karşımıza çıkıyor. Bu model kendi akranlarının çok daha ileride futbol zihniyetine sahip olmasını ve bu sayede de çok daha başarılı olmasının önünü açıyor. Bu anlamda Altınordu bugün hem Türkiye’de tek olma özelliğine sahip. Hem de dünyada benzerleriyle yarışabilecek bir organizasyon şemasını da beraberinde getirmiş vaziyette."

Sistem nasıl çalışıyor?

İlk durağımız Altınordu’nun 4 ila 12 yaş arasındaki çocukların futbol eğitimi gördükleri İzmir Yeşilyurt’ta bulunan Sait Altınordu Tesisleri. İdari direktör Kural Altıntaş’ın anlattıklarına göre çocuklar burada 12 yaşına kadar sıkı bir eğitimden geçiyor. Ardından başarılı olanlar Torbalı’daki Metin Oktay Tesisleri'ne gönderiliyor. Yeşilyurt'un ardından Torbalı'ya geçiyoruz.

Torbalı Metin Oktay Tesisleri’nde İdari direktör Halit Eroğlu bizleri karşılıyor. Burada, 11 ila 19 yaş arası çocukların tam zamanlı olarak tesislerde konaklıyor; okulun ardından antrenman tesislerine dönüyorlar. Eroğlu, 80 dönüm üzerine inşa edilen tesis için "içerisinde bir futbolcunun yetişebilmesi için tüm imkanlara var" ifadelerini kullanıyor.

Altınordu’nun başında 8 yıl boyunca 250’den fazla maça çıkarak bu alanda bir rekora sahip olan teknik direktör Hüseyin Eroğlu ise "öz kaynak modeli"nin son aşamasını tanımlıyor:

"Futbolcuların 10 yaşından 19 yaşına kadar çok sistematik bir şekilde çalıştırıyoruz. A takım seviyesine getirebilecek seviyede çalışmanın sonucunda A takımda da zorlu lig performansında forma şansı vermeye çalışıyoruz. Bu noktada Çağlar ve Cengiz gibi çok önemli iki değerimiz var. Ondan sonra birçok futbolcu bunu yakaladı ama Çağlar ve Cengiz şu an baktığımızda dünyanın sayılı liglerinde oynayan ve genç yaşta bunu yakalayan çok ender iki futbolcumuz. Onların süreci aslında 16-17 yaşlarında bizimle başlayarak gerçekleşti. Bunu devam ettirdiğimizde, geriden gelen oyuncular yine bu sistem içerisinde 15-18 yaş arasındaki kategorilerinde, A takım seviyesini erken yakalayabilecek futbolcuları buraya alıyoruz. Burada onların profesyonel seviyeye ulaşmalarını sağlıyoruz. Eksiklerini gideriyoruz. Saha içi ve dışı planlamalarını yapıyoruz. Çünkü hayata atılmaları gerekecek. Her zaman şunu söylüyoruz. Uluslararası seviyede futbolcuları yetiştirmek ve geliştirmek ve o arenaya sunmak istiyoruz."

"Bizim felsefemiz: İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu"

Külüp başkanı Seyit Mehmet Özkan’a göre başarıların altında öz kaynak sistemi yatıyor:

"Altınordu A takımının sahip olduğu bütçe kadar öz kaynak sisteminin bütçesi var. Bugün Türkiye’de hiçbir takım öz kaynak sistemine yani halk tabiriyle altyapıya böyle bir bütçe ayırmıyorlar. Hatta altyapıya ayrılan yıllık 2-3 milyon lira gibi çok cüzi miktarları kendilerine külfet gören kulüpler var."

Futbol kulübünün felsefesi olması gerektiğini söyleyen Özkan, Altınordu'nun felsefesini şöyle özetliyor: "Biz bu felsefeyi iyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu olarak tercüme etik. İyi bireyden kastımız, kendisiyle barışık, iyi vatandaştan kastımız, toplumuyla barışık, iyi futbolcudan da kastımız, futbolu bir meslek olarak benimsemek ve bu mesleğin gereklerine göre kendine yaşam modeli uygulamak."

