Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Döviz ve altın işlemlerinde uygulanan verginin 5 kat artırılması ne anlama geliyor?

euronews_icons_loading
Amerikan doları
Amerikan doları   -   ©  NikolayFrolochkin / Pixabay
Metin boyutu Aa Aa

Döviz ve altın işlemlerinde uygulanan vergi oranı 5 kat artarak binde 2’den yüzde 1’e çıkarıldı.

Banka Sigorta ve Muamele Vergisi (BSMV) oranındaki bu artışla birlikte, bundan böyle 100 dolar alacak olanlar, 1 dolar vergi ödeyecek.

Resmi Gazete’de yayımlanan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı kararlara göre; alınan bu tedbirler koronavirüs salgının ekonomik etkilerini en aza indirmek için.

Bir diğer karar ise finansman bonolarından alınan yüzde 10’luk stopajın yüzde 15’e yükseltilmesi oldu.

Stopaj bonolarındaki bu yükseliş sadece bireysel yatırımcıları kapsıyor, kurumsal yatırımcılar için bu oran ‘0’ olmaya devam ediyor.

Yine Sanayi Sicil Belgesi ve İhracatçı Birlikleri’ne üye olan patronlar döviz alıp satma vergisinden muaf tutuldu.

‘’Türk Lirasına olan güven erozyona uğradı’’

Prof. Dr. Yalçın Karatepe’ye göre, döviz ve altın işlemlerindeki bu artışla iktidar, yerli yatırımcının ya da tasarruf sahiplerinin döviz alımlarını mümkün olduğunca zorlaştırmak istiyor.

Euronews’e konuşan Karatepe, her ne kadar bu hamle ile birlikte yurttaşların yatırımlarını Türk Lirası ile yapmaları dayatılıyor olsa da Türk lirasına olan güvenin erozyona uğradığı görüşünde.

Ve bu müdahaleye rağmen, düşünüldüğü ya da beklenildiği gibi TL’ye bir dönüşün olacağını düşünmüyor Kocatepe.

Çünkü, yatırımcılara göre Türk lirası cinsinden yapılan tasarruflar riskli. Sebebi ise TL’nin enflasyon ile birlikte bankalardan elde edilen faiz getirisinin negatif seviyelerde olması.

İktisatçı Karatepe; ‘’TL’ye karşı olan güven yeniden sağlanamazsa, getirilen bu vergiler ya da diğer kısıtlamalarla yurttaşların diğer alternatif yatırım araçlarına yönelmesi engellenemez. O nedenle ilk yapılması gereken Türk lirasına karşı güvenin yeniden sağlanması’’ diyor.

‘’Ekonomik sorunlar kabul edilir ve çaba harcanırsa TL’ye karşı güven artar’’

Prof. Dr. Yalçın Karatepe’ye göre, bu güvenin sağlanmasının yolu Türkiye’nin ekonomik sorunlarını kabul edip, çözümlerine dair çaba göstermekten geçiyor.

Türkiye’nin içinde olduğu ekonomik sorunların koronavirüs öncesine dayandığına dikkat çeken Karatepe, salgın öncesinde de işsizlik, enflasyon gibi sorunlarımız vardı diyor:

"Salgının yarattığı durum ise ekonomik tedirginlik nedeniyle yatırımcıların Türkiye gibi riskli ülkelerden kaçması oldu. Çünkü dünya ekonomisinin salgından sonra nasıl olacağı sadece tahminlerden ibaret."

Swap sınırlandırmaları ve vergi uygulamaları ile sermaye kontrolü yapılıyor
Prof. Dr. Yalçın Karatepe

'Kurdaki dalgalanmalar nedeniyle iktidarın panik halinde adımlar attığını' söyleyen iktisatçı Karatepe, swap işlemlerine getirilen sınırlandırılmalar, yabancı bankaların TL ile işlemlerine sınırlama getirmek ve vatandaşa vergi koymak, gibi adımların ‘’sermaye kontrolü’’ anlamına geldiğini belirtiyor.

Karatepe’ye göre, Türkiye döviz kazanmak zorunda ancak swap gibi finansal enstrümanlar üzerinden kısa sürede döviz sorununun çözüleceği algısı yanlış:

‘’Swap nakit akışı yönetimi için önemli ama döviz kazandırıcı bir işlem olmadığı için Türkiye’nin uzun vadeli ihtiyacını karşılayacak bir finansman yöntemi değildir’’

Son zamanlarda ekonomiye dair teknik terimlerin kullanılma sıklığının halk arasında daha da arttığını söyleyen Karatepe bunun nedenini toplumda ekonomik tedirginliğin giderek yükselmesine bağlıyor.

"Ortalama vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor"

Karatepe’ye göre ortalama vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılayamaz düzeye geldi. İnsanları desteklemek konusunda da iktidarın yetersiz kaldığını düşünen Karatepe, salgın nedeniyle açıklanan ekonomik paketten vatandaşa sağlanan desteğin şu anda 5 milyar TL olduğunu yani 1 milyar dolar bile etmediğinin altını çizdi.

Aslında ortalama vatandaşın asıl baktığı yerin Dolar ya da Euro olmadığını söyleyen Prof. Dr. Yalçın Karatepe, yurttaşın sofrasına koyabileceği temel gıda ürünlerini nasıl karşılayacağının derdinde olduğunu düşünüyor. Karatepe ekonomik süreci başarıyla yürütemeyen iktidarın insanların temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda da yetersiz olduğunu savunuyor.