Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Uzmanlar TCMB'nin faiz kararını değerlendirdi: Yeterince ikna edici değil, tek yararı sadeleştirme

Access to the comments Yorumlar
 Sertaç Aktan
Türk Lirasi
Türk Lirasi   -   ©  Anadolu
Metin boyutu Aa Aa

Kısa bir süre önce başına Naci Ağbal'ın getirildiği Merkez Bankası (MB) ilk toplantısı sonrası politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 475 baz puan arttırarak yüzde 15’e yükseltti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nde (TOBB) yaptığı konuşmasında faiz arttırımına karşı olduğunu ve faizin enflasyonun nedeni olduğuna inanmaya devam ettiğini belirten konuşmasından bir gün sonra gelen bu karar uzmanlarca hükümetin çaresizliğine yoruldu.

"Çaresizliğinden dolayı taviz vermek durumunda hissediyor"

Euronews Türkçe'ye gelişmeyi değerlendiren Prof.Dr. Yalçın Karatepe'ye göre yeni oran MB'nin fiili olarak faizlerde bir değişiklik yaptığı anlamına gelmiyor. Sadece tabelada yazılı olan oranın fiili olarak uygulandığı ağırlıklı ortalama olan yüzde 15 seviyesine çekildi. Karatepe verilen mesajı şöyle yorumluyor:

"Ben bundan sonra piyasanın beklentisine uygun politika faizi uygulayacağım deniyor. Açıklama metninde de bankalara bu orandan kaynak kullandırılacağı, diğer mekanizmalara yönlendirilmeyeceği belirtiliyor zaten. Dolayısıyla piyasalara 'ben sizinle uyumlu çalışacağım' mesajı verildi."

"Temel sorunumuz faiz oranları değil"

Bunun çözüm olmayacağını da ekleyen Karatepe, Türkiye'nin enflasyonunun bu şekilde kontrol altına alınamayacağını, TL'ye güvenin sırf bununla sağlanamayacağını ve yabancı yatırımcıya güven vermeye yetmeyeceğini kaydetti ve sözlerine şöyle devam etti:

"Temel sorunumuz faiz oranları değil. Bu oranları belirleyen karar mekanizması ile ilgili sorunlarımız var. Türkiye'nin yönetim modeli ile ilgili sorunlar var. Bunlar değişmediği sürece kalıcı bir sonuç oluşmaz."

Erdoğan'ın TOBB konuşması sonrası bu adımın gelmesini "çaresizliğinden dolayı taviz vermek durumunda hissediyor" diyen Karatepe, faize ilişkin düşüncenin yanlışlığının itiraf edildiğinin görülmediğine ve kabahatin bir önceki MB başkanına ve ekonomi bakanına yıkılarak durumdan çıkılmaya çalışıldığına dikkat çekiyor.

Özerklik konusunda ilişkin olarak da Karatepe, bu noktada sorulan tek sorunun artık sadece "Cumhurbaşkanı göreve yeni gelenlere ne kadar bir hareket alanı açacak?" sorusu olduğunu ifade etti.

Faizlerin yükselmesinin ekonomide olumsuz etkilerinin görülmeye başlanacağını da belirten Karatepe, pandemi dönemi ile birlikte Türkiye'nin büyüme rakamlarının 2021'İn ilk iki çeyreğinde de oldukça düşük seyretmesini beklediğini söyledi.

Daha mevcut olan kanunun bağlayıcılığı yokken reform söylemi anlamlı olmuyor
Yalçın Karatepe

Yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyor olduğu bir ülkede reform söylemlerinin samimiyetine inanmadığını dile getiren Karatepe sözlerini şöyle bitirdi:

"Piyasayı yönlendirmek için yapılan hareketler kalıcı olmaz. Reform lazım ama reform nedir sonuçta kanun çıkaracaklar. Şimdi mevcut olan kanunların bağlayacılığı yoksa yeni kanuna uyulmasını nasıl sağlayacaksın ki? Güveni nasıl sağlayacaksın? Anlamlı olmuyor. Önemli olan hukuk metinlerinin lafzı değil onların ruhunun hayatta karşılık bulması. Bu da Cumhurbaşkanı'nın vereceği izinle mümkün oluyor. İzin verilmezse reform falan olmuyor."

"Sürpriz olmadı, derde derman da olmadı"

Konuya ilişkin görüşlerini aktaran bir başka uzman ekonomist-yazar Mustafa Sönmez de gelişmeyi 'beklenen bir faiz artışı' olarak değerlendirdi ve şunları söyledi:

"Sürpriz olmadığı gibi çok derde derman da olmadığını söylemek lazım. Faiz artışları genelde enflasyonla ilişkilendirilir. Şu anda enflasyon resmi verilere göre yüzde 12, dolayısıyla şimdi TL'de mevduatı olanlar şunu hesap edecekler: Biz dolarımızı bozdurup TL'ye geçersek alacağımız getiri enflasyonla baş edip bize bir para kazandıracak mı? Bunun için tabi önce açıklanan enflasyon rakamlarına inanıyor olmaları lazım, doların tekrar yükselme ihtimali kalmadığını düşünüyor olmaları lazım. Halbuki bakın rakam açıklandıktan sonra önce 7.50'ye düştü ardından yeniden 7.60'a doğru çıkmaya başladı. Demek ki yeterince ikna edici bir durum yok."

Verilen taviz açık söylenmeyen bir özeleştiridir
Mustafa Sönmez

Yapılan faiz arttırımını 'arızalı uçağın piste indirilmesi' olarak yorumlayan Sönmez, enflasyon yükselmeye devam ettiğinde bu faizin de çok anlamı kalmayacağına dikkat çekti. Sönmez de bu adımın bir taviz olarak değerlendirirken "Açık söylenmeyen bir özeleştiridir bu" şeklinde tanımladı.

Önemli olanın bu adımın arkasında durulup durulmayacağı olduğuna vurgu yapan Sönmez sözlerine şöyle devam etti:

"Bakın enflasyon artmaya devam edecek. Bu olduğunda ve faizler yetersiz kaldığında tekrar faiz arttırılacak mı? Dolayısıyla 'bekle-gör' dışında bir seçenek yok. Bunları 2018'de yaşadık o nedenle kolay değil. Erdoğan'ın gel-gitleri ile alakalı bir durum. Yaşanarak görülecek. Dışarıdan para gelecek mi yatırımcı gelecek mi göreceğiz.

Ekonomi ve iş hayatının gidişatına yönelik Karatepe ile benzer öngörüde bulunan Sönmez faiz artışıyla durgunluğa girileceğini, tüketim ve yatırımın düşeceğini ve bu nedenle 2021'in ilk yarısının düşük bir performans sergileyeceğini ifade etti.

"Kararın tek yararı sadeleştirme oldu"

Gelişmeye ilşkin bir uzman yorumu da sosyal medyada Mahfi Eğilmez'den geldi. Eğilmez "Bu durumda zaten yüzde 15'de olan MB ortalama faizi değişmezken kararın tek yararı sadeleştirme oldu." şeklinde değerlendirmede bulundu.