Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Pandemi süreci sivil toplumu nasıl etkiledi?

Koronavirüs salgını nedeniyle İstanbul'da caddeler boş kaldı
Koronavirüs salgını nedeniyle İstanbul'da caddeler boş kaldı   -   ©  Emrah Gurel/AP
Metin boyutu Aa Aa

2000’li yıllarda yaygın şekilde mercek altına alınan “sanal kamusal alanlar”, pandemi sürecinde sosyal mesafelerin artması ve internetin insanları bir araya getirme aracına dönüşmesiyle birlikte bu kez sivil toplum özelinde yeni bir çerçeveden inceleniyor. Zira "evde kal" çağrılarıyla birlikte geleneksel iletişim yöntemleri geri plana düşerken, kamusal alan-sanal alan-özel alanları ayıran çizgiler de farklı bir şekle bürünüyor.

euronews Türkçe'nin görüştüğü uzmanlar ve sahadaki aktivistler, oluşan yeni sanal-kamusal alan içerisindeki toplumsal hareketlerin teknolojiyle birlikte biçim değiştirdiğine ve bu yeni gerçekliğe uyum sürecinde sivil toplumun yenilenen yerel demokrasi karşısında sınanacağına dikkat çekiyorlar.

İçişleri Bakanlığı’nın “Koronavirüs Tedbirleri” konulu Genelgesi ile dernek ve vakıfların seçimli genel kurulları geçici olarak ertelendi, ancak sanal ortamda diğer etkinliklerini gerçekleştirmelerinin önünde herhangi bir engel bulunmuyor.

Son olarak Türkiye'deki LGBTİ dernekleri de tarihte ilk kez 27 Haziran günü çevrimiçi Onur Haftası düzenlemeye hazırlanıyorlar.Ayrıca 22-28 Haziran tarihleri arasında da İstanbul'daki 28. Onur Haftası'nın etkinlikleri gerçekleşecek.

Hızlı dönüşüm gereği

Genel kanı ise, pandemi sürecinin sivil toplum kuruluşlarını hazırlıksız yakaladığı ve kendilerini yeni gerçekliğe adapte etmek için onların da hızlı bir dönüşümden geçme gereğinin doğduğu yönünde.

Bu süreç, her ne kadar sahada aktif çalışan kuruluşların etkinliklerini azaltsa da, kimi sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini sanal ortama taşımasıyla birlikte erişim yelpazelerinin genişlediği görülüyor.

Sivil toplum süreçlerini yakından takip eden akademisyen Gülgün Erdoğan Tosun, 2010-2015 yılları arasında İzmir Kent Konseyi’nin kurucu genel sekreterliğini yaptı. Şu anda yerel düzeyde sivil toplum örgütlenmesi yönündeki çalışmalarını pandemi sonrası süreçte sanal ortamda KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği) ve Çocuk Seks İşçiliği, Çocuk Pornografisi ve Seks Amacıyla Çocuk Ticaretine Son Ağı (ECPAT) üyeliği üzerinden yürüten Tosun ayrıca Ege Üniversitesi iletişim fakültesi öğretim üyesi.

euronews Türkçe’ye konuşan Tosun, “Sivil toplum yapısı itibariyle gücünü birliktelikten ve yan yana omuz omuza durabilmekten alan yapılardır. Yeni süreçte pandemiyle birlikte “sosyal birliktelik” kavramının yeniden dönüşümü söz konusu. Bu durum, sivil toplumun üstesinden gelmesi gereken en önemli meydan okumalardan biri. Sosyal mesafe kavramının kullanılmasına karşı çıkıyor ve “fiziksel mesafe ve sosyal dayanışma” kavramları tercih edilmeli, sivil toplum asıl bu ikiliği yaratıcı çözümlerle somut projelere dönüştürmeli diyor.

Ortak tehdide karşı birlik olma ruhu

Tosun, özellikle kadın, çocuk ve engelliler gibi dezavantajlı gruplara yönelik sivil toplum örgütlerinin, bireylerin kendileri gibi düşünen diğer bireylerle, ortak bir tehdit veya soruna karşı bir araya gelerek birlikte karşı durdukları, “canlı kalkan” olma ruhunu hissettikleri alanlar olduğunu kaydediyor.

