Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Azerbaycan'ın Türkiye'ye doğal gaz sevkıyatında liderliği ne anlam taşıyor? Uzmanlar yorumluyor

Doğalgaz boru hatları
Doğalgaz boru hatları   -   ©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) mart ayına ilişkin yayınladığı resmi istatistiklere göre, Azerbaycan’ın Türkiye’ye yaptığı doğal gaz ihracatı miktarı Rusya’yı geçti ve Azerbaycan mart ayı itibariyle boru hattı üzerinden Türkiye’ye en fazla gaz sevkıyatı yapan ülke oldu. Onu İran ve ardından da Rusya izliyor.

Uzmanlar ise, enerji ilişkilerindeki bu değişimin ve Rusya'nın pazar payının bir ay içerisinde 389,7 milyon m3 gaz satışı ile geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki yüzde 33’lük paydan yüzde 9,9'a gerilemesinin, bunun karşılığında Azerbaycan’ın yüzde 23,5 pay almasının siyasi bir izdüşümü olup olmayacağı konusunda bölünmüş durumdalar.

Kalıcı bir kırılma oluşturmaz

Rusya ve enerji uzmanı Aydın Sezer, küresel dengeleri olduğu gibi Türkiye iç piyasasını da etkileyen pandemi koşulları ve öncesinde Türkiye’de yaşanan ekonomik durgunluk çerçevesinde düşen talebin enerji fiyatlarına da yansıdığını, ancak bunun Rusya-Türkiye gaz ilişkilerinde kalıcı bir kırılma anlamı taşımadığını düşünüyor.

Zira, Türkiye'de mart ayında doğal gaz tüketimi bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 10 oranında azaldı.

euronews Türkçe’ye konuşan Sezer, “Rusya’dan aldığımız doğal gazın formülü, geçmişe yönelik petrol fiyatları ortalaması üzerinden hesaplanıyor. Dolayısıyla bugünkü doğal gazın fiyatı, geçmişteki dokuz aylık petrol fiyatlarına endeksli. Dokuz ay sonra Türkiye’nin Rusya’dan aldığı doğal gazın fiyatında düşüş yaşanacak. Bu bir denge politikası” diyor.

Sezer, söz konusu dönemde Azerbaycan’dan daha fazla doğal gaz alınmasının Türkiye-Rusya arasındaki anlaşma yükümlülüklerini değiştirmediğini ve anlaşma hükümleri gereğince Türkiye’nin satın almadığı halde sözleşmede yer alan yıllık alım taahhüdünün yüzde 75’ni asgari alım taahhüdü olarak ödemesi gerekeceğini özellikle vurguluyor.

“Enerji güvenliği açısından Rusya’dan alınan garanti bir gaz. LNG ise geçici bir fırsat. Bizim Ruslardan 4 milyar m3’ü TürkAkımı, 16 milyar m3’ü de Mavi Akım’dan olmak üzere yıllık 20 milyar m3 gaz alım taahhüdümüz var. Alımı düşürsek bile Rusya açısından fark etmiyor, çünkü bedelini ödemek zorundayız” diyen Sezer, 15 yıllık bir sözleşmeye dayanan Şah Deniz-2 sahasından gelen gazın kağıt üzerinde ve Türkiye sınırındayken daha ucuz olduğunu, ancak Eskişehir’e 79 dolar, Trakya’ya ise 103 dolar taşıma bedelleri eklendiğinde Rus gazından daha pahalıya geldiğini belirtiyor.

Şah Deniz – 1 anlaşmasının mühleti, 2022 yılında, Mavi Akım ise 2028’de sona eriyor.

Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından Türkiye’ye doğal gaz ithalatı, iki farklı yoldan gerçekleşiyor. Rusya, İran ve Azerbaycan ile olan boru hatları üzerinden uzun dönemli sözleşmeler çerçevesinde, Cezayir ve Nijerya’dan ise uzun vadeli kontratlarla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olarak satın alınan doğal gazın yanı sıra, başta ABD ve Katar olmak üzere spot olarak- dönemsel kontratlar yapılmaksızın- LNG ithal ediliyor.

Türkiye'ye LNG satan ülkeler arasında Katar yüzde 20, Cezayir yüzde 13,5, ABD yüzde 9,4 paya sahip. BOTAŞ’ın, 2020 yılının ilk dört ayında ithal ettiği LNG kargoları içinde ABD’nin payı yüzde 40’a dek yükseldi. Ankara, “1. Türkiye–ABD LNG Forumu”nu gerçekleştirmek üzere muhataplarıyla görüşmelere başladı.

