Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

AB liderler zirvesi öncesi Ankara'dan verilen mesajlar Brüksel'de nasıl karşılık buldu?

Türkiye ve AB bayrakları
Türkiye ve AB bayrakları   -   ©  AP Images/European Union-EP
Metin boyutu Aa Aa

Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilişkileri etraflı olarak masaya yatıracağı aralık ayı liderler zirvesi öncesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan "Avrupa bizim stratejik önceliğimizdir" mesajı gelmiş ve akabinde İbrahim Kalın 20 Kasım'da temaslar için Brüksel'e gönderilmişti.

Brüksel'de Konsey, Komisyon ve Dış İlişkiler Servisi ile görüşmeler yapan Kalın da burada, Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik öneminin giderek arttığını, ilişkilere yeni dinamizm kazandıracak, iş birliğini artıracak ve karşılıklı güven ilişkisini güçlendirecek yeni ve somut adımlara ihtiyaç duyulduğu mesajlarını iletti.

Taraflar arasında 'pozitif gündem' söylemi ile başlayan ancak ilişkilerde herhangi bir iyileşme sağlamayan, aksine her geçen gün daha da gerilen Brüksel-Ankara hattında son olarak Ankara tarafından yapılan bu girişim Brüksel'de nasıl karşılandı? 'Stratejik öncelik' mesajı hakkındaki düşünceler ne yönde? Zirve öncesi atmosferi ve gelinen son durumu araştırdık.

Konuyla ilgili Euronews Türkçe'ye konuşan üst düzey bir Komisyon yetkilisi, Erdoğan'ın açıklamalarının günün gereksinime göre oluşan bir retorikten ibaret olduğunu ve hiçbir üye ülkeyi ikna etmediğini, kimsenin bu söylemleri ciddiye almadığını belirtti ve şöyle konuştu:

"Türkiye'nin son yıllarda attığı adımların hemen hepsi AB'nin değerlerine ve çıkarlarına ters. Sayın Erdoğan'ın söylediklerini ciddiye alan, güvenilir veya kayda değer bulan hiç kimse yok artık burada."

"En yapıcı yaklaşmak isteyenler bile suratlarına tokat yediklerini gördüler"

Komisyon yetkilisi, sadece Macaristan'ın ideolojik sebeplerle Türkiye'ye bir ölçüde sempati duyduğunu ve zirvede Türkiye'ye destek olabileceğini belirtirken, benzer şekilde AB değerleri ile örtüşme sorunu yaşayan Polonya'nın Türkiye konusunda Macar hükumeti gibi ideolojik bir sempatisinin bulunmadığı sadece başka konularda kendi menfaatleri gereği Türkiye'ye olası yaptırım kararlarını bloke edebileceğini kaydetti. Yetkili sözlerine şöyle devam etti:

"Aylardır tek bir olumlu gelişme dahi yaşanmadı Türkiye konusunda. Ankara ile daha yumuşak, daha toleranslı bir ilişki isteyenler, bunun için olumlu angajmanlara girmenin, pozitif stimülasyonlar yaratmanın daha akılcı olduğunu düşünenler bile karşılık olarak sadece suratlarına tokat yediklerini gördüler. Avrupa'da artık soru şu: Erdoğan'ın bu tutumda daha ne kadar ileri gitmesine müsaade edilecek?"

Avrupa Birliği Deniz Kuvvetleri'nin Akdeniz'deki Irini Operasyonu'nu örnek veren yetkili, Libya'ya gönderilen silahlar konusunda Erdoğan'ın aslında AB'nin limitlerini ve sabrını sınadığını ileri sürerek AB'nin de ona limitin ne olduğunu göstermek durumunda olacağını düşündüğünü söyledi.

Irini Operasyonu nedir?

Birleşmiş Milletler'in Libya'ya silah kısıtlaması uygulaması amacıyla 31 Mart 2020'de başlattığı IRINI Operasyonu, Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası çatısı altında bulunan bir Avrupa Birliği askeri operasyonu.