Tosun, “Sivil toplum pandemi sürecinde birlikteliği ne kadar sağlamaya calışsa da bu kırılmaya hazırlıksız yakalandı. Daha önce tartıştığımız sanal kamusallıkların pratiğini yaşamaya başladık. Sivil toplum örgütleri siyasal iktidar karşısında insanları bir araya getirme ve bunu meydanlarda gösterebilme gücüne sahipti ve bu güç bu koşullarda biraz zayıfladı” diyor.

Dolayısıyla, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini giderek dijital ortama taşıdıkları ve bu ortamın Zoom, Teams, Google Meet, Skype gibi araçlarına uyum sağlamaya çalıştıkları koşullarda, topluma temas edilmesi gereken sosyal etkinliklerde kamu sağlığı gereği bir azalma söz konusu.

Ancak, örneğin İzmir’de KA-DER’in gönüllü örgütlenmesinde dezavantajlı gruplar arasında işsiz kalan ailelere, kadınlara destek için maddi ve ayni yardımda bulunma çabaları artıyor. Öte yandan, KA-DER’in siyasal ve toplumsal katılımlarını güçlendirmek üzere uzun zamandır birlikte projeler ürettikleri muhtarlar da kadın sorunlarına yerelde en yakın birimlerden biri olarak telefon üzerinden kadın sorunlarına çözüm bulmaya çalışıyorlar.

Genel Kurul toplantıları

Bununla birlikte, sivil toplum kuruluşlarında başkan değişimi, üyelikler konusunda Genel Kurul toplantıları özel öneme sahip. Bunların geçtiğimiz günlerde İçişleri Bakanlığı genelgesiyle yasaklanması, Tosun’a göre derneklerin faaliyetlerinde bir süre sonra yavaşlamaya ve kilitlenmeye yol açabilir.

Uzmanlar, pandemi sürecinin uzaması durumunda söz konusu Genel Kurulların dijital kayıtlarının tutulabileceğini ve talep edildiğinde ilgili makamlarla paylaşılabileceğini, böylelikle bu engelin de uzlaşıyla aşılabileceğini düşünüyorlar.

“Sivil toplum bu süreçte bireyciliğe karşı mücadele eden yapısını korumak için projeler geliştirmeli, evine hapsolmuş bireylerin sivil toplumdaki karşılığını güçlendirmeli; krizi fırsata çevirmek adına, sivil toplumun yenilenmesi, sosyal dokunun güçlendirilmesi için yeni teknolojileri inşa etmek gerekli” diyor Tosun.

Krizi fırsata çevirenler

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) Başkanı Ertan Aksoy ise bu krizi fırsata çeviren sivil toplum aktörleri arasında olduklarını belirtiyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Aksoy, “Bizim pandemi öncesinde fiziksel toplantılarımızda katılımcı kitlemiz orta yaş ve üstüydü. Şu anda ise ilginç bir şekilde gençlerin ve daha önce iş saatlerinden dolayı katılamayan beyaz yakalı çalışanların da anlamlı oranda katılımı söz konusu” diyor.

Bu zamana değin 40’tan fazla düzenledikleri Sosyal Demokrasi Okulu projelerini online eğitime taşıyan SODEV, toplantılarını sanal ortama aktardıktan sonra yurtiçi ve yurtdışından katılımcı yelpazesinin genişlediğini, Anadolu’nun çok farklı kentlerine dek ulaşmaya başladıklarını belirtiyor.

SODEV, her ay zoom üzerinden ortalama iki panel ve yılda üç veya dört kez Sosyal Demokrasi Okulu atölyesi gerçekleştirmeyi hedefliyor.

“Mekanın öneminin kalmadığı bir dönemden geçiyoruz. Artık beyaz yakalılar da sanal okulumuza katılıyorlar. Anlamlı bir gençleşme sürecinden geçiyoruz. Bizim de sosyal demokrasi savunucuları olarak yakalamakla yükümlü olduğumuz fikir emekçilerini de bu sayede yakalamış ve sosyal demokrasiyi anlatma fırsatı bulmuş oluyoruz” diye ekliyor Aksoy.

Kadına yönelik şiddetle mücadele edenler

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, özellikle kadına yönelik şiddet vakalarının takibi ve sahada çözüm bulunması konusunda Türkiye’de en aktif isimlerin başında geliyor.