Ruslara bağımlılığı azaltır

The Bosphorus Energy Club Başkanı ve eski diplomat Mehmet Öğütçü de doğal gaz alım tercihlerinin Ruslardan bir uzaklaşma olduğunu düşünmüyor.

euronews Türkçe’ye konuşan Öğütçü, “Türkiye uygun fiyat neredeyse ona yöneliyor. Amaç, tek bir kaynağa yüzde otuzdan fazla bağlanmamak. Öte yandan, Amerikalılar da Türkiye’deki LNG pazarına son dönemde çok güçlü girdiler, Avrupa’da Amerikan LNG’sini en çok alan ikinci ülke Türkiye. Bu sene doğal gaz ihtiyacının üçte biri LNG’den gelecek” diyor.

Doğal gazın sözleşmelere bağlı bir konu olduğunu, anlaşmaların önümüzdeki yıllarda sırasıyla yenileneceğini ve doğal gazın Türkiye’de kullanım sahalarının giderek azaldığını kaydeden Öğütçü, bunda yenilenebilir enerji ve yerli linyit kömürün kullanımının etkili olduğunu belirtiyor.

“Avrupa’da da Rus doğal gazının payı yüzde 40’a yakın. Biz de tek bir kaynağa olan bağımlılığı, gaz ikmal güvenliği açısından yüzde 30’lar düzeyine çekmeye çalışıyoruz” diyor ve ekliyor: “İstenirse Azerbaycan’dan gelecek gaz artırılabilir, Azerbaycan’da harekete geçirilebilecek sahalar var halen.”

Öte yandan, Öğütçü, bu yılın Ocak ayında Türk ve Rus devlet başkanlarının katılımıyla başlatılan Türk Akımı’nın, Mavi Akım ile birlikte Rus gazının Türk piyasasında kalıcılığını sağladığını, ancak bir yandan da Rusya ile yeni fiyat ve sözleşme müzakeresinde elimizi güçlendirdiğini düşünüyor.

Tedarikçileri rekabetçi pozisyona çekecek

Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler Avrupa Gaz Uzmanları Grubu Ekonomik Komisyonu (United Nations Economic Commission for Europe Group of Experts on Gas) üyesi ve Atlantik Konseyi kıdemli araştırmacısı enerji güvenliği uzmanı John Roberts’e göre, buradaki temel mesele Türkiye’nin Rusya, Azerbaycan, İran ve diğer birçok LNG tedarikçisini rekabetçi bir pozisyona çekmek ve bu önemli pazarda fiyat rekabetinde bulunmalarını sağlamak.

euronews Türkçe’ye konuşan Roberts, “Herhangi bir tedarikçi Türk pazarına tüm erişimini kaybediyor anlamına gelmiyor. Rusya’ya kıyasla Azerbaycan’ın önümüzdeki birkaç yıl boyunca Türkiye’ye tedarikini artırmak konusunda sınırlı kapasitesi var” diyor ve ekliyor:

“Eğer bir tedarikçi fiyatlar konusunda esnek değilse ve doğal gazın fiyatı genellikle düşük seyrediyorsa, tüketici bu durumda tek bir başat tedarikçiye bu kadar bağımlı olmanın mantıklı olup olmadığını düşünmeye başlayacaktır. Düşük seyreden uluslararası doğal gaz fiyatları karşısında SOCAR, fiyatlarını düşürmek konusunda çok daha esnek görünüyor.”

Siyasi boyutu olan bir tercih

Ancak, Roberts Rusya’dan yapılan alımlardaki düşüşün ardında siyasi boyutun da bir nebze etkili olabileceği kanısında:

“Rus ve Azeri gazı için sözleşmeler önümüzdeki dönemde yenileneceği için, Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki çatışmalar sebebiyle Rusya ile gerilen bağların ve Azerbaycan ile geleneksel dostane ilişkilerin önümüzdeki dönemde sözleşme tercihlerine yansıyabileceğini düşünüyorum. Rusya’nın Türk pazarındaki payına dair siyasi hesaplar da devreye girebilir.”

Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine "tek millet, iki devlet" söylemi hakim. Temelleri 2015 yılında atılan Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi'nin (TANAP) Avrupa bağlantısı, geçtiğimiz Kasım ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azeri mevkidaşı İlham Aliyev'in katılımıyla, Yunanistan sınırındaki İpsala ilçesinde düzenlenen törenle açılmıştı. Bu töreni, birkaç ay sonra 8 Ocak'ta Rusya ve Türkiye'nin açtığı TürkAkım doğal gaz boru hattının açılışı izledi.

6,5 milyar dolar maliyetli TANAP, Azerbaycan'ın Şahdeniz Doğal Gaz Sahasında üretilen doğal gazı Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımayı amaçlıyor ve TANAP'ta BOTAŞ'ın yüzde 30 oranında hissesi bulunuyor.