Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Covid-19 süreci ve sonrasında dijitalleşme: 'Türkiye teknoloji becerilerine yatırım yapmalı'

Yorum sayfamızda yayınlanan makaleler, euronews'in editoryal görüşünü yansıtmaz.
Metin boyutu Aa Aa

Bilişim sektörü, uzun süredir dünyanın gündeminde ve bilişim teknolojilerinin getirdiği değişim, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2018’de yayınlanan İşlerin Geleceği Raporu’nda kendini açıkça göstermişti. Dijitalleşme eğiliminin, Covid-19 salgını ile çok daha hızlanarak sürdüğünü Microsoft CEO’su Satya Nadella da 30 Nisan 2020’de şu şekilde ifade etmişti: “İki ay içerisinde iki yıllık dijital dönüşüm yaşandığını gördük. Uzaktan takım çalışması ve öğrenimden, satış ve müşteri hizmetlerine, kritik bulut altyapısı ile güvenliğe kadar her gün müşterilerimizle beraber çalışıp, onlara her şeyin uzaktan yapıldığı bir dünyaya uyum sağlamaları ve iş yapabilmeleri için yardımcı oluyoruz”.

Analistler ekonomi, sektörler ve firmalar üzerindeki etkilere ayak uydurmak için uğraşıyorlar. Bununla birlikte, bu kriz dijitalleşme yolunda gittikçe büyüyen bir eğilimi hızlandırdı. Covid-19 ile dijitalleşme daha stratejik bir önem kazandı ve salgın dijital dönüşümün “hızlandırıcısı” haline geldi.

Türkiye dijitalleşme becerilerine yatırım yapmalı

Dijital Türkiye Platformu ile PwC ortaklığıyla hazırlanan Dijitalleşme Yolunda Türkiye (2019) raporu, Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde kötü bir konumda olmadığını ama daha yapılabilecek çok şey olduğunu gösteriyor. Türkiye’de temel düzeyde ya da temel düzeyin üzerinde dijital becerileri olan, 16-74 yaş aralığındaki bireylerin oranı yüzde 34. Temel düzeyde ya da temel düzeyin üzerinde dijital becerilere sahip iş gücü oranı ise yüzde 46. Avrupa Birliği’nde bu oranlar sırasıyla ortalama yüzde 57 ve yüzde 65. PwC’ye göre Türkiye’de 2020’lerde işlerin yüzde 14’ü, 2030’larda ise yüzde 33’ü otomasyon riski altında. Paylaşılan bu oranların bize gösterdiği şey, Türkiye’nin dijital becerilere yatırım yapması gerektiği. Endüstri 4.0’dan ve dünya ekonomilerinde gerçekleşecek olan değişimden olumsuz yönde etkilenmemek için dijital becerilere sahip bir nüfusa sahip olunması gerekiyor. Bu sebeplerden dolayı, 1 Milyon Yazılımcı Projesi, Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde insan sermayesine katkıları ile önemli bir adım olarak görülmeli.

Dijital Türkiye Platformu’nun raporunda kamu hizmetlerinin dijitalleşmesinden de bahsediliyor. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan bir çalışmaya göre, Türkiye’nin e-Devlet hizmetleri, kullanıcı odaklılığı açısından çok iyi olmakla beraber, sınır ötesi hizmet konusunda AB’nin gerisinde. Buna ek olarak, Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir çalışmaya göre, Türkiye e-Devlet’te çevrimiçi hizmet sağlamada oldukça iyi fakat insan kaynağı ve altyapı alanlarında iyileştirmeler yapılmalı.

Online konserler, online filmler, online müzeler çağı

Covid-19 salgını sırasında teknolojiler, karantina döneminde toplumumuzu işlevsel tutmada önemli bir rol oynamaktadır. Ve bu teknolojilerin Covid-19'un ötesinde uzun süreli etkileri olması bekleniyor. Örneğin, bu süreçte online alışveriş ve robot teslimatlardan daha çok bahsedilmeye başlandı. Covid-19, online alışverişi olmazsa olmaz bir olgu haline getirdi. Öyle ki bazı Çinli e-ticaret firmaları da robot teslimatlarını geliştiriyorlar. Alışveriş ve teslimat sürecinin yanı sıra dijital ve temassız ödeme seçenekleri sunan yerler vatandaşların gözünde daha avantajlı bir konuma geldi. Şimdi, kartlar veya e-cüzdanlar şeklinde temassız dijital ödemeler, Covid-19'un yayılmasını önlemek için önerilen ödeme yöntemleri haline geldi. Çevrimiçi eğlence sektöründe de hızlı bir dönüşüm yaşadık. Online konser akışı dünya çapında önem kazandı. Çinli film yapım şirketleri de çevrimiçi filmler yayınladı. Müzeler ve uluslararası sergi siteleri vatandaşlara sanal turlar düzenlemeye başladı.

