Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

İbrahim Kalın: AB, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi kurumların meşruiyeti sorgulanacak

İbrahim Kalın
İbrahim Kalın   -   ©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, koronavirüs salgınının etkilerine ve alınan önlemlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Sokağa çıkma uygulamasının herkesi ilgilendirecek şekilde tüm ülkeye yayılması halinde bunun ekonomiye ağır bir maliyeti olacağını dile getirdi. Kalın, bu süreçte Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, İslam İşbirliği Teşkilatı ve G20 gibi kurumların da meşruiyetinin sorgulanacağını söyledi.

İnfaz yasasıyla ilgili de konuşan İbrahim Kalın, "Suç işlemiş bir kişiyi cezaevine koymanızın amacı o kişinin ıslah edilmesidir. Bazen bu infazla ilgili düzenleme sanki bir af yasası gibi yansıtılıyor." dedi.

NTV'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kalın, salgının yoğun yaşandığı 30 büyükşehir ve Zonguldak'ta sokağa çıkma yasağı ve ilk planda şehirlerarası trafiğin önlenmesi gibi kararlar aldıklarını anlatarak, bunun tamamen süreç, yaşanan vaka sayısı, yayılmanın dozu ile ilgili konularla bağlantılı olduğunu ifade etti.

Başta da sokağa çıkma yasağı isteyenlerin olduğunu dile getiren Kalın, Bilim Kurulunun tavsiyeleri çerçevesinde, kamu düzenini dikkate alarak sağlık hizmetlerinin aksamamasını dikkate alacak şekilde ve diğer konularda tedarik yollarının açık olması, temel gıda, tıbbi ve diğer ihtiyaçları sağlayacak bir sistemi de çalıştırma zorunluluğunun olduğunu kaydetti.

İbranim Kalın, ülke genelinde uzun soluklu bir karantina kararı alınması halinde bunun ekonomiye maliyetinin ne olacağına yönelik bir soru üzerine şunları söyledi:

"Bunun ekonomiye maliyeti çok daha ağır olurdu. Toplumsal hayata ve insan psikolojisine de maliyeti çok çok farklı şekilde olurdu. Bazen insanlar iyi niyetli ama maalesef altında bilimsel veri olmadan bu tür önerilerde bulunabiliyor. Bunlar keyfi olarak 'şöyle yapalım' denilip karara bağlanacak konular değil. Bunlar gerçekten devlet aklı ile birlikte ele alınması gereken konular. O yüzden Bilim Kurulu var. O yüzden ilgili bütün birimlerimizin ortak çalışmaları önerileri neticesinde alınan kararlar bunlar."

Salgının ekonomiye etkisi

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, şu anda bile 2-2,5 ay içerisinde belki 20, 40, 50 yılda yaşanacak değişimlerin yaşandığını belirterek, "Mevcut küresel sistemin kırılganlıkları biraz daha belirgin ve kırılgan hale geldi şu anda. İşte hep söyleniyor ya küresel, liberal düzen, ben hep baştan beri şunu söyledim; aslında bu düzen ne küresel ne liberal ne de bir düzen." dedi.

Bakıldığı zaman ekonomik olarak da 2020 yılı içerisinde bütün dünyada beklentilerin 6 ila 7 puan arası bir küçülmenin olacağı şeklinde olduğunu dile getirdi.

Bu gerçeğin görülmesi gerektiğini belirten Kalın, 2003'te SARS virüsü yayıldığı zaman dünya ekonomisine maliyetinin 40 milyar dolar civarında olduğunu ve SARS'ın daha sınırlı olduğunu hatırlattı.

Kalın, şimdi küresel iç içe geçmişliklerin ve karşılıklı bağımlılıkların çok daha yoğun yaşandığı bir dönemde olunduğunu ifade ederek, "Şu anda birçok ekonomist Covid-19 ya da koronanın dünya ekonomisine maliyetinin 3 ila 4 trilyon dolar civarında olacağını tahmin ediyor. Yani 2020 tam bir daralma yılı olacak. 2021 yılı için de belki bir normalleşme göreceğiz, ekonomik verilerde bir normalleşme. Tabii ki sanayi, üretim, ticaret umarız çok daha erken bir tarihte başlayacaktır ama bu sistemin, bu ekosistemin dönmesi, ekonomik verilerin normale evrilmesi zaman alacak. Tabii ki bunları da dikkate almak durumundayız. Ama bunun için de kalkıp sağlığı tehlikeye atacak, insanımızın can güvenliğini, sıhhatini, tıbbi güvenliğini tehlikeye atacak bir adımın içerisine girmemiz de elbette düşünülemez." diye konuştu.

"AB, BM gibi kurumların meşruiyetleri sorgulanacak"

Birleşmiş Milletler, G20, İslam İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği gibi kurumların da meşruiyetlerinin sorgulanacağını, şu anda da sorgulandığını ifade eden Kalın, "Eğer bu tür uluslararası çok taraflı, çok milletli kurum ve kuruluşlar bu tür kriz anlarında çözüm üretemiyorsa ne için varlar? Dolayısıyla burada bir siyasi meşruiyet sorunu da ortaya çıkacak. Bunlar sorgulanacak ve şu anda zaten bu başladı ama bir, iki ay sonra bu uluslararası kurum ve kuruluşların koronavirüs salgını karşısında büyük oranda başarısızlığa uğradığı neticesine varacak insanlar. Bu kurumlardan daha etkin olmalarını talep edecekler, Birleşmiş Milletler'de olduğu gibi." diye konuştu.

