Son Dakika
Bu içeriğe bulunduğunuz bölgeden erişilemiyor

Pandemide evden çalışan kadın gazetecilerin iş yükü daha da arttı, ev içi emek yok sayıldı

 Dilek Gul
Evden çalışan kadınların iş yükü arttı
Evden çalışan kadınların iş yükü arttı   -   ©  AFP
Metin boyutu Aa Aa

Türkiye’de geçtiğimiz ay 24 kadın gazeteci gazetecilik faaliyetlerinden ötürü yargılandı. Toplamda 35 kadın gazeteci ise sahada haber takibi yaparken saldırıya uğradı, gözaltına alındı ve çevrimiçi karalama kampanyalarıyla karşı karşıya kaldı.

Sadece ocak ayında kadın gazetecilere yönelik en az 60 fiziksel saldırı, yasal yolla taciz, gözaltı, tutuklama ve çevrimiçi saldırıları yaşandı. Gazetecilikte Kadın Koalisyonu’nu verilerine göre şubat ayında bu sayı 97'ye yükseldi.

Şu anda 10’u İran, 7’si Türkiye’de olmak üzere dünya çapında 48 kadın gazeteci cezaevinde. Yine 40’a yakın kadın gazeteci de sosyal medya paylaşımları, haberleri nedeniyle yargılanıyor.

''Kadın gazetecilerin yaşadığı şiddet günden güne artıyor''

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na bağlı Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası DİSK Basın İş) Genel Sekreteri Özge Yurttaş'a göre kadın gazetecilerin sahada karşılaştıkları şiddet giderek artıyor. Nedenini ise şöyle açıklıyor:

''Kadınlara yönelik ayrımcılık her alanda olduğu gibi gazetecilik sektöründe bilhassa da sahada kendini gösteriyor. MEDAR’ın “Yerel Medyada Kadın Gazeteci Olmak: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” raporuna göre sahada ayrımcılık kadın gazetecilere saha görevi verilmemesi ile başlıyor. Saha için ağırlıklı olarak erkek gazeteciler görevlendiriliyor. Bunda sahadaki zorlu çalışma koşullarının kadınlara göre olmadığı fikrin yaratan toplumsal cinsiyete dayalı imaj ve algıların etken olduğunu hepimiz biliyoruz. Öte yandan kadınların sahada taciz, şiddet, engelleme uygulamaları ile daha fazla karşılaştığı, güvenliklerinin daha riskli olduğu görülüyor. Fiziksel engellemeye, fiziksel ve sözlü şiddete daha fazla maruz kalmaları söz konusu. Bu sorunun günden güne artması ülkedeki hem basına yönelik engelleme ve saldırıların yoğunlaşması hem de kadına yönelik şiddetin tırmanması ile ilgili.''

DİSK Basın İş: Kadın gazeteciler haklarını savunmak için ortak dayanışma göstermekte zorlanıyor

Bu şiddete ve karşılaştıkları zorluklara rağmen kadın gazetecilerin haklarını savunma noktasında başarılı bulmuyor Yurttaş.

''Her şeyden önce Türkiye’de gazeteciler haklarını savunma konusunda başarılı değil. Basın yayın alanı en küçük iş kollarından birisi olduğu halde sendikal açıdan örgütlenme oranının en düşük olduğu 3 iş kolundan birisi. Üstelik sendikaların önemli bir kısmı da toplumsal cinsiyet körü bir algıya sahip. Kadınların sendikalara kendi sorun ve gündemlerini taşıyıp tartışabildiği, söz ve karar hakkı bulunan kadın komisyonu, kadın meclisi gibi örgütlere yer vermiyor. Yönetimlerde kadın kotası gibi en temel eşitlikçi mekanizmaları bile işletmiyor. Bu durum kadın gazetecilerin kendi haklarını savunmak için ortak dayanışma göstermesini de zorlaştırıyor.''

Kadın gazetecilerin karşılaştığı önemli bir diğer sorun da erkek meslektaşları ile aynı ücreti alamaması. Yurttaş, Türkiye istatistik Kurumu ile ILO Türkiye Ofisi iş birliğinde yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de aynı işi yapan kadın ve erkekler arasındaki ücret farkının yüzde 15.6. olduğunu ve bu farkın medya sektöründe de ortaya çıktığını ifade ediyor.

Pandemi kadın gazetecilerin iş yükünü arttırdı

Sadece mesleklerini yaptıkları için sayısız zorlukla karşılan kadın gazeteciler bir de pandeminin getirdiği zorlukları göğüslemek durumunda kaldı.

Gazetecilikte Kadın Koalisyonu’na göre, bu dönemde kadın gazetecilerin en önemli sorunlarından biri de ciddi toplumsal cinsiyet ayrımcılığına maruz bırakılması.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu da bu ayrımcılığı hazırladığı bir anket ile ortaya koyuyor.

Ankete katılan seksen kadın gazetecinin verdiği yanıtlara göre, kadın gazetecilerin yaklaşık yüzde 75’i pandemiyle beraber evden çalışmaya başladı. Ve bu durum günlük yaşamla iç içe geçen ev içi kadın emeğine artık ücretli kadın emeğinin de eklenmesine neden oldu.

TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu: Pandemide kadın gazetecilerin ev içi emeği yok sayılıyor

TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonuüyesi Gülfem Karataş'a göre Türkiye'deki kadın gazeteciler toplumun geri kalan kadınlarından daha farklı sorunlar yaşamıyor. Karataş, toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı görünmeyen ev içi emek sorununu ilk sıraya alıyor.

''Çocuk bakımı veya yaşlı bakımı gibi konular kadınlar üzerinde bir yük. Bugün açıkladığımız raporda pandemi sürecinde kadınların görünmeyen ev içi emeğinin nasıl yok sayıldığını, o yükü kadınların omuzladığını ortaya koyduk. Kadınlara mesela evde iş bölümü yapıp yapmadıklarını sorduk. Yüzde 53'e yakını 'evet yapıldı' dedi. Ama evde iş bölümü olarak eşin bakkala gitmesini, sofrayı toplamasını kastediyorlar. Ancak yemek, temizlik, çocuk bakımı gibi durumlar yine kadın gazetecilerin üstünde. Ne kadar haklarımızı biliyoruz desek de toplumun geri kalan kadınlarından farklı bir şey yaşamıyorlar. Pandemi sürecinde bu daha da arttı çünkü evden çıkamıyoruz. Herhangi bir sosyalleşmemiz söz konusu değil. Ve pandemi ile birlikte gazeteciler daha fazla çalışmaya başladı. Ve artan bu iş yükü kadınları daha da yıprattı.''

Özellikle pandemi sürecinde esnek çalışma saatlerine geçmek zorunda bırakılan pek çok kadın gazeteci özel hayatları ve iş hayatlarına dair de bir denge kuramadı.

Karataş, TGS anketine katılan bazı kadın gazetecilerin izin günü kavramının ortadan kalktığını, bazıları da evden çalışma gerekçe gösterilerek yıllık izin hakkının verilmediğini aktardığını söylüyor.

''Artan iş yüküne rağmen ücretler değişmedi''

DİSK Basın İş Genel Sekreteri Özge Yurttaş pandemi nedeniyle evden çalışmaya geçen kadın gazetecilerin artan iş yüküne rağmen ücret düzeyinde bir değişiklik olmamasına vurgu yapıyor.

''Ücretli işleri için çalışma süreleri artarken öte yandan patriarkal iş bölümü yüzünden ev içi işler konusunda da yükler arttı. Öte yanda artan iş yüküne rağmen ücret düzeyinde değişiklik olmaması, üstüne evden çalışmayla beraber artan ev ve fatura masraflarının durumu daha da zorlaştırdığını söylemek mümkün. Yine evden çalışmanın ekipman eksikliği, yetersiz donanımla iş yapma sorunu yarattığı biliniyor. Pandemi döneminde uzaktan çalışmaya geçmeden sahada veya iş yerinde çalışmaya devam eden kadın gazetecilerin ise her zaman yaşadıkları olağan sorunların yanı sıra salgın karşısında sağlıklarını kaybetme riski ile de karşı karşıya kalması söz konusu. Koruyucu ekipman ve donanım temininin yetersiz ve eksik olması, önlemlerin eksik veya hiç alınmaması nedeniyle kadın gazetecilerin hastalığa yakalanma riski de yüksek oldu.''

Türkiye'de ve dünyada sektörün yarısını oluşturan kadın gazetecilerin medyanın tepe noktalarında yeterince yer bulamamasını ise patronların ve eşlerin özel hayatına fazlasıyla müdahale etmesine bağlıyor TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu üyesi Gülfem Karataş.

Evde ve işte eşit iş dağılımıyla kadın gazetecilerin kariyerlerinde yükselmesinin ve de meslek içerisinde uzun yıllar kalmasının mümkün olduğunun altını çiziyor Karataş.

CFWIJ: 2020’de dünya çapında 701'den fazla kadın gazeteci şiddete uğradı

Dünyanın dört bir yanından kadın gazetecilere yönelik tehdit, taciz ve şiddet vakalarını belgeleyen CFWIJ, 2020’de dünya çapında kadın gazetecilerin başına gelen 701'den fazla şiddet unsurunu belgeledi.

138 kadın gazeteci sahada çalışırken fiziksel saldırı ve engelle karşılaştı. Koalisyon, 78 çevrimiçi karalama kampanyası, 24 cinsel taciz vakası kaydetti.

2020’de üç kadın gazeteci öldürüldü. Gazetecilerin 51'i tutuklanırken, 97'si gözaltına alındı. 92 kadın gazeteci yasal yollarla tehdit edildi. 37'si saldırıya uğradı. 40 kadın gazeteci devlet tarafından baskı gördü, 17’si sözlü tacize uğradı. 23 gazeteci iş yerinde taciz edildi. 10 kadın gazeteci ise cinsiyetçi saldırılarla karşı karşıya kaldı.

Bu yıl içerisinde iki kadın gazeteci kaçırıldı, dördü cezaevinde işkence gördü, dördünün akreditasyonu iptal edildi. Dört kadın gazeteci cinsiyetçi saldırıya maruz kalırken, dokuzu da ırkçı saldırıların kurbanı oldu.