Tesislerde tarım ve hayvancılık eğitimi: "Çocuklar ne yediklerini görsün"

Futbol tesislerinde tarım ve hayvancılık eğitimlerinin de verilmesi dikkat çekiyor. Kulüp Başkanı Özkan bu sıra dışı yöntemi şu sözlerle açıklıyor:

"Bu çocuklarının hepsinin şehir çocukları olduğunu biliyorum. Yani yumurtanın tavuktan tavuktan çıkan bir şey olduğunu bilmelerini istiyorum. Yedikleri proteinlerin, dana etinin kuzu etinin bunların nasıl hayvanlar olduklarını bilmelerini istiyorum. Çocukların birçoğu buraya geldiklerinde bu hayvanlardan habersiz oluyor. Bizim burada büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarımız var. Günde 100 litre süt çıkıyor. Kendi sütümüzü otomatik makinalarla çocuklarımız sağıyor. Organik tarım alanımız var. Orada çocuklar haftada ikişer saat tarım yapıyorlar. Böylece yiyeceği domatesi, salatalığı, karpuzu oradan koparmanın keyfini alıyor. Yemeğin nasıl yapıldığını böylece biliyor ve israfa yeltenmiyor."

"Sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oynatıyoruz"

"Biz kesinlikle yabancı oynatmıyoruz. Sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı oynatıyoruz ama bunun arkasında kimse ırkçılıkla ilgili bir şey aramasın." diyen Özkan takımının hedeflerini de anlatıyor: "Bizim iddiamız şudur, bu 82 milyon nüfustan, bu 30 milyon genci olan nüfustan, bu gençlere eğer imkan verilirse ,eğer iyi şartlarda spor yapmaları sağlanırsa, biz sürdürülebilir başarılar elde eden hatta ve hatta brezilya gibi diğer ülkelere futbolcu ihraç eden bir spor endüstrisi oluşturabiliriz diyoruz. Şu anda futbol endüstrisi tek taraflı. Sadece harcıyor. Hiçbir şekilde kazanmıyor. Gelir yok sadece gider var. Futbolda devletin çok büyük desteği var. Futbolun bütün bileşenleri devletin desteği ile ayakta duruyor. Halbuki futbolun kendi ürettiği, kendini idare ettiği bir sisteme geçmesi için mutlaka önce kulüplerin öz kaynak sistemine yatırım yapması gerekiyor. Bugün bir bina yaparken, temelden başlıyorsunuz. Bir gökdelenin temelinde en az onun yarısı kadar temeli var. Onların hiçbiri görülmüyor."

"Altınordu'ya ilk geldiğimde ailemi çok özlüyordum"

A takımın genç oyuncuları Burak İnce ve Ravil Tagir, Altınordu serüvenlerini euronews’e anlarttı.

Ligin en genç golcüsü unvanına sahip 15 yaşındaki Burak İnce'nin hedefi ileride Barcelona forması giymek. 16 yaşındaki defans oyuncusu Ravil Ragir'in de gözü Avrupa'da. Ravil, kulübe ilk geldiğinde ailesini çok özlediğini ve uyum sağlamasının zaman aldığını belirtiyor.

Aileler de en az çocukları kadar Altınordu’yu seviyor profesyonel futbolcu adayı Çınar Sürücü’nün annesi, kulübün sağladığı imkanlardan memnun.

Altınordu taraftar anlamında diğer İzmir kulüplerine oranla "öksüz bir kulüp" ancak yine de maçları izlemeye gelen yaş ortalaması yüksek bir taraftar grubu var. Onlara göre aileleriyle birlikte maça gelmek ve "olaysız" bir maç izlemek her şeyden önemli.