İbrahim Kalın, Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Dünya 5'ten büyüktür." ifadelerini boşuna kullanmadığını belirterek, mevcut Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sisteminin ve bütün BM yapısının reforme edilmesinin gerekliliğinin bir kez daha görüldüğünü söyledi.

Dünya Sağlık Örgütü'ne eleştiriler

Dünya Sağlık Örgütü'ne birçok eleştiri yöneltildiğini aktaran Kalın, "Halklı eleştiriler ama siz oraya ne kadar güç verirseniz Dünya Sağlık Örgütü o kadar etkili olabilir. Aynı şey Avrupa Birliği için de geçerli. Bugün Avrupa Birliği'nin gerçekten bir birlik olup olmadığı, AB fikrinin tartışılır hale geldiği günlerden geçiyoruz. Öyle ki İspanya ve İtalya'da yaşanan salgına zamanında ve etkili cevap veremediği, çözüm üretemediği için Avrupa Birliğin'den dün İtalya ve İspanya'ya resmi bir özür beyan edildi. Buna mukabil Rusya'dan, Çin'den gelen yardımların halk nezdinde daha fazla rağbet gördüğünü görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Maske dağıtımı

Kalın, maske dağıtımına ilişkin yeni bir planlama olup olmadığının sorulması üzerine, bu şikayetlerin hepsini çok dikkatli bir şekilde takip ettiklerini ve derhal müdahale ettiklerini söyledi.

Dağıtımda birtakım aksaklıklar olduğunu kabul eden Kalın, şöyle konuştu:

"Bunu düzeltmek için de şu anda Ulaştırma Bakanlığımız, PTT, Sağlık Bakanlığımız, Eczacılar Birliği, Ticaret Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, Vefa Sosyal Destek Gruplarımız hepsi birlikte mobilize olmuş durumdalar. O konuda vatandaşlarımız lütfen müsterih olsunlar. Biraz sabır. Tabii kolay bir şey değil 83 milyon insana bu kadar maskeyi ulaştırmak çok kolay bir şey değil. Büyük oranda bu dağıtımın yapıldığını görüyoruz. Sokaklarda da görüyorsunuz insanlarımız maskelerini takıyorlar. Neden ücretsiz oldu? Cumhurbaşkanımıza bu konu Bakanlar Kurulu'nda arz edildi. Yani parayla mı satılsın, parayla satılırsa bunun artıları ne olur eksileri ne olur, ücretsiz dağıtırsak nasıl olur ya da karma bir sistem mi yapalım isteyen gitsin parasıyla alsın, imkanı olmayan veya para vermek istemeyen ücretsiz bunları temin edebilsin diye. Bütün bu değerlendirmeler sonucunda şöyle bir neticeye varıldı: Bütün milli imkan ve kabiliyetlerimizi biz şu anda üretim noktasında maske üretimine yoğunlaştıralım, maske ihtiyacımızı karşılayacak stok düzeyine ulaşalım. Bunu engelleyecek buna halel getirecek stokçuluk, fahiş fiyat gibi bütün faaliyetlere de son verecek adımları atalım."

"Af yasası değil"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, infaz düzenlemesine ilişkin, "Suç işlemiş bir kişiyi cezaevine koymanızın amacı o kişinin ıslah edilmesidir. Bazen bu infazla ilgili düzenleme sanki bir af yasası gibi yansıtılıyor. Yani suç işlemiş birisi hiç ceza çekmeden salıverilecek ya da hapse girmeyecek gibi yansıtılıyor, böyle değil. Amaç burada zaten ceza çekmekte, şu anda cezaevinde olan kişilerin sürelerinin kısaltılması, yani bir infaz reformu bu, af yasası değil. AK Parti grubundaki arkadaşlar, MHP, CHP, İYİ Parti ve diğer partilerdeki milletvekili arkadaşlarla uzun bir süredir bunu konuşuyorlardı. Görüştüler, maddeleri, nasıl yapılabileceğini konuştular. Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda bu çalışmalar yürütüldü. Amaç burada zaten ceza çekmekte, şu anda cezaevinde olan kişilerin sürelerinin kısaltılması yani bir infaz reformu bu, af yasası değil. Bu yapılırken de oldu? Toplumun, kamu vicdanının, genel kamu güvenliğinin hassasiyetleri dikkate alınarak, belli suç kategorileri tamamen infaz düzenlemesinin dışında bırakıldı. Mesela terör suçları, organize suçlar, cinsel suçlar, kadına yönelik şiddet, uyuşturucu, bunlar tamamen kapsam dışı bırakıldı. Bu infazdan yararlananlar diğer suç kategorisinde olup, yani nitelikli suç, nitelikli olmayan suç ayrımlarını da dikkate alarak bir tasnif yapıldı." dedi.