"İlişkiler son verilen mesajlardan ibaret değil, söylenmiş her şeyi dikkate alacağız"

Konuya ilişkin konuşan bir Avrupa Konseyi yetkilisi ise şu günlerde Dış İlişkiler Servisi ile birlikte hem pozitif gündem için hem de olası yaptırımlar için farklı farklı seçenekleri içeren çerçeveler oluşturulduğunu, ancak günün sonunda bu çerçevelerden hangisi üzerinden görüşmelerin ilerleyeceğine veya tamamen farklı bir yol haritasına liderlerin bizzat zirvede karar vereceğini belirtti.

Konsey yetkilisi Erdoğan'ın son pozitif mesajlarına ilişkin olarak ise şunları ifade etti:

"AB liderleri kesinlikle bu son ton değişikliğini fark ettiler ancak elbette biz kelimelerin arkasındaki mesaja bakıyoruz. Geri planda olan bitene dikkat ediyoruz. Fransa, Yunanistan ve Kıbrıs gibi üyelerin son aylarda yaşadıkları sıkıntılara da bakıyoruz ve onların altını çizdikleri meseleleri de göz önünde bulunduruyoruz. AB-Türkiye ilişkiler sadece son söylenen sözlerden ibaret değil. Biz bugüne kadar söylenmiş her şeyi ve atılmış tüm adımları dikkate alacağız."

Gizli gizli IMF ile görüşmeler yapıldığı biliniyor

Türk kökenli Alman Sosyal Demokrat Avrupa Parlamenteri İsmail Ertuğ da son açıklamaların inandırıcı olmadığını belirterek şöyle konuştu:

"Örneğin buradaki Fransız arkadaşlarımız kendi cumhurbaşkanlarıyla aynı ideolojide aynı siyasi görüşlerde olmamalarına rağmen söylenen sözleri çok kırıcı bulmuşlardı. Avrupa'ya karşı birçok benzer kırıcı ve sert söylemin ardından açıkçası tutmadı. Hatta parlamento içerisinde önemli görülüp tartışılmadı bile. Türkiye'de olup bitenleri tabi ki buradaki uzman arkadaşlarımız gayet iyi biliyor. İktidarın ne kadar zor bir durumda olduğunu, ekonomik olarak çöküşün eşiğinde olunduğunu, gizli gizli IMF ile görüşmeler yapıldığını biliyorlar dolayısıyla o yüzden de çok ciddiye alınmıyor. Sıkışan bir iktidardan geldiğini biliyorlar."

"Yaptırımlar arttırılacak"

Yaptırım söylemlerinin bu defa ciddi olduğunu iktidarın bildiğini düşünen Ertuğ, son söylemlerin bundan dolayı geliştirildiğini ileri sürerek bu son dakika çabalarının yeni yaptırımları engellemeyeceğini şu ifadelerle dile getirdi:

"Ben daha fazla yaptırım olacağı kanaatindeyim. Agresif ve emperyalist bir Türkiye'nin geri itilmesi gerektiği kanaati mevcut. Bu yaptırımların içerisinde yapıcı parçalar da bulundurulabilir elbette ancak Almanya'nın dönem başkanı olmasından ötürü kulağımıza gelen şeyler var bundan dolayı söylediklerime güveniyorum."

Euronews Türkçe'ye konuşan Komisyon Sözcüsü Peter Stano da söylenen sözlerin uygulamalar ile uyumlu olması gerektiğini kaydetti ve "Avrupa'nın bir parçası olmak konusunda samimiyeti gösterecek olan aksiyonlar bekliyoruz" dedi.

Parlamento'nun Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ise Ankara'dan gelen bu son olumlu mesajlara ilişkin şimdilik bir yorumda bulunmak istemediğini iletmekle yetindi.