Post-corona sürecinde de çevrimiçi eğitimlerin artarak devam edeceğini düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde Cambridge Üniversitesi gelecek sene de çevrimiçi olarak eğitim verileceğini açıkladı. Herkes evlerden de verimli çalışılabildiğini fark etti, bundan sonraki dönemde de uzaktan çalışmalar artacaktır. Bunların yanı sıra robotların ve yapay zekâ teknolojilerinin kullanımının artmasını bekliyorum. Her öğrencinin farklı kişilikleri, ilgi alanları, yetenekleri, güçlü ve zayıf yönlerinin olduğunu biliyoruz. Dünyada neredeyse tüm ülkeler teknolojinin eğitimde kullanılmasına dek tüm öğrencileri aynı yoldan yürümeye, aynı şekilde öğrenmeye, aynı şeyi öğrenmeye çalıştılar. Ancak dijital dönüşüm ile, teknoloji hem eğitmenlere hem de öğrencilere birçok kişiselleştirilmiş çözüm sunuyor. Akıllı sensörler ve birçok yeni teknoloji hem Türkiye’de hem de dünyanın çoğu yerinde tedavi ve tedbir amaçlı kullanılmaya başlandı. Eve söylenen siparişlerde robot kullanılarak teslimat yapılması, toplu alanlara girişlerde kurulan ateş ölçen akıllı sensörler, akıllı telefonlarda kullanılan uygulamalar hayatı kolaylaştıran ve güven veren uygulamalar olacaktır.

Güvenlik ihlallerine dair çözümler üretilmeli

Sosyo-kültürel açıdan da gelişme ve ilerleme bekliyorum. Bir sürü müze ve sergi çevrimiçi olarak gezilebilmeye başlandı, ünlü müzikaller, gösteriler ücretsiz bir şekilde sunuldu. Evlerde geçirilen bu zaman aynı zamanda çoğumuza görmek isteyip fırsat bulamadığımız birçok kültürel ve sanatsal etkinliği de yapma şansı kazandırdı. Bu alanlara da ilginin artmasıyla beraber insanların kendilerini geliştirmeye devam etmek isteyeceklerini ve bu alanlarda yeni içerikler üretilmesini bekliyorum.

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı Covid-19 sonrası risk raporunda bahsedilen önemli küresel risklerden biri de dijitalleşmeyle gelen siber güvenlik riskleri. Dijitalleşmenin arttığı bu dönemde hemen her verimizi uzaktan erişilebilir hale getiriyoruz. Fiziksel transferleri mail veya mesajlaşma yoluyla gerçekleştiriyoruz. Bu noktada oluşacak olası güvenlik ihlallerini engellemek adına şirketlerin riskleri iyi analiz ederek hareket etmeleri ve kurumsal seviyede güvenlik sağlayabilecek çözümlere yönelmeleri oldukça önemli.

Dijitalleşme adımları hızlandırılmalı

Deloitte’un mayıs ayında yayınladığı raporda pandemi sonrası süreçte küresel krizin büyük buhran dönemindeki ekonomik daralma oranında olabileceği belirtilirken, bu krizden çıkışta bir pivot etkisi yaratılması adına dijitalleşme adımlarının hızlandırılması tavsiye edilmekte.

İnsan alışkanlıklarında büyük değişiklikler yaşandı. Çoğu işimizi çevrimiçi bir şekilde halledebileceğimizi gördük. Sosyal medya kullanımında oldukça büyük bir artış yaşandı ve bu sektörde iş yapmak bir avantaj oldu.

Yazar: Dr. R. Erdem Erkul, Microsoft Türkiye Kamu Sektörü ve Yatırımları Genel Müdür Yardımcısı