Türkiye çapında barolarla Zoom üzerinden bir toplantı gerçekleştirmeden bir saat önce euronews Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Güllü, evlere kapanmanın ardından aile içi şiddete dair acil yardım hatlarını arayan kadın sayısında artış yaşanmaya başladığını kaydederek, kendilerinin de bir süredir bu sistemi sürdürülebilir bir hale getirmek ve bütün çağrıları kayıt altına alıp bir bilgisayar sistemine aktarmak için teknik altyapıyı oluşturduklarını kaydediyor.

“Bu süreçte kendi çalışmalarımızı yapmak için birçok teknik dijital toplantılara katıldık. Hazırlıksız yakalandığımız bu sistemi tanımaya, oyun kurucu olmaya yöneldik. Kendi ekip arkadaşlarımızla daha sık görüşmeye, medya üzerinden de dijital çalışmalara ağırlık vermeye başladık” diyen Güllü, şiddet mağduru kadınların hastalık sebebiyle sığınma evlerine alınamadıkları bu dönemde onlara otelde konaklamaları için destek olduklarını da kaydediyor.

İhtiyaç Haritası yıllar önce dijitalleşmişti

İnternet üzerinden yapılan bağışların ülke çapında haritalandırılması yoluyla ihtiyaç sahiplerine yıllardır hızlı bir erişim imkanı sağlayan İhtiyaç Haritası'nın kurucusu Ali Ercan Özgür, yaklaşık 5 yıl önce Google STK Akademi ile işbirliği içerisinde Türkiye'de 200 öncü STK'ya bulut ve diğer uygulamaları kullanma imkanı verilmesinde katkı sunmuştu.

euronews Türkçe’ye konuşan Özgür, “İhtiyaç Haritası olarak beş yıl önce sadece online imece ve harita temelinde bir dijital sosyal ve kar amacı gütmeyen kooperatif olarak yola çıktık. Bu bağlamda sosyal medyanın buluşturucu sosyal faydası olmaya çabaladık. Bu çalışma birçok ihtiyaç sahibi ve destekçinin bir dijital sistemi kullanmasını gerektiriyordu” diyor.

ihtiyacharitasi.org, kurulduğu 2015 yılından bu yana 10 milyon üzerinde sayfa görüntüleme ve 2,5 milyon ihtiyaç talebinin girildiği bir dijital sosyal platform. Kurulduğu ilk andan beri "dijital gönüllülük" sistemini uygulaması ise, hem yardımlarda anonimliği sağladı, hem de günümüz koşullarına uyumu indirekt olarak sağlamış oldu. Bu da yeni koşullara hızla adapte olmalarında bir kazanç. Pandemi sürecinde de sanal ortamdaki “imece” çalışmalarını sürdürecek, zira birkaç yıldır dijital olarak altyapısını konsolide etmiş durumdaydı.

İhtiyaç Haritası, sivil toplumun dijitalleşmesine yönelik yıllardır sürdürdüğü çalışmalarında ise şunu gözlemledi: Mobil uygulamalar, Türkiye’de her gelir grubunda yaygın ve Türkiye’de insanlar bilgiyi sanal ortamda takip edip bulmaya eğilimli.

“Uluslararası araştırmalar da dijital platformlara olan sosyal güvenin arttığını ve dijitalle desteklenen sivil topluma olan güvenin pekiştiğini gösteriyor” diyor Özgür.

Mültecilerle dayanışma sosyal mesafe engeline takıldı mı?

Bununla birlikte, pandemi sürecinde insanların hayatına fiziksel olarak da dokunan sivil toplum aktörlerinin yaşadığı dönüşüm daha sancılı olacağa benziyor. Zira, mülteciler konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarının sahadaki çalışmaların askıya almalarının, ağır bir göç yükü altındaki Türkiye’de mültecileri ve faal oldukları bölgelerdeki yoksul kesimleri olumsuz etkileyeceği öngörülüyor.

Örneğin, Ankara merkezli İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (IGAM), bir süredir çalışmalarına pandemi sebebiyle ara vermişti. IGAM Başkanı Metin Çorabatır, "Kapılarımız kapalı olsa da, mültecilere yönelik sağlık yönlendirmelerini kapılarımıza asıyoruz. Herhangi bir eğitim faaliyeti düzenleyemesek de, bilinçlendirme sürecindeki rolümüzü sanal ortamdaki toplantılarımız üzerinden yapıyoruz" diyor.

IGAM, YouTube kanalı üzerinden her hafta birçok kez düzenli olarak insan hakları savunucusu mültecilerle söyleşiler düzenliyor ve pandemi sürecinde mültecilerin sorunlarını masaya yatırıyor.