Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu, Türkiye'den 43 başvuruyla ilgili 'hak ihlali kararı' verdi

BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu'na Ankara'dan yanıt
BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu'na Ankara'dan yanıt   -   ©  Ichigo121212 / Pixabay
Metin boyutu Aa Aa

Birleşmiş Milletler (BM) Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu, Türkiye’den yapılan başvuruları acil eylem prosedürü ile işleme alarak, Ankara'nın Uluslararası Siyasal ve Medeni Haklar Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti.

Türk hükümetine 10 Kasım'da bir mektup yollayan Çalışma Grubu, Ankara'dan iki ay içinde konuya ilişkin açıklama yapmasını istemişti. Sürenin dolması üzerine Çalışma Grubu'nun raporu ile Ankara'nın yanıtı kamuoyuyla paylaşıldı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklanan 43 kişinin dosyasını inceleyen Çalışma Grubu, daha önce verilen emsal kararlar ışığında, bu kişilerin adli işlemleri boyunca; söz konusu sözleşmenin işkence ve kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkını kapsayan maddelere aykırı davranıldığını tespit etti.

Türkiye hükümetine hitaben hazırlanan raporda, darbe girişiminin güvenlik güçlerince yapılmasına rağmen hemen ardından, aralarında akademisyen, doktor ve hakimlerin de olduğu binlerce kişinin "Fethullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ)" üye olma suçlamasıyla tasfiye edildiği ve gözaltına alındığı yazıldı.

Arama izni veya celp olmadan evlere baskın düzenlendiğini ve kişilerin keyfi gözaltına alındığını yazan Çalışma Grubu, gözaltı kararları çıkarılması halindeyse şüphelilere yöneltilen suçlamaların somut delillere dayanmadığını vurguladı.

İncelemer sonucunda, raporda adı geçenlerin avukatla görüşme haklarının kısıtlanması, istedikleri avukat yerine barodan avukatın atanması, avukatla görüşmelerin kayıt altında gerçekleşmesi, yine avukat hakkının geçerli bir neden olmaksızın reddedilmesi, savunma için yeterli zamanın ve şartların başvuruculara tanınmaması emsal kararlarda birçok kez hükmedildiği üzere, Uluslararası Siyasal ve Medeni Haklar Sözleşmesi’nin 14'üncü Maddesinin ihlali olarak görüldü.

Çalışma Grubu, OHAL döneminde gözaltı süresinin toplu halde ve kalabalık ortamlarda geçirilmesini, temel ihtiyaçların karşılanmasında sıkıntıların yaşanmasını 7'nci Maddeye aykırı buldu.

Hüküm giyenlerin "FETÖ üyeliğinin", ByLock kullanmak, Bank Asya'da hesap açmak, Zaman gazetesine abone olmak, çocuklarını Gülen cemaatinin okullarına göndermek gibi delillerle saptanmasının hukuka aykırı olduğunu kaydeden uzmanlar, bu tür faaliyetlerin suç teşkil etmediğinin aksine Kişisel ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesiyle koruma altına alınan haklar olduğunun altını çizdi.

Ankara'ya gönderilen raporda, mevzu bahis kişilerin yargılanma süreçlerine dair ayrıntıların yanı sıra tutuklu hamile veya çocuklu kadınların durumu ile ilgili bir dizi soruya da cevap istendi.

BM makamlarının hak ihlali tespitinde bulunduğu başvurucular arasında kapatılan Zaman Gazetesi yazarlarından Ali Ünal, Fethullah Gülen’in avukatı Nurullah Albayrak, sokak eylemleriyle gündeme gelen Melek Çetinkaya’nın oğlu Harbiyeli Furkan Çetinkaya ile hamile ya da yeni doğum yapmış birçok tutuklu da yer alıyor.

Ankara'dan yanıt: İddialar temelsiz

16 Aralık2020 tarihinde BM Çalışma Grubu'na bir mektup yollayan Ankara ise yanıtına 15 Temmuz darbe girişiminin altını çizerek başladı.

"Darbe girişiminin arkasında olmakla suçladığı Fethullahçı Terör Örgütünün kritik devlet kurumlarına sızdığını, demokrasiyi yıkarak iktidarı darbe ile ele geçirmek istediğini" ve o gece yaşanan saldırılarda 251 kişinin hayatını kaybettiğini belirtilen Türk hükümeti, demokrasiyi tesis etmek ve hak ve özgürlükleri korumak için devlet kurumları, yargı ve ordudaki tüm "FETÖ mensuplarının kökünün kazınması" gerektiğini yazdı.

Ankara, bu doğrultuda ilan edilen ve 19 Temmuz 2019'a kadar süren Olağanüstü Hal (OHAL) boyunca uluslararası insan hakları yükümlülüklerini yerine getirdiğini, aynı zamanda BM ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kurumlarla da diyaloğu ve iş birliğini sürdürdüğünü savundu.

Açıklama mektubunda, adil yargılanmaya dair iddialara "kişilerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu" ve "OHAL Komisyonunun kurulduğu" yanıtı verildi.

Çalışma Grubu'na yazılan beyanda "FETÖ'nün işlediği suçları örtbas etmek için kendini insan hakları mağduru olarak göstermeye çalıştığı" öne sürüldü. Mektupta "FETÖ üyeleri, Türkiye aleyhine yaydıkları yalan suçlamalarla uluslararası kamuoyunu kasten manipüle ediyor" ifadeleri yer aldı.

Ankara, keyfi gözaltı ve tutuklama, işkence ve ortadan kaybolma gibi iddiaların temelsiz olduğunu vurguladığı yanıtında, insan hakları ve özgürlükleri korumayı sürdüreceğini yazdı.